15. bölüm · Gizemli Ev

13. Bölüm

Huriye Nur

Gece karanlığında kütüphanenin yüksek binası büyük bir gölge gibi karşımızda duruyordu. Sokak lambalarının sarı ışığı camlardan içeri süzülüyor, kocaman ahşap rafların üzerine korkutucu gölgeler düşürüyordu. Aras kapının kolunu yavaşça aşağı indirdi. Şansımıza kapı kilitli değildi ama çıkan her ses kalbimizi daha hızlı çarptırıyordu.
"Sessiz olun," diye fısıldadı Hakan, arkamıza ve sokağa bakarak. "O adamın ne kadar hızlı olduğunu gördünüz. Her an arkamızdan gelebilir."
İçeri girdiğimizde burnumuza eski kağıt ve ahşap kokusu geldi. Büşra kucağındaki demir kutuyu daha da sıkı tuttu. Aras’ın arkasından kütüphanenin en arka köşesindeki, üzerinde "Tarihi ve Eski Kitaplar" yazan tabelaya doğru hızlıca yürüdük.
Aras raflara baktı ve en alttaki gümüş işlemeli, kapakları eskimiş kocaman kitabı gösterdi: "İşte bu! Mahallenin en eski kitabı..."
Hakan hemen öne atılıp kitabı raftan çekti. Ama kapağı açtığı anda hepimizin umudu kırıldı. Kitabın tam ortası oyulmuştu; üçüncü anahtarın durması gereken o küçük kadife kutu bomboştu!
Boşluğun içinde, siyah mürekkeple yazılmış küçük bir kağıt duruyordu:
"Çok yavaştınız. Geç kaldınız."
Büşra korkuyla fısıldadı: "O adam buraya bizden önce gelmiş! Anahtarı almış!"
"İmkansız!" dedi Hakan sinirle. "Biz evden çıktığımızda o bahçedeydi, burayı nasıl bu kadar hızlı buldu?"
"Vazgeçemeyiz," dedim kağıdı Hakan'ın elinden alarak. Kağıdı ışığa doğru tuttuğumda arkasında kırmızı yuvarlak bir damga gördüm. Damganın üzerinde eski bir saat resmi ve altında bir sokak adı yazıyordu: Saat kulesinin arkasındaki eski pasaj...
Aras heyecanla bana baktı: "Adam 3. anahtarı aldı ama acele ederken kağıttaki bu damgayı fark etmedi! 4. anahtarın nerede olduğunu biliyor ve oraya gidiyor!"
Hakan cebindeki ilk anahtarı çıkardı. Büşra da kucağındaki beş kilitli kutuyu daha sıkı kavradı.
"O zaman durmak yok," dedi Hakan kararlı bir sesle. "Anahtarı almış olabilir ama kutu hala bizde. Pasaja ondan önce varıp dördüncü anahtarı kapacağız!"