Maviş

Vaveyla Yazarı: Tilkirella 🧡

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: Maviş

Gözlerimi hastane odasının loş ve steril ışığı altında, başımda hafif bir sersemlikle yavaşça açtım. Zihnim hâlâ o iğne kabusunun etkisindeydi; refleks olarak koluma baktım ama serum iğnesinin yeri hariç ortalıkta başka bir tehlike yoktu. Derin bir nefes alırken, odadaki sandalyede oturan o tanıdık silueti fark ettim: Batur.
​Gözlerini dikmiş, sessizce beni izliyordu. Onu gördüğüm an içimdeki o inatçı dalga yeniden kabardı. Hemen ayaklanmaya, yataktan fırlayıp gitmeye çalıştım. Ancak ayağımın üzerine bastığım an, bileğimden beynime doğru yayılan o keskin ve yakıcı sancıyla birlikte dizlerimin bağı çözüldü. Neredeyse yere kapaklanıyordum ki, Batur şimşek hızıyla yerinden fırlayıp belimden tuttu ve beni tekrar yatağa çekti.
​"Nereye kalkıyorsun öyle aceleyle, Boncuk?" dedi, sesinde hafif bir alay ve derin bir rahatlama barındıran o tonla.
​"Sana ne! Gidiyorum ben, burada duramam!" diye çıkıştım, canımın acısıyla yüzümü buruşturarak. "Hem sen niye buradasın hâlâ?"
​"Babanla konuştuk," dedi kollarını göğsünde birleştirerek, gayet sakin bir ifadeyle. "Bir süre askeriyede kalacağını söyledi. İnatlaşmayı kes de iyileşmeye bak."
​"Ne?!" diye sesimi yükselttim. "Ben askeriyede falan kalmıyorum! Hem kim çıkarıyormuş beni buradan, ben daha iyileşmedim!"
​Tam o sırada oda kapısı açıldı ve içeri giren doktor ayağımı dikkatle muayene ettikten sonra dosyamı kontrol edip hafifçe gülümsedi.
​"Endişelenecek büyük bir şey yok," dedi sakin bir sesle. "Yarına geçer, sadece küçük bir zedelenme var. Bir de ayağındaki acının asıl sebebi... Sadece bir ayak parmağın çıkmış, onu da yerine oturttuk. Dinlenmeyle hiçbir şeyciğin kalmaz, taburcu edebilirsiniz."
​"Sadece bir ayak parmağı mı?" diye mırıldandı Batur.
​O sert ve ciddi duruşunun ardında tutamadığı hafif bir kıkırdama kaçtı dudaklarından. Ben ise Batur'un bu alaycı kıkırdamasını duyduğum an kaşlarımı iyice çatarak gözlerimi devirdim. İçimden, "Sen gül komutan, son gülen iyi güler..." diye geçirdim hırsla.
​Doktor odadan çıkar çıkmaz Batur benden daha hızlı davrandı. Tek kelime bile etmeme izin vermeden kollarını belime ve dizlerimin altına doladığı gibi beni yataktan söküp aldı.
​"Bırak beni! İndirsene, kendim yürürüm!" diye çırpınmaya, göğsüne hafifçe vurmaya başladım.
​"Çırpınma minik, daha fazla canın yanar," dedi tok ve karşı çıkılmaz bir sesle.
​Hastane koridorundan dışarı çıkıp otoparka yönelirken, etraftakilerin bakışları altında kıpkırmızı kesilmiştim. Arabanın önüne geldiğimizde kapıyı açtı ve beni özenle ön koltuğa yerleştirdi.
​Arabaya bindiğimizde Batur emniyet kemerimi takmama yardım etmek için üzerime doğru eğildi. Yüzü yüzüme o kadar yakındı ki, kokusunu ve bakışlarındaki ciddiyeti net bir şekilde hissedebiliyordum.
​"Askeriyede kalıyoruz," dedi gözlerimin içine bakarak. "Babanla böyle konuştuk. Benim denetimimde, askeriyedeki odada kalacaksın."
​"Ne?! Askeriye mi?" diye gözlerimi büyüttüm. "Benim orada ne işim var Batur? Beni evime bırak diyorum sana!"
​Batur derin bir nefes alarak üzerimden çekildi ve sürücü kapısını kapatıp kendi yerine geçti. "Gidemezsin Boncuk," dedi tok ve kaçarı olmayan bir sesle. "Çünkü eve giden hiçbir şeyin yok henüz."
​"Nasıl yok?" diye kaşlarımı çattım.
​"Doğa, Yaprak ve İnci ile kalacağınız evi biliyorum ama eşyalarınız henüz ulaşmadı," dedi yola bakarak. "Trabzon'da beğendiğiniz o bütün lüks mobilyalar ve eşyalar karayoluyla nakliyede geliyor. Siz kızlarla uçakla çabucak geldiniz ama nakliye kamyonunun İstanbul'a varması, senin arabanın ve motorunun buraya çekilmesi neredeyse üç günü bulacak. Menejerin de tam bu karmaşanın ortasında işten ayrıldığı için bütün işler aksadı. Ne bir aracın var elinin altında, ne de oturacak tek bir koltuk... Yalnız değilsiniz ama kızlarla bomboş dört duvar arasında bu ayağınla rezil mi olacaksın? Üç gün boyunca benimle askeriyede kalıyorsun, o kadar."
​Duyduğum gerçeklerle kalakaldım. Haklıydı... Menejerimin tam da bu zamanda istifa etmesi bütün planlarımı altüst etmişti. Aracım, motorum, Trabzon'dan özenle seçtiğimiz eşyalarım yoldaydı ve İstanbul'daki ev şu an tamamen bomboştu. Yine de Batur'a haklılığını belli etmeyip kollarımı göğsümde birleştirim ve kafamı hırsla cama çevirdim.
​Motoru çalıştırdı ve araç hızlıca hastane bahçesinden çıkıp askeriyeye giden yola girdi. Askeriyenin nizamiyesinden içeri girdiğimizde nöbetçi askerler Batur'u görüp hemen selam durdular. Batur arabayı karargah binasının önüne park ettiğinde kapım açıldı ve itiraz etmeye bile fırsat bulamadan beni tekrar kucağına aldı. Etraftaki askerlerin meraklı bakışları altında yüzüm kıpkırmızı kesilmiş hâlde başımı göğsüne sakladım. Batur ise kendinden emin adımlarla odasına doğru yürüdü.
​Beni odasındaki geniş, deri koltuğa yavaşça bıraktı. Koltuğa oturduğum an derin bir nefes alıp başımı kaldırarak merakla etrafı incelemeye başladım. Oda, tam da Batur'dan bekleneceği gibi oldukça derli toplu, sade ve askerî bir disiplini yansıtıyordu. Koyu ahşap bir çalışma masası, düzenli dosya rafları ve duvarlarda birkaç harita dışında abartılı hiçbir şey yoktu.
​Tam o sırada cebimdeki telefon çalmaya başladı. Ekrandaki ismi görünce bakışlarımı odadan çekip hemen telefonu açtım. Arayan babamdı.
​"Efendim baba?"
​"Mavişim, nasılsın? Batur'la konuştum, durumunu anlattı," dedi babam son derece sevecen bir ses tonuyla. "Ayağın iyileşene ve nakliye gelene kadar üç gün Batur'un yanında kalacaksın Gece. Bu konuda itiraz istemiyorum."
​"Ama baba..." diye söze girecek oldum.
​"Aması yok kızım," dedi babam tatlı ama kararlı bir dille. "Sana bir haberim var hem. Kardeşin gelecek. Yani Ata geliyor, yanına uğrayacak. Hazır ol."
​"Ata mı geliyor?" diye şaşkınlıkla gözlerimi açtım.
​Babamla vedalaşıp telefonu kapattığımda içimdeki hırs yeniden canlandı. Kafamı kaldırıp kapının kenarında duran Batur'a baktım. Batur ise kollarını göğsünde birleştirmiş, hafifçe sırıatarak beni izliyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

31okunma 2beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18