Gökyüzündeki İnci (1.Bölüm)

Vaveyla Yazarı: Cennete Açılan Kapı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: Gökyüzündeki İnci (1.Bölüm)

- GÖKYÜZÜNDEKİ İNCİ -

1. Bölüm

Gökyüzünde bir yıldız olmak isterdim. Ölmek değil bahsettiğim şey, gökyüzünde bir yıldız olup dünyayı seyretmek. Belki birine umut olmak. İnsan olmaktan daha kolaydır eminim.

Adım İnci. İnci Nur SARAN. Genellikle pozitif düşünceli bir insanım ama karamsar, bazen düşüncesiz bir yanım da var. O yanım kolay kolay çıkmaz ortaya.

"Of bu olmayacak galiba!" diyerek sızlandım. Tepsiyi aldım. Fırına koydum. Kek kalıbına baktım bir süre. Telefonun zil sesini duyduğumda masanın üstündeki telefona doğru ilerlerken gözüm karardı. Yerimde durup geçmesini bekledim.

Tekrar önümü görebildiğimde masanın üstündeki telefonu aldım. Arama çoktan kapatılmıştı. Hemen kimin aradığına baktım.
Firuze aramıştı. Telefon tekrar çalmaya başlayınca yanıtladım.

"Efendim?" diye sordum ruhsuzca. "Yarın kesin gidiyorsun değil mi?" diye bağırdı.

"Evet" diyerek kısaca cevap verdim. "Emin misin?" diye sorduğunda "50. kere evet. Niye sürekli soruyorsun?" dediğimde bir süre sustu.
"Bütün liderler ve düşmanları orada olacak.
Senin Yunus'un kızı olduğunu öğrendiklerinde sana zarar vermek için seni kullanma ihtimalleri var." dediğinde "Hiçbir şey yapamazlar." diyerek çıkıştım.

"Böyle emin bir şekilde hareket etmeye devam et Nur'cuğum." dedi sinirle. "Tek kaşımı kaldırdım ve "Merak etme." deyip kapattım.
Yarım saat sonra kekim olmuştu. Üstelik kalıptan da güzel çıkmıştı. Bir iki dilim yemiştim. Sonra bol, mavi bir elbise, beyaz spor ayakkabılarımı giymiştim. Saçımı dağınık topuz yapıp makyajımı sade tutmuştum.

"Ben her yere süslü giderim!" diye kendi kendine bağırdığımda güldüm.

Deliriyorum galiba.

Dışarı çıktım. Çocuk parkına geldim. Boş bir banka oturdum. Kaydıraktan kayan çocuklara baktım bir süre. Yanıma birinin oturduğunu hissettim ama dönüp bakmadım. Bir süre sonra kolunu hararetli bir şekilde kasıdığını duydum. Stresli anlarda en sık yaptığım bir şeydi, bu yüzden bu sese aşinaydım. Nefes alış veriş sesleri yükseldi. Dönüp baktım. Sarı saçlı, mavi gözlü, 5 yaşlarında bir kız çocuğu vardı.
Bacağımı salladığımın farkında değildim.

Sadece bacağıma bakıyordu. Bacağımı durdurduğumda dönüp suratıma baktı. Sevecen bir şekilde gülümsedi. Gözleri dolu dolu baktı bir süre. Bir adam "Aysima!" diye bağırırken buraya doğru koşuyordu. Kız bir anda bana sarıldığında adamın görüntüsü netleşirken adımları yavaşladı.

Adam neredeyse 1.90 boyunda, dağınık siyah saçlı, ela gözlü. Çene hatları belirgin. Fiziği oldukça iyi, bunu açarsam; kol kaslarını belli eden hafif ince belli, geniş omuzlu. Siyah tişörtlü, bol eşofman altlıydı.

Kız benden ayrıldığında "Adın ne?" diye sormuştu.

"Nur" dediğimde "Sadece Nur mu?" diye sordu.

"İnci Nur" dediğimde gülümsedi. "Ben Ninu diyeceğim." dediğinde güldüm ve "Niye?" diye sordum.

"Daha tatlı." cevabını almıştım.

"Peki" dediğimde konuşmaya devam etti. "Bu park benim." dediğinde gülümsedim. Adam çok tanıdık geliyordu.

"Ay kız hadi gidelim." dediğinde sesi de tanıdık gelmişti.

"Biliyorsun Lazo" dedi Aysima. Adam usulca kaşlarını kaldırdı.

"Ne demek yurttan kaçmak?" diye sordu. Aysima adama döndü ve "Ben orada sıkıldım da parka geldim. Anlıyor musun?" diye sorduğunda adam Aysima'nın önüne, dizlerinin üstüne çöktü ve ellerini tuttu. Boğazını temizledikten sonra "Bazen sıkılabilirsin ama o zaman kaçamazsın. Beni arsaydın ben seni alırdım Ay kız." dedi sakinleştirici bir ses tonuyla. "Ama ben büyüdüm." diye sızlandığında adam gülümsedi. Gamzeleri ortaya çıktığında gözümü bir süreliğine onlardan ayırdım, etrafa baktım.

"Bazen büyümek güzel değildir. Benim için hâlâ küçüksün." dediğinde gülümsedim. Aysima bana dönüp "Görüyor musun Ninu ne diyor?" dediğinde güldüm ve ona sarıldım. Sıkıca kollarını sardı. Ayrılıp "Senin kalbin kocaman Simay." dediğimde kıkırdadı. "Sürekli isimimi değiştiriyorsunuz." diye homurdandı.
Adama döndü ve "Ben yurda gitmek istemiyorum." dedi. Adam elini saçlarından geçirdi ve bana baktı. Gözlerime baktı bir süre. Telefonu çalmaya başlayınca ekrana baktı ve açtı. Kulağına yasladığında ses dışarı çıkıyordu. "Nerdesin sen Can?" diye sordu ince bir kadın sesi. "Aysima'nın yanındayım." dediğinde nedense tüm duygusu gitmişti. "Tamam bırak gel." dediğinde "Neden?" diye sordu.

"Biz evleneceğiz yakında, biliyorsun değil mi?"
"Eee?" diye sordu bu seferde. "Pasta denemesine gideceğiz." dedi. "Sen git, istediğin gibi al." dediğinde karşı taraf ofladı. "Akşam erken gel." diyerek sızlandı. Can denen adam "Tamam." deyip telefonu kapattı. Aysima'ya baktı. "Ne?" diye sordu. Aysima "Gerçekten onunla evleneceksin Mahlaz." diye söylendi.

"Bunları konuşmuştuk." dedi sıcak bir sesle. "Benle konuştun ama kendinle konuşamıyorsun." dedi. Çocuk olmasına rağmen zekiydi, bunu görebiliyordum. Gözlerinden bir karanlık geçti. "Tamam, ne önemi var. Ne yapıyoruz şimdi?" diye sordu.
Aysima usulca bana döndü. "Lunaparkları sever misin?" diye sorduğunda tereddüt etmeden "Hayır." dedim. Yüzünü astığında usulca gülümsedim. "Neden ki?" diye sordu kısık bir sesle. "Herkes lunaparkları sevemez ki." diye cevap verdim.

Bir süre düşündü. "Niye sevemezmiş? Ben seviyorum ama." diyerek ellerini beline koydu. "Sen herkes değilsin ki." deyip burnuna dokundum. Kıkırdadı. "Herkes severse lunaparklar çok dolar, o zaman da sana yer kalmaz." dediğimde tekrar suratını astı. "Tamam ama sen sev, başkası sevmesin." dediğinde sadece gülümsedim.

Benim mezarım lunaparklar ve ben mezarları sevmem.

Mahlaz "Hadi o zaman." diyerek ayağa kalktığında anlamayan gözlerle baktım. "Ninu ne olur sen de gel, binmezsin pamuk şeker yersin. Ne olur?" diyerek gözleri dolu dolu baktığında gitmek istemediğimi gösteren bakışlar attım ama nafile.

Bazılarının dünyası olan yer bazılarının mezarıydı.

Mahlaz'dan izin almak ister gibi baktım. Kaşlarını kaldırdığında:
"Sen istiyorsan ben tabii ki geliyorum." dediğinde "Oley!" diye bağırdı.
İzin almamıştım zaten.

Ayağa kalkıp yürümeye başladık. Aysima'nın sağında ben, solunda Mahlaz vardı. Aysima usulca elimi tuttuğunda yüreğim ısınmıştı. Sadece gülümsemiştim.

5-10 dakika sonra lunapark görüş açımızdaydı. Gerilerek Mahlaz'a baktım. Gözlerini kısmış bana bakıyordu ki göz göze geldiğimizde bakışları normale döndü. Bir adam "Hanzade!" diyerek seslendi. Mahlaz elini kaldırdığında bileğindeki dövme zihnimdeki aralık olan kapıyı açtı.

- 15 SENE ÖNCE -

Bir anda biri yanağıma öpücük kondurduğunda dönüp baktım.

Mahlaz bozuntusuydu bu!

Kolunu tuttuğum gibi bileğine dişlerimi geçirdim. Bir anda bağırmaya başladı.

"İnci! Bırak! Yal..." dedikçe daha sert ısırıyordum. Fulya Teyze zor ayırmıştı. Annem bana tam vuracakken Mahlaz şakalaştığımızı söylemişti.

Annemler bizi ayrı yerlere koymuştu. Akşam olunca usulca yanına gidip oturmuş ve yanına sokulmuştum. O da hiçbir şey olmamış gibi sarılmıştı.

Annelerimiz arkadaştı. Sonra bizlerin de anlamadığı bir olay oldu ve iki tarafta birbirinden ayrıldı.

O gün bana "Dövme yaptıracağım büyünce." dediğinde gülmüştüm. "Ne dövmesi?" diye sorduğunda kabuk bağlamaya başlayan bileğini gösterdi.

"Diş izlerini." dediğinde kahkahalara boğulmuştum. "Abartıyorsun Mahlaz." demiştim. "Görürsün." dediğinde daha sıkı sarılmıştı.

O gün buna yemin etmişti. Yapmıştı da...

Ama o gün ben de bir yemin etmiştim. Güneşi çok severdim. O da öyle. "Ben de güneş çizdireceğim." demiştim.

Yapmıştım da.

- GÜNÜMÜZ -

"Hadi Ninu!" demişti Aysima. Dönüp baktığımda elimden çekiyordu. Lunaparka girmiştik. Bir sürü çocuk vardı.

Aysima çarpışan arabalara binerken biz onu izliyorduk. "Kusura bakma." demişti. Ona bakmıştım. Bir top geliyordu ki yukarı uzanıp karşıdaki çocuğa atmıştı. Belindeki silahı gördüğümde boşluğa dalmayı tercih ettim.

"Normalde kimseyle konuşmaz ve birilerini kolay kolay yanında istemez. İstenmesine şaşırdım." dediğinde gülümsedim. Aysima'yı izledim bir süre. "Sen ne zamandır yanındasın?" dediğimde sigara paketinden bir dal çıkardı. "4 senedir." dedi. Tereddütsüz bir şekilde çakmağın yanma sesiyle yerimden hafifçe sıçradım. Fark etmiş olacaktı ki çakmağı yakmaktan vazgeçti.

Aşırı izlendiğimiz hissiyle etrafıma yavaşça bakındım. Kalabalığın en uzağında silahını Aysima'ya doğrultmuş bir adam gördüğümde Mahlaz'ın silahını çekip aldım ve öldürmemem gerektiğini hatırlayarak silahlı eline sıktım.
Etrafta bağırış ve kaçış olduğunda Mahlaz Aysima'ya koşup kucağına aldı. Benim yanıma gelip "Çıkıyoruz!" diye bağırdı. Etrafa bakınmam bitmediği için umursamamıştım ki elimden tutup çıkışa doğru ilerledi. Bir kurşun sesi daha geldiğinde gördüğüm öteki adamı da bacağından vurdum.

Mahlaz arabanın arka koltuğunun kapısını açtığında Aysima bindi. O şoför koltuğuna geçerken ben de yanına bindim. Gaza basıp hızla uzaklaştığında kimse konuşmuyordu.
Dönüp Mahlaz'a baktığımda sinirli olduğu çok belliydi.

Demiştim lunaparklar ölümdü.

Titrediğimde Mahlaz direksiyonu biraz daha sıktı. Telefonuma mesaj geldiğinde umursamadan camdan dışarı bakmaya başladım. Kocaman bir konağın önüne park etmişti arabayı. Kapımı açtığında suratıma bile bakmıyordu. İndim, Aysima da indi.

Gözleri dolu dolu baktığında sarıldım.
Kucağıma aldım.

Mahlaz silahını alıp beline sıkıştırmıştı.
Gidemezdim çünkü Aysima'nın bana ihtiyacı vardı. İçeri girerken Mahlaz'ın yanında yürümeye başlayan esmer, kalıplı, mavi gözlü bir adam vardı.

Evin kapısını siyah sıkı, topuklu elbiseli ve topuklu ayakkabılı bir kadın açtı. Gülümsedi. "Hoş geldiniz." derken esmer olan adama dikkatlice bakıyordu.

"Fazıl Beyler masadalar Mahlaz Bey." diye bilgilendirdi. Mahlaz sert ve hızlı adımlarla içeri girdi. Sağ tarafa döndüğünde uzun bir yemek masası ve 5-6 kişi oturuyordu. Mahlaz masanın en başında durdu.

"Zeliha, Aysima'yı al ve bahçeye çıkar." dediğinde Aysima daha sıkı sarıldı. Kapıyı açan kadındı Zeliha. Bana doğru yanaştığında Aysima'nın kulağına fısıldadım. "Sen çık ben geleceğim." dediğimde burnunu çekti. Bana baktı ve onaylar şekilde kafa salladı. Zeliha'nın kucağına gitti.

Telefonumu çıkarıp baktığımda Akın'dan mesaj vardı. Mesaja girdiğimde bir dosya çıktı. Doğuran annemin ve babamın bilgileri vardı.
Yunus KASAR yazıyordu.

Ailem belliydi.

Anne: Burcu KASAR
Baba: Yunus KASAR

5 kardeşin en büyüğüm. Celal, Aral, Alina, İlkknur. İki kimliğim var. Doğduğum aile İştar ismini vermiş. Ama büyüdüğüm aile İnci Nur.

Mahlaz irkildiğinde yerimden sıçramamla masadakilerin dikkati çekmişti. Telefona tekrar geri yerleştiğinde duyduğum isimle şok oldum.
"Ha Yunus KASAR, ha Aral KASAR ikisi de aynı bok! Nasıl adamlarını yollatıp mermi sıktırıyor.
Konağını yakacağım onun babam!" diye bağırdığında elleri titriyordu. Parmağıyla beni gösterdiğinde dönüp baktı. Uzunca baktı, bir nebze olsun gevşediğinde "Eğer İnci yanımızda olup dikkatli davranmasaydı birimiz vurulabilirdik." dediğinde herkesin suratındaki şaşkınlığı görebiliyordum.

Yunus KASAR. Demek ki doğru yerdeyim.
Elini saçlarından geçirdi. Hiçbir sonuç alamayınca daha da sinirlendi. Dışarıdan "Mahlaz Can HANZADE!" diye bir bağırış geldiğinde Mahlaz silahını eline alıp dışarı hızlı adımlarla çıktı.

En başta gri saçlı, yorgun bakan bir adam; sağ tarafında kumral, düzgün saçlı, oldukça iyi fizikli bir adam vardı ve sırıtıyordu.

Mahlaz'ın arkasından bazıları "Yapma!" diye bağırıyordu. Ama Mahlaz dinlemeyip sırıtan adamın kalbine namluyu doğrulttu.

Yanındaki adam "Ne oluyor HANZADE?" diye sorduğunda öne atıldı. Mahlaz "Senin bu gerizekalı oğlun bizim arkamızdan silahlı adam yollatıp sıktırıyor!" dediğinde kumral adam şaşırmış gibi yaptı ve "Sen kalkıp şirketimi ateşe ver, sonra hesap sor." dediğinde "Ne ateşi? Ne şirketi?" diye sordu. Aklına bir şey gelmiş olacaktı ki "Boğahan" diyerek sitem etti. "Lan gerizekalı, daha kimin yaptığını bilmiyorsun. Ben neden senin şirketini yakayım? Sende bir tane varsa bende bin tane var Aral Kasari!" diyerek soyadıyla dalga geçti.
O Aral'sa, yanındaki Yunus Bey.

Aral kahkaha attı. Arkadan kıvırcık, kahverengi saçlı, ela gözlü; kapalı mor mini bir etek ve üstünde beyaz atlet olan bir kadın geldi.

"Dayı ne oluyor?" diye sorduğunda Yunus döndü. "Karışıklık oldu." dediğinde kadın Mahlaz'a baktı. Hemen arkasında ben olduğum için gözleri bana döndü. Baştan aşağı süzdü. Kaşlarını çattı ve tekrar Mahlaz'a baktı.
İlerledi ve karşımda durdu. "Sen kimsin?" diye sorduğunda arkadan Aysima'nın sesi geldi. Ellerindeki çiçeklerle buraya doğru koşmaya başladı. Silahlar indi.

Aysima hızla bana sarıldığında herkesin yeterince ilgisini çekmiştim.
Çünkü o kadar kişinin arasında bana koşmuştu.

Herkes için savaş şimdi başlamıştı.
Mahlaz'ın nişanlısıydı o kadın ve Mahlaz ona aşık değildi.

Yunus benim babamdı ama ben evladından çok felaketi olacaktım.

Herkes bunu görecekti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

29okunma 7beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18