1.Bölüm

Vaveyla Yazarı: violet sloud

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: 1.Bölüm
  1. 1 1.Bölüm1.455 kelime · Okuduğun bölüm

Geçmiş,insanın peşini bırakmayan bir lekedir. Bazen siyah bir leke bazen beyaz bir leke. Ama hep bir lekedir. Ondan ne kurtulabilirsin ne de unutabilirsin. Hep içinde var olan bir şeydir.

Geçmişime esir olmuştum. Ben kaçtıkça o beni bulup boğuyordu. Kurtulamıyordum. Unutmak, hiç var olmamış gibi davranmak istiyordum.

Hava yeni yeni kararıyordu. İnsanlar işlerinden evlerine dönüyordu. 19 yaşında üniversite kazanamamış her genç gibi dershaneden eve, evden dershaneye gidiyordum. Anlayacağınız çok normal ve sıradan biriydim. Ha bir de boş zamanlarımda içimden geçenleri yazıyordum.

Hayalim yazar olmaktı ama ailem daha iyi bir şeyler olmamı istiyordu. Onlara göre yazar olmak boş işlerden biriydi. Bu hayalimi ilk defa onlara 11. Sınıftayken söylemiştim, annem bir şey dememiş, beni kâle bile almamıştı. Babam ise beni karşısına oturtmuş "Bak kızım bu yazarlık boş iş. Boş şeyler yüzünden çalışmanı aksatma. Eğer çok istiyorsan eczacı olduktan sonra tekrar yazarsın." demişti.

Anlayacağınız çok geri kafalı bir ailede büyümüştüm, hâlâ da o ailenin içinde yaşıyordum. Üniversite sınavına çalışma sebebim eczacı olup hayalimi - yazar olmak - gerçekleştirmek.

Kulağımda kulaklığımla yavaş yavaş yürüyordum. Sokaklar huzur bulduğum yerdi, benim yuvamıdı. Hava o kadar soğuktu ki sanki Antarktikada yaşıyorduk. Ceketimin kapüşonunu takıp müziğin sesini sonuna kadar açtım.

Aceleyle yaptığım topuzum artık kendi başına aldığı infaz kararını hayata geçirmişti. Koyu kahve saçlarım rüzgar ve gevşek bağladığım topuz yüzünden suratımı kaplıyordu.

Kulaklığımdaki müziğin ritmine kapılıp hızlıca yolları geçip evime ulaşmıştım. Evimizin olduğu sokağa girince hızlıca kulağımdaki kulaklığı ve müziği kapattım. Evet, bizim mahallede bu bile sevgilinin olduğuna dair bir işaretti.

Sevgilimin olmasıyla problemim yoktu. Ama olmayan biriyle adımın çıkması hoş bir şey değildi.

Ve büyük ihtimalle babam öyle bir şey olsaydı beni evlatlıktan reddederdi. Böyle bir şeyin olmasını istemediğim için de mecbur bazı şeylere boyun eğecektim.

Evin önüne gelince zile bastım. 1 dakika bekledim ama kapıyı açan olmadı, ses falan da gelmedi. İkinci kez tüm sakinliğimle zili çaldım. "Patlama, patlama geldim." diyen annemin sesiyle ayakkabılarımı çıkartıp içeriye koşmaya hazırlandım.

Annem kapıyı açar açmaz tabiri caizse içeriye ışınlandım. Dışarısı o kadar soğuktu ki... Narin popişim donuyordu ve ben bedenine değer veren bir kız olduğum için buna göz yumamazdım. Annem arkamdan "Peşinden atlı mı geliyor da koşuyorsun." adlı şiirini okuyordu. Ama bu kimin umrındaydı ki?

Bugün önmeli bir gündü ayrıca. Ya yıkılacaktım yada alnımın akıyla zafer nidaları atacaktım. Babamdan bu ay ki 20. kitabı isteyecektim, adım kadar eminim kardeşim köstek olacaktı ama ben ablalık görevimi yapıp onu susturacaktım.

Nasıl mı susturacaktım? Elbette sevgilisiyle tehtid edip. Daha 14 yaşında değilmiş gibi sınıfından bir çocukla sevgili olmuş. Ben o yaştayken kitap okuyor, sevgili nedir bilmiyordum. Gerçi ben hep kitap okurdum.

Benim için bir kurtuluş şekliydi , hayattaki sorunlardan uzaklaşıp kendimi buluyordum. Bazen okuduğum kitaplardan etkilenip bende yazmaya başlıyordum, sonra tıkanıp bırakıyordum. Geceleri ansızın aklıma gelen kurguları tozlu bir rafa kaldırmak zorundaydım mesela.

Odama girdiğimde beni ilk karşılayan şey boydan boya duvarı kaplayan kitaplığımdı. Kitaplığımı görünce yüzümde bir gülümseme vuku buldu. Benim tüm hayatım kitaplarımdı.

Gözlerim sağ tarafa kaydı yani yatağımın olduğu kısıma. 3. Dünya Savaşı galiba benim odamda yaşanıyordu. Tamam, giyinişime önem veren biriydim ve bunu yaparken biraz etrafı dağıtabiliyordum. Ama bu kadar karmaşıklığı ben yapmamıştım değil mi?

Sabah kıyafet ararken nasıl kendimden geçtiğim aklıma gelince sesimi çıkartamadım. Normalde tüm suçu kardeşime atardım sonra da oturtup kahvemi içerdim.

Tüm bu karışıklığa bakıp iç çektim. Neden Allah'ım, neden bir tek benim odama atom bombası atılmış gibi rabbim? Sonra düzenlerim umuduyla hızla üzerimi değiştirdim ve bilim bakalım ne yaptım? Evet, üzerimden çıkardıklarımı da oda yeterince dağınık değilmiş gibi yere attım. Ayıcıklı pembe polarımı çok seviyordum. Bana rahmetli dedemin aldığı bir takım olduğu için yeri çok başkaydı.

"Vera! Yemek hazır, gel sofraya!" bunu diyen elbette annemdi ve adım kadar eminim ki sofra hazır değildi. Evin kadrolu hizmetçisi Vera varken neden bir başkası sofrayı sersin ki? Tıpış tıpış mutfağa gittim, gördüğüm görüntü karşısında bayılabilirdim. Sofra hazırdı! Ben elimi dahi sürmemiştim.

Küçük kardeşim büyük bir gururla "Ben hazırladım sofrayı." diyince ona bu zamana kadar en gıcık gülümsememi gönderdim. Ne de olsa kardeşler sevilmezdi.

Annemin hazırladığı dehşet ötesi karnıyarık, pilav, cacık ve çorba dörtlüsü hayatımda yediğim en güzel yemekler arasında ilk beşe girerdi. Herkesten daha hızlı yemeğe çalıştım çünkü ya şimdi yerdim ya hiç. Sofra kalktıktan sonra asla yemek bulamazdınız. Abim olacak insan sağ olsun tüm yemekleri silip süpürüyordu.

Yemeğimi yedikten sonra hızla sofrayı topladım, bulaşıkları yıkadım ve çay demledim. Bu sırada pek sevgili abim ve kardeşim oturmakla meşgullerdi. Babamgile çay servisi yaptıktan sonra odama çekildim.

200 tane soru çözmem gerekiyordu ama benim bunu yapacak ne enerjim vardı ne de sabrım. Odada oyalanıp babama yalan söyleyecektim. Eski çözdüğüm testleri götürüp bugün çözdüm diyecektim. Kabul ediyorum, yaptığım yanlış bir şeydi ama çok kötü yorgundum. Ve tamı tamına 4 aydır kitap almıyordum. Bir nevi buna mecburdum.

Odamda yaklaşık 2 saat kitap okuduktan sonra elime test kitaplarımı aldım ve salona doğru ilerledim. Televizyondan gelen yüksek ses hâlâ uyanık olduklarının habercisiydi.

Tüm kibarlığımla içeriye girdim ve babamın yanına oturdum. Koltuğa otur oturmaz kolunu omzuma koydu. Babamla çok başka bir ilişkimiz vardı. İstediğim şeyleri elinden geldiğince almaya çalışırdı ama ne olursa olsun meslek olarak yazar olmamı kabul etmezdi. Dolardan birisi bizi görse birbirimizi sevmediğinizi düşünürdü, öyle değildi.

Babamı çok seviyordum. O benim bu hayattaki en büyük şansımdı.

Yüzüme sevimli olduğunu düşündüğüm bir gülümseme yerleştirdim. "Babacığım," dedim harfleri uzata uzata, anında yüzünü bana döndü ve gülümsedi. "Ne istiyorsun balım?" diye şakacı bir tonda sordu. Bana sürekli "balım" derdi, ona göre baldan daha tatlıymışım ve yanaklarımı öpünce şekeri çıkıyormuş.

"Aşk olsun baba. Ben senin yanına sadece bir şey istemek için mi geliyorum?" dediğimde babam beklemeden cevabını verdi. "Evet," annem ve kardeşim bu cevaba neşeli bir kahkaha atarken ben yüzümü buruşturdum.

Tamam, belki öyledir. Ama bunu yüzüme vurmaya ne gerek vardı ki? Alt tarafı kitap istiyordum. "Şimdi babacığım biliyorsun ki yeni kitaplar çıktı," babam tüm dikkatini bana vermişti. Dışarıdan bakan biri hayati bir konu konuştuğumuzu düşünebilirdi. Bu gram umrumda değildi. Benim için hayati bir konuydu.

Kısa bir süre soluklandım ardından babamın merakla bakan gözlerini yok sayamadım." Ve bunlar da hep okuduğum kitapların devam kitapları, bu nedenle sende izin verirsen almak istiyorum." gayet resmi bir dille olayları açıklamıştım. Çünkü dediğim gibi. BU ÖNEMLİ BİR KONUYDU! O kitapları almak için varımı yoğumu ortaya koyabilirdim.

Babamın gözlerinde yeni bir soru vuku buldu ve ben o soruyu havada kaptım." Alt tarafı 900 liracık babacım, o kadar da pahalı değil yani." dedim, babamın gözleri kısa bir an bana baktı ardından saçlarımı okşayıp "Kartım cebimde." dedi, hızla yanağını öpüp salondan çıktım.

Kredi kartını alıp odama koşarak, hatta uçarak gittim. Bilgisayarımdan hızla istediğim kitapları almıştım, şuan benden mutlusu yoktu. Buna emindim.

Yaklaşık 15 dakika kitapları almaya harcadım vaktimi. Şimdi kahve yapıp ders çalışmam gerekiyordu.

Hızla kendine bir paket kahve alıp odama tekrardan geldim.

Önümde Ayt matematik soru bankaları duruyordu, istemesem de ya seve seve yada zorla çalışmak zorundaydım.

🍀

Sayısal seçtiğim günün sabahına küfür ederek önümdeki kitabın kapağını kapattım. Kimya neden bu kadar zordu?

Milli Eğitim Bakanlığı sanki sırf bizim sayısal seçmememiz için koymuş gibiydi. Ayrıca benim çözemediğim soruları soracak bir kimsem yoktu. Dershaneye gitmiyordum.

Tüm sinirimle önümdeki test kitabını alıp duvara fırlattım.

Bu saçma sapan şeyler yüzünden yüzüm sivilceden geçilmiyordu!

Bir iki dakika derin derin nefesler aldım, içimden düzeleceğine dair kendime güvence verdim. Hem uzmanların dediği gibi, "Sivilcenin nedeni fazla agresif ve stresli olmaktır." burda bahsettiğim uzman Tiktok hesapları.

Bence onlarda uzman sayılır, ne de olsa ciltlerine o kadar krem, serum falan sürüyorlar. Bilmedikleri şeyi yüzlerine sürmezlerdi, değil mi?

Düşüncelerimi bir kenara bırakıp çalışma masamdan kalkıp, kenarda bana sevimlice gülümseyen küçük okuma köşe adımladım. Hayatımda aldığım en iyi kararlardan birisi buydu, kendime kitap köşesi yapmak.

Şuan okuduğum kitap olan Zamansız'ı elime alıp şömizini çıkardım. Şömiz benim için her şeydi, hayat memat meselesiydi.

Kaldığım sayfayı bulup okumaya başlayacaklen içeriden "Ablaa!" diye bir ciyaklama sesi kulağıma ulaştı. Bu çocuktan nefret ediyordum! "Ne var!" diye aynı kibarlıkla ona cevap verdim.

"Babam okuma saati yapalım dedi!"

"Bana ne bundan!?"

O salonda ve bende benim odamda olduğum için birbirimize bağırarak iletişim kuruyorduk. Ne o narin kıçını kaldırmaya zahmet ediyordu ne de ben.

"Senin kitaplarından bize getirecekmişsin!"

Ne diyordu bu be? O kitapları verirsem hayatım kayardı. İçindeki smut kısımları babam görse evden cenazem çıkardı.

Hızla ayağa kalktım ve kolar adımlarla solana daldım. "Babacım saat 00.00 oldu. Uyumayacak mıyız?" umarım bahanemi yerdi ve kitap konusunu unuturdu.

Ardından konuşmasına izin vermedin kardeşimi gösterdim ve "Yarın onun okulu var uyumalı." dedim.

"Kızım, kardeşini biliyorsun zaten. Senin kitaplarını sevdiğini bildiği için seninle uğraşıyor. Yoksa bu saate ne kitabı?"

Şükür rabbime, ortaya geçip mezdeke açıp "sikerim hayatını" diyip göbek atmak istiyordum. Kardeşim olacak mal ile sonra ilgilenebilirdim. Şuan önemli olan babamın kitaplarımı istememesiydi.

"Tamam babacığım. Bem uyuyacağım o zaman, iyi geceler." diyip salondan ayrıldım ve odama girdim.

Kendimi direkt yatağımın üzerine attım ve yorganın altına girdim.

Gözlerimi kapatıp huzurlu bir uykuya dalmayı diledim.

🍀

Bölüm sonuuuuu

Ay çok heyecanlıyım. Umarım beğenirsiniz. Ve lütfen işte yazım yanlışı olur noktalama yanlışı olur söyleyin. Bu kadardı.

BİR SONRAKİ BÖLÜMDE GÖRÜŞÜRÜÜÜZZZZ 💙🍀

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

20okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18