1. bölüm / 1
GERİ SAYIMGİRİŞ
Bölümler 1Şu an: GİRİŞ
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İki insan vardı içimde; biri hayatı boyunca kontrolü sağlayan, düzenli ve soğuk kanlı, diğeri ise kendi içinde yaşayan, şansına güvenen ve sıcak kanlıydı. Her zaman kontrollüyken bu iş için neye dayanarak şansıma güvendiğim sorguluyordum.
Şansımı seçmiş ve o işi elime, yüzüme bulaştırmıştım. Bunun bedelini ise şimdi canımla ödeyecektim. Karşımda duran on beş tane, yüzü kar maskeli adamlara göz gezdirdim. Hepsi ellerini önlerinde bağlı şekilde başımda dikilen şerefsiz herife odaklanmıştı.
İtin olduğu yerde kurdun işi olmaz derdi babam hep. Gerçekten de itin olduğu yerde kurdun değil itin başı olurdu. O kişi de tam karşımda duruyor, elindeki silahın namlusunu bana doğrultuyordu. Ben ise ellerim ve ayaklarım sandalyeye bağlı olacakları bekliyordum. Ağzımdaki bez parçası sıkı bağlı olmasaydı yüzüne tükürmek o kadar çok isterdim ki.
karşımdaki adamdan gözlerimi ayırmıyor, ne yapacağını merak ediyordum. Kim miydi bu adam? Benim kocam olacak şeref yoksunu Harun Karataş. İğrenti ve nefret dolu bakışları bir an olsun üstümden ayrılmıyor, elindeki silahı daha sıkı kavrıyordu. Ona nasıl inanmıştım?
Silah namlusunu iyice yaklaştırıp anlıma dayadı.
"Sana son kez soruyorum Işıl! Siyah İnci nerede!" ona vereceğim cevap yoktu. Çünkü ona asla siyah inciyi vermeyecektim. Sonumun bu adamın elinden olması koyuyordu bana. Başımı iki yana sallayarak sorusuna cevap vermedim. Zaten vermezdim. Siyah İnci benimdi, benim olmalıydı, benim hakkımdı. Ne o alabilirdi onu benden nede Harun.
Harun iyice sinirlenerek, " Öyle mi? O halde son duanı et." Ağzından tükürükler çıkıyordu. Namlunun soğukluğunu hissediyordum. Gözlerim kapatmadan önce etrafta onu aradım. Bana söz vermişti. Gelecekti, ama yoktu. Harun geri sayım başlattı.
"10... 9... 8..."
Gözlerimi kapatıp olacakları bekledim. Buraya kadardı.
Harun piçi saymaya devam etti. Bundan zevk alıyordu. "3... 2..." gerisini getiremeden onu durduracak kadar güçlü bir patlama sesi duyuldu. Gözlerimi hızla açtım da ben daha ne olduğunu anlayamadan silah sesleri gelmeye, Harun'un adamlarının vurulmaya başladığını gördüm. Alevler ve sis etrafı sarmıştı. Gözlerim yanıyordu. Ağzımdaki bez parçasına rağmen çığlıklarım yeri göğü inletti. Sisli ortama silah sesleri eşlik ediyor acı içinde inlemeler, kurşunun sesi duyuluyordu.
Gözlerimi kapatıp yeniden açtığımda, alevlerin bana doğru geldiğini gördüm. Çığlık çığlığa bağlı olduğum sandalyede çırpınıyor yardım istiyordum. Fakat alevlerin çoğalması, görüş açımı engelliyor kimseyi göremiyordum. Kalbim öyle hızla atıyordu ki göğüs kafesimin çatlayacaktı. Alevler iyice ayak ucuma doğru yaklaştığında öyle bir çığlık attım ki silah seslerine eş değer şekilde benim sesim kulağımda çınladı.
Hayır! Yanarak ölmek istemiyordum. Sandalyede daha çok debelenmeye, alevden uzaklaşmaya çalıştım ama nafileydi. Ölecektim.
Silah sesleri yavaştan azalmaya başlamıştı. Bağırmaktan boğazım ağrımıştı. Zehirli duman yüzünden aldığım nefesleri öksürerek geri veriyordum. Daha fazla gücüm kalmadı. Nefes alamıyorum. Başım dönüyor, gözlerimin önü kararıyordu. Nefes alamıyorum. Nefes almam lazım! Ama olmuyor. Böyle ölmek istemiyorum. Ama kaderde ne yazılı olursa o olurmuş. Gözlerim tam kapanacakken alevlerin arasında onun siluetini gördüm. Gelmişti, ama geç kalmıştı.
Geç kalınmış dönüşler, hiçbir zaman yanıt alamazdı. Başımı daha fazla dik tutamadım. Öne doğru düşerken son anda onun göğsüne düşmüştü. Elleri ağzımdaki bez parçasını çıkarmış, sonra ise bağlı ellerimi çözmeye başlamıştı. Bir yandan da aksanlı sesi ile bana sesleniyordu.
"Işıl! Işıl aç gözünü güzelim ne olur bak geldim." Cevap verecek ne gücüm vardı nede tüketeceğim nefes. Son kez nefes almayı denediğimde ise ağzıma kan tadı geldi ve öksürmeye başladım.
Gözlerim kapanmıştı. "IŞIL!" diyen kükreyişini duyuyordum. Ellerim ve ayaklarımdaki halatlar gevşemiş, bedenim ona doğru düşmüştü. Ellerini, yanağıma yerleştirip dudaklarını dudaklarıma bastırarak nefesini bana verdi. Derin bir nefes aldıktan sonra gözlerimi hafifçe aralamış, bulanık da olsa endişe ile bakan gözlerine bakmıştım.
"Geç kalınmış dönüşler, hiçbir zaman bir yanıt alamaz Pollard." Sonrası ise benim için zifiri karanlık ve sessizlik. Bedenimi kucakladığını hissettiğim son şey olmuştu.
Çok geç kaldın Marshall Pollard, çok...
🎭
Herkese merhaba yeni kurgu ile karşınızdayım. Umarım giriş bölümünü sevmişsinizdir. İlerleyen bölümlerde neler olacağını merak edenler ölümü bilmem ama benim ilerleyen bölümlerde neler yazacağımı merak eden olabilir.
Bu kitap o kadar da uzun olamayacak yani bölümler kısa olacak ve tek kitap şeklinde yazılacak.
Birinci bölümde görüşmek dileğiyle desteklerinizi bekliyorum 💞
Bölüm etkileşimi
