1. bölüm · Geçmişin Tozu

Önsöz

Burak .

Bu kitabın her sayfasında, suskun bir kasabanın tozu var. Biraz da Cem’in fotoğraf makinesinden sızan ışık. Görünmeyen ama var olan bir ışık. Bu satırları yazarken aklımda hep şu soru vardı: Bir insan, gerçeğin peşinden giderken nelere katlanır? Cem, canı pahasına bu soruyu cevapladı. Ben sadece onun bıraktığı izleri takip ettim.

Bu kitap bir cinayet romanı değil. Belki de bir ağıt. Ama aynı zamanda, karanlığın içinde bir ışık arayanların hikâyesi. Defne, yıllarca bir sandıkta sakladığı anılarla yaşadı. Nurhayat Hanım, Cem’in mezarına her gün gidip onunla konuştu. Adem korktu, sustu, ama sonunda konuştu. Selim pişman oldu. Rauf Korman ise gücünün yetmediği tek şeyle karşılaştı: ortaya dökülen gerçek.

Ben bu kitabı yazarken yalnız değildim. Derealan’ın rüzgârı, Çay’ın sesi, Cem’in defterindeki o eksik cümle… Hepsi yol arkadaşım oldu. Ama en büyük ilham, elbette ki, ışığın peşinden gitmeyi asla bırakmayanlara… Siz okurlara geldi.

Umarım bu hikâye, sizin de içinizde bir perdeyi aralar. Ve umarım o perdenin arkasından sızan ışığı görürsünüz. Çünkü görünmeyen, görünmez değildir. Sadece bakmayı bilmek gerekir.