3. bölüm / 4
Gölgelerden Uyanış1. Bölüm- İş gezisi
Bölümler 4Şu an: 1. Bölüm- İş gezisi
- 1 .6 kelime
- 2 Karakter Tanıtım35 kelime
- 3 1. Bölüm- İş gezisi1.661 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 2. Bölüm - Gülümseyen zambak741 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sasha
Masaya oturdum, elimdeki dava dosyasını alarak. Mert yanıma oturdu. Ares'de tam karşıma oturdu. Bu dava bizim için belki de en garibiydi. "Evet. Bu ay ki davamız Lamia adında bir seri katil." Dedim. "Lamia mı, adı bile tüyler ürpertici." Dedi Mert. "O ne oğlum, öcü gibi ad." Dedi Ares. "Aslında o kadar da kötü değil." Dedim çekinerek. "Sadece tacizcileri öldürüyor. Babasından kalan travmaları tetiklendiği için kendisine muazzam bir savunma mekanizması oluşturmuş. Ama bu onu katil etti." Dedim.
Lamia, her zaman cesetlerin sol koluna bir çizik bırakırdı. Demek ki babasından kalan bir etkiydi bu. Ve son cinayeti işledikten sonra Bursa'ya kaçmıştı. "Millet, şimdi bir şey diyeceğim ama hoşunuza gitmeyebilir." Onlara döndüm ve istemsiz bakışlar bana doğru döndü. "Bursa'ya gidiyoruz."
"Ne?!" Dedi Ares ile Mert aynı anda. "Ne demek ne, Bursa'ya gidiyoruz dedim. Kadın Bursa'ya kaçmış." Dedim yorgun bir haldeyken. Bu dava belki de biraz histerikti. Bursa'da bulduğum pansiyon bizi çoktan kabul etmişti bile. Geriye sadece uçak biletleri kalıyordu. Ve tabii hazırlanması gereken üç bavul. "Tamam öyleyse, biletler benden hazırlanması senden." Diyip sandalyeden kalktı. Mert yanıma yanaştı "Tabii benim bavulumu da sen hazırlayacaksan tamamım esmer bomba." Diyip göz kırptı.
Evet, işte yine yapıyordu... Eğer etkilendiğimi sanıyorsa gerçekten çok yanılıyordu. Ona ölümcül bakışlarımı attım. "Beni de Lamia mı yapmak istiyorsunuz Mert bey?" Ona bakarken gayet ciddiydim. Ama o pis pis sırıttı. "Öyle olsun prenses." Dedi göz kırparak. Sonra da arkadasına dönerek odasına doğru gitti. Bu sefer Ares kalktı yerinden. "Bence gayet iyi iltifattı ama sen bilirsin tabii." Dedi sahte bir tatlılıkla. "Belanı benden bulmak istemiyorsan kes sesini Ares!"
Erkekler hayatımda gördüğüm en garip canlılardı. Ah, Tanrım... Bir süre sonra bende odama gidip bavulumu hazırlamaya koyuldum. Ne var ne yok sıkıştırdım. Mert mutfaktan bize seslendi. "Uçak biletleri aldım haberiniz olsun." Dedi. Ardından yüksek sesle geğirme sesi duydum. "Oha, hayvan!"
. . .
Ares
Sasha ve Mert'in didişmelerini çok komik buluyordum. Bu grup var olduğundan beri Mert Sasha'ya aşıktı. Ancak Sasha asla Mert'e zaman tanımıyordu. Belki de asla tanımayacaktı da. Uykum feci gelmişti ama ondan önce bavulumu hazırlamam gerekti. Bursa'ya donla falan gitmek istemezdim.
Dolabı falan mı sıkıştırsam diye düşünmedim değil... Ama bir kaç gün süreceğini düşünerek bir kaç tane eşya aldım. Sonra da yatağıma yatarak uyudum...
...
Bina ıssız ve karanlıktı. Koridorları gezerken bir kadın gölgesi gördüm. Gölgeye doğru yaklaştığım an bir oda çıktı karşıma. Gerildim, o kadar gerildim ki bedenim titredi. Odaya doğru girdiğimde bir boy aynası duruyordu karşımda. Ayna'da bir kadın durdu. Kumraldı, ama teni kumral olmasına rağmen çok beyazdı. Sanki bu dünyadan olmayacak kadar güzeldi. Ve o kadar güzeldi ki bu canımı çok yaktı. Elini kaldırdı ve sadece bana baktı. Gözleri mavinin en açık tonuna sahipti. Gülmüyordu, ağlamıyordu, sadece bana bakıyordu. "Kimsin sen?" Demekle yetindim sadece. Cevap vermedi. Sadece gözleri parladı. Sanki bana konuşabilse cevap verecekti. Ama susuyordu.
Sadece susuyordu. Ve bu bakış benim kalbime işlemişti. Ayna'ya ona daha yakından bakmak için yaklaştım. Bu sefer hafif güldü.
O bana gülmüştü...
Yemin ederim ki hayatımda gördüğüm en güzel gülümsemeye sahipti. Rüya olduğunu anlamam pek zor olmadı. Ama bu rüyadan uyanmak istemiyorum.
Sadece istemiyordum işte...
Ben sadece o kıza bakmak istiyordum...
Ama alarm sesi beni uyanmaya itti. Evin içinde bir telaş bir gümbürtü... Ve tam şu an aklıma geldi bugün Bursa'ya gidiyorduk... Yataktan fırladım. Lavabonun kapalı kapısını hızlıca çekerek girdim. "Seni gerizekalı!" Dedi Mert. "İşerken bile rahat yok." Dedi bıkmışcasına. "Pardon ya, görmedim. Neyse ben çıkayım işe sen."
"Yok, yok. Olur mu öyle şey gel beraber işeyelim!" Diye bağırdı. "Bak sen şu salağa."
Kapıyı hızlıca çektim ve odama hazırlanmaya gittim. Üstüme beyaz bir gömlek, altıma siyah bir pantolon giydim. Bir anda arkamda duran boy aynasına döndüm. Ve rüyamdaki o kız geldi aklıma. O güzel gülümsemesi, bakışları... Bu güzel saçları... Aklıma geldikçe kalbim daha hızlı atıyor ve tuhaf bir his tam göğsümü sarıyordu. Derin bir iç çekerek aynaya kendime baktım.
Acaba gerçek hayatta da var mıydı öyle biri? Yoksa benim düşüncelerimi saran bir rüya ve hayalden bi ibaretti? Bavulumu ve gerekli eşyaları alıp Mert ve Sasha'yla evden çıkıp havaalanına gittik. Uçağımızı oturup beklemeye başladığımızda Sasha dalgın bir şekilde Mert'e döndü. "Sizce onu bulabilecek miyiz?" Mert Sasha'ya gülümsedi. "Buluruz ya, ne olacak." Dedi onu sakinleştirmek isteyerek. Ama bir soru aklıma takılmıştı. Bursa'da tek başımıza nasıl bir katili bulabilirdik ki?
"Buluruz, buluruz da... E tek başımıza nasıl bulacağız?" Dedim sorarcasına. "Tek başımıza olmayacağız. Bize yardım için bir rehber eşlik edecek. Ama tabii bi yerden sonra bilgilerimiz ve delillerimiz tükenecek. Bundan korkuyorum bende işte." Dedi üzgünce.
Demek bir rehber eşlik edecekti bize. Pek bir şey söylemeden sadece kafamı salladım. Uçağımızın kalkmasına az zaman vardı, bu esnada bende kalkıp otomattan bir su aldım. Şişenin kapağını açtım ve tek yudumda bitirdim. Mert saatine baktı ve bize döndü.
Uçağın kalkacağına dair anos yapıldıktan sonra üçümüzde uçağa bindik. Sasha cam kenarı tarafına oturup yayılmıştı. Mert onun yanına oturdu ve boyunluğunu alarak uyuma pozisyonuna geçti. Bense Sasha'nın arka tarafında cam kenarına oturdum. Cama bakarken tek düşündüğüm şey rüyamda ki o kızdı.
"Değerli yolcular, kaptanınız konuşuyor. Uçak şimdi kalkacak. Lütfen kemerlerinizi bağlayınız. Ve değerli eşyalarınızı yanınızdan ayırmayanız. İyi yolculuklar!"
Diğer yolcular ile birlikte kemerlerimizi bağladık. Ve uçak sonunda kalktı. Hayatımda hiç bir zaman gitmediğim Bursa'ya doğru. Aklımda iki şey vardı;
Rüyamda gördüğüm o kadın.
Bir de o katili nasıl bulacağımız.
Elbet bulacaktık, bu zamana kadar ekibimle bulamadığımız dava kalmamıştı. Bütün davaları olumlu bir şekilde kapatmıştık.
. . .
Yaklaşık ne zaman geçti bilmiyorum ama uyuyup uyanmıştım. Rüya görmemiştim ama dinlendiğimi hissetmiştim. Sasha arkadasına doğru döndü. "Geldik galiba." Dedi. Sonra yanına Mert'e dönerek onu dürttü. "Kalk lan, ineceğiz."
"Beş dakika sonra."
"Kalksana hadi!"
"Ya, dur be!"
"İyi." Dedi Sasha, "Uçakta tek kal." Dedi siniri bozulmuş bir halde. Mert'in aklı yerine gelince kalktı. Uçak yere inince herkesls beraber indik. "E, pansiyonu nasıl bulacağız?" Dedim omuzlarımı silkerek. Sasha telefonuna bakıyordu. Daha doğrusu birisiyle iletişime geçmişti. "Durun, rehber bizi almaya gelecek. O bizi pansiyona götürecek arabasıyla."
Mert bana yanaştı ve fısıldadı. "Onunla aynı odayı paylaşmam mümkün mü acaba?" Tabii ki de Sasha'dan bahsediyordu. Ne aşkmış arkadaş! Evet aşkın kendisi harika olabilir ama Mert gibi aşık tanımam. Resmen Sasha için köle olabilecek kadar aşıktı. Telefon klavyesindeki gözlerinde kalp olan bir kediden farksızdı.
Biz burada beklerken ve uçakta ki diğer insanlar inerken bavulumu biraz daha sıkı tuttum. Sıkılmıştım ve beklemeyi sevmiyordum. Ve karşımıza simsiyaj bir jip araba geldi ve durdu. İçinden bir kadın indi.
Kadını görünce kalbim duracak gibi oldu. Çünkü o rüyamda gördüğüm kadındı. Ne yani, ben rehberi rüyamda daha tanımadan mı görmüştüm. Umarım bu sadece benim gördüğüm rüya değildir ve onu ciddi anlamda karşımda görürüyorumdur. Kadın ilk önce Sasha ile gülümseyerek toklaştı. "Çok memnun oldum Sasha Hanım tanıştığımıza."
Sasha sırıttı. "Bende memnun oldum Sare Hanım."
Sare...
Demek adın Sare'ydi...
Toklaşmak için bana döndü. "Sizde Sasha Hanımın bahsettiği Ares Bey olmalısınız." Dedi tokalaşırken. Soğuk terler aktı ensemden. Adımı biliyordu, benimle konuşuyordu ve o gökyüzünü kıskandıracak gözleri parlıyordu. "Evet benim Sare Hanım. Memnun oldum."
Hemde ne memnun olmuştum. O gözler için neler yapmazdım ki...
Ve sıra Mert'e gelmişti. Mert'le de tokalaştıktan sonra hafif rüzgardan uçuşan kumral saçlarını kulağının arkadasına koydu. "Buyrun geçin arabaya, ben sizi pansiyona kadar götüreyim." Hepimiz kafa salladık sadece.
Şöför koltuğuna oturdu, Sasha ise şöför koltuğun yanına oturdu. Mert ile bense arkaya geçtik. Yolda pek ses çıkartmadık. Ancak sonra Sasha Sare'nin sol kolunu süzdü. "Kolunuza ne oldu, çok geçmiş olsun." Dedi oldukça samimi bir ses tonuyla. "Ha, o mu? Ya bir ara pansiyona gelen bir kadının köpeğini severken koluma saldırdı. Ama önemli bir şey yok." Dedi gülümseyerek.
Gülümsemesi o kadar güzeldi ki... Allah'ım özene bezene yaratmış. Bakışları aynaya kaydı. Ayna üzerinden ona baktığımı anladı ve oda bana baktı. Yavaşça tekrar tebessüm etti. Tıpkı rüyamdaki gibi. Sonra eski bir pansiyonun önünde durdu. Bahçesi vardı ama bina rutübet korkuyordu. Sare, önden anahtarları çıkartıp bizim dairemizi gösterdi. Kapıyı açtı ve salona kadar bizimle eşlik etti. Oldukça eski püskü bir yerdi ama idare ederdi. "Anahtarları masanın üstüne koyuyorum. Başka bir sorun olursa bana ulaşmanız yeterli." Dedi tatlıkla.
Aslında sadece Sasha ulaşabilicekti. Çünkü numarası sadece onda vardı. "O zaman bana müsade."
"Sizde oturun ya, bazı şeyleri konuşmamız da gerekebilir katil hakkında." Dedim. Aslında sadece onun da burada oturmasını istiyorduk. "Daha ilk günden iş mi? Dostum, sana kötü bir haberim var. Sen benden daha işkolik olmaya başlıyorsun." Mert'in kolunu cimcikledim. Sonra da fısıldadım. "Sussana oğlum, kızla konuşacağım."
Bunu diyince tüm mesajlar beynine iletilmişti. Sasha ise çoktan kanepeye yayılmıştı bile. "Evet, evet!" Diye bağırdı Mert. "Kal, kal. Otur beş dakika. Yorulmuşsundur sende."
"Emin misiniz?" Diye sordu Sare. "Sizi rahatsız etmek istemem."
"Siktir et sen erkekleri. Oturun beş dakika Sare Hanım." Dedi Sasha. Öküz arkadaşım kanapede yayıla yayıla kendi cumhuriyetini ilan etmişti. Sare çekinerek kafasını salladı ve Sasha'nın yanına oturdu. "Eee."
Derin bir sessizlik sardı odayı. Daha çok gergin bir ortam olmuştu. "Ne zamandır Bursa'dasınız, iş için mi?" Diye sordu Mert. "Ben burada yaşıyorum." Yavaşça kafa salladım. "Sare Hanım, bana tanıdık geldiniz. Daha önce tanışmış olabilir miyiz?"
Rüyamdan bahsediyordum elbette. Gerçi, bu onu nereden bilebilirdi ki? Sadece sormak için sordum. Sare beni baştan aşağa beni süzdü. "Maalesef, hatırlamıyorum Ares bey."
"Ben birine benzettim herhalde, kusura bakmayın."
Aslında sadece sensin Sare.
"Peki bu Lamia nasıl biri?" Dedi Mert. Sare bu soruya karşı Mert'e baktı. "Lamia'yı hiç görmedim. Ama son cinayetini burada yaptığını biliyorum. Sonra da kaçmış zaten."
"Kimi?" Dedi oturduğu yerden doğrularak Sasha. "Bir ayyaşın tekini."
"Kim bilir kıza ne yapmaya kalktı o kafayla. Aptal herif!" Diye bağırdı Sasha. "Siz Lamia'yı mı savunuyorsunuz yoksa sadece onu mu bulmak istiyorsunuz?" Diye sordu Sare ciddi bir şekilde. Gerçekten ciddi görünüyordu.
"Yani davada Lamia'nın sadece tacizcileri öldürdüğü yazıyordu." Dedim. Sare kafasını salladı. "Bu doğru."
"Lamia paranoyak bir şizofren ya da sanırım öyle olmalı çünkü katiller normal bir insan değil." Dedi Sare. Dalgınlaşmaya başlamıştı. Sanki bir şeyi hatırlamıştı ve bu ona sıkıntı veriyordu. "Lamia her ne yapsın yaşaması imkansız." Dedi Mert.
Hepimiz ona döndük. "Evet, Lamia kötü insanları ortadan kaldırıyor ama o katil. Onu bu ülkede yaşatmazlar."
Kanım dondu. Onu öldüreceklerdi bulunursa...
"Evet." Diye ayağa kalktı Sare. "Şimdilik bana müsade. Yarın daha ayrıntılı konuşuruz. Şimdi gitmem gerek." Sasha'ya doğru döndü bakışları. "Lazım olursa aramaktan çekinmeyin."
"Tamam, görüşmek üzere. Hoşçakalın." Dedi Sasha. Sonra da arkasını döndü ve gitti.
Gitme be. Gitme.
Bölüm etkileşimi
