1. bölüm / 1
Göksel ApartmanıBÖLÜM 1: SIRADAN BİR GÜN
Bölümler 1Şu an: BÖLÜM 1: SIRADAN BİR GÜN
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kayseri, 28 Ekim 2025
Sonbahar, Kayseri sokaklarına iyice yerleşmişti. Ağaçların sararmış yaprakları kaldırımlara dökülüyor, sabahları esen soğuk rüzgâr insanlara kışın yaklaştığını hatırlatıyordu. Sokaklarda henüz büyük bir hareketlilik yoktu. Fırınların önünde birkaç kişi ekmek sırasına girmiş, bazı dükkân sahipleri kepenklerini açmaya başlamıştı.
Şehrin merkezine çok uzak olmayan, sakin bir sokakta Göksel Apartmanı bulunuyordu.
Altı katlı, otuz daireli bu apartman dışarıdan bakıldığında oldukça sıradan görünüyordu. Gri dış cephesi yılların etkisiyle solmuş, girişindeki mermerler yer yer çatlamıştı. Apartman kapısının üzerindeki küçük tabelada ise yıllardır değişmeyen aynı isim yazıyordu: Göksel Apartmanı.
Binada otuz farklı daire, onlarca farklı insan ve birbirinden habersiz yaşanan sayısız hikâye vardı.
Ancak bu insanların çoğu birbirini tanımıyordu.
Sabahları asansörde karşılaşanlar birbirlerine günaydın demeden telefonlarına bakıyor, merdivenlerde karşılaşanlar kısa bir bakışın ardından yollarına devam ediyordu. Bazen aynı kapının önünden yüzlerce kez geçiyor ama o kapının arkasında kimin yaşadığını bile bilmiyorlardı.
Göksel Apartmanı'nda komşuluk, zamanla unutulmuş bir alışkanlığa dönüşmüştü.
Bu apartmanın on bir numaralı dairesinde ise Metin Karaca yaşıyordu.
Metin otuz yaşındaydı. Orta boylu, koyu kahverengi saçlı ve genellikle birkaç günlük sakalla dolaşan bir adamdı. Giyimine dikkat ederdi fakat gösterişten hoşlanmazdı. Dolabında birbirine benzeyen gömlekler, pantolonlar ve birkaç kazak bulunurdu. Alışveriş yaparken bile çoğunlukla aynı mağazayı tercih ederdi.
Onu tanıyanlar sakin biri olduğunu söylerdi. Çok konuşmaz, gereksiz tartışmalardan uzak dururdu. İnsanlarla kötü geçindiği söylenemezdi fakat yeni insanlarla tanışmak için de özel bir çaba göstermezdi.
Hayatı belirli bir düzene oturmuştu.
Her sabah saat 06.45'te uyanır, kahvaltısını yapar ve saat 07.35'te evden çıkardı. İş yerine ulaşması yaklaşık kırk beş dakika sürerdi. Akşamları ise çoğunlukla saat 17.30 civarında evine dönerdi.
Bu düzen yıllardır neredeyse hiç değişmemişti.
O sabah da diğer sabahlardan farklı değildi.
Telefonunun alarmı saat 06.45'te çaldı. Metin gözlerini açtı, telefonunu eline alarak alarmı kapattı. Birkaç saniye yatağında oturduktan sonra kalktı ve banyoya geçti.
Yüzünü yıkadıktan sonra mutfağa gitti. Kendisine bir bardak çay hazırladı, iki dilim ekmek kızarttı ve kahvaltısını yaptı.
Televizyonu açmadı. Sessizlik içerisinde kahvaltısını bitirdi.
Saat 07.32'de montunu giydi. Anahtarlarını cebine koydu, ayakkabılarını bağladı ve kapıyı kilitleyerek dışarı çıktı.
Koridor sessizdi.
Merdivenlerden inerken ikinci katta bir kapının açıldığını duydu. Başını hafifçe çevirdi fakat kimseyi göremedi. Yürümeye devam ederek apartmanın girişine ulaştı.
Kapının kolunu aşağı bastırdı. Kapı her zamanki gibi biraz zor açıldı.
Dışarı çıktığında soğuk hava yüzüne çarptı.
Metin ellerini montunun ceplerine sokarak durağa doğru yürümeye başladı.
O sırada üçüncü kattaki on iki numaralı dairenin kapısı da açıldı.
Derya Aydın, işe gitmek için evinden çıkmıştı.
Yirmi yedi yaşındaki Derya, yaklaşık bir yıldır Göksel Apartmanı'nda yaşıyordu. Uzun zamandır öğretmenlik yapmayı düşünmüş, fakat son dönemde hayatında bazı değişiklikler yapmak istemişti. Bir süre önce bankaların açtığı iş ilanlarından birine başvurmuş ve olumlu sonuç almıştı.
Yeni işine alışmaya çalışıyordu.
O sabah da her zamanki gibi çantasını kontrol etti, telefonunu cebine koydu ve kapısını kilitledi. Merdivenlerden inerken telefonuna annesinden bir mesaj geldi.
"Akşam müsaitsen ara kızım. Biraz konuşalım."
Mesajı okudu fakat cevap vermedi. Akşam aramayı düşünüyordu.
Apartmandan çıktığında Metin çoktan sokağın sonuna doğru ilerlemişti.
İkisi de aynı binada yaşıyordu.
İkisi de aynı kapıdan çıkmıştı.
Ancak birbirlerinden haberleri yoktu.
Metin'in çalıştığı sigorta şirketi, şehir merkezinde bulunan orta büyüklükte bir firmaydı. Yaklaşık dört yıldır burada çalışıyordu. Görevi, müşterilerin sigorta dosyalarını incelemek, belgeleri düzenlemek ve gerekli işlemleri tamamlamaktı.
İşini çok sevdiği söylenemezdi ama alışmıştı. Düzenli maaşı vardı, çalışma saatleri belliydi ve iş arkadaşlarıyla ciddi bir problemi bulunmuyordu.
Saat 08.20'de ofise ulaştı.
Kapıdan girdiğinde güvenlik görevlisi Hasan Bey onu karşıladı.
"Günaydın Metin Bey."
"Günaydın Hasan Bey."
Metin kartını okutarak içeri geçti. Montunu çıkarıp sandalyesine astı ve bilgisayarını açtı.
Henüz birkaç dakika geçmişti ki çalışma arkadaşı Emre yanına geldi.
"Metin, müdür seni sordu."
Metin gözlerini bilgisayar ekranından ayırmadan cevap verdi.
"Ne zaman?"
"Sabah gelince uğra dedi."
"Bir şey söyledi mi?"
"Yok. Sadece seni görmek istiyormuş."
Metin başını salladı.
"Tamam, birazdan giderim."
Emre masanın kenarına yaslandı.
"Bu arada cuma akşamı çocuklarla buluşacağız. Sen de gelsene."
"Bakayım."
"Senin şu bakayım kelimen var ya, insanın bütün hevesini öldürüyor."
Metin hafifçe gülümsedi.
"Ne diyeyim?"
"Gel diyeceksin."
"Gelirim."
Emre memnun bir şekilde uzaklaştı.
Metin birkaç dosyayı kontrol ettikten sonra müdürünün odasına doğru yürüdü. Kapıyı iki kez tıklattı.
"Buyurun."
İçeri girdiğinde Ahmet Bey masasının arkasında oturuyordu. Önünde birkaç dosya bulunuyordu.
"Metin, otur lütfen."
Metin karşısındaki sandalyeye oturdu.
Ahmet Bey gözlüğünü çıkardı ve masaya bıraktı.
"Şirketimizde bazı değişikliklere gidiyoruz. Biliyorsun, son dönemde işler eskisi gibi değil."
Metin sessizce dinledi.
"Yönetim bazı pozisyonları kaldırma kararı aldı. Maalesef senin pozisyonun da bunlardan biri."
Metin birkaç saniye boyunca müdürünün yüzüne baktı.
"Nasıl yani?"
"Bugün itibarıyla iş sözleşmeni sonlandırıyoruz."
Odanın içerisinde kısa bir sessizlik oluştu.
Metin ellerini dizlerinin üzerinde birleştirdi.
"Benimle ilgili bir sorun mu var?"
Ahmet Bey başını iki yana salladı.
"Hayır. Kişisel bir durum değil. Tamamen şirketin aldığı bir karar."
Metin başını hafifçe eğdi.
Dört yıldır her sabah geldiği, her akşam ayrıldığı bu yerde artık çalışmayacaktı. Üstelik kendisine önceden herhangi bir bilgi verilmemişti.
"Anladım."
Söyleyebildiği tek şey buydu.
Odadan çıktığında Emre masasında oturuyordu. Metin'in yüzündeki ifadeyi görünce ayağa kalktı.
"Ne oldu?"
"İşten çıkardılar."
Emre şaşkınlıkla ona baktı.
"Nasıl yani? Şaka mı yapıyorsun?"
"Keşke."
"Sebep neymiş?"
"Pozisyon kaldırılıyormuş."
Emre birkaç saniye sustu.
"Geçmiş olsun kardeşim."
"Sağ ol."
Metin masasındaki birkaç kişisel eşyasını topladı. Bilgisayarını kapattı, montunu aldı ve ofisten ayrıldı.
Dışarı çıktığında saat 10.02'ydi.
Normalde bu saatte masasının başında oturuyor olması gerekiyordu. Fakat şimdi nereye gideceğini bile bilmiyordu.
Bir süre kaldırımda yürüdü. Sonra yolun karşısındaki küçük kafelerden birine girerek pencere kenarındaki masalardan birine oturdu.
Çay söyledi.
Telefonunu çıkarıp banka hesabını kontrol etti. Ardından iş ilanlarına göz atmaya başladı.
İşsiz kalmıştı.
Bunu henüz ailesine söylemek istemiyordu.
Özellikle de annesine.
Metin o gün eve normalden çok daha erken döndü.
Saat 14.35'ti.
Apartmanın girişine geldiğinde posta kutularının önünde duran yaşlı bir adamla karşılaştı. Adam, elindeki zarfları inceliyordu.
"Kolay gelsin."
Adam başını kaldırdı.
"Sağ ol evladım."
Metin asansöre yöneldi. Düğmeye bastı ve beklemeye başladı.
Yaşlı adamın yüzü ona tanıdık gelmişti. Fakat nereden tanıdığını çıkaramadı.
Asansör geldi.
Metin içeri girdi ve on birinci dairenin bulunduğu kata çıktı.
Kapısını açtıktan sonra ayakkabılarını çıkardı, montunu astı ve salona geçti.
Ev her zamanki gibi sessizdi.
Bir süre koltukta oturdu. Televizyonu açtı fakat ne izlediğine pek dikkat etmiyordu. Aklında yalnızca sabah yaşananlar vardı.
Dört yıl boyunca çalıştığı işinden bir anda ayrılmak zorunda kalmıştı.
Bunu kabullenmek sandığından daha zor olacaktı.
Akşam saatlerine doğru bilgisayarını açtı ve yeni iş ilanlarını incelemeye başladı.
Bir süre sonra bir bankanın internet sitesinde yayımlanan ilan dikkatini çekti.
Müşteri İlişkileri Uzmanı Aranıyor.
İlanı dikkatlice okudu. Aranan şartların çoğunu karşılıyordu. Üniversite mezunuydu, bilgisayar programlarını kullanabiliyordu ve müşteri dosyalarıyla çalışma konusunda deneyim sahibiydi.
Bir süre düşündükten sonra başvuru formunu doldurmaya başladı.
Öz geçmişini ekledi, gerekli bilgileri yazdı ve başvurusunu tamamladı.
Saat 22.18'de bilgisayar ekranında bir bildirim belirdi:
Başvurunuz başarıyla alınmıştır. Değerlendirme sürecinin ardından sizinle iletişime geçilecektir.
Metin bilgisayarını kapattı.
O gece erkenden yatmaya karar verdi.
Yarın ne olacağını bilmiyordu. Hatta önümüzdeki haftanın nasıl geçeceğinden bile emin değildi.
Ancak uzun zamandır ilk kez hayatında bir şeylerin değişebileceğini hissediyordu.
Aynı saatlerde Göksel Apartmanı'nın on iki numaralı dairesinde Derya, mutfak masasının başında oturuyordu.
Önündeki deftere ertesi gün yapması gereken işleri yazmıştı. Telefonunu eline aldı ve annesinin sabah gönderdiği mesaja cevap verdi.
"İyiyim anne, biraz yoğundum. Yarın konuşalım."
Telefonu bıraktı.
Derya, yeni işine alışmaya çalışırken bir yandan da kendi hayatıyla ilgili bazı kararlar vermeyi düşünüyordu.
Apartmanda geçirdiği bir yıl boyunca birkaç kişi dışında kimseyle doğru düzgün konuşmamıştı. Komşularını tanımıyordu. Hatta karşı dairede kimin oturduğunu bile bilmiyordu.
O akşam da bunu düşünmedi.
Kapısını kilitledi, ışıkları kapattı ve odasına geçti.
Metin ise birkaç metre ötesinde, on bir numaralı dairesinde çoktan uykuya dalmıştı.
İkisinin de birbirinden haberi yoktu.
Henüz tanışmamışlardı.
Henüz aynı masada oturmamış, aynı konuşmayı paylaşmamış, birbirlerinin hayatına dokunmamışlardı.
Fakat ikisinin de hayatında yeni bir dönem başlamak üzereydi.
Göksel Apartmanı'nın koridorları ise her zamanki gibi sessizdi.
Bölüm etkileşimi
