7. bölüm · Gerçek adalet?
Yakalanmak? Suçlama? İstanbul?
-Etrafın sarıldı! Silahını at ve yere çök.denileni yaptım silahımı attım, kapkaranlık bir otoparktaydık. Kelepçelendim arabaya -Hey hey kalk artık geldik.
-ooo şey tabi. Kalktim otobüsten çıktım ama burası otogara hiç benzemiyor derken, kafamın arkasına bir beyzbol sopası ile vuruldu.
-anani si- bayılmışım uyandığımda bir odaydım, ellerim kollarım bağlı bir sekilde. Bir dakika bu oda rüyamdaki odaya benziyordu ve o sesler ciddi olamazsin.
-Kalk bakalım Taha bey. Lan alparslan bu!
-Alparslan sen misin lan!
-Evet katil benim, ve özellikle babamın katili!
Şaka mı bu öğrenmiş olması imkansız! Yani işimde çok iyiyim, sanırım yani.
-dövün biraz bunu aklı başına gelsin sonra öldürürüz.
-Alparslan dur, babamla bu kadar yakın mıydınız?
-elbette, tahmin edemeyeceğin kadar.
-peki benim yaptığımı nasıl anladın?
- babam sana gideceğini söylemişti, yani senin yaptığın belliydi,neyse biraz dövün.karnıma,yüzüme, bacaklarıma tekmeler yumruklar neyseki alışkınım çocukluktan. Off hayır olamaz yine hatıralar
-merhaba Taha pudingimi getirdin mi?
-hayır cenk artık sana yemeğimi sana vermiyeceğim.
-yumruklarımı al ozaman
Ve yine burdayız en azından bitmiş herkes odadan çıktı, birşey fark ettim zincir çok ince ve bağlı olduğum yerde keskin bir çıkıntı vardı bu kullanmaya başladım. Yaklaşık 1 saat sonra adamlar içeri girdi zinciri kırmama çok az kalmıştı, su verip çıktılar. Zinciri kırdım kaçtım, şanslıydım kapının önünde bir silah vardı. O binadan kaçtım, bir sokak sonra polisler karşıma çıktı kaçmaya çalıştım ama etrafımı sardılar yapıcak bişey yok cezamızı çekicez.
bindirilip gidiyorduk, sustum insanların en iyi yaptı şeyi, insanlar kadınlar çocuklar ölüyor ama susuyoylar. ve benim gibi suçluları öldüren kişileri tutukluyorlar, eğer adalet sağlansaydı banada gerek kalmazdı. Derken karakola gelmişiz, gerçekten büyük bir yerdi benim gibi birine bu gerekirdi. İçeri girdim bir yere girdim ve bir polis içeri girdi.
-Yanlış anlaşılma, çıkabilirsin.
-nasıl yani?
-o binadan çıktıpın için seni onun adamlarından biri sandık
-şaka mı bu?
-çık! Dedi ve kelepçemi çözdü, girişten eşyalarımı aldım. Yusuf aradı
-Taha serbestsin, suçlamalar düştü. İstersen sana bir bilgi vereyim alparslanda İstanbul'a kaçtı.
-sağol Yusuf'um.
-sadece dikkatli ol.
-tabi sende. Yusuf bir milletvekili yani bu işteyseniz sağlam bağlantılarınız olamalı dimi:)
Çantamdaki son 2 bin liram ile bir yemek yedim ve bilet aldım yani otogarda uyanma dileği ile.
İlk işim alparslanı bulmak bilgisayarımdan polis sistemine girdim evini buldum, bazı eşyalarımı alıp çıktım kadıköyde oturuyordu. Güzel içeri maymuncukla içeri girdim, gayet şıktı gezdim çok birşey yoktu derken ayağım komidine çarptı, kitaplığa çarpmıştım ve hareket ettiğini gördüm. İşte gizli yeri bulmuştum, çok lüks bir yerdi her bıçağın 5 farklı boyutu vardı sakinleştirici koleksiyonu, silahlar, bıçaklar ve araba anahtarları kapının önünde ki araçlar bu yüzdendi bir fotoğraf buldum. Alparslan kurbanlarını yüksek doz ile öldürüyormuş, çok zekice bunu onda kullanıcam nasıl olsa o bir katil işimi yapmalıyım. Bir yer ismi buldum kent ormanı külübeleri sanorım burda kalıyo ilk iş oraya gittim, güvenlik markete gittiğini söyledi buranın garajı yoktu o yüzden salonu kullanıcam. Hiçbir şey yapmadım salona sadece elimde 100 ml miktarında bir iğne ve içinde eroin. Geldi perdenin arkasına girdim elindeki poşette cips ve kola vardı, lanet olsun camı açmaya geliyor açtı.
-Merhaba. Dedim ve iğneyi koluna sapladı hızlıca
-oghk oghk ama neden
-bilmem sence. Dedim ve onu koltupa oturdum, arabama binip eve gidiyordum, otoyolda polisleri gördüm kent ormanına gidiyorlardı içimden geç kaldınız ben hallettim. dedim rahattım Çünkü yarın hiçbir katil peşimde olmayacaktı, uzun zamandır normal bir günün hayalini kuruyordum. Ama şimdi eve gidip uyumalıyım.
