3. bölüm · Gecenin On İkisi, Texting

00:02

sky '

3.Bölüm: 00:02
"Sadece seviyorum."

Umay Soykan'ın anlatımıyla...

UYARI: Bu bölümde argo, küfür kullanılmıştır!

Bazen kendini bile tanıyamaz hale gelirdim. Ve buna engel olamazsın. Hayatım bu çaresizlikten ibaretti. İstemsizce susardım, elinden hiçbir şey gelmezdi. Lakin bazen de kendini durduramazdım. Bağırıp çağırırdım. Ama maalesef ki artık onu da yapamıyorum

Mesela, zorbalara ses çıkaramıyordum. Çıkartmak istiyordum fakat sanki o an boğazım düğümleniyordu. Dünyayı yakıp yıkmak istiyordum. Yapamıyordum.

Uykusuz bir şekilde yataktan çıktım. Karşımdaki aynadan kendime baktığımdan kendimi dikkatlice süzdüm. Saçım başım dağılmıştı. Yatakta savaş vermiştim sanki.

"Bu kadarı da olmazdı ya!" diye söylendim.

Sabah sabah telefonuma bildirim düştü. Kim bu saate yazardı ki?

O sinir bozucu çocuk yazmıştı.

Bilinmeyen Numara:
Dünyanın en güzel kızı-Mavi Gri
06:33

Umay:
Kim bu saate yazar Allah aşkına!
Benden ne istiyorsun ya?
Bu şarkılar ne anlama geliyor?
06:35

Bilinmeyen Numara:
Seni düşündüğüm de dinlediğim şarkılar.
06:37

Umay:
Sapık herif!
Engelliyorum seni.
Yazma bana bir daha.
Zorbaların benden istediği ne ya?
Ne istiyorsun benden?
Açık açık söyle.
06:39

Bilinmeyen Numara:
Seni çok seviyorum,
bunu bil yeter.
Merak etme sapık değilim.
Sadece seviyorum.
Ama sen beni muhtemelen daha tanımıyorsun.
Fakat yakınındayım beni bulabilirsin.
Kendimi tutamadım, buradan yazmak istedim.
Eğer seni korkuttuysam özür dilerim Uyuyan Güzel.
06:42

Umay:
Kim olduğuna dair bir ipucu ver bari!
Madem beni çok seviyorsun söyle!
Görüldü 06:43

"Adi herif!" diye söylendim kendi kendime. Yatağıma fırlattım telefonu. Her seferinde bu herifi engellemeyi unutuyordum.

Niye böyle bir şey yapıyordu bilmiyordum. Fakat nedense öğrenmek istiyordum. Öğrenecektim. Ne yapıp edip öğrenecektim.

Umay kafasına koyduğu şeyi yapardı. Ben güçlü bir kızım ve bunu başaracaktım. Bizim okuldandı yüksek ihtimalle.

Veya bizim yakınlarımızda yaşıyordu...

Düşünceleri boş verip, giyinmeye başladım. Beyaz gömleğimi giyip, bir kaç düğmesini tek tek kapattım. Tek iki düğmesi açıktı. Altıma kırmızı eteğimi de giymeyi ihmal etmedim.

Ayaklarıma siyah çizgili dizlerime kadar gelen beyaz çoraplarımı giydiğimde aynadan kendime baktım. Fena gözükmüyordum. Saçlarımı tarayıp, onları açık bırakmayı tercih ettim.

Bugün kahvaltı yapmak istemedim nedense. Bu aralar yemek yemeği ihmal ediyordum. Bir deri bir kemik kalmıştım neredeyse.

Sınav stresleri nedeniyle bazen kahvaltı yapmadan çıkıyordum. Bu da benim zayıflamama sebep olmuştu.

Eteğimin bel tarafı, bana bol gelmeye başlamıştı. Çantamı omzuma atıp, "Ben çıkıyorum." dedim, anneme sesimi duyurmak için ses tonumu yükselttim.

Yatak odasından ellerini beline koymuş bir şekilde çıktı. Kapının önünde ayakkabılarımı giyerek ona baktım. "Niye bana öyle bakıyorsun?" dedim. Çünkü bana kızgın bakıyordu. Gözlerindeki o kızgın tavırı görebiliyordum.

"Hep yemek yemeden çıkıyorsun? Ben sabah kalktığımda tek yemek yiyorsun. Bir deri bir kemik kaldın kızım." dedi. Dudaklarımı büzüp, "Haklısın." dedim.

Derin bir nefes aldı, "Seni üzmek için söylemedim Umay. Seni düşündüğümden söylüyorum kızım." dedi. Başımı sallayıp gülümsedim. Kapıyı yavaşça çekip, yola koyuldum.

Haklıydı aslında, yemek yememekten oldukça zayıf kalmıştım. Okulda zayıf olduğum için beni daha çok zorbalamaya başlamışlardı.

Zorbalar işte böyleydi; senin zayıf ve ya kilolu olmasan bile zorbalayacak bir şey bulurdu. Ne yaparsan yap, sende illaki bir kusur bulurdu. Fakat kusuru olmayan insan var mıdır ki?

Aslında bunu normalleştirmek yerine onlar zorbalamayı tercih ederlerdi.

Ama bir gün onlarda bunun karşılığını alacaktır.

Okula bugün şer işle gitmedim, yürüyerek kafamı dinlemek istedim. Yürürken yaptığım en sevdiğim aktivite müzik dinlemek. Kulaklığımı takıp, rastgele bir müzik açtım. Çıkan şarkı Dünyanın en güzel kızıydı. Bilinmeyen Numaranın attığı şarkı...

Benim en sevdiğim şarkılardan biriydi. Acaba nereden biliyordu?

~

Okula vardığımda dersin başlamasına 10 dakika vardı. Bu nedenle katine gitme kararı aldım. Çünkü karnım susmak bilmiyordu.

Sıraya girdiğimde, omzumda soğuk bir el hissettim. İlk başta yerimden kımıldamadım. Fakat o el parmak boğumları beyazlayana kadar omzumu sıktı. Ve beni geriye ittirdi. "Çık önümden geri zekâlı!" dedi homurdanarak.

Burnumdan soluyarak geri çekildim. Gözlerimi devirdim, hâlâ bana bakıyordu. "Sen kimsin bana göz deviriyorsun? Bu cesareti nereden alıyorsun cüce?" dedi. Cüce değildim hatta ondan uzundum.

Bu sefer ona acımayacağım.

"Asıl sen nereden alıyorsun bu cesareti Aleyna? Bence çok konuşma kapa çeneni." dedim alaycı bir tavırla onu sürerek. Bu sefer acımak yoktu dediğim gibi.

Onun konuşmasına dahil izin vermeden, "Ayrıca sıramı aldın, sin yüzünden aç kalamam çekil önümden." dedim. Birilerinin buna ders vermesi gerekiyordu. Arkamdan küfürler saydırdığını duyabiliyordum.

"Siktir! Çık önümden velet." dedi. Bana söylediğini anlamıştım fakat çıkmadım sıradan. Tostumu alıp, çıktım.

Arkamdan gelmemişti. Hayret ediyorum. Ama vardır bir planı.