2. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Beyza Boydaş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: 2. Bölüm

Bugün babamı ziyaret etme günümdü. Yani bugün değildi aslında ama onu çok özlediğim için yetkililerle konuşup ziyaret etme günümü erkene aldırdım. En sonunda yanına gittiğimde gayet iyiydi. Yanımda sadece iki parça kıyafet götürecektim. Kıyafetleri dün akşamdan ayarlamıştım. Yanıma almadığım tek birşey vardı , oda annemin babama yaptığı yemekler...

Eğilip masanın üstündeki yemekleri alıp çantama koyduktan sonra daha fazla beklemeden evden çıktım. Bugün işe gitmeyi hiç düşünmüyordum. Hatta bundan sonra o işe birdaha gitmeyi düşünmüyordum.

Kovulmaktansa istifa etmek daha iyi olur.

Adem abi benim gideceğimi anlayınca benden önce gidip arabanın kapısını va bagajını açmıştı. Ona kafamla selam verdikten sonra elimdeki poşetleri arabanın arka koltuğuna bırakıp sürücü koltuğuna oturdum. Arabayı çalıştırır çalıştırmaz merti aradım.

" efendim başkan"
" babamın yanına gidiyorum gelmek istersen diye aradım." Anında cevap verdi.
" gelirim gelmez olurmuyum "
" iyi nerdesin alıyım seni"
"Daha yeni çıktım kapının önündeyim. " tamam deyip telefonu kapattıktan sonra mertlerin evine doğru sürdüm. Merti uzaktan gördüğümde arabayı yavaşlatmak için yavaşça frene bastım. Onun yanına geldiğimde çoktan durmuştum bile. Mert arabaya bindiğinde arabayı tekrar çalıştırdım. Yolda giderken aklımdan geçenleri merte anlattım. " başka bir iş bulalım " dediğimde oyanlarcasına başını salladı. " haklısın " ne bir iş bulacaktık ama bu iş nerde olacaktı ne olacaktı bunları daha bilmiyorduk. Bildiğim tek bir şey vardı bir daha o kafeye gitmeceğim.

Evet bir daha ölsem bile beni oraya kimse götüremezdi.
( eray götürecek )

)()())

Hepimiz şaşkınlıktan konuşamıyorduk. Babamın yanına onu görmeye gittiğimizde babamın tüm borçlarının ödendiğini öğrendik. Bunu kim? neden yapmıştı? Polisten öğrendiğim kadarıyla babamın şirketine ortak olan hiçkimse yoktu o yüzden onlar ödedi diyemezdik. Peki kimdi? Babam bile şaşkındı. " bu nasıl oldu baba " babam arabanın içinde delirmek üzereydi. Bunu yapan her kimse bir amaç için yaptığı çok açıktı.

Kimse babasının hayrına dağ kadar borcu ödemezdi değil mi?
Bakkal borcumu sanki bu ?

Babam hapisten çıktığına bile sevinememişti. Sabahtan beri bunu kimin yapabileceğini düşündü durdu. Mert arkdan " Faruk amca dedinya bunu kim yaptıysa çıkar için yapmıştır diye düşmanlarından biri olamaz mı ?" Babam başını salladı. " zaten dostum olmadığına göre geriye tek bir seçenek olarak bu kalıyor ." Babam iş mevzularını asla eve yansıtmayan biriydi. Bize ne o gün olanlardan nede başka bir gün olan olaydan asla bahsetmiyordu. Bizde bundan dolayı kimin düşmanı kimin dostu bilemiyorduk.

Arabanın direksiyonun sağa çevirip evin bahçesine giriş yapınca Adem abi kapılarımı açmaya geldi. Babamı gördüğüne sevinir diye düşünmüştüm ama sanki daha çok içine bir sıkıntı düşmüştü gibiydi. Bu durum beni biraz afallatmıştı. " buyurun efendim. " babamın kapısından sonra hepimizin kapısını tek tek açtıktan sonra babama " Faruk bey sizinle biraz konuşmam gerekiyor" babam başını sallayıp bize döndü. " siz içeri geçin kızım ben geliyorum. Annende birden söyleyip yüreğine indirmeyin bak " evet bu kadar bekleyişten sonra annem heyecandan kalp krizi geçirebilirdi. Mertle birlikte içeri girerken kısık sesle " sen eve gidip kimin yapabileceğini araştır yarın buluşuruz " mert başını sallayıp gittiğinde bende eve girdim. Annem salonda yoktu. Demekki hala babamın kıyafetlerine sarılmış bir şekilde odada uyuyordu.

Annemin odasına girdiğimde tahmin ettiğim gibi uyuyordu. Babamın geldiğini şimdi öğrenmemesi daha iyiydi.

Annemin odasından çıkıp oturma odasına geçtim. Bu odaya en son babamın tutuklandığı sabah girmiştim. O günden sonra daha uğrammıştım. Çünkü yaptığım tek şey işe gitmek ve işten gelip uymaktı. Yemek bile yediğimi hatırlamıyorum. Babamın tekrardan eve gelmesi ne kadar iyi bir şey olsada bir o kadarda kötüydü.

Babamın odaya girmesiyle tüm dikkatimi ona verdim. Adem abiyle ne konuştuklarını bir hayli merak etsemde hiçbirşey sormadım. Babam artık telaşlı değildi, yüzünde telaştan çok korku ve düşünce vardı. Büyük bir ihtimalle Adem abi ona birşeyler anlatmıştı. Söylediği şey artık her neyse babamı korkutmuş onu bir ikilemde bırakmış gibiydi. Babam bir süre kendi içindeki savaşla uğraştıktan sonra başını kaldırıp bana baktı. Uzun uzun baktıktan sonra ne olduğunu anlamak için " birşey mi oldu baba ?" Diyebildim sadece babam derin bir iç çekip " yok kızım " sanki birşeyler saklıyordu.

" kim olabilir baba bu adamlar ?" Dedim hala inamayarak. " ah bir bilsem kim öderki benim borcumu " sorun o değildiki " baba sorun kimin ödediği değil bunu neden yaptığı önemli değil mi senede?" Babam sesli bir şekilde yutkunduğunda devam ettim. " illa bir çıkarı varki ödemiş yani " babam derin bir nefes aldı ve ela gözlerini bana dikti. " Kızım benim kafam allak bullak ben biraz dinleneyim " bu onun hakkıydı. Ama kafamda yerine oturmayan şeyler vardı. Babam artık eskisi kadar şasırmıyordu. Sanki ...sanki artık birşeyleri öğrenmiş gibiydi. Babam tam kapıdan çıkacakken " benden birşey saklamıyorsun değil mi baba " dediğimde olduğu yere donar gibi oldu. Babam benden bu zamana kadar hiçbir şey saklamamıştı. Annemden bile saklamıştı ama benen asla şuandada yapacağını düşünmüyorum umarım yanılmıyorumdur.

Babam bana dönerek zoraki bir şekilde gülümsedi . "Hayır güzel kızım sadece yorgunum " başımı salladım.

Neden bu sefer söyledikleri gerçek gibi gelmiyor? Neden aklımdaki bu şüphe ? Sadece benim bilmemem gereken bir şeymi bu ?

Babam odadan çıktıktan sonra bende arkamdaki koltuğa yaslandım. Başımı havaya doğru kaldırıp derin bir nefes aldım. Babamın benden birşeyler saklıyor düşüncesi beni delirtiyordu. Olanları kafamda biraz daha toparlamayı düşünüyordum ki çalan telefonla birlikte kendime geldim.

" evet mert " birşeyler bulmasını umud ettim içimden.
" bahar kardeşim kötü konuşmak istemem ama hiçbir kayıt yok. Belki işlerini banka üzerinden halletmişlerdir diye düşünüp mobesse kayıtlarına baktım ama yok. "
Duyduğum cevapla beraber gözlerimi kapattım.
" ne yapacağız peki ?" Dedim gerildiğim için elimi boynuma götürürken " yapacağımız tek şey beklemek şuan. Borcu ödeyen kişi ya da kişiler illa amaçları için Faruk amcayı bulacaklardır. " haklıydı " tamamdır mert gelişme olursa haber ver " verdiğim sıkıntılı nefesi duymuş olacakki. " Bahar iyimisin bak boynunu yine tahriş edeceksin gerilme henüz neye geriliyorsun yine " küçüklüğümden beridir ne zaman gerilsem elimi boynuma götürüyor ve kendimi çiziyordum. Bunun sonucunda ise boynumun sol tarafı hep tahriş oluyordu. Yara geçene kadar çok acı çeksemde yaram geçince aynı şeyi tekrarlıyorum. Bu iğrenç bir alışkanlıktı.

Gerilme sebebimi mertten saklamak doğru olmazdı o yüzden " babam benden birşeyler saklıyor mert bunu hissediyorum. " dediğimde bir süre sustuktan sonra " bu şüphen neyden kaynaklanıyor başkan " daha fazla konuşmak istemiyordum. Uyumak istiyordum bende " ben sana yarın detaylı anlatırım mert uyumaya ihtiyacım var " telefonda konuşulacak bir konu değildi bu hem ben böyle uzun konuları telefond anlatamıyordum. Belkide gerilme sebebim saçmadır sedece benim bir yanlış anlamamdır.

Telefonun diğer tarafından gelen klavye seslerinden mertin hala araştırdıgını anlamıştım. Demiştimya bu çocuk benden daha çok çabalayacak diye. " tamamdur başkan aha ben bu itleri bir bulayum sana haber edeceğum " sanki benim görebiliyormuş gibi kafamı salladım. " tamam ama sende dinlen yorulma fazla " bunu yapmayacağını ne kadar bilsemde söyledim belki beni kırmadan dediğimi yapar diye. Tamam diyerek telefonu kapattığında ayağa kalktım ve odama çıkmadan önce mutfağa girip bir bardak su almam gerekiyordu. Mutfağa girdiğimde dolaptan aldığım bardağı doldururken bahçeye bakan pencereye kaydı bakışlarım.

Oradaki babamıydı? Uyumaya gidicem dememişmiydi ?

Gördüğüm şeyin bir hayal olduğunu düşünerek gözlerimi kapatıp kendimi silkeledikten sonra tekrar açıp aynı yere baktım. Evet babam dışarıdaydı ve Adem abiyle konuşuyordu. Benden birşeyler saklama ihtimali gittikçe artıyordu.

Baba lütfen bunu yapma sana olan güvenimi yi e sana güvendiğim zaman yıkma bunu kaldıramam...

Ne konuştuklarını deli gibi merak etsemde bu merakımın beni kötüye çıkaracağını bildiğim için suyumu alıp odama çıktım.

Yaşadığım onca olaydan sonra ilk defa rahat bir uyku çekecektim. Yatağa girdiğim anda be kadar çok yorulduğumu farettim. Kafamdaki tüm kötü düşüncelerin yerine güzel anılar koyunca ilk defa rahatça ve gerçekten uyuyabileceğime emindim.

" Faruk!" Annemin bağırtısı beni daldığım uykudan şıçratmıştı. Galiba annem babamı daha yeni faretmişti. Ne yaptıkları tahmin edilmeyecek şeyler değildi. Annem babama sarılmıştı ve hala öyleydiler. Annemin şaşkın bağırışları kesildikten sonra gözlerimi tekrar kapattım ve bu sefer tekrar uykumun bozulmaması dileğiyle uyudum.

Akşam çok huzurlu uyuyacağıma çok emindim ama hiç öyle olmadı. Sabaha kadar kabus görmüş ve uyanmıştım. Ben işte böyle kötü düşündükçe düşüncelerim rüyama bile giriyordu.

Mertle işten istifa etmek için son bir kez lavanta kafeye gidiyorduk.ikimizinde morali fazla bozuk olduğu için hiç konuşmadık. Ben kendi kafamdaki şeylere yanarken oda kendi kafasında zaten var olan yangını söndürmeye çalışıyordu. Kafenin önüne geldiğimizde birlikte arabadan indik. Mert son kez " eminmisin ? " dedi. İlk defa yaptığım birşeyden bu kadar emindim. Başımı salladım. " hadi bitirelim şu işi. " içeri girdiğimizde direkt patronun odasına adım çıktık. Ama yukarı çıkmadan önce birşey dikkatimi çekmişti. Altuğun bana verdiği zarf hala aynı yerinde duruyordu. Belkide almayı unutmuşlardır diyerek kendimi geçiştirdim .

Üst kata ilk defa çıkıyordum işe alımları mert hallettiği için benim buraya kata çıkma ihtiyacım hiç olmamıştı. Ama bu katta fena değildi. Sadece bir tane oda vardı. Sanki o odaya özel yaptırılmıştır bu kat. Patronun odası. Zaten patronuna hiç görmemiştim bu zamana kadar.

Sanki yapışmıştı odaya ! Odada kapalı kaldıysan söylede kurtaralım ne bu kibir !

Üst katında alt kattan hiçbir farkı yoktu. Aynı şekilde gösterişli ve insanı içine çeken turden bir atmosferi vardı. Mert benim arkasında kaldığımı görünce " de hayde gelesun da " yaşadığım mahcubiyetle beraber yanına gittim. " geldim geldim kızma " patronun odasının önüne geldiğimizde mert kapıyı çalarak içerek girdi. Arkasından bende içeri girdiğimde gördüğüm kişiyle gözlerimi fal taşı gibi açıldı.

Bu Altuğ iyice sınırlarını zorluyordu. Hani patron bunun babası dedğilmiydi ?

Mert sesli bir şekilde sıkıntılı bir nefes aldıktan sonra " lan oğlum yine mi sen lan " yüzsüzlüğünde bu kadarı zaten bu çocuktan rahatsız oluyordum. Bana dün söylediği lafı merte söyleseydim şimdi yaşar miydi bilmiyordum?

"Ooo mert bey " bakışlarını bana çevirince gözleri kıyafetimdeki dekolteye gidince zorlukla tekrar bana çevirdi. " ve bahar hanım " bakışlarından rahatsız olduğum için çaktırmadan mertin arkasına geçtim.
" evet size bir çay söyleyeyim öyle konuşa-"  mert tahammülsüz bir nefes vererek altuğun lafını kesti. " hiç uzutmayacağım altuğ biz işten ayrılmak istiyoruz " altuğ kaşlarını havaya kaldırdı. " yaaa öylemi siz derken sen başka kim ?" Bunu sırf benimle konuşmak için yaptığı çok açıktı. Onun karşısında durunca taciz ediliyormuş gibi hissediyordum. O yüzden arkadan merti hafif çekiştirerek " ben burada durmak istemiyorum." Dediğimde mert cesaretlendirmek istercesine elini arkaya doğru uzattı ve elimi tuttu. Beni yanına çektiğinde yine o itin tam karşısına geçmiştim.

" ben ve bahar işte anlamayacak ne var. " Altuğ kapının yanındaki korumalardan birini çağırıp " Ahmet oğlum mert beyin ve bahar hanımın evraklarını getirin bakalım." 
Evraklar eline gelince ilk mertin evrağını açtı. " Daha bir hafta önce işe girmişin mert ne bu acele" mert boş konuşan ve fazla soru soran insanlardan nefret ederdi. Altuğ fazla boş konuşuyordu ve bu onu delirtiyordu. Avucumun içinde olan mertin elini sakin ol dercesine biraz sıktıktan sonra derin bir nefes alarak konuştum. " bizim işten çıkmamızla işe ne zaman girdiğimizin bir alakası olduğu düşünmüyorum. İşinizi biraz çokbuk yaparsanız seviniriz. " onunla konuştuğum için amacına ulaşmış bir şekilde  sevinerek " tabiki bir alakası yok sadece sormak istedim. " önündeki evraklarla birkaç değişiklik yaptıktan sonra ellerini masanın üzerinde birleştirip konuştu. " işlerinizi hallettim gidebilirsiniz " mertle birlikte arkamızı dönüp tam gidecekken " bir saha görüşmek üzere " mert kapıyı büyük bir hışımla açık kapatırken " siktiğimin piçi " dedi ve  pişmanlıkla bana özür dilekçesine baktı.  Elimi hala tutuyordu bunu farkettiğinde bile bırakmamıştı. Sanki benim yanında olunca rahatlıyordu. Bugün fazla gergindi ve fazla sinirliydi. Sanırım sevdiklerini özlemişti.

Üst kattan aşağı indiğimizde son kez etrafa baktım. Bu yere bir daha gelmek istemiyordum. Gerçekten mecbur bile kalsam buraya bir daha uğramazdım.

Mertle arabaya bildiğimizde mert " bahar beni mezarlığın orada bıraksana " tahmin etmiştim sevdiklerini özlediğini anca annesi ve arzu sakinleştirebilirdi onu. Arabanın anahtarını çeviriken ona başımı salladım. Bende özlemiştim Candan teyzeyle arzuyu benide bekliyorlardır şimdi.

Arabayla yolun yarısına geldiğimde mertin ,

Ah duman kara duman
Sardı dört yanumizi
Ander kalsun sevdaluk
Alacak canumizi
Oy gidi Karadeniz
Ander kalsun sevdaluk
Alacak canumizi

Şarkısını mırıldandığını duydum. Mert mırıldanışlarını kestikten sonra derin bir çekti. Annesinden sonra kimseyi sevmeyeceğim demişti ve sevgiye küsmüştü. Karşısına arza çıkınca sevgiye son bir şans daha vermişti ama bu hiçbir şeyi değiştirmemişti

Mezarlığın önüne geldiğimizde mert bana döndü. " sen gelemeyecekmisin? "  arabanın kilitli kapılarını açarken ona cevap verdim. " tabiki geliyorum in sen gelicem ben şimdi. " mert başını sallayarak arabadan indiğinde arka koltuktan siyah şalımı alıp başıma geçirdim. Bu arabaya sadece mert ve ben bindiğimiz için ikimizin eşyaları vardı. Ben hergün mezarı ziyaret ettiğim için her zaman yanımda şal bulunduruyordum. Çok olmasada bende sevdiğim birini kaybetmiştim.

Şalın ön kısmınıda dikiz aynasının yardımıyla düzelttikten sonra arabadan indim. Elimdeki anahtarla kapıları kilitleyip mezara baktım. Derin bir iç çektikten sonra içeri bir adım attım.

Acaba kimden sevdiği aldı? Ya da kaç kişiyi annesinden aldı ? Kaç ailenin ocağına ateş düşürdü? Bunu kimse bilemezdi. Buraya girerken bildiğim tek bir şey vardı. Herkesin üzüntüsü ve hayal kırıklığı bu mezarlardı .

Mert çok uzakta değildi. Yanına gittiğimde annesinin toprağına yatmış sessiz sessiz ağlıyordu. Annesinin gittiğini bir türlü kabullenememişti. Annesi öldüğünde küçük bir çocuk olması onun şimdiye kadar içinde olan acının geçeceği anlamın gelmiyordu. Annesi öldüğünde ne olduğu anlamamıştı ama zamanla onun geri gelmeyeceğini kabullenmişti. İçindeki en büyük acıda şuydu Annesi onu korurken ölmüştü...

Geçmiş

Sabahın erken saatlerinde mert kalkmış annesinin yatağının baş ucunda uyanmasını bekliyordu. Annesi merte dün geceden onunla birlikte markete gideceğine söz vermisti. Mert babası onu terk ettiğinden beridir doğru düzgün hiçbir yere gitmemişti. Annesine ne zaman babasından bahsetse  Annesi oğluna kızıyor ve onu yanından gönderiyordu. Zaten babası gittiğinde abiside gitmişti. Mert sürekli abisi ve babasıyla bir şeker dükkanına gidiyorlardı. O yüzden mertte abisini ve babasının orada kendini beklediği düşünmüştü. Bu yüzdende annesine yaklaşık 2 ay boyunca o şekerine gitmek için yalvarmıştı. Annesi en son kabul etmişti. İşte bu sabah babasını ve abisini görme umuduyla o şekrciye gideceği günün sabahıydı. Heyecandan hiç uyuyamayan mert kalkmış annesinin uyanmasını bekliyordu.

Uzun zamandır annesinin başında bekleyen mert artık sıkılmıştı ve annesini uyandırmaya karar vermişti. Annesinin sarı uzun saçlarını yüzünden çekip onu dürtüklerken "  ana ana.. " Annesi  ela gözlerini yavaş yavaş açarken bu saatte oğlunu başı da görünce birşey olduğunu sanıp hemen kalktı ve oğlunu kontrol etmeye başladı. " ne oldu kurban olduğum" mert annesinin telaşlı halini görünce " birşeyum yoktur anacum " Annesi  sakinleşince oğlunun yanına neden geldiğini aldığında "gideceğiz annecim " başını kaldırıp camdan dışarı bakınca gelen yağmur bulutları gördü. " ama bugün gidemeyiz gibi görünüyor tatlım. " dediğinde mertin neşeli yüzü bir anda soldu. Candan bunu görünce dayanamayıp " ama biz gideriz hadi kalk " Candan bir tek  oğullarına kıyamıyordu. Geriye kalan kimse onun için önemli değildi....

Mertin güzel yüzü yine neşeyle dolunca annesinin hafif şişmiş karnına bakarak "  benim anamun kızı olacağuna için çok şanslısın bebek kardeş." Dedi Annesi ona tebessüm edince oda annesinin yanağına bir öpücük kondurdu. Birlikte hazırlandıkltan sonra bahçeye çıktıklarında mert üşümüş bir şekilde kollarını birbirine tutuşturdu . Annesi bunu görünce içeriden merte özel ördüğü yeşil atkıyı getirip onun boynuna taktı. Mert kendini çok büyütuyordu ve kendine böyle çocuk muamelesi görmekten nefret ediyordu. O yüzden boynundaki atkıyı çıkarıp tekrar annesine uzattı " aha bunu alasun Candan ben bunu takmam büyüdum ula büyüdum daha ne yapacağum ben bunu " Annesi alınmak yerine oğluna tebessüm etti. " iyi sen bilirsin koçari " mertin yüzünde erkeksi bir ifade oluşunca Annesi gülümsedi. Birlikte merdivenlerden inip arabaya bindiklerinde mert arkasına yaslandı. Candan her ne kadar dışarı yansıtmasada içinde garip bir huzursuzluk vardı ama bunu oğlunu görmesini istemiyordu.

Mertin dediğine şekerciye geldiklerinde mert buraya gelme amacını unutmuş gibi eline kağıt bir kese alıp kendi zevkine göre şekerle seçmeye başladı. Şekerlerini sectiğinde elindeki dolmuş olan paketi satıcıya uzatıp eline bir kese daha aldı " buda anamla kardeşimedur" deyip en güzel şekerleri şeçip onuda şekerciye uzattı. Şekerci hesabı yaptıktan sonra Annesi ücreti ödemek için cüzdanından kartını çıkarırken mert " o paranu cebine atasun anacuğum ben ödeyeceğum şimdi. " Annesi kaşlarına havaya kaldırıp çıkardığı kartını geri cüzdanına koydu. Mert elini cebine atıp ne kadar para varsa çıkardı .  Annesi mertin bu kadar parayı nereden aldığını düşünürken bir yandanda onun her şeyi yapabileceği aklına geliyor ve kafasındaki tüm düşünceleri susturyordu.

Tekrar yoka çıktıklarında yağmur yağmaya başlamıştı. Yağmur i kadar çok ve hızlı yere düşüyorduki etrafta sanki sis varmış gibiydi. Candan her ihtimale karşı arbaya yavaş kullanıyordu çünkü arabanın kayma ihtimali çok fazlaydı. Ama buna rağmen Candan gelecek tehlikeyi hissetmiş olacakki merte " bana bir şey olursa abine  git " dediğinde mert şekerleri yemekle meşguldü. Ama Candan devam etti ." Abini bul ve birlikte bana gelin " dedikten sonra mertin başına bir öpücük kondurdu. Mert aslında bu sözlerin bu öpücüğün bir veda öpücüğü olduğunu bilmiyordu. Taki bir araba hızla kayarak onların arabasına doğru gelene kadar Candan hemen " mert yanıma gel! " Candan merti kolunun altına alıp kendini merte siper etti. Kayan araba onların arabasına büyük bir hızla çarpmış ve arabanın tüm parçalarına etrafa saçmıştı. Mert ne olduğunu hala anlamamıştı. Kendisi yere bakıyordu. Üstündeki ağırlığın Annesi olduğunu biliyordu ama omzuna akan o sıcak sıvının ne olduğunu bilmiyordu. " ana az çekilesun hele ezilecegum da şimdu" annesinden cevap gelmeyince yavaşça hareket etmeye çalıştı.annesini altından sıyrılıp arabanın kırılan camından dışarı çıkınca dışarıdan paramparça olmuş arabalarına baktı. Kaşlarını çatıp etrafına baktığında bir arabanın daha paramparça olduğu gordü. Sonra aklına annesinin hala arabanın içinde olduğu geldi. İçeri girip onu kurtaracaktı oysa...

Bir süre sonra arabalarının yanında başka bir beyaz araba belirdi. " faruk amcaa!" Mert faruk amcasını yanına çağırdı. Faruk mertin yanına gelince gayet telaşlıydı. Faruk mertin yüzündeki ufak çizikleri görünce onu kucağına alıp arabasına götürdü. Faruk geri gideccken mert " anamı geitesun faruk amca " faruk derin bir şekilde yuktunduğunda " tamam oğlum " dedi merte sesinde hiç umut yoktu. Faruk candanın yanına geldiğinde gördüğü şeylerle yüzünü buruşturdu ve bunun yanında korktu. Diğer arabadan gelen tüm camlar candanın yüzüne saplanmışken , en kötüsü vites karını delip içine girmişti. Bacağıda kırılmış olacakki yan dönmüştü. Ve en kötüsü o ölmüştü....

Ölmeden önce son isteğini ise oğluna söylemişti. Vasiyetini bir bir merte iletmişti. O oğullarını yanında görmek istiyordu. Kendisi olmayınca mertin abisini bulup onun yanına gitmesini istiyordu....

Ertesi gün Candan gömülürken çocukları getirmemişlerdi. Bahar ve mert hala evde candanı bekliyorlardı. Artık iki ufaklığında içine bir kurt düşmüştü .Birşey olmuştu ama ne ?akıllarına gelen en kötü ihtimal candanın sakatlanması ihtimaliydi. Nereden bilebilirdendiki onun çoktan öldüğünü. En kötüsüde mert annesinin o güzel yüzünün parçalandığını sürekli sevdiği kardeşinin bulunduğu bölgenin delindiğini ve en annesinde sevdiği şey olan o sarı uzun ve kusursuz saçlarının kanla boşandığı bilmiyordu.....

Günümüz

Mert başını koyduğu yerden kalmıyordu. Bu durumun süclusunun hem kendisinin hem abisinin hemen babasının olduğunu savunup duruyordu her seferinde. Ama bunun zaten her şekilde olacak olan bir son olduğu asla kabul etmiyordu. Yağmur atıştırmaya başlayınca ben başını kaldırıp " yağma her yağdığında benden birini alıyorsun yağma annem üşüyor sevdiklerini üşüyor yağma " mert yağmura resmen yalvarırken gözyaşlarına o güzel yeşil gözlerinden akın ediyordu. İster istemez benimde gözlerimden birer damla yaş düşmüştü.  " "üşüyor musun canım annem ha? " Annesi öleli neredeyse 14 sene olmuştu.14 senenin her ayının yaklaşık 15 günü ziyarete geliyordu.  Burnunu hafifçe çekip devam etti " bak senin istediğin gibi artık Karadeniz diliylede konuşmuyorum" elini 2 ay önce diktiği menekşeye uzattı " sevdiğin çiçeğide diktim " yüzündeki acızık gülumsemesi sönerken " bir tek abimi bulamadım be annem oda beni bulamadı. Ne kadar gayret etti beni bulmak için bilmiyorum ama ben onun uğruna seni feda ettim , umarım buna değer bir abidir" abisini annesinden sonrada çok aramıştı ama hiçbir şekilde bulamamıştı. Önceliği babası değil abisiydi. Mert annesinin toprağını son bir kez öperek azranın mezarına giderken bende Candan ablanın mezarının yanına oturdum. Elimi toprakta gezdirerek " Candan ablacım nasılsın ? " cevap veremeye eğini bile bile sanki cevap verebilecekmiş gibi ona zaman verdim."  Senin oğlun çok iyi birisi ikiki onu yetiştirmissin ve biliyorumki abiside kardeşi gibi biridir. Sen telaşlanma onlar senin yanına kendi oğullariyka birlikte gelecekler ve senin gibi bir anneleri olduğu için seninle gurur duyacaklar. " burnumun aktığını hissettiğimde ağladığımı farkettim. Burnumu çekip ayağa kalktım. Daha fazla oturursam beni kimse kaldıramazdı.

Mertin azranın mezarındaki yabani otlarla uğraşırken gördüğümde bende babaannemin mezarına doğru yüruyorümdki çalan telefonum beni durdurdu. Cebimden çıkardığım telefonu elime alınca babamın aradığı farkettim ve bekletmeden açtım.

" efendim babacım "
" Kızım seninle birşey konuşmamız gerekiyor "
Babam benimle neşeli konuşan birisiydi onu bu kadar telaşlandırmıs olan şey neydi ? " tamamdır babacım akşma konuşuruz " dediğimde babam hemen karşı çıktı. " hemen şimdi gelmen gerekiyor bahar " boğazıma takılan bu yumruda neyin nesiydi böyle ? Niye neler oluyordu ?" Tamamdır geliyorum " deyip telefonu kapattım ve cebime koydum. O sırada mertte eski haline dönmüştü. Sakindi ve yumuşaktı. " işin bittiyse gidelim mi ?" Başımı salladı" gidelim bahacığım" onun neşesini yerine gelince benimde neşem yerine gelmişti.

Babaannemin mezarına uğrayamadığim için ne kadar üzelsemde mertin neşesi beni tekrar düzeltmişti. Arabaya bindiğimizde de mutluydum ama evde beni bekleyen kargaşa ve kaosu hissedebiliyordum. Mert içindeki huzursuzluğu hissetmiş olacakki " ne olmuş benum arkadaşuma bakalum " güleceğimiz bildiği için böyle konuşmuştu ama ben mertjn böle konuşmasına bile gülmemiştim. Elimi stresle boynuma götürdüğümde mert elimi tuttu " sakın bahar yapma şunu kendine ne oldu yine anlat bana " Gözlerimi kapattım derin bir nefes aldım. " babam beni çağırdı, birşey konuşmak istiyormuş " mert omuz silktikten sonra " e ee ne var bunda "
"Bilmiyorum mert birşeyler doğru gelmiyor babam benden birşeyle saklıyor gibi sanki beni kendine düşman edecek birşeyler yapacakmış gibi hissediyorum." Dedim tek düze bir sesle. Mert gözümün önüne gelen saçlarımı elini tersiyle kulağımın arkasına  attıktan sonra " yok öyle birsey o senin babam öyle birşey yapmaz hele senden hiçbirşey saklamaz" dediğinde içim ne kadar mertin söylediklerine inanmasada gülümsedim.

Babam öyle biŕşey yapmazdı. Ona düşman olmak istemiyordum. Onunla filmlerdeki gibi güzel baba kız ilişkisi yaşamak istiyorum. Beni zorla birşey yapmaya alıkoysun istemiyorum.....

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18