3. bölüm / 5
GENÇLİKYÜZLEŞME
Bölümler 5Şu an: YÜZLEŞME
- 1 YARIM KALAN GÖKYÜZÜ244 kelime
- 2 MASKELERİN ARDINDA323 kelime
- 3 YÜZLEŞME728 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 SIRLAR ÇÖZÜLÜYOR528 kelime
- 5 Bilinmeyen Sır657 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gökhan: "Hava soğuk," dedi sesi sabahın sessizliğini bıçak gibi keserek. "Ama senin kalbinin yanında bu sabah ayazı yaz günü gibi kalır, değil mi Ceylan?"
Ceylan, hırkasına biraz daha sıkı sarıldı. Gökhan’ın kokusu burnuna doldukça, o maskeyi yüzünde tutmak imkansızlaşıyordu. Yutkundu, sesini en güçlü haline getirmeye çalıştı.Ceylan: "Neden buradasın Gökhan? Gece bitti, misafirlik bitti. Neden gitmiyorsun?"Gökhan: (Acı bir gülüşle) "Gitmek mi? Ben gitmeyi senden öğrendim Ceylan. Tek bir satırla, tek bir yalanla nasıl arkaya bakmadan kaçılır, en iyi sen bilirsin. Ama ben senin gibi kaçmaya gelmedim. Ben, o mektupta yazdığın 'gençlik hatasının' bedelini sormaya geldim Ceylan: "Bazen gerçekler sandığın kadar basit değildir Gökhan... Bazı gidişler, kalmaktan daha zordur."
Gökhan, bir adım daha yaklaştı. Şimdi aralarında sadece bir nefeslik mesafe vardı.
Gökhan: "O zaman anlat! Neden bu adam? Neden bu karanlık? Senin o 'küçük' dediğin hayatımızda ne eksikti de kendini bu altın kafese hapsettin?"
Tam o sırada, yukarıdaki balkonun kapısı gıcırdayarak açıldı. Araz, üzerinde ropdöşambarıyla balkona çıkmış, elindeki sigarasını yakarken aşağıya, onlara bakıyorduAraz: (Yukarıdan seslenerek) "Günaydın gençler! Bakıyorum da erkencisiniz. Gökhan, kardeşim, karımla neyi tartışıyorsunuz bu kadar hararetli?"
Ceylan’ın kanı çekildi. Gökhan ise istifini bozmadan başını yukarı kaldırdı ve Araz’a o ürpertici, sakin gülümsemesini gönderdi.Araz: "Sakin ol hayatım, neden bu kadar sinirlendin?" (Gökhan'a dönerek, sesi tehlikeli bir sakinlikte) "Gökhan kardeşim, karım seni biraz fazla hırpalamış galiba. Ama haksız da sayılmaz; kadınlar bazen fazla ısrardan hoşlanmazlar."
Araz, Ceylan’ın saçlarını okşayıp alnına bir öpücük kondurdu. Gökhan’ın gözlerinin içine bakarak devam etti:
Araz: "Ama biliyorsun, benim evimde misafire saygısızlık olmaz. Gökhan buraya iş konuşmaya geldi Ceylan. Değil mi Gökhan? Yoksa sabahın bu kör saatinde karımla tartışmak dışında başka bir amacın mı vardı?"Araz’ın gözleri bir bıçak gibi Gökhan’a saplanmıştı. Gökhan, Ceylan’ın o sahte ama zehirli sözlerinin acısını içine gömüp, Araz’ın o karanlık otoritesine karşı dik durdu.Gökhan: "Yanlış anladın Araz Bey," dedi gayet sakin bir sesle. "Tartışmıyorduk. Ceylan Hanım'a, akşamki iş teklifini düşündüğümü ve kabul etmeye karar verdiğimi söylüyordum. Madem birlikte çalışacağız, Meral ile bir süre burada, sizinle kalmamızın iş birliğimizi hızlandıracağından bahsediyordum."
Ceylan’ın elindeki fincan neredeyse yere düşecekti. Gökhan’ın gözlerindeki o meydan okuyan ışığı gördüğünde, kalbinin korkuyla sıkıştığını hissetti. Gökhan bile isteye ateşe yürüyordu.Araz: (Şaşkın ama memnun bir ifadeyle) "Vay! İşte bu duymak istediğim cevaptı Gökhan! Kararını bu kadar çabuk vermen beni şaşırttı ama sevindirdi."
Araz, elini Gökhan’ın omzuna sertçe vurdu. Bu, "Artık benim alanımdasın" demenin bir yoluydu. Sonra Ceylan’a dönüp gururla gülümsedi.
Araz: "Duydun mu hayatım? Gökhan ve Meral bir süre misafirimiz olacaklar. Ev şenlenecek. Senin için de iyi olur, o eski arkadaşın Meral ile hasret giderirsin. Değil mi?"
Ceylan, Araz’ın bakışları altındayken sadece zoraki bir şekilde başını sallayabildi. Gökhan ise tam o an Ceylan’ın gözlerine, "Kaçamazsın" der gibi baktı.Ceylan, Araz’ın bakışları altındayken sadece zoraki bir şekilde başını sallayabildi. Gökhan ise tam o an Ceylan’ın gözlerine, "Kaçamazsın" der gibi baktı.
Ceylan: (Sesi titreyerek) "Tabii... Çok güzel bir sürpriz oldu."
Araz neşeyle devam etti: "Hadi o zaman, içeri geçelim. Güzel bir kahvaltı yapalım, sonra da şu güvenlik açıklarını konuşmaya başlayalım Gökhan. Yapacak çok işimiz var!"
Araz, bir koluna Ceylan’ı, diğer koluna sanki çok eski bir dostuymuş gibi Gökhan’ı alarak malikaneye doğru yürüdü. Ceylan, kocasının kolunun altındayken, Gökhan’ın hemen yanındaki varlığıyla nefes alamadığını hissediyorduAraz: "Karım çok özeldir Gökhan. Onu sadece ben tanırım, sadece ben anlarım sanıyordum. Ama dün gece senin gözlerinde, sanki onu benden daha iyi tanıyan birinin bakışını gördüm. Yanılıyor muyum?"
Masaya ağır bir sessizlik çöktü. Gökhan tam cevap verecekken, Araz’ın telefonu çaldı. Araz ekrana baktı, yüzü bir anda ciddileşti ve masadan kalktı. Uzaklaşmadan önce Ceylan’ın omzuna eğilip kulağına fısıldadı ama Gökhan’ın duyacağından emindi:
"Misafirlerimize iyi bak hayatım. Özellikle de Gökhan Bey'e... Çünkü o, bizim evimizdeki en 'ilginç' parça olacak."Araz bahçenin öteki ucuna doğru telefonla konuşarak giderken, Gökhan ve Ceylan masada Meral ile baş başa kaldı. Gökhan, Ceylan’a doğru eğildi ve sesini sadece onun duyabileceği o yakıcı tona getirdi.
Gökhan: "Seni tanıdığını sanıyor Ceylan... Ama senin ne kadar büyük bir yalancı olduğunu, neyi neden feda ettiğini sadece ben biliyorum. Bu evde kaldığım her saniye, sana o yalanlarını tek tek yutturacağım."
Ceylan, Gökhan’ın gözlerindeki o saf nefreti ve acıyı gördüğünde, asıl cehennemin şimdi başladığını anladı. Araz’ın şüphesi bir zehir gibi yayılmaya başlamıştı bile.Ceylan:" DİKKAT ET DE O YALANLARI BEN SANA TUTURMİYİM MASUM ROLÜ YAPIYORSUN AMA TEK SUÇLU SENSİN BENDEN AYRILDIKTAN SONRA HEMEN MERALE KOŞMAYI BİLİYORSUN " Gökhan: hemen MERALE gittim o doğru ama ben senin gibi asla yalan söylemedim"......Gökhan: "Benimki bir kaçıştı, seninki ise bir ihanet. Ve inan bana, ihanetin bedeli her zaman daha ağırdır."
Bölüm etkileşimi
