2. bölüm / 3
Gölgedeki İsimBÖLÜM 2: KİLİTLİ KAPI
Bölümler 3Şu an: BÖLÜM 2: KİLİTLİ KAPI
- 1 BÖLÜM 1: ZAMANIN UNUTTUĞU SIR621 kelime
- 2 BÖLÜM 2: KİLİTLİ KAPI979 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 BÖLÜM 3: SURLARIN FISILTISI671 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Müdürün elinden aldığı siyah zarfı ve içindeki o zehirli notu montunun iç cebine yerleştiren Komiser Aras Çakır’ın damarlarındaki kanın buz kestiğini hissettiği an, sadece birkaç saniye sürmüştü. Şaşkınlığını ve şokunu gizlemek, bir polisin en büyük zırhıydı. Derin bir nefes aldı, omuzlarını dikleştirdi ve kürsüdeki mikrofona doğru bir adım attı.
Bahçedeki yüzlerce insanın uğultusu, gökyüzünde dönen kargaların sesine karışıyordu. Aras, mikrofonu müdürün titreyen elinden sertçe çekip aldı. Sesi, Diyarbakır surlarının taşları kadar sert ve emrediciydi:
"Değerli konuklar ve sevgili mezunlar. Teknik bir aksaklık sebebiyle törene kısa bir ara veriyoruz. Lütfen herkes olduğu yerde kalsın. Emniyet ekiplerimiz alanı kontrol edene kadar hiç kimsenin okul bahçesinden çıkışına izin verilmeyecektir."
Bahçede bir anda bir panik dalgası yayıldı. İnsanlar birbirine bakıyor, fısıldaşmalar çığlığa dönüşüyordu. Aras vakit kaybetmeden telsizini omzundan söküp mandalına bastı:
"Merkez, ben 45 12. Suriçi Anadolu Lisesi bahçesindeki zaman kapsülü etkinliğinde acil durum. 12 yıllık faili meçhul Deniz Kaya dosyasıyla ilgili sıcak bir ipucu elde edildi. Katil zanlısının alanda olma ihtimali yüksek. Okulun tüm çıkış kapılarına ivedi olarak asayiş ve olay yeri inceleme ekipleri sevk edin. Tekrar ediyorum, bahçeden tek bir kişinin bile çıkmasına izin verilmeyecek."
Telsizden gelen onay sesinin ardından Aras, keskin gözlerini kalabalığın üzerinde gezdirmeye başladı. Kimisi korkuyla yanındakine sarılıyor, kimisi telefonuna sarılıp birilerini arıyordu. Ancak Aras’ın aradığı şey korku değildi; o, bu kaosun içinde fazla sakin kalan, gözlerini kürsüden ve kendisinden ayırmayan o soğuk bakışların peşindeydi.
Okul kapıları büyük bir gürültüyle kapatılıp kilitlenirken, takviye ekiplerin siren sesleri tarihi sokaklarda yankılanmaya başladı. Aras, kürsünün hemen yanında tir tir titreyen eski okul müdürüne döndü.
"Hocam," dedi sesini biraz alçaltarak. "Bu zaman kapsülü fikri 2014 yılında kimden çıkmıştı? Ve en önemlisi, o dönem Deniz Kaya'nın okulda arası kimlerle kötüydü? Bana bir isim vermek zorundasın."
Müdür yutkundu, gözlerini bahçedeki eski mezunların üzerinde gezdirdi ve Aras'ın kulağına doğru fısıldadı: "Aras Komiserim... O dönem Deniz'in en yakın arkadaşı olan ama cinayetten sonra şehri terk eden biri vardı. Bak, tam şurada, çınar ağacının altında dikiliyor..."
Müdürün elinden aldığı siyah zarfı ve içindeki o zehirli notu montunun iç cebine yerleştiren Komiser Aras Çakır’ın damarlarındaki kanın buz kestiğini hissettiği an, sadece birkaç saniye sürmüştü. Şaşkınlığını, öfkesini ve şokunu gizlemek, bu meslekte bir polisin hayatta kalmasını sağlayan en büyük zırhıydı. Derin bir nefes aldı, omuzlarını dikleştirdi, boğazını temizleyerek kürsüdeki mikrofona doğru bir adım daha attı. Bakışlarını asırlık çınar ağacından, tarihi taş binanın pencerelerine kadar her noktada gezdirdi.
Bahçedeki yüzlerce insanın neşeli uğultusu, gökyüzünde tekinsiz daireler çizen kargaların çığlıklarına karışırken havada asılı kalan o neşe, bir anda yön değiştiren sert bir rüzgar gibi dağılmıştı. Aras, mikrofonu müdürün tir tir titreyen elinden sert ve kesin bir hamleyle çekip aldı. Sesi, Diyarbakır surlarının bin yıllık bazalt taşları kadar sert, soğuk ve emir bükmez bir tonla hoparlörlerden yankılandı:
"Değerli konuklar ve sevgili mezunlar. Teknik bir aksaklık ve güvenlik gerekçesiyle törene kısa bir ara veriyoruz. Lütfen herkes sakinliğini koruyarak olduğu yerde kalsın. Emniyet ekiplerimiz alanı tamamen kontrol altına alana kadar hiç kimsenin okul bahçesinden çıkışına izin verilmeyecektir. Lütfen zorluk çıkarmayın."
Bahçede bir anda dalga dalga yayılan bir panik havası baş gösterdi. İnsanlar şaşkınlıkla birbirine bakıyor, az önceki nostaljik fısıldaşmalar yerini korku dolu çığlıklara ve itirazlara bırakıyordu. "Ne aksaklığı?", "Neler oluyor?" sesleri yükselirken Aras vakit kaybetmeden sol omzuna asılı olan telsizini söküp mandalına sertçe bastı. Sesi telsiz mandalının cızırtısını bile bastıracak kadar kararlıydı:
"Merkez, ben 45 12. Suriçi Anadolu Lisesi bahçesindeki zaman kapsülü etkinliğinde acil durum unsurları gerekiyor. 12 yıllık faili meçhul Deniz Kaya dosyasıyla ilgili doğrudan olay yerinde sıcak ve somut bir ipucu elde edildi. Katil zanlısının ya da şüphelilerin şu an alanda olma ihtimali çok yüksek. Okulun Suriçi'ne açılan tüm çıkış kapılarına, arka sokaklarına ivedi olarak asayiş ve olay yeri inceleme ekipleri sevk edin. Tekrar ediyorum, çevre güvenliği artırılsın, bahçeden tek bir kişinin bile çıkmasına izin verilmeyecek."
Telsizden gelen aceleci onay seslerinin ardından Aras, telsizi yerine takıp keskin gözlerini kalabalığın üzerinde bir dedektör gibi gezdirmeye başladı. İnsanların refleksleri hemen kendini ele veriyordu; kimisi korkuyla yanındaki eşine, arkadaşına sarılıyor, kimisi panikle telefonuna sarılıp birilerini aramaya çalışıyordu. Ancak Aras’ın gözleri korkanları aramıyordu. O, bu ani kaosun ve yayılan korkunun tam ortasında fazla sakin kalan, kollarını göğsünde bağlamış, gözlerini kürsüden ve doğrudan kendisinden ayırmayan o donuk, hesapçı bakışların peşindeydi.
Çok geçmeden okulun devasa demir kapıları görevli polisler tarafından büyük bir gürültüyle kapatıldı ve zincirlenerek kilitlendi. Hemen ardından, dar Suriçi sokaklarında yankılanan takviye ekip sirenleri duvarlarda uğuldamaya başladı. Çember daralıyordu.
Aras, kürsünün hemen yanında adeta nefesi kesilmiş gibi duran eski okul müdürüne doğru döndü. Adamın yakasından tutmamak için kendini zor tutuyordu. Sesini sadece ikisinin duyabileceği bir seviyeye indirerek, adeta fısıldayan bir cellat gibi sordu:
"Hocam, bana bak. Bu zaman kapsülü fikri 2014 yılında tam olarak kimden çıkmıştı? Kim organize etti bu işi? Ve en önemlisi, o dönem öldürülen Deniz Kaya'nın bu okulda arası kimlerle kötüydü? Kiminle kavga etti, kimin canını yaktı? Bana hemen şimdi bir isim vermek zorundasın, yoksa bu bahçedeki herkesi tek tek içeri alırım."
Müdür zorlukla yutkundu, alnından süzülen soğuk ter damlasını elinin tersiyle sildi. Gözlerini korkuyla bahçedeki eski mezunların, o yetişkin adamların ve kadınların üzerinde gezdirdi. Ardından Aras'ın omzuna doğru hafifçe eğilerek, titreyen bir ses tonuyla fısıldadı:
"Aras Komiserim... O dönem Deniz'in yanından bir saniye bile ayrılmayan, onun her şeyini bilen en yakın arkadaşı Ömer vardı. Cinayetten hemen sonra, daha kırkı çıkmadan ailesiyle birlikte bu şehri, Diyarbakır'ı apar topar terk etmişti. Herkes ondan şüphelenmişti ama kanıt bulunamadı. Bak... Tam şurada, asırlık çınar ağacının gölgesinde tek başına dikiliyor. Gözünü üzerinden ayırma..."
Aras, müdürün işaret ettiği yöne, çınar ağacının o derin gölgesine doğru gözlerini dikti. Gerçekten de orada, kalabalığın paniğine tamamen yabancı kalmış, siyah paltolu, gözlerini doğrudan Aras'ın cebindeki o siyah zarfa dikmiş genç bir adam duruyordu. Bakışları karşılaştığı an, o adamın gözlerinde ani bir irkilme belirdi.
Aras, elini ceketinin altındaki silah kabzasına sabitleyerek adımlarını çınar ağacına doğru yöneltti. Kalabalığı yararak ilerliyordu. Ancak Aras daha yolun yarısına gelmişken, çınar ağacının altındaki o siyah paltolu adam arkasını döndü ve okulun kilitli olan arka bahçe kapısına doğru hızla koşmaya başladı!
Aras arkasından avazı çıktığı kadar bağırdı: "Polis! Dur!"
Bölüm etkileşimi
