3. bölüm / 5
Gölgemde SaklısınKoruyanlar ve sahip olanlar
Bölümler 5Şu an: Koruyanlar ve sahip olanlar
- 1 Giriş160 kelime
- 2 Aynı gece1.266 kelime
- 3 Koruyanlar ve sahip olanlar2.486 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Sorgu1.661 kelime
- 5 Tanıtım68 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ebru korkmaz cinayeti soruşturması devam ediyordu. Ama mesaim bitmişti ve evde kahvemi yudumluyordum . Kafamdan tüm soruları atmaya çalişsamda o gece yardım ettiğim adamın katil olabilme ihtimali gitmiyordu kafamdan. Bi polis olarak bi suçluya yardım etme ihtimali...
En azından ismini öğrenmeliydim diye geçiriyordum kafamdan.
- saçmalama Lara her yaralı adam katil olma potansiyelimi taşıyor?
diye kendi kendime içsel çatişmalar yaşıyodum .
Abim geldi ve yanıma oturdu
-Ne düşünüyosun yine kara kara
- İşle alakalı kafamı karıştıran çok nokta var.
- Güzelim benim bu kadar yorma kendini üç gündür işten başka kafanı yorduğun bişey yok . Anlıyorum ince bi iş , önemli ama kendinide düşünmelisin .Biraz kafa dağıtmalısın.
- Ama abi-
- akşam dışarıya çıkıyoruz itiraz istemiyorum hadi hazırlan.
gerçekten içten bi şekilde gülümsedim
- emriniz üstüne Yiğit bey
diyerek kıkırdadım ve abimde gülümsedi
bi saatin sonunda hazırlanmiştım üstümde bordo dizlerimin biraz üstünde biten bi elbise vardı saçlarımı salık bırakmiştım zaten gayet Güzel duruyolardı makyajımında son dokunuşlarını yaptım ve aşağıya indim abim koltukta oturmuş beni bekliyordu siyah gömlek ve altınada siyah bi pantolon giymişti kumral saçlarını dağınık bırakmiştı ve yeşil gözleri herzamanki gibi onu çok karizmatik gösteriyordu .
- oo bu yakişikliliğin sebebini sorabilirmiyim.
yanına gittim kolunu omzuma attı ve alnımdan öptü .
- birazdan öğreneceksin güzellik.
- hadi bakalım
Kapıyı kapatıp apartmandan çıktığımızda hava beklediğimden serindi.
Yiğit arabayı çalıştırırken camdan dışarı baktım. Şehir her zamanki gibi umursamazdı.
- Abi... nereye gidiyoruz?
Göz ucuyla bana baktı, dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
- yav kardeşimle bi zaman geçiriyim dedim olamazmı neden bu kafar huzursuz oldun?
Cevap vermedim. İçimde anlam veremediğim bir huzursuzluk vardı.
Araba ilerledikçe kalbim de aynı hızda atmaya başlamıştı.
Çünkü ne kadar kaçmaya çalışsam da, o gece yardım ettiğim adamın yüzü...
hâlâ aklımdaydı.Araba ağır ağır şehir merkezine doğru ilerlerken,abimin sesi radyodaki müziği bastırdı.
- Telefonunu sessize al bu arada, dedi sakin ama net bir tonla.
- Neden?
- Bu gece işle alakalı hiçbir şey yok. Sadece biz.
İçimde istemsiz bir gülme isteği belirdi ama bastırdım. Polis olup da "iş yok" cümlesini bu kadar rahat duymak garipti. Camdan dışarı baktım. Sokak lambaları, vitrinler, kalabalık... Her şey normaldi.
Ama içimde bir şey, hiçbir şeyin normal olmadığını fısıldıyordu.
Arabayı loş ışıklı, şehrin daha sessiz bir sokağına park etti. Karşıda küçük ama şık bir mekân vardı. Dışarıdan bakıldığında fazla dikkat çekmiyordu ama içeriden yayılan sarı ışık ve kapı önünde duran birkaç insan, buranın sıradan bir yer olmadığını belli ediyordu.
- Burası mı? dedim.
- Evet. Eskiden çok gelirdik annen hayattayken, dedi kısa bir duraksamayla.
Kalbim sıkıştı. O konuya girmezdi normalde. ama ikimizde çok özlemiştik annemizi
İçeri girdiğimizde hafif bir caz müziği kulaklarımı doldurdu. Mekân kalabalık değildi. İnsanlar fısıltıyla konuşuyor, kahkahalar boğuk kalıyordu. Koyu renkli ahşap masalar, loş ışıklar...
Güzel bir yerdi. Fazla güzel.
Yiğit(abim) masaya doğru ilerlerken elini sırtıma koydu. Tanıdık, koruyucu bir hareketti. Oturduk. Garson içecek siparişimizi aldı.
- Abi, dedim sessizce, buraya neden geldik gerçekten?
abim cevap vermeden önce mekânı gözleriyle taradı. O an fark ettim. Bu bir alışkanlıktı. Çevre kontrolü. Polis refleksi.
Bu gece işle alakalı olmadığını söylemişti ama vücudu yalan söylüyordu.
-lara gerçekten bu kadar dolu olamaz kafan 17 ocak cinayet büroya ilk alındiğin gün.
abim bu kadar detaycı bi insan değildi ama bana özel şeyleri unutmaması gerçekten sevildiğimi hissettiriyordu
-abii
gözlerim dolu dolu sarıldım ona sonra bi paket çıkardı merakla baktım içine bi kolye vardı üzerinde minik bi kılıç figürü vardı bunun anlamı abimle aramızda küçüklükten kalmaydı
22 yıl önce
-abi benim canım çok sıkılıyo nolurr bişeyler yapalımm . Küçük Lara yine abisinin başının etini yemekle meşguldu
- lara kızım bi dur şurda ödevimi bitirmeye çalişiyorum.
diye kardeşini başından savmaya çalişiyodu yiğit
- yaaağ abi lütnenn
- lara hayır diyorum bi bekle ya
lara tüm gücüyle ağlamaya başladı
yiğit küçük kardeşini susturmaya çalişiyodu
-Tamam bekle oynucam babam gelcek şimd-
demesine kalmadan babaları vedat odaya daldı .
-susun demiyormuyum ben size ne bağırıp duruyorsunuz car car!
oysaki kendisi çocuklardan daha çok bağırıyordu
vedat Laraya doğru bi adım attıki fazlasına yiğit izin vermedi hemen babasının önüne geçti 10 yaşındayım artık kardeşimi koruyabilirim diye düşünüyordu .
- ne sanıyosun lan sen bacak kadar boyunla bana karşı geliyon.
yiğit korkuyordu ama buna rağmen
-kardeşime dokunma . diye uyardı babasını.
- o zaman sustur kardeşini .
demesiyle yiğitin sağ kulağında bi çınlama hissetmesi bir olmuştu babası vurmuştu alişiktı yiğit .
Lara korkudan titriyordu babasının onada vurmasından değil abisine bişey olmasından ama ağlayamıyordu ağlamaktanda korkuyordu artık suskunluk en büyük ses olmuştu.
vedat odadan çıktı Lara koşarak abisine sarıldı
- abi özüy dilerim.
demeyide ihmal etmedi yiğit kıyamadı kardeşini ağlayarak görmeye
- bişey olmadıki abim bak şimdi sana bişey vericem ve bu tüm tehlikelerden, korkulardan ve acılardan uzakta kalmamızı sağlayacak bizi koruyacak .
dedi defterden bir sayfa yırtıp kağıttan bir kılıç yaptı
ve küçük kardeşine verdi .
- al bakalım
sonrada gülüşerek oynamaya devam ettiler.
günümüz
Gözlerim doldu ve abime baktım kolyeyi alıp arkama ilerledi saçlarımın önüme aldı ve konuşarak kolyeyi takmaya başladı
-bu kolye seni tüm kötü düşüncelerinden, korkularından korusun güzelim.
diyip kolyeyi taktı
Bir şey diyecektim ki...
İçimdeki o his.
Başımı istemsizce sağ tarafa çevirdim.
Ve onu gördüm.
Barın kenarında, yarı karanlıkta oturuyordu. Üzerinde koyu renk bir ceket vardı. Omuzları hafif öne düşüktü. Yüzü tam seçilmiyordu ama...
O yarayı tanıyordum.
Kalbim bir an durdu sandım.
Hayır.
Bu mümkün değildi.O geceyi o kadar düşünmüştümki belkide birisini ona benzettim diye düşündüm
Bakışlarımı kaçırmaya çalıştım. Elimi bardağıma uzattım ama parmaklarım titredi. Kendime kızdım.
Saçmalama Lara.
Her tanıdık yüz, o adam olmak zorunda değil.
Ama sonra...
O da başını kaldırdı.
Göz göze geldik.
O an mekândaki bütün sesler kesildi sanki. Nefesim boğazımda düğümlendi. Gözleri...
Evet.
Kesinlikle oydu.
Beni tanımış mıydı?
Bakışlarında bir anlık tereddüt geçti. Sonra kaşları çok hafif çatıldı.
Tanımıştı.
- Lara? dedi abim, sesindeki değişimi hemen fark etmişti.
- İyi misin?
- İyiyim, dedim hızlıca.
Fazla hızlı.
Bakışlarımı ondan ayırdım ama beynim artık mekânda değildi. O geceye dönmüştüm. Kan. Yağmur. Yaralı bir adam.
Ve benim yaptığım seçim. Adamın yanına gidip konuşmak istedim ama abim vardı nasıl olacaktı? birde bu ânı bozmak istemiyordum.
Tam o sırada adam ayağa kalktı.
Sandalyenin sesi, kalbime çarpan bir tokat gibiydi.
Abim arkasını döndü. Adamı gördü. Gözleri bir saniyeliğine fazla uzun kaldı üzerinde.
Polis bakışıydı bu.
Şüphe.
Adam bize doğru birkaç adım attı ama durdu. Aramızda hâlâ mesafe vardı. Mekân dolu olmasına rağmen, sanki sadece üçümüz vardık.
Abim ayağa kalktı.
- Bir sorun mu var? dedi net bir sesle.
Adam bana baktı. Sadece bana.
- Yok, dedi.
- Sadece... tanıdık bir yüz sandım.
Kalbim deli gibi atıyordu. Konuşmam gerekiyordu ama sesim çıkmıyordu.
abim kolunu hafifçe önüme aldı.
Beni korur gibi.
- Yanılıyorsunuz, dedi abim
- Biz sizi tanımıyoruz.
Adamın dudaklarının kenarı çok belli belirsiz kıvrıldı. Acı bir tebessüm gibiydi.
- Ben tanıyorum, dedi kısık bir sesle.
- O gece...
- Kes! dedim istemsizce.
İkisi de bana döndü.
Söylediğim kelime mekânda yankılanmış gibiydi. Elleri masaya bastım. Nefes almaya çalışıyordum.
- Abi, dedim titreyerek,
- gidelim. Şimdi.
Fırsat ayağıma gelmişti kimliğimi gösterip onu sorguya alabilirdim ama yeterli bi kanıtım yoktu ve abimin yanında olmazdı abim adama dahada takardı ve işleri elime yüzüme bulaştırırdım.
Abim bana baktı. Sonra adama.
Bir şeyler oturuyordu kafasında.
Ve bundan hoşlanmadığı belliydi.
- Biz gidiyoruz, dedi soğuk bir tonla.
Abim anlamiştı beni hep anlardı zaten ama gözleri şüpheyle bakıyodu işin peşini bırakacağa benzemiyordu. abim kolumdan tutup beni kapıya doğru çekti. Mekândan çıktığımız anda ciğerlerime hava doldu ama kalbim hâlâ sıkışıyordu.
Arabaya bindik. Kapıyı kapattığım anda abim kontağı çevirmedi.
- Lara, dedi yavaşça.
- Bana şimdi... her şeyi anlatıyorsun.
Yutkundum. Ellerim dizlerimdeydi.
- Abi...
- O adam...
- Ebru Korkmaz dosyasıyla bağlantılı olabilir.
Ve o an anladım.
Bu gece sadece bir "kafa dağıtma" değildi.
Bu, hikâyenin gerçekten başladığı yerdi.Belkide kaderimin başlangıcı arabada birkaç saniye boyunca kimse konuşmadı. Motor hâlâ çalışmıyordu. Şehrin uğultusu camların arkasında kalmış, içimizdeki sessizliği daha da büyütmüştü.
abim direksiyona yaslandı. Gözleri önündeydi ama baktığını sanmıyordum.
- O adamla nerede tanıştın? dedi
sonunda.
Nefes aldım. Göğsüm yanıyordu sanki.
- O gece... iş dönüşüydü. Yağmur yağıyordu.
- Yaralıydı.Yardım ettim
Yiğit'in çenesi sıkıldı.
- İsim?
- Bilmiyorum.
- Soyisim?
- Yok.
- Plaka?
- Hatırlamıyorum.
Her cevabımda omuzları biraz daha geriliyordu. Sonunda bana döndü.
- Lara, dedi, bu anlattıkların...
- Biliyorum abi, diye araya girdim.
- Biliyorum.
- lara herşeye karşı bu kadar vurdumduymazken bi gece gördüğün adama karşı neden aşşırı teşki gösteriyosun?
Tam ağzımı açtım konuşacaktım
Telefonu tam o anda çaldı.
Ekrana baktı. Yüzü değişti. O yüzü tanıyordum.
Görev yüzü.
- Evet?
- ...
- Anladım. Geliyorum.
Telefonu kapattı. Derin bir nefes verdi
-Askeriyeden çağırıyorlar. Göreve .
abim bir bordo bereydi yüzbaşı yiğit aras
- yoksun yine ha ortalıklarda yiğit komutanım.
-gel buraya
diyip kolunun altına alıp sıkıca sarıldı bana
- küçük komiser başını belaya sokayım deme o piçtende uzak dur. eğer bişey olursa Talha abini ara o halleder.
talha abi abimin askeriyeden yakın arkadaşıydı kardeş sayılırlardı
- tamam abi dikkat et sende kendine .
Beni apartmanın önünde indirdi.
- Kapıyı kilitle.
- Kimseye kapıyı açma.
- Ve o adam bir daha karşına çıkarsa-
- Çıkmaz, dedim hızlıca.
abim bana uzun uzun baktı. İnanmadığını ikimiz de biliyorduk.
- Dikkat et.
diye yeniledi
O adamla aramızda daha fazla bişey geçtiğini düşünüyodu abim büyük ihtimalle ama yoktu o kadardı, aşşırı tepkimin nedenini ise ben bile bilmiyordum.
Arabası uzaklaşırken arkasından baktım.
Ve o an...
Gerçekten yalnız kaldığımı hissettim.
Eve çıktığımda ışıkları yakmadım. Salona geçip koltuğa oturdum. Elbisemin bordo rengi loşta neredeyse siyaha dönmüştü.
Aynı içimdeki gibi.
Bir suçluya yardım etmiş olabilir miyim?
Ya masumsa?
Ya gerçekten borcunu ödemek istiyorsa?
Telefonum sessizdi ama bakmadan duramıyordum.
Her titreşim ihtimali kalbimi zorluyordu.
Bir mesaj geldi
savcıdandı
gökhan: lara acil attığım konuma gelmelisin ebru korkmaz cinatetine benzeyen bir cinayet daha işlenmiş.
ceketimi alıp hemen arabama doğru ilerledim sokak boştu. Ama kendimi izleniyormuş gibi hissediyordum.Olay yerine geldiğimde yine bir kadın öldürülmüştü hızlı ve temkinli adımlarla cesede yaklaştım gördüklerim beni öfkelendirdi çünkü kadın sadece iç çamaşırlarıyladı ve vücudunda yer yer morluklar vardı bu cinayetin bir erkek tarafından işlendiği bariz ortadaydı eldivenimi takıp cesedin sol bileğine baktım ne yazikki düşüncelerim doğruydu yine 38 rakamı yazılıydı kan ile. içimde bişeyler koptu ilk defa kendimi çaresiz hissettim çünkü benimle oynanıyormuş gibi hissediyordum sadece bana ait bir dosyada bunu yapmaları...
dışarıya bişey yansıtmadan kadının neresinden yara aldiğinıda incelemeye başlamiştımki Sena'nın
- 23.40 saatlerinde yani cinayet işlenmeden daikalar öncesinde 34ars3838 plakalı siyah bir araç geçmiş bu civardan.
bişeyler dank etti cesetlerdeki 38 rakamı ile plaka tesadüf olma ihtimali yoktu artık emindim bişeyler planlanarak yapılıyordu bizim o oracı bulmamızda kasıtlı yapılan bişeyci ama amaç neydi bunu bilmiyordum.
kafamdaki soru işaretleriyle birlikte eve dönüyordum. hava almak için yürüyerek gitmeyi tercih etmiştim , yağmur yağıyordu. topuklu ayakkabılarım adım attıkca tak tak sesleri çıkarıyordu bu ses hoşuma gidiyordu yüzümde bir gülümdeme oluştu. hava aydınlanmaya başlamıştı .sokakta tekim sanmiştım ama arkamdan başka adım sesleride geliyordu .
Arkama dönüp baktığımda onu gördüm bu sefer şaşırmadım çünkü takip edildiğimden artık emindim ama sinirlenmiştim amaç neydi?
onu izlemeye başladım önce yağmurun etkisiyle ıslanan ve alnına dökülen saçlarına baktım keskin yüz hatları ve orantılı bir burnu vardı 190 civarlarındaydı .Kirpiklerinden yağmur damlaları süzülüyordu itiraf etmek gerekirse kirpiklerini kıskanmiştim.
onu izlerken bir an bile çekinmedim.
Dışardan bakılınca yakışıklı bir adamdı hemde fazlasıyla.
en son gözlerine baktım onu izlememden rahatsız olmuşa benzemiyordu.
bir adım attım .
oda bana doğru bir adım attı.
-Amacın ne?
- Tehlikeli sularda yüzüyorsun lara.
ismimi biliyordu benim hakkımda derin bir araştırma yaptığı belliydi polis olduğumuda biliyordu daha ne kadarını biliyordu?
-sen kimsinde bana ne yapacağımı söylüyosun , Sanane bundan ?
-Fazlamı agresifiz?
bunu söylerken dudağının kenarı kıvrılmıştı ne gevşeklikti bu?
-kimsin?
-bora
ismi havada asılı kalmıştı
- soyisim?
- şimdilik gerek yok.
beni sinirlendirmeye devam ediyordu.
-bana oyun oynama seni ters kelepce yapmam iki saniyemi almaz
güldü hatta kahkaha attı gülerken gözleri kısılıyordu
-bundan eminim komiserim. Eminim öyle daha çekicisindir.
- hadsiz! kapa çeneni yoksa daha çekici olan şeyler yapmak zorunda kalırım.
bir adım daha yaklaştım aramızda neredeyse mesafe kalmamiştı .
aramızda boy farkı olduğu için çenemi kaldırdım ve gözlerinin içine baktım.
-söyle ,ebru korkmazı nerden tanıyorsun?
nefesini verdi .
- Tanımıyordum, dedi sonunda.
- En azından... adıyla değil.
- Ama bağlantın var.
- Var.
Bu kadar net söylemesi beni hazırlıksız yakaladı.
- Ne tür bir bağlantı?
- Yanlış insanlar, yanlış zaman, dedi.
- Ve benim istemediğim sonuçlar.
eski sevgili gibi bir bağlantı olabilirmiydi?
- Kaçıyorsun.
- Hayır, seni koruyorum.
Sinirlenmiştim.
- Benim korunmaya ihtiyacım yok.
- Herkesin var, Lara.
Adımı söylerken sesi alçaldı. Bilerek yaptı.Bişey söylemeden bakmaya devam ettim
Yağmur hızlanmıştı. Sokak lambalarının ışığı yerdeki su birikintilerinde kırılıyordu.
Bora bir an sustu. Sanki bir şey dinliyormuş gibi.
- Bu dosyayı başkasına devret.
söylediği buydu boş yapıyordu .
-birdaha karşıma çıkma.
dedim ve eve doğru ilerleyecektimki kolumdan tuttu.
-Lara-
Hızlıca kolumu geri çektim.
- Dokunma bana.
Gözlerini bir saniyeliğine kapattı ve geri açtı
-Özür dilerim.
Bu hareketi şaşırtmıştı çünkü özür dilemeyi bilecek kadar kibar olduğunu sanmıyordum.
-İyi bidaha karşıma çıkmazsın olur biter.
Yüzünde aynen inandık buna der gibi bir ifade vardı gerçekten sinir bozucu bi adamdı
- o biraz zor gibi ama neyse.
- zorlama. Defol şimdi.
Yüzündeki gülümsemeyle arkasına döndü . O an fark ettimki
Sinirlendiği, acı çektiği ve hatta çekici bulduğu anlarda bile gülümsüyordu nerden bildiğime gelirsek
Abimde böyle çünkü bazı insanlar duygularını dışarıya yansıtmayı düşmana koz vermek gibi düşünüyordu .
..
Bora sokağın köşesini döndüğünde durdu.
Sigara yaktı. Dumanı ciğerlerine çekmedi bile.
- Çıkabilirsin, dedi sakin bir sesle.
- Sağdaki araba fazla yeni. Sol taraftaki adam nefesini tutmayı öğrenememiş.
Sessizlik.
Sonra alkış sesi geldi.
- Refleksler ölmez derlerdi,
dedi Aras.
- Doğruymuş.
Gölgeden çıktı. Üzerindeki palto sanki ona ait değildi; sanki şehir onun üzerine giyinmişti.
- Onu takip ettiriyorsun, dedi Bora.
- Beni değil.
Aras gülümsedi.
- Yanlış.Seni de.
Bora başını iki yana salladı.
- Eskiden daha zeki oynardın Aras.
Polislerin arasına adam koymak cesaret isterdi.Şimdi sokakta çocuk gibi izletiyorsun.
Aras'ın gülümsemesi inceldi.
- Kıskandın mı? diye sordu.
- Yoksa hâlâ meslek refleksi mi?
Bora bir adım yaklaştı.
- Onu oyuna sokma. Anlaşmayı bozarsın.
- Sen mi hatırlatıyorsun anlaşmayı? dedi Aras sakinlikle.
- Altına imza atan bendim.Sen sadece kanını akıttın.
Sessizlik ağırlaştı.
- Lara'ya yaklaşma, dedi Bora.
- Bu bir rica değil.
Aras başını eğdi. Gözleri karardı.
- Aynı cümleyi kullanıyoruz, dedi.
Ama niyetlerimiz farklı.
Bir adım daha yaklaştı.
- Sen koruduğunu sanıyorsun.
- Ben sahip olduğumu biliyorum.
Bora'nın çenesi kilitlendi.
- Dokunursan... dedi.
Aras sözünü kesti.
- Ne yapacaksın?
- Anlaşmadan mı çıkacaksın?
- Yoksa eski kimliğini mi hatırlatacaksın?
Yaklaştı, fısıldadı:
- İkisini de yapamazsın.Lara 'yı daha önce korumak istediğinde annesi ile gereken cevabı aldın unutma laranın tek ailesi annesi değil.
Bora geri çekilmedi.
Ama ilk kez... sustu.
Ve bu sessizlik, yenilgiye çok yakındı.
Düzenli bölüm atmaya çalişacağımm💗💗
Bölüm etkileşimi
