1. bölüm / 3
Gelecekteki Geçmiş❝ 𝐓𝐀𝐍𝐈𝐓𝐈𝐌 𝐁Ö𝐋Ü𝐌Ü ❞
Bölümler 3Şu an: ❝ 𝐓𝐀𝐍𝐈𝐓𝐈𝐌 𝐁Ö𝐋Ü𝐌Ü ❞
- 1 ❝ 𝐓𝐀𝐍𝐈𝐓𝐈𝐌 𝐁Ö𝐋Ü𝐌Ü ❞675 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 𝑩Ö𝑳Ü𝑴 (1) — 𝑩İ𝑹 𝑴𝑨𝑺𝑨, 𝑩İ𝑹 𝑴İ𝑹𝑨𝑺, 𝑩İ𝑹 𝑺𝑨𝑽𝑨Ş10.043 kelime
- 3 💌182 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhaba. Ben JK. ❄
Bugün sizinle, uzun zamandır içimde taşıdığım bir hikâyenin yeniden başlangıcını paylaşmanın heyecanını yaşıyorum. Bu kitabı ilk kez 2019 yılında yazmaya başlamıştım. Sonrasında birkaç kez geri dönmeye çalışsam da bazı sebeplerden dolayı yarım bırakmak zorunda kaldım. Ama bazı hikâyeler gerçekten bitmez, sadece zamanı gelince yeniden başlar. Tıpkı yıllar sonra yeniden yazmaya başlayarak bu hikayeye geri dönmem gibi...
Bu kitapta yer alan tüm olaylar ve karakterler tamamen hayal ürünüdür. Gerçek hayatla hiçbir bağlantısı yoktur. Her biri benim kurduğum bu dünyaya ait, kalemimden çıkan karakterlerdir.
Açıkçası ben bu hikayeyi ve her bir karakteri çok severek yazdım. Çok emek verdim. Yeri geldi yazarken ağladım, yeri geldi güldüm, gururlandım, kızdım. Hikayem ve karakterlerim benim için sadece kurgu değil, dünyaya getirip büyüttüğüm bir evladım aanki.
Yazmak; benim için çok şey ifade ediyor. Yazarken ruhum sakinleşiyor, şifa buluyorum, keyif alıyorum. Hem yazmayı hem okumayı çok seviyorum. Kelimelerle kurduğum bu dünya bana çok iyi geliyor.♥
Hayalim ise yazdığım kitapların okunması ve bir gün benim de sevdiğim yazarlar gibi kitapları okunan, sevilen, meşhur bir yazar olabilmem.☀️
Bunları size, kendi hayatımı iyileştirmeye çalışırken ve zaman zaman zorlandığım anlarda yazıyorum. Ama umarım siz okurken mutlusunuzdur.
Bunu da eklemek isterim ki; kitabım hem burada, hemde wattpad’te yayınlanmaktadır. Umarım beğenirsiniz. Yorum yapmayı ve kitabı değerlendirmeyi unutmayın.
20.06.2026 17:07
❄
Bir masa. Bir miras. Bir savaş.
Şehrin kalabalığından, gürültüsünden ve sahte düzeninden koparılmış başka bir dünya vardı. Beton duvarların arasında nefes alan, ışığın bile temkinli süzüldüğü, sözün kurşundan daha ağır olduğu bir dünya. Ve bu dünyanın merkezinde, yalnızca güçle değil; kanla, sadakatle ve kayıplarla ayakta kalmış iki ayrı masa duruyordu.
Bunlardan ilki, Karadağ ailesinin Türkiye'de kurduğu gölge düzeniydi. Diğeri ise Rus yeraltı dünyasının en köklü isimlerinden biri olan İvan İvanov'un masası. Ve bu iki masayı birbirine bağlayan tek isim vardı: AlpArslan Karadağ.
Karadeniz'in sert dağlarından doğan Karadağ ailesi, kendi adaletini kendi kurallarıyla yazmıştı. Ailenin lideri AlpArslan, babası Dağhan Karadağ'ın ölümünden sonra bu düzeni devralmış; zekâsı, acımasızlığı ve değişmeyen adalet anlayışıyla hem dostlarının hem düşmanlarının hafızasına kazınmıştı. Onun dünyasında adalet tartışılmazdı; çünkü o adalet, bizzat onun eliyle şekillenirdi.
İvan İvanov'un kızı Kavin İvanova ile yaptığı evlilik ise yalnızca iki insanın birleşmesi değildi. Bu evlilik, iki karanlık dünyanın birbirine değdiği, ama asla tamamen karışmadığı bir dengeydi. AlpArslan bu dengeyi bile isteye kurmuş, fakat hiçbir zaman iki masayı tek bir çatı altında toplamamıştı. Çünkü ona göre birleşen güç, kontrol edilemeyecek bir felaketin başlangıcıydı.
Onun bıraktığı kurallar ise asla değişmedi: Aileye, kadına, çocuğa ve yaşlıya dokunulmazdı. Uyuşturucu bu masanın kapısından içeri giremezdi. Ve ihanetin cezası tek olurdu.
Fakat yedi yıl önce AlpArslan Karadağ öldüğünde, geriye yalnızca bir isim değil; çözülmemiş bir miras ve tamamlanmamış bir savaş bıraktı.
İki masanın liderliği büyük oğlu Yaman Karadağ'a geçti. Genç yaşta bu ağır yükün altına giren Yaman, babasının gölgesini taşımak için duygularını susturmayı öğrendi. Soğukkanlılığı, disiplinli duruşu ve korkusuzluğu onu kısa sürede yeni düzenin tartışmasız lideri yaptı. Ancak AlpArslan'ın ölümünden önce bıraktığı gizli vasiyet, Yaman'ın hayatını geri dönülmez şekilde değiştirecekti.
Bu vasiyet, yalnızca bir mirasın değil; saklanmış bir geçmişin de kapısını aralıyordu. Yaman artık sadece bir lider değil, aynı zamanda yıllardır gömülmüş bir gerçeğin peşine düşmüş bir avcıydı. Bulması gereken şey ise sadece bir teyze ve bir kuzen değildi, annesi Kavin Karadağ'ın geçmişte yaptığı ve sır gibi sakladığı bir günahın izleriydi.
Tam bu sırların merkezine doğru ilerlerken Yaman'ın yolu, Azra Bozkurt ile kesişti. Genç bir doktor olan Azra; güçlü karakteri, cesareti ve inatçı ruhuyla Yaman'ın alıştığı hiçbir kadına benzemiyordu. Onların karşılaşması yalnızca bir aşkın başlangıcı değil, aynı zamanda bütün dengelerin bozulacağı bir dönemin de başlangıcıydı.
Öte yandan Aman Karadağ, abisinin aksine duygularıyla yaşayan, daha asi ve kontrolsüz bir çizgideydi. Ancak onun hikâyesi de en az Yaman'ınki kadar tehlikeliydi. Çünkü kalbi, düşmanının kızıyla aynı ritimde atmaya başladığında; sadakat ile aşk arasındaki çizgi geri dönülmez biçimde bulanıklaştı.
Ve Karadağ ailesinin dünyasında en tehlikeli şey her zaman aynıydı: seçim yapmak zorunda kalmak.
Geçmişin tozları her kalktığında, eski düşmanlar yeniden ortaya çıkacak, unutuldu sanılan dostluklar aslında en derin ihanetleri saklayacaktı. Her sır bir diğerini doğuracak, her gerçek yeni bir savaşın kapısını aralayacaktı.
Çünkü Karadağlar'ın dünyasında hiçbir şey gerçekten bitmezdi. Sadece beklerdi.
Ve o bekleyiş, şimdi yeniden başlamıştı.
Bölüm etkileşimi
