1. bölüm / 1
GEÇMİŞİN TUTSAĞITanıdık Gözler
Bölümler 1Şu an: Tanıdık Gözler
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gecmsiin tutsagi bir
1. Bölüm
Bazen yaptığın yanlışlar verdiğin kararlar, mantıklı olmayabilir ve seni yanlış bir yola sürükleyebilir. Mesela şuan okuduğum kitabin ana karakteri gibi. Ya bile bile ölüme gidiyor. Neymiş efendim sevdiği adam içinmiş. Birkere adam onu sevmiyor bile, kandırıyor. Tabi kız bundan bir haber.
Tam sinir krizi geçiriyordumki uçaktan anons sesi yükseldi. Kitabın kapağını kapatıp çantama koydum. Yeni atanmış bir avukat olarak işim zor olacaktı sanırım. Zaten bunca yıl ailemden uzakta üniversite okuduğum için Hakkari'ye babamın görev yaptığı İl'e tayinimi istemiştim. Aslında bir bakıma da buralardan uzak durmak işime gelmişti. Bu şehirde çok iyi anılarımın olduğu söylenemezdi. Fakat bazı şeyleri aşmam gerekiyordu. Bende bir hafta içinde böyle bir karar almıştım ve apar topar yola çıkmıştım. Kimsenin buraya geldiğimden haberi yoktu.
Bavul sırası beklemek ise işkenceden başka bir şey değil, gerçekten. En sonunda zorluklarla bavullarımı aldım. Şimdi ise asıl mesele ben eve nasıl gidicektim. Güya supriz olsun diye buraya geldiğimi kimseye söylememiştim. Annemle babama supriz olucakti evet ama Kuzey abime supriz olmak zorunda değildi. Hemen telefonumu çıkardım. "1 Numara" yazısını görünce yüzümde bir sırıtış belirdi. Üç kardeş olduğumuz için babam bize hep numara takarak çağırırdı. Ama ben istisnaydım. Sonuçta tek kızı vardı yani, ama Kuzey abime neredeyse durmadan '1 numara' diye seslenirdi. Binevi Kuzey abimi sinir etmek için. Şu an ise hepimize ismiyle sesleniyordu sonuçta hepimiz büyümüştük. Kuzey abim üsteğmen olmuştu. Numaranın üstüne tıkladım. Bir kere çaldı iki kere çaldı acaba göreve falanmı gitmişti, ama gitse bana söylerdi yani canım. Tam düşüncelerime dalmıştım ki abimin sinirli sesi beni dünyaya geri getirdi.
"Ne oldu" gerçekten bazenleri insanlarla nasıl iletişime geçtiğini düşünmüyor değilim. Mağaradan mı çıktı aceba?
"Çok sağol abi bende iyiyim." karşı taraftan derin bir iç çekişi duydum.
"Mayıs, uzatmada ne söyleyeceksen söyle işim var." işte boşuna demiyorum mağaradan çıktı diye.
"Abi ben bir şey yaptım." bu kez karşı taraftan daha sinirli bir iç çekiş yükseldi.
"Ne yaptın Mayıs?" dedi. Keşke demeseydi. Biraz tırsmadım da değil yani.
"Abi ben şuan Hakkari'de havalanındayim. Beni gelip alabilirmisin?" ilk başta bir ses gelmedi sonra ise endişeli olduğu kanatine vardığım ve iki saatten beri cevap vermesini beklediğim ses konuştu.
"Kızım bana niye haber vermiyorsun? Tek başına havalanında bekliyorsun. Ben neyim burda korkulukmu?" son dediğine evet demek istesemde kendimi tuttum. Sonra başımıza iş açmayalım.
"Yok abi estağfurullah, ben supriz yapmak istemiştim ama uçaktan indikten sonrasını düşünmemiştim. Sen beni alabilirmisin." dedim. Bir hafta boyunca buraya gelmeyi düşünmüştüm ama beni havalanından kim alacak, diye düşünmemiştim. Böylede bir salaktım işte.
" Tamam geliyorum. Sakın biryere ayrılma. " nereye gidebilirdim ki yani birde biryere ayrılma diyor." Tamam abi "diyerek telefonu kapattım. Etrafı incelemeye koyuldum. Uçağa yetişmek için koşuşturan insanlar, ağlayarak birbirine sarılan insanlar. Tek başına bavulunu almış uçağa binen insanlar ve daha niceleri ne çok değişik hayat vardı. Ben ise hepsinin ortasında ayakta elimde iki bavul dikiliyordum. Bir an ne yaptığımı sorguladım. Sonra vaz geçerek bekleme yerlerine ilerledim. Kendimi koltuğa atarak iki bavulu önüme çekiyordum ki yanıma bir adam oturdu. Bir an duraklasamda hiç oralı olmayıp telefonumu çıkarttım ve oyalanmaya başladım. Ben daha ne olduğunu anlamadan adam ayağa kalktı belinden silahı çıkartarak bana doğru tuttu.
"Ayağa kalk yoksa sıkarım kafana" şokun etkisiyle bir süre adama baktım. Beni kolumdan cekmesiyle elini boğazıma sardı ve beni önüne aldı. Şakağımdaki soğuk metali hissetmemle şansıma sövdüm. İlk gün bakın ilk günden neden böyle bir şey yaşamak zorundaydım. Sanırım cezbedici cazibeme dayanamıyorlardı yoksa belanın beni dakikasında bulması benim suçum değildi olmazdı. Etrafımızdaki insanlar bağırarak etrafa koşuşturuyorlardı. Bir Allah'ın kulunun aklından polisi aramak geçmiyorum mu? Ciddenmi? Korku her tarafımı sarmıştı. Ölücektim sanırım yoksa bu kadar sakin kalmamın açıklaması olmazdı. O sırada havalanının kapısında abim belirdi. Elinde silah, etrafa ateş saçarak bakan gözler. Beni arıyordu fakat ben sesimi duyuramıyordum. Kitlenmiştim.
"Abiiiii yardım et" kurtulmak için çırpınıyordum. Abim beni fark etmiş bu tarafa doğru koşmaya başlamıştı. Adamın beni tutan elini daha da sıkmaya başladı.
"Sakın yaklaşma yoksa kız ölür." dedi adam pis nefesiyle. Daha çok çırpındım ama faydasızdı.
"Hele bir dokun ona senin ecdadını sikmessem banada Kuzey demesinler." abim öyle bir ses tonuyla konuşmuştu ki ben bile korkmuştum.
"Bir adım daha yaklaşırsan kızı öldü bil komitan" dedi bozuk bir Türkçe ile. Arkamdaki teröristin silahı biraz daha bastırması ile, var gücümle bağırdım.
"Abi yardım et" sesim bütün havalanını iletmişti. Gözlerim abimden başka bir yere bakmıyodu. Yardım dilediğim gözler ise bana değil arkama odaklanmıştım. Gözlerini tekrar bana çevirdi. Sonrası ise tam bir kargaşa, abimin 'eğil' diye bağırdığını duyduktan bir saniye sonra bir kurşun sesi bütün havalanında yankılandı.
"Konuş benimle Mayıs"
"Gözlerini kapatma"
"Ölmek yok Mayıs, kalk! "
"Aç gözlerini gitme benden"
Geçmişin karanlık sayfaları tek bir kurşun sesiyle tekrar gün yüzüne çıktı. Arkamdaki teröristin kolları gevşedi. Sonra ise yere düştü kafasından kan akıyordu. Ölmüşmüydü? Abim önümdeyken kim öldürmüştü? Daha fazla bakmaya dayanamayacaktım. Bileğimden hafifçe cekilmemle irkildim. Abim beni kendine çekti. Sımsıkı sarıldı sanki gitmememi istemiyormuş gibi.Yüzümü ellerinin arasına aldı. Ben ise hala şoktayım.
"İyimisin?" yani daha demin gözümün önünde birinin ölmediğini ve hala şokta olduğumu saymazsak, galiba iyiydim.
"İyiyim, gidelim lütfen" kafasını sallayarak beni onayladı oda korkmuştu. Supriz yapalım derken bana supriz olması ayrı bir olaydı.
"Gel ilk önce oturalım, soluklan" dediğine başımı sallamakla yetindim. Koltuğa yavaşça oturdum. Önüme ise beş tana yüzünde maske ve iri yarı olan adam oturdu. Pardon, dört tane adam bir tane kadın. Yani kadınında maşallahı vardı. Ben şaşkın şaşkın onlara bakarken. Abim araya girdi.
"Bizim tim üyeleri, tanış istiyorsan" dedi
"İsterim"
En solda oturan kadın konuştu.
"Açelya Atay" dedi hafif ama çok hafif bir gülümsemeyle bu sanırım askerlerin doğasında vardı öyle ki maskeden güldüğü bile çok zor anlaşılıyordu. Hemen yanındaki diğer askerlerden tahminen biraz daha yaşı büyük olan adam konuştu.
"Yusuf Kaya" başımla onayladım ve artık benimde kendi ismimi söylemem lazımdı. Açelyayı cevapsız bırakmıştım. İlk önce kadına dönüp konuştum.
"Kusura bakmayın ben hala biraz şaşkınım da size kendimi tanıtamadım. Mayıs Demir memnun oldum." başıyla onayladı.
Sonra tekrardan Yusuf abiye döndüm.
"Memnun oldum abi" maskenin altından belli olmasada hafiften güldüğünü hissettim. Bu sefer Yusuf abinin yanındaki konuştu.
"Göktuğ Erdem" çok neşeliydi sanki daha demin çatışmadan çıkmamışız gibi. Öyle ki maskenin altından bile gülümsemesi belli oluyordu.
Sen de kafana silah dayamamislar gibi abinin tim arkadaşlarıyla tanışıyorsun.
İç sesime hak verdikten sonra Göktuğ ya döndüm. "Memnun oldum" dedim. "Bende memnun oldum. Mayıs hanım" dedi. Tatlı çocuktu. Kafamı Göktuğ nün yanındaki gence çevirdim. Buda sanırım Göktuğ ile aynı yaştaydı.
"Barış Yılmaz" dedi.
"Memnun oldum."
"Bende Mayıs hanım."
Barışın yanındaki adam işe hepsinden daha kalıplıydı. Abimden bile. Boyu kaçtı merak etmedim değil. Tek açık olan yeri, yani gözlerine baktığımda ise gözlerindeki tanıdık his etrafımı sardı. Yeşil mavi karışımı gözleri biryerden çok tanıdık geliyordu. Bana dümdüz bakmaya devam edince ortamdaki sessizliği bozdum.
"Teşekkür ederim. Beni kurtardığınız için" teröristi başından vuran bu adamdı. O an arkamı döndüğümde elinde silahı olan bu adamdı. Teşekkürüme karşılık vermedi. Tabiki bozuntuya vericekmiydim. Asla inadına tekrar konuştum.
"Sizi bir yerden tanıyormuyum. Daha önce karşılaşmışmıydık" sorumla beraber Gerilmişti. Öyle ki oturduğu yerde kıpırdadı.
"Hadi gidiyoruz" abimin sorusuyla ona döndüm. Hem nereye gidiyorduk daha adamdan cevabımı alamamıştım.
"Nereye ya?" abim derin bir iç çekti. Bu kadar iç çekmesi zararlıydı, yani nefessiz kalabilirdi.
"Eve gidiyoruz. Sencede bugün çok fazla şey yaşamadın mı?" şöyle bir düşününce haklıydı lafını ikiletmeden ayağa kalktım. Ve time döndüm.
"Tanıştığımıza memnun oldum. Tekrar görüşürüz umarım." Açelya konuştu. Ya kadındaki hava kimsede yoktu yani erkek olsa evlenirdim öyle söyliyeyim.
"Pek iyi bir tanışma olmadı ama telafi etmek isterim" dedi ay ay bende isterdim kadın karizmanın dibiydi, bunu yanımda gören bir hayy maşallah derdi yani. Hemen kafamı salladım.
"Tabi, tekrar görüşürüz umarım." dedim. Abim beni hadi der gibi durmadan çekiştirdiği için önüme dönmek zorunda kaldım. Arabaya ilerledik. Arabaya bindiğimde ise yarım saattir aklıma takılan o soruyu soracaktım ama abim arabaya binmemişti. Dışarıda o adamla konuştuğunu gördüm. İkiside çok ciddi bir mesele konuşuyormuş gibi görünüyorlardı. Ben onları izlerken adamın bakışlarının bana döndüğünü görür görmez koltuğa sinmiştim
Mobese gibi adamları gozetlersen yakalanırsın tabi
İç sesimi es geçtim. Yani izlediysem ne var abim değil mi? Arabanın kapısının açılmasıyla o tarafa döndüm. Abim arabayı çalıştırdı . Yol su gibi akıp giderken daha fazla dayanamadığım için konuştum. Yani sabır da bir yere kadardı.
"O adam kim? Komutanın falanmı?" sorumla beraber gözlerini bana çevirdi fakat bu çok uzun sürmedi.
"Evet Komutanım. Sen niye merak ettin?" hafif sitemli çıkan sesine kaşlarımı çatsam da devam ettim.
"Çok tanıdık geldi. Bir yerde görmüş olabilirmiyim?" adamın gözleri çok tanıdıktı. Hayır yani başka bir şey vardı gözlerinde anlayamadığım bir şey. Farklı bakıyordu.
" Bunu neden ona sormuyosun. Ben nereden bileyim." sitemli çıkışına karşılık çatık olan kaşlarımı dahada çattım.
" Sordum. Cevap alabildimmi peki, hayır. Bu yüzden sana soruyorum." triple koltuğa yaşlandım. Ters bakışlarımın etkisindeydi fakat sadece iç çekiyordu. Yeter diye bağırmak istesemde kendimi tuttum.
"Tamam. Evet tanıştınız. Beş yıl önce kaçırıldığın zaman seni kurtaran asker. Senin 1 yıl boyunca her yerde aradığın ama bulamadığın asker. Ve benim komutanım." Zihnimdeki sesler yükseldi abimin ne dediğini bile anlamamıştım. Beş yıl önce bende büyük yara açan olayda, hayata dair tek umudum olan adam daha demin karşımdaki koltuktamı oturuyordu? Olamazdı ben onu her yerde aramıştım. Yoktu o şimdi ne diye karşıma çıkmıştı. Üstelik ben daha onu yeni unutmuşken
Unuttuğuna emin misin? Durmadan gözümüzün önüne gelen gözler onunkiler degilmiydi. Unuttuğuna emin misin Mayıs?
Doğru unutmamıştım. Peki unutmak istiyormuydum? Cevap netti. Hayır. Peki neden bana o olduğunu söylememişti? Neden onu bulmamı engellemişti? Neden hastanede ziyaretime bile gelmemişti? Hepsi cevapsızdı. Belkide bana benim ona verdiğim kadar değer vermemişti.
Ne bekliyordun adamın 'beni hatırladın mı?' demesini mi?
Hayır ama içimdeki bu boşluk hissi neydi. Neye kırılmıştım? Yada kırılmaya hakkım varmiydi, yoktu. Ben onun için kurtardığı sivillerden farksizdim. O benim için ise. Cevabı bulunamayan bir soruydu.
"Mayıs geldik. Bavullarını indiriceğim ben gelene kadar zile basma birlikte açarız kapayı." başımla onayladım onu tam içeri giricekken tekrar seslendi.
"Bu arada konusucaz kurtuluşun yok" dedi gülerek, abimdi o beni anlardı. Hepte anlamıştı. Merdivenlerden çıktım ve 3. Kata geldim. Kapının üstünde yazan yazıyla yüzümde tebessüm oluştu. Abimde elinde bavullarla yukarı çıkınca zile bastık. Üzerimi bir heyecan kaplamisti. İyi ki de gelmiştim. Geldiğim ilk anı saymazsak şuan acayip heyecanlıydım. Kapı açıldı. Annem ilk başta ne olduğunu anlamadığı için gözleri abimle benim üstümde mekik dokuyordu. Sanırım sonradan jeton düştüğü için, ben daha ne olduğunu anlamadan beni kollarının arasına aldı. Onun o mis kokusunu hissetmemle beraber ağlamaya başladım. Çok duygusal bir insancık olduğumu söylemişmiydim.
"Annem" dedi içli bir şekilde. Onun bu haline ağlarken hafif tebessümle karşılık verdim.
"Anne, geldim bundan sonra daha hiç gitmeyeceğim " ilk başta bir şaşırdı. Baktı baktı baya bir baktı.
"O nedemek kız" dedi
"Demem o ki sultanım tayinimi buraya istedim." gözlerindeki ışıltı her tarafı sarmıştı. Beni kendine çekti ve tekrar sarıldı.
"Anne dur boğuluyorum içeri geçelim mi?"
"Geç babanda içerde" ayakkabılarımı çıkarmamla salona koşturmam bir oldu abimin arkamdan anname söylendiğini duyuyordum. Yok neymiş efendim 'kızı gelmiş onu görmemiş bile' benim gibi birinin yanında senin ışığın az kalır zaten abicim.
Evet bu aralar ego tavandı. İçeri geçtiğimde ise koltukta oturmuş pür dikkat survivor izleyen babamı görmemle, gülümsemem dahada büyüdü.
"Baba" bakışlarını anında bu tarafa çevirmesi bir olmuştu. Şaşkınlıkla bana bakarken hemen yanına gittim.
"Kızım" öyle bir kızım demiştiki 'sen ne arıyorsun burada?' Der gibiydi. Acaba geleceğimi söylesemiydim ki diye geçirdim içimden.
"Baba beni gördüğüne sevinmedin mi?"
"Yok, yok sevindim de böyle birden supriz yumurtadan çıkar gibi çıkınca şaşırmadım da değil." annemlegilde içeri gelince herkes tam olmuştu tabi canım kardeşim Yiğit de olsaydı.
"Niye kötümü yaptım? Hem benim size bir sürprizim daha var. Tayinimi buraya aldırdım. Artık benden kurtulurşunuz yok." dememle birlikte bana sarıldılar. Ne olursa olsun seviyordum ailemi. Onlardan başka tutunacak dalım yoktu.
"Desene başımıza kaldın." abimin sesini duymamla ona döndüm. Bir yarım saat kavga ettikten sonra annemle sofrayı hazırlamıştık. Tabi beni mutfaktan kovasını saymazsak. Neymiş efendim ben yemek yapmıyormuşum yiyormuşum. Zaten yemek yaparken malzemelerinden yemek gerekiyor yoksa o yemeği yapmanın anlamı kalmaz. Tamam ben belki biraz abartmış olabilirdim. Ama biraz. Sohbetle abimin tekrar bana bulasmasiyla geçen bir kargaşanin sonunda odama geçtim.
"Gelebilirmiyim"
"Gel"abim yanıma gelerek koltuğa oturdu. Artık konuşmanın zamanıydı.
" Nasıl hissediyorsun"bilmiyordum. Kendim bile bilmiyorken ona ne diyecektim.
"Bilmiyorum. Sadece neden diye düşünüyorum. Neden? Benim onu o kadar aramama rağmen karşıma çıkmadı. Oysaki ben ona teşekkür edecektim." abim bu dediklerime güldü. Haklıydıda onun bana teşekkür etmesi gerekiyordu. Ama o olmasa benim ordan anca ölüm çıkardı bu yüzden ona teşekkür etmeliydim. Ama ben vurulduktan sonra birdaha karşıma çıkmamıştı. Bu güne kadar.
" Onun sana teşekkür etmesi gerekmiyor mu? Sonuçta ona atılan kursunun önüne atladın. Hayatını kurtardın. Ama eğer karşına niye çıkmadığı konusuna gelirsek" burada durdu ve derin bir nefes aldı. "Bunu kendisine sorsan daha iyi olur. Seni kurtardiktan 3 yıl sonra buzim timin komutanı olarak geldi. İlk başta aramız iyi değildi senin onu o kadar aramana hiçbir karşılık vermediği için aramıza mesafe koymuştum. Sonra bir gün göreve gittik, tek başıma kaldım. Timde ki herkes bir yere dağıldı. Kulaklığım kırıldı haber alamıyorum nerde olduğumu söyleyemiyorum. Etrafıma teröristler pusu kurmuş çatışmaya başladım. Ama mermi az en sonunda yaslandım kayaya şehadet getirmeye basladim. Derken Aktan geldi kurtardı beni o günden sonra ona can borcum oldu. Çekti beni kenara anlattı her şeyi şimdi sana söyleyemem. Zamanı gelince ondan duyman daha iyi olur. Şimdi ise o benim için canını ortaya koyar. Bende onun için canımı ortaya koyarım. " Abimin anlattıklarından hiçbir şey anlamamıştım.
" İyi geceler güzelim. "
" İyi geceler"abim başımdan öpüp odadan çıkmıştı, düşüncelerim ile baş başa tavanı izliyorduk. Tek cevapsız sorum olan 'nedeni' tekrar kendi kendime sordum. Ne olmuştu da hastanede geçmiş olsun için bile yanıma gelmemişti. Ne olmuştu? Ve bana bunu anlatacakmıydı. Vurulduktan sonra benden gitme demişti. Kafamda deli sorular. Her şeyi kenara bırakıp uyumak en iyisiydi, öylede yaptım.
Bölüm etkileşimi
