GİZLİ PATİKA kitap kapağı

5. bölüm / 5

GİZLİ PATİKA

3.BÖLÜM-KAYBOLAN RUH

Vaveyla Yazarı: Samet Kılıç

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 3.BÖLÜM-KAYBOLAN RUH

Baya zaman sonra, üniversite sınavlarına girdim. Arabanın içinde bir tuhaf hava vardı. Annem ve babamın yüzünden düşen bin parça, sakladıkları bir şey olduğunu düşünüyorum nedense, onlar bana bir şey demiyordu. Babam direksiyonu öyle sıkı tutmuş ki hıncını ondan alıyordu, anneme baktım kafasını bükmüş yola bakıyordu. Aileme bir şey olmuş! Bunlar niye bu kadar üzgün ve çaresizdi. Ben de rahatsız olduğum için onlara sormak istedim, İçim cız etti acıdım onlara.

Bir anlık gaza gelip emniyet kemerini açtım, babamın omzuna dokundum ve babama şunu dedim; baba niye bu kadar üzgün ve çaresiz duruyorsunuz. Dememin ardından babam bana öyle bir bakış attı ki sanki gözleri ile beni dövüyordu. Annem kapat çeneni diyince arkama yaslanıp, kemeri taktım ve bende kulaklığımı takıp şarkı dinlemeye başlayacaktım ki, babam bana bakıp; in aşağı, hadi i... İn istemiyorum artık seni evde. Diyince büyük bir şok geçirdim.

Başımdan aşağı kaynar su döküldü resmen, babam bana bir kere bile el kaldırmadı ama o artık beni istemiyordu. Bende sinirle! Emniyet kemerini açıp, arabının koluna yüklendim ve açtım kapıyı, aşağı iner inmez ilerlemeye başladılar ve ben daha kapıyı kapatmadım. Benden bu kadar nefret ettiklerini bilmiyordum. Erkenden ölmelerini diledim! Ve arkamı dönmemek için çaba sarf ediyordum.

Bir mesaj geldi, cebime elimi attım ve bir baktım ki babamdan gelmişti. Beni bir çöp gibi bırakan babam! Şimdi bana yüzsüz gibi mesaj atıyordu. Mesajlara göz gezdirmek isterken babamın yazdığı o büyük hayretler içinde bırakan mesajları okudum.

Not

Kim Looz, canım oğlum biliyorum bu durumu öğrenince çok üzüleceksin, belki beni öldürmek dahi istersin ama bütün suç annenin. Kim Looz, sen benim gerçek oğlum olmanı isterdim ama annen o büyük günahı yüzünden dünyaya geldiğini söylemek isterim. Sana her baktığımda o ihanet aklıma geliyor ve ölmek istemiyorum sana son mesajımı unutma ve arkamdan beni iyi an oğlum...

Annen o "hava bükücü" ile bir ilişkiye girdi, o ilişkinin bir meyvesi olarak sen dünyaya geldin. "Hava bükücü" de sen dünyaya gelmeden "intihar" etti ve sana babalık yapmak istedim ama olmadı! Anneni senin için affettim... Yinede olmadı kendimi erimiş ve kullanılmış eşya gibi hissediyordum. Senin adına ve kendim adına bu olaydan dolayı özür diledim.

Beni affet güzel oğlum, senin gerçek baban olmasam da seni bağrıma bastım. Benim canım yandı senin yanmasın istedim ve sana bir kere bile el kaldırmadım...

Gerçekleri böyle öğrenmeni istemezdim ama annen çalışıyorum diyerekten kendini pazarlıyormuş bunu da az önce öğrendim.

Annen ile babanı öldü bil oğlum! İkimizde gerçekten bu dünyadan elimizi çekicez, seni bu yükle bırakmak istemiyoruz. Affet bizi canım oğlum...

Annenin istemediği bir evlat oldun her zaman...

Baban: Kim Yorigâ...

Telefonu kapattım ve sinirden telefonu bir yere atmamak için. Yolda yürümeye çalışıyordum, sanki uykusuz ve vitamin takviyesi yapmadığım için bir anda, gözlerim karardı ve yere düştüm.

Gözlerimi açtığım gibi etrafa baktım. Başım çok ağrıyordu, elimle başımı tutunca şişkinlik olduğunu dokunduğumda acıdığını fark ettim, etrafa dikkatli bakmak istedim ama daha kendime gelemedim.

Uzaktan çok güzel bir kadın yaklaşıyordu, nasıl olduğumu ve ağrınız var mı diye sordu hatta ağzından bir laf kaçırdı. Kaç senedir uyanmanızı bekliyoruz dedi? Nasıl cevap vermem gerekiyordu bilmiyorum, senelerdir uyuyormuşum...

Doktor bir sorunumu var? Diyince bu güzellik karşısında nasıl cevap vericem bilemedim ama kendime çeki düzen verdim. "Evet, sizin sayenizde çok iyiyim dedim." Doktor yanımdan gitti ve onun güzel kokusunu içime çektim, bizim oralarda böyle koku kullanan olmadığını ve çok güzel kadın olduğunu söylemek isterdim. Doktor her adım attığında arkasını dönüp bana gülüyordu?

Beni beğendi sanırım. Onun naif vücudu, ince parmakları, güzel mi güzel kapkara gözleri, bembeyaz teni ve o güzel duruşu sayesinde içimde bir alev yandı. Tek sorunumuz o doktoru bir daha görmekti sanırım? İsmi neydi sormadım. Bunun üzüntüsü bile içimi yaktı. Nasıl unutacağım ben şimdi onu diye elimi sıktım! Sonra kolumda serum olduğunu görünce elimi sıkmayı bıraktım, kafamı kaldırdığımda.
Dikkat ettiğim farklı semboller ve kılıçlar vardı. Dört tane elementin üzerinde çarpı vardı...

Aklıma takılan tek şey semboller ve anlamsız kıyafetler giymiş insanların olduğu yerde Neden buradayım? "bir fikrim dahi yoktu" ama aklıma tek gelen şey ben buraya nasıl geldim. "Kaçırıldığımı anlamam kısa sürmedi", senelerdir buradasın diyince aklıma takıldı ve elimi serumun bağlı olduğu koluma uzattım, bianda serumun bağlı olduğu iğneyi çekince çok canım acıdı. Yattığım yerden hızla kalkıp güzeller güzeli kadını, gözlerim arıyordu... Koca yerde nasıl bulucam ben şimdi burada dedim ve sesim yankılandı. Üst katlardan kapı açılma sesi geldi ve "kim var orada derhal yerinize geçin" diye narin bir ses duydum, bende " senelerdir buradayım, nasıl geldim çok merak ettim." Doktor hanım dedim...

Aşağı doğru inen birisini gördüm; "yeşil elbiseli,uzun kıvırcık saçlı, gözleri beni arıyordu." Elimi kaldırdım ve yanıma doğru koştu ve "iyi misiniz, neden ayağa kalktınız daha kendinize gelmediniz, derhal yerinize gidin bey efendi!" Soruma cevap verin lütfen, kaç senedir buradayım?

Kadın buraya oturun bey efendi, "hemen geliyorum" dedi, bende kolumu tutarak gösterdiği yere oturdum. Elinde "parşömene" benzeyen bir şey getirdi ve önümde açtı, okuyun Kim Looz bey diyince çok şaşırdım, sanki bayadır tanıyor beni gibi? Parşömende benim fotoğrafım ve bütün bilgilerim yazıyordu. " Ben nerdeyim" diyince yüzü asılıp etrafa baktı. "Sizce nereye benziyor" diyince bende onun baktığı yerlere baktım ve kafamı sağ sola salladım. Bir anda gözlerimin içine bakarak bacağındaki izi göstererek, "Tumi Yang" burası diyince çok şaşırdım. Nasıl yani dediğimde, bana bakıp burası "Orman Elflerin" yaşadığı bölge. Artık buraya alışın bence, uzun süre burada kalacaksınız çünkü. Şimdi "Kim Looz" bey derhâl yerinize gidin! Diye bağırdı.

Elimle parşömeni de alıp hızlıca arkamı dönüp odama gittim...
Odama gidene kadar kim yanımdan geçtiyse herkes bana baktı, bir anda arkamdan biri uzandı, donup kaldım o ama arkamı dönünce, içim çok rahatladı; "o güzeller güzeli tatlı kadındı." Elimdeki parşömeni aldı ve kulağıma " Benim adım "Niyorâ wasp", tanıştığıma memnun oldum dedi gülümseyerek. Bende aynı şekilde içtenlikle "otuz iki" dişi göstererek bende memnun oldum "Niyorâ Wasp", bana gülümseyerek ismim biraz uzun sen bana "Wasp'de" diyince, kafamı aşağı yukarı salladım. İyi akşamlar "Kim Looz" diyerek arkasını döndü gitti, bende iyi akşamlar diyene kadar "Doktor Wasp" uzaklaşmıştı. Bende arkamı döndüm, odamın yolunu tuttum; biraz yoruldum ve aklım o kadar karışık olduğu için düşünmekten başım ağrıdığı için hemen yatmak istiyordum.

Odamın kapısını açınca beyaz önlüklü biri oturmaktaydı, tedirgin bir şekilde merhabalar diyince arkasını hışımla döndü. Korkudan ne yapacağımı bilmedim ve yardım edin diye bağırdım. Dur bağırma "Kim Looz" ben "Doktor Nicx" bu hafta senle ben ilgileneceğim, şimdi yerine otur ve sana vitamin takviyesi yapalım...
Bu nasıl doktor korkudan yardım çığlıkları attım, çok enerjik ve güler yüzlü doktor kendisi. Doktor Nicx dikkatli bir şekilde yüzüme bakıp, " sen buralardan değilsin, hangi rüzgâr attı seni" diyince, çok uzun hikâye doktor bey dedim. Doktor Nicx iğneyi kontrol ederek ucundan azıcık su çıkarttı, sonra serum torbasının mavi bölmesinden iğneye yerleştirip, içindeki bütün vitamini boşalttıktan sonra iğneyi, diğer malzemeleri çantasına koyup, iyi akşamlar Kim Looz bey diyip odadan dışarıya çıktı.

Tek kelime bile etmedim doktora, uykumun bastırdığını hissedince sağ tarafa dönerek uyumaya çalıştım. Aklımı kemiren şeyler olduğu için zordu uyumam ama uyumaktan başka çarem yoktu. Yarın sabah kimse uyanmadan etrafa bakmam lazım, bahçenin ortasında ellerini açmış yaprak tutan bir kadın heykeli vardı. Dikkatleri üzerine çeken bir etkiye sahip olduğu için enerji alıcı bir gücü vardı. Bunun üzerine bende çok merak ettim ve sabah erkenden kalkıp etrafı kontrol etmem gerekiyor.

Sabah saat "07.30 da" kimsenin uyanmadığı zamandı, erkenden hazırlandım odadan çıkmak için acele ediyordum, kapıyı yavaş yavaş açtıktan sonra sakın ve rahat bir şekilde hareket etmeye başladım. "Etmez isem yakalanırım, sesimi duyarlar." O yüzden çok dikkatli yürüyordum, kaç tane oda geçtim hala merdivenleri bulamadım. Başka bir kolidora girdim ama nasıl çıkarım bilmiyorum? Bende bunu fırsat bilerek oraları gezmeye başladım ama sanki arkamdan biri takip ediyor gibi hissedince her saniye arkama bakmaya başladım. Kocaman kapı ile karşılaştım detaylı bakınca işlemeleri "çok güzel, dikkat edilmiş ve büyüktü" kapının yanında yazan Japonca kelimelerin anlamını çözmeye başladım.

"王族以外の人の立ち入りは禁止されています。" Anlamı "Kraliyet ailesi dışında kimsenin girmesine izin verilmiyor." Bunu çevirince burada tutsak edildiğimin farkına vardım ama artık her şey çok geçti, içeriden küfürler, hakaretler ve içeriden "Niyorâ wasp" doktorun sesi geliyordu. Beni kandırdığını öğrendim ve içeriye girecektim ki kafama sert darbe alarak yere yığıldım.

Gözlerimi açtığımda kendimi ormanın ıssız, bucaksız yerinde buldum. Her yerim ağrıyor ve güçsüz hissediyordum, nerede olduğumu anlamak isterdim ama bizim yaşadığımız yerde buraların adını ağzımıza alamazdık ya da bazılarımız bilmezdi. Etrafı gezmek ve akşama doğru kendime çadır kurmam gerekti, büyük dalları toplamaya başladım ve ağacın kesilmiş kısmına topladıklarımı yasladım, bir çadıra benzesin diye üçgen şeklini verdim, birazda ince yapraklı dallardan topladım çadırın üst kısmına koyarım diye, azda olsa havayı, yağmuru vb. Hava olaylarından korusun diye bir sürü yaprak koydum. Ağaçları gezerken lazım olur diye biraz sarmaşık topladım ve sarmaşığı kapı kısmına doğru koyunca tam hazır çadıra benzemiş oldu. Akşam olmasına az zaman kalmıştı onun için her şeyi bıraktım ve ateş yakmaya odaklandım. Ateş yakmak için önce eski kuru dal ve yaprak kullanabilirim.

Üç aşamadan olur kamp işi;
-çadıra yakın yerine daire çekilinde sekiz tane taşı dizdim.
-yaprakları alta, eski kurumuş dalları üstte yıkılmayacak şekilde dizdim.
- etraftan iki taş alıp bir birine sürtünce kıvılcım çıktı, yavaş yavaş üflemeyle azıcık duman çıktı, nefesimi daha etkileyici verince ateş oluşmaya başladı.

Hayatımda ilk defa şahane bir şey yaptım ama afferin diyecek kimse yoktu. Ormanın ıssız olması beni korkutuyor ve bende erkenden çadıra girdim, yerimi ayarladım. Çadırın kapısına baka kaldım ve aklımdan geçenler içimi yiyordu, nasıl buraya geldim? Kim benim kafama vurdu? Bu soruları düşünerek kendimi yoruyordum, artık bir önemi kalmadı şimdi önümüzdeki günlere bakacağım.

Etraftan dal kırılma sesleri geldi ve o kadar korktum ki ne yapacağımı bilmeden hızlıca çadırdan çıktım ve karşımda küçücük bir "tavşan" karşıladı beni, aklıma gelen deli deli şeyler yüzünden hayvana zarar vermek istemedim, elimde değil hayâtta kalmak istemiyorsam birinin ölmesi lazımdı.

Tavşanı yakaladım ve boynunu kırdım, cebimde çakı olduğu aklıma gelince, çakı ile tavşanın derisini yüzmeye başladım. Hayatta elimi sürmem ama yapacak bir şey yoktu, bir ağaç dalına geçirdim ve ateşte ısınmasını bekliyordum. Karnımdan sesler gelince o canavar ile konuşmaya başladım, " sakin ol, yemeğe az kaldı." Bir güzelce yemeye başladım ve ilk denemeye göre şahane bir tadı vardı.

Uykumun bastırdığını hissedince, gözlerimin ağrıması yüzünden yatmak istiyordum ama yerde yatmak istemiyordum, elimden gelen bir şey olmadığı için uyumak zorundaydım ama bir çıtırtı sesi duyunca etrafa bakmak zorundayım, kendimi korumakla yükümlü olduğumu biliyordum "sahipsizdim" sığınacak bir limanım olmadığı için artık gözümü hiç bir şey korkutamaz dı. O çıtırtı sesini duyunca hemen dışarıya atıldım ve yere düşeni görünce çok şaşırdım "Meşe Palamudu" bu bildiğimiz meşe palamudu değil idi üstünde değişik semboller vardı.

Parlayan yıldız gibi aydınlatıyordu her yeri, elime alınca bir irkildim ama semboller bana tanıdık geldi. Tumi Yang da olduğum zaman gördüğüm semboller idi ve bunu atan sincabı gördüm ağacın dalından bana bakıyordu, hemen kaçmaya başladı, bende napıyor bu? Diyince zaman kaybetmeden onu takip ettim, o biraz benden hızlıydı ama olsun beni nereye götürüyor çok merak ettim. Sincap durdu ve bir anda yok oldu, etrafa bakındım ama yok olmuştu iki dakikada. Karşımda çok eski bir "Çınar ağacı" vardı. O ağaçtada semboller ve yıldızlar vardı, ayın gök yüzüne çıktığını görünce mesajın olduğunu anladım.

Ağacı çok dikkatli inceledim ve ağaçta sembolleri tamamlayan bir yerin olduğunu gördüm, meşe palamudunu oraya koydum, şaşırdığım tek şey var; meşe palamudu oraya bir dokunma ile yerine oturmuştu. Bende heyecanlı, dikkatli ve tedirgin bakışlar ile ağacı izliyordum. Umduğum gibi olmadı hiç bir şey yoktu, ağacı terk etmek için arkamı döndüm ve ilerlemeye başladım. "Meşe Palamudunun" patladığından daha çok ışık saçılmaya başladı, hemen arkamı döndüm ve çok kortum bu durumdan. Ağaç beni çağırıyordu oturdum ve ağaca dokundum, elbette bir şeyler olmaz diye düşündüm ama benim bütün gücümü aldı, kolumu kaldıracak gücüm yoktu artık. Orada gözlerimi yumdum.

Uyandığımda da kendimi bir başka yerde buldum. Ev desen ev değil ibadet hane desem o da değil çok değişik ama çokta güzel bir yer. Yattığım yerden kalktım ve odanın kapısına doğru emin adımlarla yürümeye başladım, sürgülü kapı olduğu için sola doğru ittim, kos kocaman kolidordu, şahane halı desenleri ile kaplıydı. Duvarlarda dövüş sanatları ile ilgili resimler ve dövüş yapan kişiler vardı. "Buda benim hayalimdeki yer olduğunu söyledi..."

Merdivenden aşağı inerken basamakların çok simetrik ve matematiksel dizayn edilmesi dikkatimi çekti, içeride çok güzel bir koku vardı. Bir sürü oda vardı, soluma döndüm ve sürgülü kapıyı açtım, içeride ders gören insanlar vardı, hoca ile göz göze gelince heyecan bastı ve hemen kapattım kapıyı sonra dışarıya hava almak için büyük kapıdan dışarıya çıktım. Dışarıda bir sürü dövüş aleti vardı, nasıl anlatıyım bilmiyorum; "dönen her yeri kolla kaplı bir tahtadan alet var, yaprak gibi hiç bir yere değmeden duvarların arasından geçiyorlardı ve kılıçlar var" böyle eğitim alıyorlar, bende o kadar heyecanlandım ve selam vericektim ki arkadan yaşlı bir amcanın bağırış sesini duyunca irkildim. "

Hadsiz o hareketi ben sana öyle mi öğrettim" demesi ile irkildim, yaşlı amca elleri arkadan bana bakarak "Kim Looz" gel buraya korkma evladım diyince yanına tedirgin bir şekilde gittim, yanıma gider gitmez arkasını dönüp, bir anda önünü dönünce bana bıçağa benzeyen bir şey uzattı, bu ney diyince, "O Tanto" dediklerinde çok şaşırdım bıçak sandım ilk. Bana o bıçağı verince bende almak zorunda olduğumu sandım ve alır almaz bıçağı kontrol etmeye başladım. Sensein yüzüne bir anda bakınca "ne duruyorsun hadi Kim Looz dedi." pardon da siz benim ismimi nasıl biliyorsunuz, siz kimsiniz? Bıçağı masaya tekrar koydum ve cevap bekliyordum.

Bir anda ben "Sensei Lun" şimdi o kolunu kırmadan bıraktığın silahi al ve bize neler yaptığını göster dediklerinde, ben bir şey bilmiyorum ve bir yerimi yaralamak istemiyorum dedim. Bana "Bõnjutsu" yapacaksın ve elime bir uzun sopa verdi. Kum torbasına yaptıkları hareketleri izledim ama ben onların yaptıklarını yapmaya. Alıştım ama olmadı. Sensei benim sırtımı sıvazladı ve emin ki sen herkesden daha iyi olacaksın. "KİM LOOZ"



Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18