6. bölüm · GECE'NİN ÇIĞLIKLARI
6.Bölüm: ATEŞİN GÜLÜ
Evin önündeydim ve karşımda biri vardı.
Karanlıkta yüzü gözükmüyordu.
Geri döneceğim esna da sesini duydum.
-Fazla cesursun,dikkat et çok cesurluk aptallıktır.
Ama o arkamdaydı.
İçimde ki korkum daha da arttı.
Nasıl bu kadar çabuk burada olurdu ki.
Arkamı döneceğim esna da sıcak nefesini ensemde hissettim.
Boğuk sesi kulaklarıma geldi tekrardan.
-Benden bu kadar korkma.
Canını fazla yakmam!
Yavaşça arkamı döndüm.
Tüm vücudum korkuyla doldu.
Ona döndüğüm de aramızda çok az bir mesafe vardı.
Toprak kokusunu hissettim.
Yağmur yağdığı zaman çıkan toprak gibi kokuyordu,adeta mest edici bir kokuya sahip.
Dudaklarımı araladım.
-Senden korkmuyorum ve şunu iyi bil sana güvenmiyorum.
Yüzüne bakmadan konuşuyordum.
Çenemi tutup başımı kaldırdı.
-O yüzden mi titriyorsun?
Tek kaşını kaldırıp bana bakıyordu.
Titrediğimin farkında değildim.
Sertçe yutkundum.
Çenemi tutan elini çekip geriye gittim.
-Ne istiyorsun benden?
Dudağının köşesi yukarı kıvrıldı.
Bana doğru bir adım attı.
-İlk karşılaştığımız günü hatırlıyor musun?
Anlamayarak kaşlarımı çattım.
Evet hatırlıyorum ama konu ile alakası ne ki?
-Sorumun cevabı bu değil.
Gülerek başını salladı.
-Hatırlıyorsun öyle değil mi?
Cevap vermedim.
-O gün duyduğun silah sesini hatırlıyor musun peki?
Hiç bir şey anlamıyorum.
Konumuzla alakası ne bunun.
Başımı salladım ve devam etmesini bekledim.
-O gün kaçtığın o katil benim!
Ne?
Vücudum kas katı oldu.
Korkuyla gözlerine baktım.
Titriyordum.
Geriye doğru bir adım atmıştım ki sertçe ensemden tutup beni kendine çekti.
-Kendini benden uzaklaştırma.
Aldığım nefesler yetmedi.
Hareket edemedim.
Gözlerine baktım sadece nefes almak istedim ama bunu başaramadım.
Kendime gelip göğsünden onu ittim.
Yere çöküp nefes almaya çalıştım.
Gölgeler yine gelmişlerdi, her korktuğum da olduğu gibi.
Aren'in boğuk sesini duydum.
Sesinde sitem vardı.
-Benden korkman canımı sıkıyor!
Katil birinden kim korkmaz ki?
Korku tüm vücudumu ele geçirdi adeta.
Başımı kaldırıp yüzüne baktım.
Hızlı nefesler alıp veriyordum.
-Katil birinden kim korkmaz ki?
Sert yutkunuşunu duydum.
Derin bir nefes aldı.
-Sen korkma,herkes korksun ama sen korkma çünkü tek zarar vermeyeceğim kişisin.
Acı içinde güldüm.
-Sana niye güveneyim ki?
Gözlerinde ki duygu yoğunluğu canımı yaktı.
Onu üzen birşeyler vardı bende.
-Sana asla zarar vermem çünkü.
Dudaklarını araladı lakin söyleyeceği şey kafasını karıştırmış olacak ki geri sustu.
Derin bir nefes aldım.
-Çünkü?
Diye tekrar ettim onu.
-Anneme benziyorsun Ateşin gül'ü.
Gözlerim dolduğunda güldüm.
Ateşin gülü dedi bana.
İsmimin anlamıyla seslenmişti.
Cemregül,iki anlamı vardı.
"Ateşin gülü ve Gül'ün müjdeleyicisi"
Babam her zaman Gül'ün müjdeleyicisi olduğumu söylerdi ama Aren bana ateşin gülü dedi.
Gözlerinde ki yoğun duygunun sebebini artık anlamıştım.
Bende onu üzen şey annesine benziyor olmamdı.
Ayağa kalkıp karşısına dikildim.
-Annen katil olmanı ister miydi?
Duygusuz ifadesine geri büründü.
-Önemli olan benim isteğim ve ben de isteğimi gerçekleştiriyorum.
İçten bir şekilde gülümsedim.
Elimi yanağına uzattım.
-Neden?
Neden bunu istedin?
Gözlerini kapattı ve yanağını elime bastırdı.
-Canımı yakanların yaşaması saçma geldi.
Böyle demişti bana ama ben de onun canını yakıyordum,annesine benzeyerek.
-Annene benzeyerek bende senin canını yakıyorum.
Elimi yanağından çekti ve kaşlarını çattı.
-Sana zarar vermem!
Sesi normalden yüksek çıktı.
Bir adım geri gittim.
-Ben Cemre'yim bana Cemregül deme.
Elini sıkıntıyla saçlarından geçirdi.
-Senin ismin Cemregül ve her zaman da öyle olacak benim için.
Cevap vermedim.
Sadece gülümsedim.
Bir katile gülümsedim.
Yine aklımı okumuş gibi konuştu.
-Bir katile gülümsüyorsun ateşin gülü.
Evet bir katile gülümsüyorum.
Bana yine ateşin gülü dedi...
-İsmim ateşin gülü değil,ismim Cemregül de değil,benim ismim Cemre.
Tek kaşını kaldırıp kahverengi harelerini gözlerime dikti.
-Sana en çok inatçı bebe yakışır isim olarak.
Kendimi tutamayıp kahkaha attım.
Gözleri yine dudaklarıma ve sonra da gözlerime kaydı.
-Sana da en çok maskeli uyuz yakışır.
Önce kaşlarını çattı ardından ise güldü.
İlk kez güldüğünü gördüm.
Gözlerim gülüşünde takılı kaldı.
Sanki karanlığın içinde ki tek aydınlık gibiydi gülüşü.
İç çektim ve gülümseyerek gözlerine baktım.
Bana bakıyordu ama bakışı farklıydı.
Gözlerinde ki yoğun duygu annesine benzediğim için miydi yoksa farklı bir şey için mi bilmiyorum lakin o bana böyle baktıkça içimde ki karanlık aydınlığa açılıyor.
Başını gökyüzüne çevirdi.
-Yıldızlar yok bugün.
Onun gibi bende gökyüzüne baktım.
Evet yıldız yoktu gökyüzünde,bunu seviyorum çünkü yıldızları merak etsem de seven biri değilim.
-Karanlık tüm ihtişamı ile karşımızda.
Bakışlarını üzerimde hissetsem de gökyüzüne bakmaya devam ettim.
-Ay kadar olmasa da karanlıkta güzel.
Yüzüne baktığımda içimde garip bir his oldu.
-Ay karanlıktan daha mı güzel?
Başını salladı sadece.
-Bence karanlık herşeyden güzel.
İç çektiğinde derin bir nefes aldım.
Bakışları daha da derinleşti.
-Karanlığı seviyor musun?
Sorduğu soruyla güldüm.
-Neye güldün komik olan ne?
-Karanlığı seviyorum evet ama korkuyorum da.
Şaşkınlığı yüzüne vurunca daha çok güldüm.
-Nasıl bir manyaksın sen kendinle bile çelişki içindesin.
Artık sadece gülmüyor kahkaha atıyordum.
-Ben de bilmiyorum.
Güldüğün de kısılan gözlerine iç çekerek baktım.
İkinci kez gülmüştü bugün bana.
Konuşma seslerini duyunca o yöne döndüm.
Selim abim, Kutay,Ares ve Meyra konuşa konuşa bize doğru geliyorlardı.
Aren gülmeyi bırakıp ciddi ve duygusuz haline geri döndü.
Yanımıza geldiklerinde Meyra'nın burnunda sargı bandı vardı.
Hızla Aren'e sarıldığında karşılık alamadığı için geri çekildi.
Aren'in bakışları dikkatimi çekmişti.
Meyra'ya bakarken sanki hiç bir duygu yok gibi bakıyordu.
Ya da ben öyle düşünüyorum bilmiyorum.
Selim abim ve Kutay sinirli bakışlarını farkedince başımı eğdim.
Aren bunu farketmiş gibi tek kaşını kaldırıp Selim abime baktı.
Selim abimin sıkıntılı nefesini duyduğum da rahatladım,en azından daha az kızacağına işaretti bu.
Saat geç olduğu için evlere dağıldık.
Gitmeden önce kimse farketmeden kulağıma eğilip konuşmuştu.
-İyi geceler 'Ateşin gülü'...
....
Korkuyla gözlerimi açtım, odamdaydım ama sanki buraya ait değil gibi hissediyorum.
Gördüğüm rüya, sanki...
Sanki diğer hepsinden farklıydı çünkü o'nu görmüştüm.
"Anneme benziyorsun Ateşin gül'ü!"
Kahretsin!
Rüyamda bunu bana o demişti.
Çok gerçekçiydi, sanki rüya değil gibi.
Yaşadığımı hissediyorum ama rüya gibi geliyor.
Katil olduğunu söyledi, o katil mi gerçekten?
Ya bir gün benim canımı alırsa?
Nefes alamadığımı hissedip yataktan çıktım ve balkona geçtim.
Sadece saçma bir rüya, ne diye bu kadar etkileniyorum ki?
Başımı salladım kendime gelmek umuduyla.
Ama olmadı, gördüğüm şeyler tam anlamıyla gerçekti, gerçek gibiydi...
Söylediği sözler...
Yüreğim de bir ağırlık hissettim, neden bu sözler bana bu denli garip ve hoş hissettirdi?
Hem de onun ağzından çıkmasına rağmen neden rüyamda gördüğüm bir kaç cümle yüreğime dokundu?
Dalgın bakışlarla etrafıma baktım, gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım.
Odaya geri gidip yatağa uzandım ve telefonu elime aldım.
İlkokuldan beri duygularımı tıpkı mektuplarda olduğu gibi yazarak anlatırdım, bu yüzden yine bir şeyler yazmaya karar verdim.
Aklıma gelen şeyleri hızla notlar kısmına aktardım, duygularımı bu şekilde hafifletiyor gibi hissediyordum.
"Uykular bir zehir bana,
Kabuslarım zihnimde yankılanır.
Sesin bir huzur bana,
Ne yapsam aklımdan çıkmayandır.
Sesler kesilir inceden inceden,
Gerçeği bulamıyorum kayboldum.
Gölgeler artar inceden inceden,
Kendimi bulamıyorum mahvoldum."
Yazdığım bir kaç parça saçma sözden sonra az da olsa rahatlamıştım.
Telefonu bıraktım, başımı yastığa yaslayıp derin bir nefes aldım.
Ve gözlerimi kapatıp düşünmeyi bıraktım.
" Çok düşünmek, çok ölmektir.
Düşüncelerini sustur... "
...
