1. bölüm / 1
Gökkubbe ŞelalesiGiriş
Bölümler 1Şu an: Giriş
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ahşap kirişlerin arasından boğuk bir uğultu yükseldiğinde ben, hala geçmişle şu an arasındaki bağı kuran ince ipliğin üzerinde, nereye ait olduğumu bilmez şekilde sıkışıp kalmıştım. Ellerim boşlukta süzülüyor, bedenimi çevreleyen o sıkışık havayı avuç içlerimde topluyor, çok geçmeden havanın ellerimden kayıp amaçsızca geri süzülmesine izin veriyordum.
Boşluğu tutmaya çalışmak nafileydi.
Bedenimi kendi içine alıp beni sonsuza dek sürüklemeye uğraşan bu şeyden nasıl olurda geri dönme umudu bekleyebilirdim ki?
Yine de hala içimde bir yerde umudun kıvılcımı yanıyordu; sönmenin eşiğinde ama asla sönmeyen güçsüz bir kıvılcım. Öyle güçsüz ki ben bile hissedemiyorum neredeyse. Ama biliyorum, oralarda bir yerde hala tutunacak bir yer arıyor. Kendimi azıcık bile tanıyabilmişsem eminim bundan; en kötü huylarımdan biri bu belki de.
Umut acımasız bir silahtı. Hayatım boyunca hiç bir şeyden tam olarak vazgeçemeyişim, sürekli o şey bir boşluk dahi olsa tutunacak bir yer arayışım beni en çok yaralayan şey, hatta belki de tüm her şeyin tek sebebiydi. Her daim arayışta olupta en sonunda uçurumdan düşmek gibiydi.
En güvendiğin ve en sevdiğin kişinin seni arkandan, hatta bazen de önünden vurması kadar yaralayıcı.
Ayaklarım hala o ipliğin üzerinde dengeyi sağlamaya, beni çevreleyen havada zihnim gibi bedenimin de süzülüp gitmesini, uçurumda kaybolmasını engellemek için uğraşıyordu. Ellerim ise iki yanımda açık bir şekilde havayı toplamaya devam ediyordu.
Daha fazla kendimi tutmayacak ve tutunacak bir yer aramaya devam etmeyecektim. Bazen vazgeçmekte bir çeşit tutunma yoluydu. Belki de kendime şu ana kadar yapmış olduğum en iyi iyiliğim olacaktı bu. Boşlukta süzülmeyi öğrenmeli, kaybolmalı, köşede bir yerde hiçbir şey yapmadan ruh ve bedeni bütünleştirip parçalanmaya alışmalıydık. Ruhu olmayan bir beden ölü sayılırdı; bedensiz bir ruhta sadece sürüklenir dururdu.
En nihayetinde bu ikisini bir arada tutup yeniden parçaları birleştirmeyi öğrenmeli, ama bundan önce de parça parça dağılmaya hazırlıklı olmalıydık.
Sonunda vücudumu serbest bıraktığım an hiç olmadığım kadar hafiflemiş, düşerken sıkı havanın beni her noktasına kadar sarmalamasına izin vermiştim. Nihayetinde de hava sırtım tahtaları hissedene dek beni bir kol gibi kucakladığında biraz olsun hiç bir şey umrumda değildi. Yalnızce hiç olmadığım kadar ve belki de son kez bu kadar güvendeydim...
Bölüm etkileşimi
