5. bölüm · GELİŞİGÜZEL

➷5➹

Eylem D

"Sonucunu düşünmeden hareket etmek tam da onun yapacağı türden bir şeydi."

Balım Kayaalp

"Balım ödevi yaptın mı?" Sırama garip figürler çizerken bana seslenen Görkem'e döndüm.

"Evet, sen yapmadın mı?" Ağzıma zeytinli poğaçamın son lokmasını da atıp ellerimi ıslak mendille temizledim. Görkem tek hamlede yanıma oturup kolunu omzuma attı.

"Süper. Yani senden ufak yardımlar alabilirim, öyle mi?" dedi. Bu onun dilinde “Yapmadım, burada yapacağım.” demekti. Tam ona cevap verecekken Ezgi alaycı bir ifadeyle bize baktı.

"Özgür Hazar seni yaşattı mı ya?"

O nasıl bir söz ya? Sanki o gangster bozuntusu bana bir şey yapabilecekmiş gibi!

"Onu gözünüzde bu kadar büyütmeseniz mi acaba?" dedim kollarımı göğsümde bağdaştırarak.

"Sırf onun ilgisini çekmek için kafa tuttun ona değil mi?"

İlgisini çekmek mi? Ne tarafa kusuyoruz? Bu kız sabah sabah böyle salak salak konuşuyor ya, benim tepem atıyor.

"Aynen Ezgi sırf dikkatini çekmek için karşılıklı hakaretleştik. Tartıştık falan. Ne kadar zekisin sen öyle?" dedim. Alay dolu ses tonuma karşılık olarak gözlerini devirdi.

"Ezgi cidden saçmaladın ama kabul et." dedi Görkem de. Bu esnada sınıfa Çilay girdi.

"Balım montu Yankı'ya vermeye gidiyorum. Hoca gelirse yok yazdırma." O kadar sevimli görünüyordu ki Ezgi'yi saniyesinde unutup gülümsedim.

"Yankı? Sereyli olan Yankı?" Arkamızdan Rüzgar ve sürüsünün sesi gelince herkes o yöne baktı. Ben de o beyinsiz ekibe bakmadan Çilay'ın yanına gittim. Onları kim umursardı ki?

"Beraber gidelim."

Gözde koyun olan Can aniden Çilay'ın kolundan sımsıkı tuttu. "Hayırdır Yankı falan ne iş? O herifin montunun sende ne işi var?"

"Asıl sen hayırdır?" Dedim ben de Can'a, Çilay'ın kolunu işaret ederek.

“Sen karışma Balım.” Can bana bakmadan Çilay’a olan sert bakışlarını sürdürdü. “Can, bırak kolumu yoksa o kafanı patlatırım.” Çilay var gücüyle kolunu kendine çekip, kurtardığında Can onun üzerine geldi.

"Yine artistlenmeye başladın bak sen." Diyen Rüzgar'ı duymamazlıktan gelerek Can'ı ensesinden tuttum ve var gücümle sıktım. Can yüzünü ekşitip acı çektiğini belli ederek Çilay'dan uzaklaştı.

“Şşt, sakin olun!” sınıftaki herkes bizi izlerken biri seslenmişti.

Can, "Ne yaptığını zannediyorsun?" diye öfkeyle konuştuğunda Çilay ona ters ters bakıp benim önüme geçti. Rüzgar omzumdan beni itince şok içinde ona baktım. Ölmek istiyor olmalıydı! “İntihar etmek için daha iyi yollar var Rüzgar!” dedim öfkeyle ona bağırarak.

Sınıfın yarısı dışarı kaçmıştı. Kalanı da bizi ayırmaya çalışıyordu. "Fazla olmaya başladın. Yaptıklarına göz yumuyoruz diye haddini aşma."

Bana demişti o, değil mi? Bana! Ulan Rüzgar şimdi yedim seni. Tam Rüzgar'a karşı tüm kozlarımı ve ağır sözleri söylemeye hazırlanmışken sınıfta, tüm o karmaşanın uzağından tanıdık bir ses yankılandı.

"Bugün ne halt ediyorsun acaba Rüzgar’cığım?"

Sesin geldiği yöne doğru döndüm. Okulun en bilindik isimlerinden ikisi karşımızdaydı. Özgür Hazar Koraltan ve Yankı Sereyli.

"Özgür Hazar?"

Şaşkınlıkla kendisine bakan Rüzgar'a yanaştı Özgür Hazar. Ne yapacağı konusunda endişelenmeye başlamıştım. Nereden çıkmıştı bu ikisi?

Özgür sırıttı ve keyifli bir ses tonuyla konuştu; "Sürpriz."

O an Rüzgar'ın suratına Özgür Hazar tarafından yumruk yemesi ve kalabalığın Özgür Hazar'ı durdurmaya çalışmak için araya girmesi bir oldu.

"Çilay buraya gel!" Can'ın bağırışı duyulduğunda o yöne baktım. Can, Çilay'ı bir yere götürmeye çalışıyordu. Çilay ise sinirle Can'ın karnına yumruk attı. "Seni mahvederim bak. Çekirge gibi ikinci zıplayışını yaptın. Üçüncüsü olmasın." Dediğinde tam yanlarına gidecekken Yankı'nın oraya gittiğini gördüm.

Elini Can'ın omzuna koydu. Diğer eliyle de Çilay'ın kolunu tutan elini sımsıkı tuttu. "Selam Cancık. O eli güzellikle çek yoksa..." dedi ama Can alayla güldü.

"Yoksa ne olur? Arkadaşın gibi mi yaparsın?" dedi Can Rüzgar'ın yakasını, etraftaki insanların çabalarına rağmen, bırakmayan Özgür Hazar'ı işaret ederek. Ardından dişlerini göstererek güldü ve fısıldarcasına konuştu.

"Sen bunu yapamazsın."

Yankı'nın yüzündeki ifade öylesine gericiydi ki Çilay'ı oradan çekip çıkarmak için daha da yakınlarına gittim. Yankı'nın dişlerini sıktığı her halinden belli oluyordu. Çenesi seyirdi, kendini çok zor tutuyordu.

"Bir, lafımın kesilmesinden hiç hoşlanmam." Yankı bir şey yapmış olacak ki Can bir anda
Çilay'ın kolunu bırakıp elini kendisine çekti. “Alaya alınmaktan da hiç hoşlanmam.”

"Fazla olmaya başladın sen. Şu günlerde bir iki yumrukla elimden kurtuluyorsun diye fazla zorlama Rüzgar."

Duyduğum şey ile Özgür Hazar'a döndüm. Hâlâ Rüzgar'ı tutuyordu. Bu çocuktaki Rüzgar nefretiyle benim Rüzgar nefretim kapışırdı vallahi. Rüzgar alayla güldü.

"Zorlarsam ne olur canım?"

Özgür Hazar da alaylı bir şekilde güldü ve konuştu. "Bu olur canım."

'Canım' kelimesini Rüzgar'ı taklit ederek söylemişti. Bunu der demez bir yumruk daha attı Rüzgar'a.

"Beğendin mi canım?" dedi yeniden 'canım' kelimesini vurgulayarak.

Ortalık fena karışacaktı.