GÖLGE ÜZERE Bir Umut kitap kapağı

1. bölüm / 1

1.BÖLÜM: PSİKOLOK

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: 1.BÖLÜM: PSİKOLOK
  1. 1 1.BÖLÜM: PSİKOLOK1.231 kelime · Okuduğun bölüm

NAZEN GÖKYEL

Ölümler,vazgeçişler ve tekrar ölümler...

İnsanın yaşamak için hayata tutunduğu tek bir sebeb vardır.Bu belki bir gülüş,belki bir özgürlük,belki bir nefes...
O dal her neyse insanı ayakta tutan tek varlıktı.

Beni ayakta tutan tek varlık ise mesleğimdi...

Bazıları için korkunç,bazıları için gülünç o mesleğe sahibim ama bundan asla şikayetci olmadım.

Psikoloğum ben...

İnsanları o karanlık dünyalarından çıkaran,

Dertlerini dinleyip sırtlarını okşayan o elim...

Kimsenin silmediği göz yaşlarını silenim...

Deli dedikleri o insanların acılarını hissedenim...

Bu meslekte benim acılarıma sarılışımdı belki.

İlk işe başlayacağım günü dün gibi hatırlıyorum.Çok heyecanlıydım.Ellerim kendini belli edercesine titriyordu.
Benim için en çok mutlu geçmesini dilediğim günlerden
biriydi.Belki sadece oydu.Üzerimi aynadan düzeltirken
kapım hızla açıldı.Kafamı çevirdiğimde annemi gördüm.
Beni süzüp yavaş adımlarla yanıma yaklaştı.
O an aklıma gelenlerle küçük bir kız çocuğu gibi mutlu oldum.Beni tebrik etmeye gelmişti,belki de destek olmaya,
belki de canım kızım deyip yanımda olmaya...
İnsan olmasını istediğine kendini o kadar çok kaptırırdı ki
gerçekleri hemen göremezdi.Onun itici ve memnuniyetsiz
bakışlarını geç olsa fark ettiğimde içimde kırılan yerlerin
bir kez daha kırıldığını hissettim.

Yüzümde buruk bir tebessümle ona baktım.

Belinde birleştirdiği ellerini çözüp sinirle saçlarının arasından geçerdi.Bir ileri bir geri hızla yürüdü...

Sakince sinirinin geçmesini bekledim.

Bu mesleği zaten kabul etmeyecekti.

Ama onu dinlemek gibi bir fikrim artık yoktu...

Kalbimi mahveden o cümlelerini sıraladı.

" Çok mu buldun bu mesleği çok mu ! O kadar meslek varken,aklım almıyor nasıl delilere doktor olursun ki ! "

Kelimeleri ağırdı,kırıcıydı...

" Ann- "

" Yok anne falan ! Sırf sırf o deli babanı boşayıp ait olduğu
yere tıkdırdım diye bu mesleği seçtin bilmiyor muyum sanıyorsun sen ! "

Baba...benim canım babam benim kanayan yaramdı...

Gözlerimden süzülen yaşlar yavaşça yanaklarıma düştü.
Ama karşımda ki kadın durmadı.Kızı acı çekerken o durupta kızına nefes aldırmadı.

" Senin baban deliydi deli ! Neyini anlamıyorsun Narin
niçin anlamak istemiyorsun ! "

Sesi gittikce yükseliyordu.

"Ben o adamdan neler çektim biliyor musun sen !

Sevgi ne demek bilmezdi,

Birine değer vermek,sarılmak nedir bilmezdi,

Geçmişte takılı kalmış bir manyaktı o...

Bazen hepimizi unutur hatırlamazdı bile !

Bizi o sanıp kaç kere boğazımıza yapıştı.

Böyle baba olmazdı,olamazdı.Gitmesi gereken yer o oradan
başka bir yer olamazdı.Bu gerçekten artık kaçamazsın ! "

Boğazımda bir yumru oluştu.Babamı anlamıyordu.
Benim babam bu anlattığı kişi değildi.

Benim babam bile isteye bize zarar vermezdi...

Sevgi ne demek bir tek o bilirdi.Bilmese yanımda olup sırtımı
okşayan,saçlarımdan öpen bir adam olur muydu?

Birine değer vermek nedir bilirdi.Ölen arkadaşının mezarına
Her gün gidip sulaması yeni çiçekler ekmesi bunun kanıtı değil miydi ?

Sarılmayı bana öğreten kişi oydu...

Manyak değildi,acıları vardı.

Unuturdu ama çokça hatırlardı.Hatırlamadığında bizden bir
af dilemediği kalırdı.

Bizi o sanıp hiç boğazımıza yapışmamıştı.

Sadece annemi o sanmıştı.Ama o zaman bile böyle bir hamle
asla yapmamıştı...

Benim babam deli değildi,acıları vardı.

Aklıma gelen tozlu anılarla yüzümü buruşturdum.İlk iş günümü hatırlamak hiç iyi gelmemişti.Nefes alış verişlerim
kendiliğinden hızlanmıştı.Bana babamdan kalan tek şey
astım hastalığımdı.Ama en kötüsü bu bir kokuya karşı değildi ne zaman babamı düşünsem,ne zaman üzülsem beni buluyordu.

Bir yandan içim çıkasıya öksürüyor.Bir yandan çantamdan
astım ilacımı arıyordum.Geçte olsa olmadığını fark edince
nerede unuttuğumu düşündüm.

Doğruya kapının yanındaki ayakkabılığın üzerindeydi.
Salak aklım onu niye oraya koyduysam...

Elimle boğazımı tutmuş nefes almaya çalışıyordum.
Bir yandan da öksürüyordum.Kalabalık etrafıma toplanmıştı.Allah'tan doğup büyüdüğüm mahalledeydim.

"Ahmet oğlum çabuk şu taburayı getir de Narin kızımı
oturtalım.Ali koş sen de su getir çabuk hayde ! "

Naziye Teyze'nin sesleri kulaklarımda yoģun bir uğultu
halindeydi.Naziye Teyze ve Güler Abla'nın yardımıyla
oturdum.Görüşüm iyice bulanıklaşıyordu.Ali ne ara getirdiğini bilmediğim suyunu elime verdi.Zorla Naziye
Teyze'nin yardımıyla bir kaç yudum içtim.Ama ilaçımı
içmeden boğulmaktan kurtulamayacaktım.Ellerim boğazımda nefes almaya çalışıyordum.Etrafta bir koşuşturmaca hakimdi. Gözlerimi sıkıca kapattım ve kendimi etraftaki seslere odaklamaya çalıştım.

" Yazık genç kız sonunda o aile de iyice delirdi vah anam vah iyi kızdı aslında Narin !"

" Hi anam bu ya ölürse gencecik yaşında yazık olur ya "

Duyduklarımla yüzümde alaycı bir gülümseme oluştu.

Ne güzel bir Gökyel ailesi fertinden kurtulmuş olurdunuz.

Ben düşüncelerimle boğuşurken mahallenin dedikoducularını duyup laf söyleyen bir ses duydum...

Fazla gür ve sertti.

"Ne dersiniz siz hanımlar ! Ağzınızı hayıra açın yok ölmek
falan ! Ne güzel ağzınızı açıp konuşabiliyorsunuz ama iş
yardıma geldi mi eliniz Armut topluyor değil mi? "

Göz kapaklarımı açıp onlara baktım.Bu...o idi...

" Şimdi hepiniz gidin evlerinize.Burada tiyatro çekmiyoruz.
Haydi benim sinirlerimi zıplatmayın. "

Kadınlar mahallelilerin arasında rencide edilmenin utançlığı ve siniriyle evlerinin yolunu tuttular.

Ben ise öksürmeye ve nefes almaya devam ediyordum.

Sağolsun Naziye Teyze ve Güler Abla yanımdaydı.

Kadınlara haddini bildiren sesin sahibi çocukluğumdu...

Gençliğimdi,ilk aşkımdı,sevdamdı...

Ona hiç bahsedemediğim sevdam...

Ne olduğunu anlamadım.Hızlı adımlarla yanıma geldi.
Heybetli bir vücudu vardı.Kasları giydiği siyahtan tişörtten
oldukça belliydi.Saçları yine dağılmış,özgürlüklerini ilan
etmişti.Boyu fazla uzundu. 1.90 boyunda çıtırdı kendileri.
Ben onu incelerken yanıma yaklaştı.Kafamı kaldırdı ve ilacımı ağzıma sıktı.İlaçımı almamla nefes alış verişlerimle
yavaşça düzene girmişti.

Yavaşca gözlerimi gözleriyle buluşturdum.

Uzun bir süre beni izledi.Ardından konuşmak için dudaklarını araladı.

" İyi misin Narin ? İyi misin ? "

Sesi buram buram telaş kokuyordu.

Ben daha cevap veremeden bir daha konuştu.

"İyisin, evet iyisin yetiştim..."

Kendi kendine konuşuyor gibiydi.Ben anlamsızca ona
bakarken bir anda kollarını sertçe belime sardı.
Gidecekmişim gibi beni sıkıca kendine çekti.
Burnuma dolan odunsu sert kokusundan bir daha nefret
ettim.Sarıldığı andan beri vücudumda bir titreme vardı.

Ona sarılmak istedim beni kurtardığı için ama yapamadım

Çıkamadı ellerim ne boynuna ne beline...

Sevdiğim adama sarılamadım.Zorlasamda kendimi yapamadım.

Ona sarılmadığımı fark ettiği gibi benden ayrıldı.

Kendini toplayıp konuştu.

"Bir an aniden sana sarılmış buldum kusura bakma. "

Aramızda mesafeler vardı.

Ama o da her insan gibi beni yanlış anlamıştı.

Sarılışı beni rahatsız etmemiş başımı döndürmüştü.

Ama sarılamamıştım.Olmamıştım.

Çünkü en son kendi istediğimle sarıldığım kişi babamdı...

Ben onu çokca özlemişken ruhumdaki özlemi,ellerimdeki
kokusu,sarılırken ki sevgisini unutmak istemememdi.

Ağırca ve sakince konuştum.

"Beni kurtardığın için teşekkür ederim.Ve ayrıca sorun yok
bir aniden sarılınca şaşırdım sadece o kadar. "

Gözlerime derin bir ifadeyle baktı.Ben uzunca bir şeyler
diyecek sanarken ağzından tek bir kelime döküldü.

"Eyvallah "

Başıyla hafif teşekkür edip yanımdan uzaklaşıp Hasan
Amca'nın dükkanına girdi.

Kalabalık azalmıştı.Naziye Teyze ve Güler Abla'ya zorla
iyi olduğuma ikna ettirdim.Arından çantamı alıp arabaya
bindim.Kliniğime sürmeye başladım.Arabam da hafif
bir şarkı vardı. Cem Adrain 'ın sesine yavaşça eşlik ediyordum.Ben kendimi kaptırmışken telefonuma bir bildirim gelmişti.Telefonumu elime alıp hafifçe baktım.
Yazan annemdi,mahallede yaşanan astım krizimi duymuştu büyük ihtimalle.Tek ve net mesaj vardı.

Annem : İyi misin ?

Siz : İyiyim.

Parmaklarımla istemeye istemeye yazdım.Ama yazmasam
sanki çok merak ediyormuş gibi kafamın etini yerdi.
Ben tam bir düşünceler evrenime giriş yapacakken
telefonum titredi.Gelen mesajlar iki kişiden...
Biri yardımcım Yalçın ' dı.Diğeri ise yine hastamın doktoru.

Evet,söylemedim ben akıl hastanesindeki kişilerin psikoloğuyum.Ve bu mesleği tam tamına 3 yıldır yapıyorum.Ama kendi memleketimde ilk kez yapacağım.

Yavaşça ilk olarak Yalçın'a girdim.

Yalçınko : Nazo hastamızın adı Gölge Üzer. 32 yaşında.
10 senedir buradaymış.Geçimişe takılı kalan, ani ataklar
geçiren bir kişiymiş.Ve biraz araştırdım.Bu adam çok
tehlikeli Narin.Adamın yanına normal bir şekilde yaklaşa-
mazsın.Adamın eski psikologlarına ne olduğunu sorduğumda kanım dondu.Hepsi ölü bulunmuş Nazo.Hepsi
tam tamına 10 yılda 20 psikolok...Yapma Narin Yapma.

Okuduklarımla kaşlarım çatıldı.Ölen kişiler için üzülmüştüm.Bir tık da korkmuştum.Ama yine de yazdım.

Siz : Dosyasını gönder Yalçın.

Ben korkmamayı babamdan öğrenmiştim.
Vazgeçmeyecektim hakkında ne derlerse desinler ben onun
psikoloğu olacaktım.Neden bu kadar üstlediğimi bir babam
bir de ben bilecektim.Belki de yeni hastam.

Telefonumagelen bildirimle gülümsedim.Ve arabayı boş
bir yere çekip dosyayı incelemeye başladım.

Kimmiş bakalım bu Gölge Üzer...

Neyin nesiymiş bu adam...

Kimsin sen Gölge Üzer...

Kararım netti ben Gölge Üzer'in psikoloğu olacaktım.

Kimse beni vazgeçiremezdi.Asla...
.
.
.
.
Devam edecek...

Yorum canlar 🫂
Sevgiyle kalın...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…