1. bölüm / 1
Gölgedeki SırGece gelen mesaj
Bölümler 1Şu an: Gece gelen mesaj
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Telefon titreştiğinde saat tam 02.17’ydi.
Eylül gözlerini aralayıp karanlık odasına baktı. Perdelerin arasından sızan sokak lambası ışığı tavanda solgun çizgiler oluşturuyordu. Yatağın yanında duran telefon ikinci kez titredi.
Bilinmeyen Numara.
Kaşlarını çattı. Bu saatte kim mesaj atardı ki?
Ekridin kilidini açtı.
“Gerçeği öğrenmek istiyorsan malikâneye gel.”
Eylül birkaç saniye boyunca ekrana baktı.
Sonra sinirli bir nefes verdi.
“Cidden mi ya…”
Muhtemelen arkadaşlarından biri korku videosu çekmek için saçma bir şaka yapıyordu. Son zamanlarda herkes terk edilmiş yer videoları çekip sosyal medyada paylaşmaya başlamıştı. Hele şu kasabanın dışındaki lanetli malikâne… Her hafta biri oraya gidip “hayalet gördüm” diye video atıyordu.
Tam telefonu bırakacaktı ki ikinci mesaj geldi.
Bu kez sadece bir fotoğraf vardı.
Eylül’ün nefesi durdu.
Fotoğraftaki kişi ağabeyiydi.
Mert.
Yedi yıl önce kaybolan ağabeyi.
Fotoğraf bulanıktı ama onu tanımaması imkânsızdı. Siyah kapüşonu, boynundaki zincir ve çocukken kolunu kırdığı için hafif eğri duran sağ eli…
Eylül’ün elleri titremeye başladı.
“Bu… imkânsız.”
Mert öldü sanılıyordu.
Polis dosyayı yıllar önce kapatmıştı.
Annesi hâlâ her sabah onun odasını temizliyordu.
Babasıysa adını bile anmıyordu artık.
Telefon yeniden titredi.
“Bu kez geç kalma.”
Eylül yataktan fırladı.
Kalbi o kadar hızlı atıyordu ki göğsü ağrıyordu. Hemen numarayı aradı.
Telefon kapalıydı.
Tekrar aradı.
Kapalı.
Bir kez daha.
Kapalı.
“Hayır… hayır bu olamaz…”
Hızla dolabını açtı. Sweatshirtünü giydi. Ayakkabılarını bile tam bağlamadan odadan çıktı. Koridorda ilerlerken ev sessizdi. Sadece mutfaktan gelen buzdolabı uğultusu duyuluyordu.
Kapıyı açarken annesinin sesi geldi.
“Eylül?”
Dondu kaldı.
Annesi koridorun sonunda durmuş ona bakıyordu. Gözleri uykulu ama huzursuzdu.
“Bu saatte nereye gidiyorsun?”
Eylül birkaç saniye cevap veremedi.
Yalan söylemekten nefret ederdi ama gerçeği söylese annesi çıldırırdı.
“Arkadaşlarla buluşacağım.”
“Gece ikide mi?”
“Önemli bir şey oldu.”
Annesi ona uzun uzun baktı. Sonra sessizce konuştu.
“Yine onunla ilgili değil mi?”
Eylül cevap vermedi.
Ama sessizlik bazen cevaptan daha güçlüydü.
Annesinin yüzü anında değişti. Gözlerinin içindeki korku geri dönmüştü. Yıllardır gitmeyen o korku.
“Gitme.”
“Anne—”
“Gitme Eylül.”
Sesi titriyordu.
“O evden uzak dur.”
Eylül’ün boğazı düğümlendi.
“Belki yaşıyordur.”
Annesinin gözleri doldu.
“Ya değilse?”
Eylül cevap vermedi.
Çünkü içinde başka bir korku vardı.
Ya gerçekten yaşıyorsa?
Ve ya onu yıllardır o evde bir şey tutuyorsa?
Kapıyı açıp dışarı çıktı.
Gece buz gibiydi.
Kasabanın sokakları bomboştu. Uzaktaki sokak lambaları sisin içinde kayboluyordu. Eylül motoruna bindi, telefonu cebine koydu ve kontağı çevirdi.
Motor çalışırken telefon son kez titreşti.
Yeni mesaj:
“Yalnız gel.
Yoksa seni de içeri almazlar.”
Eylül’ün kanı çekildi.
“Seni de…”
Motorun farı karanlığı yararken uzak tepede malikâne görünüyordu.
Ve o anda…
Malikânenin en üst katındaki pencerenin ışığı yandı.
Bölüm etkileşimi
