Gizemli Mektuplar kitap kapağı

2. bölüm / 2

Gizemli Mektuplar

2. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Elif Doğan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: 2. Bölüm

Saatler sonra Feraye tekrar ayıldığında taburcu oldu ve eve döndüler. Artık Keremde olmadığı için feraye aldı tüm sorumluluğu. Defne ne kadar bir işe girip çalışmak istese de babaannesi okulunu bitirmesini, bunun Defne'nin geleceği için daha iyi olacağını söyledi.

Cenaze işlemleri, tekrar kendilerine gelmeye çalışırlarken zaman epey akıp gitti. Bu süreçte Defne annesinin yolunu umutla gözlemeye devam etti. Belki pişman olurdu da kızını görmek isterdi diye düşündü. Devletten yardım alarak geçimlerini kıt kanaat geçirmeye çalışsalarda en sonunda buldukları paslı ve eski minik bir dükkan açtılar. Yapacakları en uygun fiyatlı iş olarak sosisli yapıp satmaya başladılar.

Ne kadar sosisli satmaya çalışsalarda oturdukları evin kirasını karşılayamadılar ve hiç dertleri yokmuş gibi bir de ev sahibi ikisini evden çıkardı. Defne ve Feraye de ellerinde kalan son şey olan sosisli dükkanında yaşamaya başladılar. İki kişi olduklarından pek zorlanmasalarda rahat bir ev kadar da güzel değildi.

Eski düzenlerini tam olmasa da tekrar oturtmuşlardı. Hergün okula gidiyor ve dönüyordu,döndüğünde de babaannesine yardım ediyor birlikte satış yapıyorlardı.

Günler bu şekilde akıp gitmeye devam etti. Defne okulunda başarılı öğrencilerden biri olmuştu. Ana hedefi meslek sahibi olup babaannesine bakabilmekti. Liseye geçtiğinde sonunda kendi arkadaş çevresini kurmayı başarmıştı.

Defne bir gün okuldan eve arkadaşı Ezgi ile okulda yaşanılanları konuşarak dönüyordu. Babaannesi dükkanın dışında bir bankta oturmuş dinleniyordu ve elinde zarf tutuyordu. Defne, Ezgi ile yollarını ayırdığında babaannesinin yanına koşarak gitti ve yanına oturdu.

"Nasılsın bal yanaklım!" Diye girdi söze,tüm enerjisiyle.

"İyiyim kızım,sağlık olsun." Elinde tuttuğu zarfı Defne'ye uzattı.

"Kızım bir çocuk bunu sana vermemi istedi. Cevabını da köşedeki ağaç kavuğuna koymanı istiyor." Titrek ve buruşmuş ellerle uzattığı zarfı büyük bir merakla açtı Defne. Babaannesi de kalkıp işine dönmek için dükkana girdi.

Sevgili Defne,

Kendimi tanıtarak başlamak istiyorum.. Adım Tolga. Senden 3 yaş büyüğüm, iki ay sonra doğum günüm 19'uma giricem. Beni nereden tanıyorsun diye sorduğunu düşünüyorum,bu yüzden bu soruya cevap veriyim, ben seni uzaktan tanıdım, sen beni hiçbir zaman görmedin. Merak etme zamanı gelince karşına çıkıcam,umarım... Duyduğuma göre baban vefat etmiş.. başınız sağolsun bu kötü zamanında az da olsa yanında olmak istiyorum. Mektup arkadaşım olur musun? Cevabını bekliyorum. Babaannen nereye koyman gerektiğini biliyor ona sorarsın. yarın sen okuldayken gelip mektubunu alırım, eğer cevap yazmak istersen tabi.. şunu unutma Defne, seni seviyorum ve yanında olmak için elimden gelen herşeyi yapıcam.

Defne okuduğunu idrak edemeyince başa dönüp aynı satırları yeniden okudu.. "Tolga.. Beni mi seviyormuş? 18 mi yaşındaymış.. ama bu kim ki?" Etrafına bakındı,belki o çocuğu görebilir diye düşündü. Kendi kendine sorgulamaya başladığında bu durumu, yerinden doğrulup tekrar bir de ayakta okudu.

Mektup içeriği bakımından ne düşünmesi gerektiğini de bilmiyor gibiydi. Onun için sevgi çok farklıydı, ailesine duyduğu sevgi ve arkadaşlarına duyduğu sevgi vardı. Ama romantik duygular mı? Bu onun için hiç yaşamadığı veya görmediği bir şeydi.

Parmağını beyaz kağıdın üzerinde gezdirdi. Seni seviyorum yazan yere geldiğinde parmağı orada durdu. Aşkın ne olduğunu kendisinden daha iyi bilen bir arkadaşı vardı.Bunu Ezgi de görmeli diye düşündü.

"Babaanne ben Ezgi'ye gidiyorum!" Diye seslendi içeriye doğru.

"Tamam kızım,geç kalma!" Babaannesinin sesini duyar duymaz hiç vakit kaybetmeden dükkana girip kendisi için ayrılan bölümde üstünü değiştirdi.

Eski ve kırık telefonunu çıkartıp Ezgi'ye evine geleceğini bildiren bir mesaj attı. Dikişi patladığı için ellerinde tek renk olan yeşil iple Feraye'nin dikmiş olduğu montu üzerine geçirdi ve sokağa attı kendisini.

Yolda ilerlerken etrafa bakıyor ve o Tolga denen çocuktan izler arıyordu. Görse tanımayacaktı ama yine de gözleri etrafa bakmaya devam ediyordu. Hava inceden vücuduna çarpıyor ve bedenini titretiyordu. Üşümemek için adımlarını hızlandırdı ve yolun karşısına geçti. Sonunda bir binanın önüne geldiğinde karşısında duran 5 numaralı zile bastı.

Kısa sürenin ardından kapı açıldığında binaya giriş yaptı. Her bir kapıdan ayrı yemek kokusu yükseliyor ve ve Defne'nin burnuna çarpıyordu. Evlerin içerisinde yaşayan insanlara karşı içinde bir kıskançlık oluştu. Elleri montunun cebinde yumruk olurken adımlarını atmaya devam etti ve üçüncü katta yaşayan Ezgi'nin dairesine doğru ilerledi.

Ezgi çoktan kapıyı açmış Defne'nin gelmesini bekliyordu. Defne kapının önüne gelir gelmez kolundan tuttuğu gibi odasına çekti.

Ezgi'nin odası kendisi gibi bakımlıydı. Yatağında nerdeyse insan boyutunda bir ayıcık vardı. Gardırobu beyaz ve aynalıydı. Bir de çalışma masası vardı odada. Hem çalışma masası hemde makyaj masası olarak kullanıyordu. Defne bu odaya her girdiğinde eski odasını hatırlıyor ve içi burkuluyordu. Arkadaşına belli etmemek için ise elinde ki konuya odaklandı.

"Anlat çabuk,hemen. Ne oldu?" Ezgi'nin meraklı sorgularına karşılık Defne zarfı ona uzattı. Almış olduğu mektubu bir çırpıda okudu. Sonlara yaklaştıkça kaşları etkilenmiş olacak ki havaya kalktı ve sonra ıslık çalarak Defne'ye döndü.

"Vay, kızım gizli aşkın varmış." Mektupla birlikte yatağa oturup Defne'nin yanına yerleşti. "Nasıl aldın mektubu?"

"Babaannem verdi, bir oğlan bunu sana getirdi kızım dedi." Yatağın üzerinde bulunan mektuba odaklanmıştı, bu gerçekten ilginç bir durumdu çünkü.

"Yani babaannen o çocuğun kim olduğunu biliyor mu?" Ezgi'nin sorusuna karşılık sadece omuz silktiğinde devam etti konuşmaya. "Bu zamanlarda bilinmeyen numara olarak yazmak moda. Sen bir ilki yaşıyorsun."

"Telefon numaramı bilmiyorsa bunu yapmak zorunda kalmıştır." Defne mektubu eline alıp İki kere daha mektubu okuduktan sonra Ezgi'ye döndü.

"Bu çocuk 19 yaşına giricekmiş yani son sınıf,bu demek oluyor ki bizim okuldan olma ihtimali yüksek ama bu kadar saf olucağını düşünmüyorum. Şimdilik onu bulmak için uğraşmıycam." Sırtını ayıcığa yaslayıp tavanla bakışmaya başladı. "Sadece bu mektuba nasıl cevap vereceğimi bilmiyorum" Diye ekledi iç çekerek.

Ezgi ise bacaklarını bağdaş yapmış kollarını da göğsünde bağlamış büyük bir ciddiyetle duvarda asılı duran tabloya bakıyordu. Gözleri tablodaki pembe kurdele takmış beyaz kediye baksa da düşünceleri tamamiyle başka yöndeydi.

"Ne düşündüğünü sorabilir miyim?" Ezgi düşündüğü şeylerden sıyrılıp onu dürten Defne'ye çevirdi bakışlarını.

"Bundan fotoğraf istesek mektubun içine koyup verse ve görsek olmaz mı??" Verdiği fikri beğenmeyen Defne başını iki yana sallayıp kollarını çarpı şekline soktu.

"Hayır olmaz." Çarpı şeklinde ki kollarını göğsünde bağladı, bu fikri hiç beğenmemişti. Ezgi bıkkın bir nefes verip tekrar ona döndü.

"O zaman buna nasıl cevap vereceğini düşün" Kafasını onaylarcasına ileri geri salladıktan sonra eline kalem ve kağıdı alıp ne yazacağını düşünmeye başladı. Bu iş biraz zor olucaktı çünkü Defne'nin edebiyatı güzel değildi ve el yazısı o kadar da iyi değildi..

Önünde ki bomboş kağıda baktı, içinden çizim yapmak geliyordu. Yazı yazmak ona göre değildi. "Ezgi ne yazıcağımı bilmiyorum.. yardım etsene" Defne yatağa üfleyerek kendini bıraktı. Ezgi yatakta duran kağıdı alıp masanın başına geçti. Bir iki saniye düşündükten sonra yazmaya başladı.

"Tabii ki mektuba hitap sözüyle başlamamız gerek." Dedi, bilmiş bir tavırla. Yataktan onu izleyen Defne göz devirdi, çünkü Ezgi edebiyattan hep yüksek not alıyordu ve öğretmen de Ezgi'nin ödevlerini çok sevigordu.

"Haklısın o zaman kalem sende,yaz bakalım" Ezgi tek kaşı kalkık halde Defne'nin yüzüne baktı, ne oldu dercesine kafasını salladı arkadaşına.

"Bu çocuk benimle mi konuşucak seninle mi al şu kalemi ve yazmaya başla." Yataktan tekrar doğrulup sıkılmış bir tavırla eline kağıdı ve kalemi geri aldı. Masa başına geçip kağıdı masaya bıraktı. Ne yazacaktı? Nasıl başlayacaktı?

Sevgili Tolga..

"Hayır ya sevgili tolga ne.. çok banal bu." Diye geçirdi içinden. Hem çocuğu daha tanımıyordu.. sevgili diye hitap etmek çok ileri seviye kaçıyordu onun gözünde... Arkasına dönüp yatakta uzanmış telefona bakan Ezgi'ye köpek yavrusu gözlerini dikti. "Ezgi 'Sevgili Tolga' çok saçma olmuyor mu sence de? Başka bişey bulamaz mıyız?" Ezgi biraz düşündükten sonra bulduğunu söyleyip kalemi elinden aldı.

Merhaba Tolga,

"Bu nasıl olur sence?" Bir süre kağıda baktıktan sonra sırıtıp baş parmağını Ezgi'ye yöneltti.

"Bence de bu daha iyi oldu." Elinden kalemi alıp devam ettirdi.

Merhaba Tolga,

Beni ne zamandan beri sevdiğini bilmiyorum ama merak ediyorum. Bunun cevabını bekliyorum. Ayrıca 19 yaşına geçiceğini söyledin yani son sınıf oluyorsun. Bu demek oluyor ki aynı okulda okuyoruz. Başka bir açıklaması olamaz. Ve baş sağlığı dileklerin için de teşekkür ederim.. bu zamana kadar hiç erkek arkadaşım olmadı. Bu yüzden bir erkekle nasıl konuşacağımı bilmiyorum, eğer yanlışım olursa şimdiden kusura bakma. Mektup arkadaşlığını sevdim bu arada. Çok tatlı bir fikir. İlk mektup arkadaşım olacağın için kabul ediyorum. Umarım iyi anlaşırız

Sevgilerle Defne,

Yazmayı bitirdikten sonra kağıdı masadan kaldırıp yazdıklarını tekrardan okuyup göz gezdird. İçine sindiğini hissedince de Ezgi'ye okutmak için yatağa döndü.

"Nasıl olmuş edebiyat profesörü?" Ezgi kağıdı eline alıp her bir satırı itinayla okuduktan sonra Defne'nin sırtına vurdu.

"İsteyince yapabiliyormuşsun. Helal sana!" Ezgi'nin indirdiği dadbe ile yerinde ikiye katlandı, acıyla inlerken geriye doğru sıçrayıp omzunu sıvazladı.

"Of be kızım ya! Sakin olur musun!" Dedi öfkeyle. Odaya giren Serpil ile aralarında çıkmak üzere olan gerginlik yarıda kaldı.

"Hadi gelin,yemek hazır." Defne'nin öfkesi bu sesle birlikte son bulurken hızla yataktan kalkıp kapıya doğru yöneldi.

"Harika kokuyor Serpil abla. Sen gelmesen kızın beni öldürecekti!"

"Abart kanka!" Ezgi de Defne'nin ardından odadan çıktı. Mutfağa girdiklerinde masada bulunan üç tabak vardı. Borcamda üzerine yoğurt dökülmüş mantı ve tencerede bulgur pilavı bulunuyordu. Defne'nin bir zamanlar bayılarak yediği o ikili.

Ağzı sulanan Defne daha fazla bekleyemeden masaya geçip oturdu. Serpil ve Ezgi de onu takip edip masada yerlerini aldılar. Tabaklara doldurulan pilavın buharı tütüyordu.

"Ellerine sağlık abla,aşırı güzel görünüyor."

"Ellerine sağlık annecim." İkisi de daha fazla konuşmadan yemeğe başladılar.

"Afiyet olsun çocuklar. " diye yanıt verdikten sonra Serpil de yemeye başladı.

Yemek faslı bittiğinde ve bulaşıklar yerleştirildiğinde Defne tekrardan montunu giydin ve dış kapıya yöneldi. Ezgi ile vedalaştıktan sonra kendi sosisli evinin yolunu tuttu.

Yolda yürürken elinde ki mektuba bakarak düşüncelere daldı. Ne cevap vereceğini çok merak ediyordu. Gerçekten mektubu alacak mıydı?

Sonunda eve yaklaştığında evin ordaki ağacın yanına gidip kavuğuna zarfı koydu. Mektup çok görünür bir yerdeydi ve bu yüzden birisinin mektubu çalabilme olasılığı fazlaydı. Bu düşünceyi kafasından uzaklaştırıp eve geçti.

Feraye koltukta uyuyakalmıştı. Defne babaannesi uyanmasın diye parmak ucunda ilerleyip köşede bulunan yorganı kucakladı. Aynı sessizlikte babaannesinin tepesinde dikilip yavaş hareketlerle yorganı üzerine serdi.

Dükkanın kapısını kilitledikten sonra yerdeki küçük masasının karşısına geçip okulda verilen ödevlerini yaptı. Birkaç saatin sonunda ödevleri bittiğinde evden taşınırken yanlarında getirdikleri yatağına geçip uyudu.

Ertesi sabah uyandığında babaannesi çoktsn iş başına geçmişti. Yanına gidip hayatında ki tek akrabası olan babaannesine sıkıca sarıldı ve sonra üzerini değiştirmek için tekrar geri döndü.

Hazırlandıktan sonra çantasını sırtına taktı. "Görüşürüz sultanım." Dedikten sonra koşarak okul yolunu tuttu.

Sınıfa girdiğinde Ezgi'nin kendisini beklediğini gördü ve hemen yanına oturdu. Ezgi dünden beri çok heyecanlıydı, hiç beklemeden konuşmaya başladı. "Ee sabah gelirken ağaca baktın mı? Tolga yazmış mı bir şeyler?"

Bu olay Defne'nin aklından tamamen çıkmıştı. Elini alnına koyup gözlerini kapattı. "Bakmayı unuttum.." Ezgi duydukları karşısında dehşete düşerken elini hızla kalbine götürdü.

"İsmet bana bir mektup yazacak ve ben onu unuturum! Olacak iş değil!" İsmet, Ezgi'nin sevdiği oğlandı. Aynı sınıfta okuyorlardı. Bunu söyledikten sonra göz ucuyla sınıfa baktı. İsmet hâlâ gelmemişti,söylediği şeyi duyacak diye çok korkmuştu.

"Sen İsmet'i seviyorsun,ben sevmiyorum ama. Aklımdan çıkmış olması normal." Daha fazla konuşamadan öğretmen içeri girdiğinden ikisi de sustu ve ders kitaplarını çıkardılar.

Ders Edebiyat olduğundan Ezgi tüm dikkatini derse vermişti. Defne ise Ezgi'nin hatırlatması sayesinde kafası tamamiyle ağaç kavuğundaydı. Ya biri gelip o mektubu alırsa ve okursa?

"Defne?" Edebiyat öğretmeni tahtaya vurarak Defne'nin dikkatini çekmeye çalışıyordu, Ezgi Defne'nin omzuna doğru omuz atıp düşüncelerinden çıkmasını sağladı.

"E- efendim öğretmenim?" Edebiyat öğretmeni kitabı işaret etti. "Oku kızım." Dedi sadece. Geri yerine oturan Defne Ezgi'nin önüne ittiği kitabı okuma hizasına çekip kitapta yazılanları okumaya başladı.

"Birinci Dönem Tanzimat Edebiyatı'nda ki temel felsefe 'Toplum için sanat' anlayışı benim-" Defne okumasına devam edemeden kapı büyük bir gürültü ile açıldı. Sınıftaki uykulu havayı delen bu sesin sahibi İsmet ve Mert'e aitti. Bütün kafalar,öğretmende dahil olmak üzere kapıda nefes nefese duran İsmet ve Mertle çevrildi.

"Sizde hiç sınıf adabı yok mu evladım! Çıkın dışarı!" Edebiyat öğretmeni bu saygısızlığa göz yummayacak kadar sert bir adamdı. Yaşı da fazla olduğundan asabileştiği anda bütün öğrenciler yerlerinde dikleşiyor ve korkudan süt dökmüş kediye dönüyordu. Mert ve İsmet'te korkudan girdikleri gibi geri çıktılar.

"Aptallar" Oktay,Ezgi ve Defne'nin arkasında ki sırada oturuyordu. Bu duruma kendini tutamayıp gülmeye başladığında öğretmenin sert bakışlarını üzerine çekti.

"Sende çık evladım dersimden. Saygısı olmayan dersime giremez." Öğretmenin ikazı ile Oktay'ın kahkahası içine kaçtı. "Ama ya.." eşyalarını somurtarak somurta toplamaya başladığında Defne ve Ezgi de Oktay'ın bu haline kendilerini tutamayıp kıkır kıkır gülüşmeye başladılar.

"Siz ikiniz,zaten dersi dinlediğiniz yoktu. Sizde çıkın,aklınız başınıza gelsin." Ezgi'nin yüzü gelen emirle anında düştü. Defne ise korkudan hızla ayağa kalkıp eşyalarını dahi toplamadan sınıftan çıktı. Ezgi de arkasından öğretmene özürler dileyerek takip etti. Yavaş ve gevşek adımlarla ardından Oktay çıktı.

Sınıf kapısının önünde yerde oturmuş olan İsmet ve Mert sınıftan çıkanları gördüklerinde birbirlerine merakla baktılar. Üçlünün dışarı çıkacağını beklemiyor gibilerdi.

"Ne oldu lan,bakmayın öyle. Sizi yüzünüzden yaşlı bunak bizi de kovdu." Oktay'ın sözlerini duyan Ezgi Oktay'ın kafasına vurdu. "Sensin yaşlı bunak,az terbiyeli ol!" İnen darbeyle birlikte Oktay acı içinde başını tutup Ezgi'ye öfkeyle döndü.

"Oktay,sakın." İsmet'in uyarıcı ses tonuyla birlikte Oktay hiçbir şey söylemeden İsmet ve Oktay'ın arasına oturup bacaklarını ileri doğru uzattı.

"Bi Ceylin'im mi uslu durdu bu gruptan? Hatunum be." Mert'in gururlu sesini duyan bütün grup üyesi gözlerini devirmeden duramadı. "Iyy, kusucam. Lütfen sus"

"Sen aşktan ne anlarsın be!" Mert Defne'nin sözlerine karşılık verdiğinde Ezgi öne adım atıp kolunu Defne'nin omzuna attı.

"Ooo,sorduğu soruya bak,neler neler anlıyor bir bilseniz." Defne'nin gözleri büyürken Ezgi'nin kolundan hızla uzaklaştı.

"Ne? Defne yoksa aşık mı oldun??" Sınıf kapısının oradan gelen sesle tüm gözler o yöne döndü. Ceylin kapıyı kapatıp grubun arasına geldi. "Ya, güzelim bi sen usluydun. Ne diye seni kovdu o yaşlı bunak?" Mert yerinden doğrulup Ceylin'in yanına adım attı.

"Kovmadı, lavaboya gitmek için izin aldım." Diye karşılık verdi Ceylin. Mert kollarını Ceylin'e sarıp sıkıca kendine çekti. "Her zaman ki gibi akıllı benim minnoşum."

"Ya oğlum sal kızı, ne bu samimiyet." İsmet'in yüzü buruşmuş halde birbirine sarılan çifte bakıyordu. Ceylin Mert'ten ayrılıp kızların arasına girdi.

"Defne,neler oluyor dökül bakalım." Defne Ceylin'in sorusuyla birlikte utanarak gülümsedi. Tam cevap verecekken, "Bu Defne'nin bir platoniği varmış,dün ona bir mektup geldi. İlanı aşk yazıyordu." Ezgi'nin araya girip her şeyi söylemesiyle Ceylin'in gözleri açıldı.

"Vaaayyyy, demek gizli hayran ha? Bir de mektup falan, romantik çocukmuş," Defne'nin omzunu dürtüp kaşlarını oynattığında anında yanakları kızardı ve başka yöne baktı. "Evet.. yani.. Kim olduğunu bilmiyoruz.."

"Harika,peşine sapık takmış!" Oktay'ın araya girişiyle Ezgi ve Ceylin ölümcül bakışlarını ona çevirip susması için uyardılar. Oktay da mesajı alıp geri çekildi.

Müdür yardımcısının koridorun başında belirmesiyle birlikte konu aniden havada kalmış ve bütün hepsini bir panik kaplamıştı. Oradan hızla dağılıp hepsi bir yöne kaçıp saklandı. Müdür yardımcısı ise koridorda kimseyi görmeyince geri döndü.

Dakikalar sonra zil çaldığında sonunda bütün ekip sınıfa geri döndüler. Derslerin geri kalanında da uslu durmaya özen gösterdiler. Günün son dersinde Ceylin Defne ve Ezgi dakikaları saymaya başlamışlardı. Gizemli çocuğun yazmış olduğu mektubu çok merak ediyorlardı.

Son zil çaldığında Defne önündeki eşyaları her zamanki gibi sakin sakin toplarken Ceylin ve Ezgi bütün eşyalarını çoktan çantalarına atıp Defne'nin eşyalarına giriştiler. Defne'nin çantasını da büyük bir hışımla topladıktan sonra hiç vakit kaybetmeden kol kola girip nerdeyse koşarcasına sınıftan çıktılar.

"Ayyy,acaba ne yazdıı!" Ceylin'in heyecanı sesinden belli oluyordu. Defne elini kalbine koyup derin bir nefes aldı. "Bilmiyorum ama çok heyecanlıyım..."

Okul koridorundan nerdeyse uçarak geçtikten sonra Defne'nin dükkanının olduğu yöne doğru adımlarını çevirdiler. Genelde çıkışta Ceylin kütüphaneye gidiyordu ve akşama kadar ders çalışıyordu ama bugün çok merak ettiği bir durum olduğundan ders çalışmayı aklından bile geçirmemişti.

Üç kız ağaç kavuğunun yanına geldiklerinde heyecanla oyuğun içine baktılar. "Eee,burada mektup yok?" Dedi,Defne hayalkırıklığı ile. "Cidden ya! Eğer bu kadar geç cevap vermesini isteseydik mektup yaz derdik!"

"Zaten mektup yazıyor ya akıllı Ezgi." Ezgi ve Ceylin birbirine girerlerken Defne ağacın dibinde yere düşmüş ve hafif tozlanmış mektubu gördüğünde yüzünde büyük bir gülümseme oluştu.

"Yazmış kızlar!" Hızla yere çöküp mektubu eline aldı ve zarfı hiç düşünmeden yırttı. Ceylin ve Ezgi de yanına çöküp mektupta yazanı okumaya çalıştılar. Defne boğazını temizleyip kağıtta yazılanları sesli bir şekilde okumaya başladı.

Bugün daha bir güzel olmuşsun. Seni gördüğümde çok mutlu oluyorum. Sorularına ve merak ettiklerine gelecek olursam. Mantıken senin okulunda okuyor olsam sen okuldayken bende okulda olurdum, o zaman bu mektubu nasıl yazdım değil mi? Yani okulunda okumuyorum. Evet,Son sınıfa gidiyorum ama açığa geçtim. Bu yüzden sana mektup yazma gücünü aldım. Çünkü beni istesen de göremezsin. Beni görmen imkansız olduğu için bir süre sonra resmimi de yollarım, tabi eğer istersen. Ezgi ve Ceylin'in en yakın arkadaşların olduğunu biliyorum ama mektupları okutmak biraz özele kaçmıyor mu dersin....

Defne'nin sesi sonlara doğru yavaş yavaş azalırken gözleri Ceylin ve Ezgi'ye çevrildi. "Sizle birlikte okuduğumu nereden biliyor?" Üçü de tedirgin gözlerle etrafına bakındılar. Ama görünürde kimse yoktu. "Ay kızlar.. Biri bizi izliyor.."

"Ayy evet Ceylin.. bende korktum şimdi.." Defne tekrar mektuba dönüp yazının devamını okumaya devam etti.

Seni ne zamandan beri seviyorum.. biraz düşünmeliyim. Seni önceden de seviyordum, hemde çok önceden. O zamanlar tombiş tatlı bi kızdın. Bi anda bu kadar evrim geçireceğini ve bu kadar güzelleşeceğini bilemezdim. Ama ben senin ilk haline tutulmuştum. Şimdiyse daha çok aşık oldum sana. Bunları mektupta rahat bir şekilde yazabiliyorum ama karşına çıksam eminim söyleyemezdim.. mektup arkadaşım olduğun için teşekkür ederim..

Sevgilerimle... Defne'nin Tolga'sı

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

13okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18