1. bölüm / 2
GÖLGEDEKİ YEMİN1.bolum
Bölümler 2Şu an: 1.bolum
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah, kulaklarımı delen bir gürültüyle uyandım. Efe ve Hüma’nın bağırış sesleri evin her köşesine yayılmıştı. Gözlerimi kısıp tavana baktım. En nefret ettiğim şey, uykumdan uyandırılmaktı. Derin bir nefes aldım, sonra battaniyeyi üzerimden hızla atıp yataktan kalktım.
Aşağı inerken merdivenlerden gelen o sesler daha da netleşti. Salona vardığımda ikisi birbirine girmişti.
— “Sabah sabah ne bu tantana?” dedim, sabrımın son kırıntısıyla.
Efe hemen atıldı, gözleriyle Hüma’yı işaret ederek,
— “Abla, giydiği şeye bak ya! Kısacık.” dedi.
Kaşlarımı kaldırıp ona baktım.
— “Efe, sana mı kaldı Hüma’nın ne giyip giymediği?”
Ama o ısrarla devam etti.
— “Abla, bakmadan konuşma. Bir bak sen de.”
Oflayıp Hüma’ya döndüm. Üzerinde dizinin iki parmak üstünde bir şort vardı. Bunda ne vardı ki? Sabahın köründe böyle bir konu için kavga etmeye değer miydi?
— “Efe ablacığım, sen salak mısın, ciddi soruyorum.” dedim.
— “Abla kısa işte, değiştirsin.”
— “Efe, yürü git Allah aşkına! Sabah sabah seninle uğraşamam!”
Kelimeler ağzımdan dökülürken bile yorgun hissediyordum. Odaya döndüm, hazırlandım. Telefonumu şarjdan aldım, ayakkabılarımı giyip kafeye doğru yürümeye başladım. Hava hâlâ serindi, sabahın sessizliğiyle karışan kuş sesleri kulağıma doluyordu.
Kafeyi açtım, poğaça hamurlarını yoğurmaya başladım. Unun kokusu, kahveyle karışıp içimi biraz rahatlattı. Birkaç saat sonra Hüma geldi. İkimiz de el birliğiyle poğaçaları, pastaları hazırladık. Gün ilerledikçe kafe kalabalıklaştı; kahkahalar, kahve fincanlarının tıngırtıları arasında saatler geçti.
Akşam altıyı biraz geçe, kafeye doğum günü partisi için gelen aileyi karşıladık. Balonları astık, masaları süsledik, pastayı yerleştirdik. Her şey mükemmel görünüyordu. Gece on bire doğru parti sona erdi. Hüma’yla birlikte her yeri toparladık, sonra yorgun ama huzurlu adımlarla eve döndük.
Sokağın köşesini dönerken, evin önünde duran iki yabancı araba dikkatimi çekti. Saat gece yarısını geçmişti. “Bu saatte kim gelir ki?” diye mırıldandım. Zili çaldım, kapıyı annem açtı. Yüzünde tuhaf bir ifade vardı ama yorgunluğumdan dikkat etmedim.
— “Hüma, ben odamdayım. Bir şey olursa yanıma gel,” dedim.
— “Tamam abla,” diye yanıtladı.
Tam merdivenleri çıkmak üzereydim ki Hüma seslendi:
— “Abla, kendime sıcak çikolata yapacağım, ister misin?”
Bahçeden bir ses geldi:
— “Ben isterim!”
Efe’nin sesiydi bu. Ve nasıl olduysa bir anda yanımda beliriverdi.
— “Lan, in misin cin misin? Bu ne hız?” dedim şaşkınlıkla.
Efe kahkaha attı.
— “Eee Hüma, ne zaman sıcak çikolatamı yapacaksın?”
— “Efe, git kendin yap, kızı uğraştırma.”
— “Abla abartma yaa.”
— “Ne abartayım oğlum, kız sabahtan beri pestili çıktı. Neyse Hüma, ben yatıyorum. Öptüm.”
— “Ben neyim burada peki?”
— “Ben yatıyorum, prenses hanım. İyi geceler.”
Merdivenlerden yukarı çıkarken Efe bir şeyler söylüyordu ama artık duymak istemiyordum. Tek istediğim sessizlikti. Odamın kapısına geldiğimde içeriden konuşma sesleri duydum. Bir an durdum, dikkat kesildim.
— “Beni neden buraya getirdin Tuğçe?”
— “Toprak, bana bir şans daha verir misin, lütfen?”
Bir an kalbim duracak gibi oldu. Toprak mı? Tuğçe mi? Benim odamda mı?
Elim titreyerek kapıyı araladım. İkisi de bana bakakaldı.
— “Naz! Senin burada ne işin var?” dediler aynı anda.
— “Asıl sizin ne işiniz var? Burası benim odam.”
Tuğçe sahte bir gülümsemeyle,
— “Pardon canım, fark etmemişiz, değil mi aşkım?” dedi.
Toprak gözlerini devirdi.
— “Aynen, aynen.”
Sinirlerim gerildi.
— “Odamdan çıksanıza?” dedim.
Tuğçe yüzünü buruşturdu.
— “Ama canım, bir şey konuşuyorduk.”
— “Ama canım, burası benim odam.”
Tuğçe yanımdan geçerken omzuma sertçe çarptı.
— “Aşkım, gelmiyor musun?” dedi alaycı bir sesle.
Toprak arkasından çıktı. Onlar aşağı inerken Tuğçe’nin sesi yankılandı:
— “Aşkım, şu Naz çok sinir bozucu ya, salak salak konuşuyor. Yani anlamıyorum sırf onun odasında konuştuğumuz için bizi kovuyor."
Tuğçe benim hakkımda konuşmaya devam ediyordu. Bu kız eskiden yaptıklarına rağmen böyle konuşması ona olan kin ve nefreti körüklemişti.
Sabrım tükendi. Adımlarım sertleşti. Aşağı indim. Bahçede aileler bir aradaydı — annem, babam, Toprak’ın ve Tuğçe’nin ailesi... Gözüm Tuğçe’ye takıldı. Yanına gittim.
— “Tuğçe, arkamdan konuşmak yerine yüzüme söylesene. Yoksa korkuyor musun? Ayy kıyamam.”
Hüma, Efe ve abimler gülmeye başladılar. Onlar bunun bir kavga olacağını anlamışlardı. Ve haklıydılar.
Tuğçe gülümseyerek,
— “Ne demek istiyorsun canım?” dedi.
Ben de gülümsedim.
— “Bence sen çok iyi bilirsin canım.”
dedim ve elimi kaldırıp yüzüne sert bir tokat indirdim.
O an ortalık buz kesti. Tuğçe’nin ailesi dondu kaldı. Toprak sadece bana baktı, şaşkınlıkla. Ama annemlerin yüzünde garip bir sırıtma vardı. Nedenini ben de bilmiyordum…
Belki de içten içe, haklı olduğumu biliyorlardı.-Naz ne yaptığını sanıyorsun?
Diye bağırdı toprak.
-Seni ne ilgilendirir?
Bizim aramıza girme
Dedim sakin bir ses tonuyla.Toprak Tuğçe'nin önüne geçti fakat bu beni durdurmadı. Toprağın yüzüne yumruk attım, toprağın kafası hafif sağa doğru eğildi sonra onu kenara doğru itledim. Ardından Tuğçe'nin önünde durdum ve ilk Tuğçe'nin saçını elime doladım.
-Tuğçe bu seni ilk ve son uyarısım bir daha benim arkamdan konuştuğunu duyarsam seni uyarmadan bir şeye benzetirim. Anladın mı?
Tuğçe hafif kafasını salladı Tuğçe'nin saçını bırakıp.
-içimde kalmasın.
Diyip Tuğçe ye tokat attim. Annemler ses çıkarmadı fakat Tuğçe'nin annesi -Kübra- abla geldi ve bağırmaya başladı.
-Sen kim oluyorsunda benim kızıma tokat atıyorsun kendini ne sanıyorsun sen!
-Ben kendimi bir şey sanmıyorum ama siz kendinizi kral ve kraliçe sanıyorsunuz. Halbuki sizin yaptığınız tek şey para ile insanları susturmak ya da insanların gözlerini boyamak.
Ben bunu der demez Tuğçe'nin annesi Kübra teyze bana tokat attı, kafam hafif sola doğru düştü kafamı kaldırmadan göz ucuyla ona baktım.
-Hadsiz karşında bir büyüğün var!
-Ay kıçımın kenarı
Diye mırıldandım annem dayanamayıp saçını eline doladı.
-Sen çok olmaya başladın Kübra o dilini keserim senin. Sen kimsin benim kızıma tokat atarsın? O elini kırarım senin!
Annem Kübra teyzeyi babam da kerim abiyi dışarıya attı. Bense zevkle Tuğçe yi evden attım. Ben kapının önünde Tuğçe ve ailesine üzgünmüş gibi davranarak el sallıyorum, bir anda yanıma toprak geldi ve omuzumdan tutarak beni kendine çevirdi.
-Ne yaptığını sanıyorsun sen!
Toprağın boynunda bir künye gördüm NE BİR DAKİKA TOPRAK ASKER Mİ OLMUŞ! demek hayalini gerçekleştirdi benim gibi.
-Ne yapıyormuşum toprak.
-kendini bir şey sanıyorsun
Diyip derin bir nefes aldı.
-Sevgilimi dışarıya atamazsın!
-sevgilini istiyorsan dışarı çıkabilirsin komutan
Komutan dememi beklemiyor olmalıydı ki sanki bir şey diyecek miş gibi ağzını açtı fakat sonra vaz geçmiş olmalı ki susup Tuğçe'nin peşinden koşmaya başladı. Tam bir aptal dı Tuğçe'nin gerçek yüzünü görmüyordu resmen.
🌺
Ertesi gün uyandığımda ilk duşa girdim. Bugün arkadaşlarım kafe'me geleceği için güzel giyinmek istedim. Üstüme lila çok mini olmayan bir elbise giydim makyajımı ise günlük makyajımı yaptım.
Ben çantamı kontrol ederken kapım çaldı.
-Gir
İçeriye Hüma geldi gelir gelmez bana sarıldı kesin benden bir şey isteyecekti.
-Ablaamm
Dediğinde kaşlarım havalandı ve gülümsedim.
-Soyle bakalım bu sefer ne istiyorsun?
-Hani bugün arkadaşların kafe'ye gelecek yaaa
Bunun sonu nereye varacak çok merak ediyorum
-Eee
-Diyorum kiii mavi de mi gelseee
Şimdi belli oldu bunun karın ağrısı.
-Eh bilemedim şimdi
-abla noluurr siz konusurken ben tek başıma sıkılıyoruumm
-Eh gelsin madem
-Ama ab- NE GERCEKTEN Mİ
dediğinde kafa salladim
-Gercekten
Boynuma sarıldı ve yanaklarımı optü
-Teşekkür ederim ablalarin bir tanesiii
-Hazırsan çıkalım mı?
-Çıkalım ablamm
Onun bu haline kahkaha attım
-Hic vaz geçmişmeyecek değil mi?
Hüma kıkırdadı.
-Eveett.
Evden ikimiz yürüyerek kafeye gittik.
Her zaman kafe'ye geldiğimizde yaptığımız şeyleri yapmaya başladık. Hüma kasayı kontrol ediyordu bende masaların tozlarını alıyordum, Hüma kasayı kontrol ettikten sonra yerleri silmeye başladı.
Biz işlerimizi bitirmiş tam oturacağımız sırada benim kafadan çatlak arkadaşlarım geldi.
Şeref en önde
-Evet arkadaşlar bugün sizlerle nazlı nazın kafesine geldik.
Bende onu taklit ederek
-Evet arkadaşlar bugün şerefsiz şeref kafe'me geldi.
Dediğimde kahkaha attılar.
-Siz neden bu kadar erken geldiniz?
- Ya mavi gelmemiş
Diye tam mızmızlanacakken mavi içeri girdi.
-Maviii
-Hümaa
Koşup birbirlerine sarıldılar.
-Abim burda mı
-daha gelmedi
Dedi şeref bunu demesiyle içeri toprak girdi.
-İyi insan lafının üstüne gelirmiş
-İyi iyi de insan olsa keşke
Toprak dışında herkes güldü.
-Sabah Sabah seninle uğraşamam naz
-Ay nolur benimle uğraş toprak
Dedim sanki üzgünmüş gibi. Mavi ve Hüma kıkırdadı. Arkadaşlarım ise ne olcak diye bekliyorlardı.
-üff naz çok boş yaptın.
-aa arkadaşlar mağaradan gelen sesi duyuyor musunuz.
Ben lafımı bitirince şeref
-Bırakın şu kavgayı açım ben aç
-Serefe yemek yok
-Ne demek şeref sen bana nasıl şeref dersin
Kikirdadim
-Ne diyem şerefsiz mi diyem he şeref
-Taş gibi adam diyeceksin-
Dedikten sonra kahkaha atmaya başladık.
-İyi geçin hazırlayayım ben size bir şeyler.
Dedikten sonra mutfağa gittim
-HÜMA SENDE GEL
-Geliyorum
Hüma ile kahvaltı hazırlamaya başladık, hazırladığımız şeyleri onların oturduğu masaya götürdük
-buyrun.
-Sen de gelsene
-Ben aç değilim siz yiyin.
-Olmaz öyle otur ye
Onları dinlemeyip kasaya geçtim paraları saydım ve kafede eksik olan malzemeleri sipariş ettim. Ben bunları yaparken toprak gelip
-Kalk yemeğini ye yine açlıktan migrenin tutucak
-Eski naz yok karşında Toprak
-Biliyoruz herhalde
-ee
-Ee ne ben bilmiyor muyum kaç gündür migrenin tutuyor
-Bilmiyorsun
-Seni senden çok daha iyi biliyorum
-he he kesin
Bir kaşını havaya kaldırdı.
-İyi madem sen aç kal bir kaç saat migrenin tutuyor mu tutmuyor mu görelim
-Bana uymaz
Toprak ilk kahkaha attı.
-Biliyordum
-Biliyordum.
Diyerek onu taklit ettim. Toprak gözlerini devirdi
Toprak kolumdan tutup beni ayağa kaldırdı ardından diğerlerinin oturduğu masaya götürdü.
-Otur da yemeğini ye migrenin tutucak yine.
-emredersiniz efendim
Toprak ben oturduktan sonra yanıma oturdu. Çok fazla bir sey yememiştim hemen kalkıp ellerimi yıkadım sonra kasaya geçip paraları ayarladım, sipariş edilmesi gereken malzemeleri sipariş ettim.
Biraz arkadaşlarım ile sohbet ettik sonra herkes evlerine dağıldı. Bizde Hüma ile kafeyi toplayıp eve geçtik,evde yine toprağın annesi ve babasi vardi.Umarim toprak yoktur, biraz annemlerle oturup sohbet ettik ardından ben odama çıktım hemen makyajimi sildim ve üstümü değiştirdim ardından aşağıya indim çünkü aşırı acıkmıştım. Annemlerle yemek yedik, ardından Hüma ile oyun oynamak için hüma nın odasına çıktık. Kart oyunu oynuyorduk. Ardindan bir anda kapı açıldı.
-bensiz oyun oynuyorsunuz kırıldım gücendim
-efe odama izinsiz girme artık!
Premses efe gelmişti gelir gelmez hemen trip atmaya başlamıştı kafayi yiyeceğim.
-efe neden geldin yine? kırk yılın başında bi kız kardeşim ile vakit geçireyim dedik.
efe bu söylediğim şeyleri üstüne almaktan ziyade hemen yanımıza gelip oturmuştu. efenin ne yapacağına bakarken bir anda elimizden kartlari alıp karıştırmaya başladı.
-efe ya!
Hüma bağırdıktan sonra bu efenin yaptığı davranış ne benim nede hüma'nın hoşuna gitmişti.
Tam efeye bağıracaktim ki içeriye biri girdi.
Bölüm etkileşimi
