Gecenin Ayazı kitap kapağı

1. bölüm / 1

Gecenin Ayazı

•Bir Psikopat•

Vaveyla Yazarı: Kızıl Yazar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: •Bir Psikopat•
  1. 1 •Bir Psikopat•3.261 kelime · Okuduğun bölüm

Başımda bir akıl hastası vardı ve bana gülümseyerek bakıyordu . Gözlerim yavas yavas kapanıyordu . Etraf karanlığa bürünüyordu . Gözlerimi açmak istedim ama göz kapaklarım çok ağır geliyordu . Uyku beni kollarının arasına alırken onu duydum .

"İyi geceler sevgilim . "

Birkaç saat sonra:

Ben Gece Soyhan , ondokuz yaşındayım . İstanbul Üniversitesi öğretmenlik bölümü okuyorum . Gayet sıradan sakin ve sessiz bir hayatım var ve bundan gayette memnunum .

" Efendim tatlım ? "
" Asil oyuncağımı aldı ! "

Oh söylemeyi unuttum . Anaokullarına staja gidiyorum .

" Asil, hayatım Yosun ile oyuncağı paylaş lütfen . "
" Peki öğretmenim . "

Hepsi yaramazlar ama yaramaz oldukları kadar da tatlılar . Aynı zamanda hepsi çok kibar .

" Gece öğretmenim ! Ben yakışıklı mıyım ? "
" Evet Burakcığım , çok yakışıklısin."
" Bak gordün mü Mert çok yakışıklıyım işte "
" Evet yakışıklısın Burak . "
" Saol Onurcuğum ama ben bunu Mert arkadasımdan duymak istiyorum . "
" Of tamam , yakışıklısın"

Çocuk ayrımı yapmam ama bu üçlü benim gerçekten favorim .
Çıkış vakti gelmisti bu yüzden cocuklari hazırlıyordum . Çığlık sesi duymamla kafamı oraya çevirdim . Gördüğüm gorüntü karsısında gözlerim dehşetle kocaman açıldı . Bir adam elinde silahla Burak'ın kafasına silah tutuyordu . Çocuklar deli gibi ağlıyordu . Hepsi eminim cok korkmuşlardı .
Birden Onur ve Mert adamın önüne atladı .
" Hey ucube ! Bırak onu ! " diye adama doğru bağırmaya başladılar
" Onur , Mert cabuk buraya gelin ! " Pelin hocanın sesi etrafta yankılanıyordu . Birden sesi duyuldu...
"Arkadaşınızla işim yok çocuklar. Gece öğretmeninizle işim . " Benle mi ? Ne ? Kimin benimle ne işi olur ki ?
" Ne ? " Ağzımdan çıkabilen tek kelime bu olmuştu .
" Çocuğu kurtarmak istiyor musun ? "
" Bu ne bicim bir soru ! Tabii ki onu kurtarmak istiyorum ! "
" O zaman benimle gel minik kuş "
Kafamı tamam anlamıyla salladım ve ona dogru ilerlemeye başladım çocukların korkusu artmış daha çok ağlıyorlardı .
" Hayır ! Öğretmenim ben iyiyim gerçekten ! " Burak bu durumdayken bile beni düşünüyordu . Gözlerinden boncuk boncuk damlalar akıyordu .
Adamın yanına varmıştım .
" Bırak onu şimdi . "

Adam, Burak'ı bırakınca derin bir nefes aldım . Aniden kolumu tuttu ve birden ışıklar kapandı . Sürüklenmeye basladım ama tepki vermedim . Hâlâ cocuklardan birine zarar verme ihtimali vardı ve ben bu riski göze alamazdım .
Okulun dış kapısının açıldığını fark ettim . Yüzünü görmeye çalıştım . Kahverengi saçları vardı . Yüzünün tamamını görneye çalıştım ama bir türlü görmeyi başaramadım . Bir kaç adkm ötemizde siyah bir BVM vardı . Arabaya doğru giderken bana doğru baktı ve ürpertici bir şekilde gülümsedi . Karşımda bir canavar olsa bu kadar korkmazdım . Ama karşımda dünyada ki en tehlikeli canlı vardı . İnsan vardı...
Arabaya bindiğimde o gelmeden ilk baktığım şey telefonumun yanımda olup olmadığı oldu . EVET ! Telefonum cebimdeydi . Yan kapının açılmasinı duydum . Oraya baktığımda adam coktan oturmuştu . Kapıyı yavaşça kapattıp kafasinı bana çevirdi .

"Merhaba Gece Soyhan . "

Bu adam ismimi nerden biliyordu? Beni nerden tanıyordu? Benden ne istiyordu? Aklımda böyle milyonlarca soru dolaşıyordu. Şoka girmiş ona bakarken birden bir kahkaha atıverdi.
"Şok bile çok masumsun minik kuşum." Tam benden ne istediğini sormak için atılılacağım sırada
"Kemerini tak. Biricik sevgilimin camdan çıkmasını istemem."
Sevgilim mi? Sevgilimi gosteririm ben sana! Ona doğru öfkeyle döndüğümde birden gaza bastı. Kafamı sert bir şekilde cama vurmuştum ve çok acıyordu.
"Siktir! İyi misin? Sana kemerini takmanı söylemiştim minik kuş."
Beni kaçıran adamdan azar mı işitiyordum? Hemde kemerimi takmadım diye. Ben nasil bir manyağın eline düştüm böyle!
Birden direksiyonu bıraktı ve emniyet kemerimi takmak için uzandı.
"Manyak yola baksana!" Ben nasıl bir psikopatla birlikteydim böyle. Kafamın içinde ki cümlelerle uğraşırken korna sesi duydum. Gözlerimi anında sımsıkı kapattım. Evet Gece güzel bir hayat sürdün. Artık ebedi huzura gitme vakti geldi canım.
"Gözlerini açabilirsin minik kuş." Dur bir saniye. Ölmedim mi? Belki de öldüm ve sorgu vakti. Gözlerimi kafif aralayıp etrafa baktım. ÖLMEMİŞİM!
Resmen ölmemişim diye bağırmak, şarkı söylemek, dans etmek istiyordum.
Annemin ölümünden sonra en çok korkttugum şey ölmek oldu.
"Bundan sonra emniyet kemerini takarsın diye umut ediyorum minik kuş."
"Ne oldu?"
"Ölümden döndük." diyerek kahkaha attı. Benimle dalga mı geçiyor bu?
"Ciddi misin? Ben bilmiyordum ya. Çok saol." Alaycı bir sekilde konusmama rağmen bu onu sinirlendirmemişti. Bunun beni sinirlendirmesi normal mi? Umarım normaldir.
"Eee minik kuşum, nasılsın?" Bu gerçek bir soru mu?
"Nasıl olmam gerekiyor!" Bu adam beni kesin delirtir. Beni kacırıyor be bana "nasılsın" diyor! Deli! Ayriyetten bana sürekli "minik kuş" diyor bu bile sinirlerimi bozmaya yetiyor.
"Sakin ve mutlu olman gerekiyor." Bu bir şaka felan mı? Biri çıkıp kamera şakası der umarım.
"Bence senin paniğe kapılman gerek!"
"Öyle mi? Neden prenses?" Haklı. Neden prenses.
"Çünkü ailem peşine düşecektir!" Evet bu iyi bir cevap.
Hafif kıkırdayıp konuşmak icin adım attı.
"Ailen mi?"
"Evet, ailem." Bunu dememle kocaman bir kahkaha patlattı. Tamam artık eminim bu adam kesinlikle bir ruh hastası.
"Ölmüş annen, hapiste ki baban ve nerde olduğu bilinmeyen abinden mi bahsediyorsun minik kuşum?" Siktir! Bunları nerden biliyordu?
"Sen..:
"Ben?"
"Bunları nerden biliyorsun sen?"
"Meslek sıttı söylenmez." Beynimin içi hâlâ sorular ile sallanıyordu. Yol boyunca konuşmadık. Kafamın icindeki sorulara cevap bulmaya çalışıyordum ki araba birden durdu. Yakn kapının açıldığını duydum. Oraya bakmadım. Düm düz ileri bakıyordum. Kapımın açıldığını fark ettim ama hiçbirsey yapmadim. İleriye bakmaya devam ettim.
"Inicek misin minik kuş?"
"Hayır."
"Pekala anlaşıldı." Cümleyi kurmasıyla kolumu tutkası bir oldu. Beni daha ne olduğunu anlayamadan beni arabadan indirdi. Hemen kolumu çektim. Güçlü görünüyordu ama o kadat güçlü değildi. Gözlerini cebime kaydı. Uzun bir süre cebime baktı. Benden bu arada onu incelemeye başladım.Yüz hatları oldukça keskindi.
"Telefonunu ver." Evet Gece şimdi ne yapıcaksın?
"Ne?"
"Telefonunu ver Gece." Acilen yalan çipimi kullanmalıyım. Başını şert bir şekilde yüzüme çevirdi. Kaşları çatılmış ve çenesini sıkıyordu. Anlaşılan birazdan tahammül sınırlarını aşacaktım. Üzerime doğru iki adım attı.
"Gece. Bana telefonunu ver. Hemen." Bu sözünun üstune iki adım geri attım. Etrafa ufak bir bakış atıp kaçabileceğim yer var mı diye baktım.
Ne yaptığımi bilmeden onu itip kosmaya başladım. Bir çita kadar hızlı koştuğuma bahse girerim.
"Gece!" Seslenmesini umursamadan koşmaya devam ettim. Hava kararmaya başlamıştı. Sanırım yağmur da çiseliyordu. Hasiktir! Ayağım taşa takıldı. Arkama baktığimda onu gördüm.
"Beni gerçekten yordun minik kuş."
"Bilirsin. Kuşlar özgürce uçmalı." Bu dediğime şaşırmış olacakki şok icinde gözleri açıldı.
"Bileğin acıyor mu bebeğim?" Bir minik kuş bir bebeğim. Ben bu adamın hiçbişeyi olmuyordum bile.
"Acıyıp acımamısı seni ilgilendirmez ve bir daha bana bebeğim deme."
"İlk olarak minik kuşumun canının acıyıp acimamısı beni ilgilendirir ve tamam bebeğim." UYUZ! ANLAMA KITLIĞI FELAN MI ÇEKİYOR BU ADAM!? Sinirle başımı ona çevirdim.
"Anlama kıtlığı mı çekiyorsun sen?"
Dediğime gözlerini devirdi.
"Yavrum kalkacak mısın?" Doğru. Kalkmam gerekiyordu. Yavaşca ayağa kalktım. Bileğim deli gibi acıyorfu ama yürüyebilirdim.
Beni bastan aşağı süzdüğünü hissettim.
"Telefonu alayım minik kuş." Evet Gece bütün oyunculuğunu göstermelisin.
"Telefonum yanımda değil."
"O zaman neden kaçtın?" Harika bir soru!
"Çünkü korkmuştum." Harika soruya muhteşem cevap!
"Keşke güzel olduğun kadar da dürüst olsaydın." Şimdi napacaksın Gece? Yüzüne bakıyordum ki birden cebimde ki telefonum göz hizama girdi.
"Telefonumu bana geri ver!"
"Hayır." Telefonumu aniden yere attı. Lanet olsun! Acaba çalışıyor mu?
"Yürü bakalım minik kuş."
Adım atmamla ağzımdan acı içinde bir inleme kaçtı.
"Pekala anlaşıldı." Birden beni kucağina aldı. Ona sinirle bakıyordum. Sonra bişey oldu. Beklemeğim birşey...

"Merhaba Gece Soyhan." Bu, ismimi nerden biliyordu? Beni nerden tanıyordu? Benden ne istiyordu? Aklımda böyle milyonlarca soru dolaşıyordu. Şoka girmiş ona bakarken birden bir kahkaha atıverdi.

"Şaşkınken bile çok masumsun minik kuşum." Tam benden ne istediğini sormak için atılılacağım sırada başlayamadığım sözümü kesti.

"Kemerini tak. Biricik sevgilimin camdan çıkmasını istemem." Sevgilim mi? Sevgilimi gösteririm ben sana! Ona doğru öfkeyle döndüğümde birden gaza bastı. Kafamı sert bir şekilde cama vurmuştum ve çok acıyordu.

"Siktir! İyi misin? Sana kemerini takmanı söylemiştim minik kuş." Beni kaçıran adamdan azar mı işitiyordum? Hemde kemerimi takmadım diye. Ben nasil bir manyağın eline düştüm böyle!
Birden direksiyonu bıraktı ve emniyet kemerimi takmak için uzandı.

"Manyak yola baksana!" Ben nasıl bir psikopatla birlikteydim böyle. Kafamın içinde ki cümlelerle uğraşırken korna sesi duydum. Gözlerimi anında sımsıkı kapattım. Evet Gece güzel bir hayat sürdün. Artık ebedi huzura gitme vakti geldi canım.

"Gözlerini açabilirsin minik kuş." Dur bir saniye. Ölmedim mi? Belki de öldüm ve sorgu vakti. Gözlerimi kafif aralayıp etrafa baktım. ÖLMEMİŞİM! Resmen ölmemişim diye bağırmak, şarkı söylemek, dans etmek istiyordum.
Annemin ölümünden sonra en çok korkttugum şey ölmek oldu.

"Bundan sonra emniyet kemerini takarsın diye umut ediyorum minik kuş."

"Ne oldu?"

"Ölümden döndük." diyerek kahkaha attı. Benimle dalga mı geçiyor bu?

"Ciddi misin? Ben bilmiyordum ya. Çok sağ ol." Alaycı bir sekilde konuşmama rağmen bu onu sinirlendirmemişti. Bunun beni sinirlendirmesi normal mi? Umarım normaldir.

"Eee minik kuşum, nasılsın?" Bu gerçek bir soru mu?

"Nasıl olmam gerekiyor!" Bu adam beni kesin delirtir. Beni kacırıyor be bana "Nasılsın ?" diyor! Deli! Ayriyetten bana sürekli "minik kuş" diyor bu bile sinirlerimi bozmaya yetiyor.

"Sakin ve mutlu olman gerekiyor." Bu bir şaka felan mı? Biri çıkıp kamera şakası der umarım.

"Bence senin paniğe kapılman gerek!"

"Öyle mi? Neden prenses?" Haklı. Neden prenses?

"Çünkü ailem peşine düşecektir!" Evet bu iyi bir cevap.

Hafif kıkırdayıp konuşmak icin adım attı.

"Ailen mi?"

"Evet, ailem." Bunu dememle kocaman bir kahkaha patlattı. Tamam artık eminim bu adam kesinlikle bir ruh hastası.

"Ölmüş annen, hapiste ki baban ve nerde olduğu bilinmeyen belkide çoktan ölmüş olan abinden mi bahsediyorsun minik kuşum?" Siktir! Bunları nerden biliyordu?

"Sen..."

"Ben?"

"Bunları nerden biliyorsun sen?"

"Meslek sıttı söylenmez." Beynimin içi hâlâ sorular ile sallanıyordu. Yol boyunca konuşmadık. Kafamın icindeki sorulara cevap bulmaya çalışıyordum ki araba birden durdu. Yakn kapının açıldığını duydum. Oraya bakmadım. Düm düz ileri bakıyordum. Kapımın açıldığını fark ettim ama hiçbir şey yapmadım. İleriye bakmaya devam ettim.

"İnecek misin minik kuş?"

"Hayır."

"Pekala anlaşıldı." Cümleyi kurmasıyla kolumu tutması bir oldu. Beni daha ne olduğunu anlayamadan beni arabadan indirdi. Hemen kolumu çektim. Güçlü görünüyordu ama o kadar güçlü değildi. Gözleri cebime kaydı. Uzun bir süre cebime baktı. Benden bu arada onu incelemeye başladım.Yüz hatları oldukça keskindi. Koyu kahverengi gözleri ve aynı renk saçları vardı. Saçları hafif uzundu.

"Telefonunu ver." Evet Gece şimdi ne yapıcaksın?

"Ne?"

"Telefonunu ver Gece." Acilen yalan çipimi kullanmalıyım. Başını şert bir şekilde yüzüme çevirdi. Kaşları çatılmış ve çenesini sıkıyordu. Anlaşılan birazdan tahammül sınırlarını aşacaktım. Üzerime doğru iki adım attı.

"Gece. Bana telefonunu ver. Hemen." Bu sözünün üzerine iki adım geri attım. Etrafa ufak bir bakış atıp kaçabileceğim yer var mı diye baktım. Ne yaptığımi bilmeden onu itip kosmaya başladım. Bir çita kadar hızlı koştuğuma bahse girerim.

"Gece!" Seslenmesini umursamadan koşmaya devam ettim. Hava kararmaya başlamıştı. Sanırım yağmur da çiseliyordu. Hasiktir! Ayağım taşa takıldı. Arkama baktığımda onu gördüm.

"Beni gerçekten yordun minik kuş."

"Bilirsin. Kuşlar özgürce uçmalı." Bu dediğime şaşırmış olacakki şaşkınlık içinde gözleri açıldı. Daha sonra hafifçe sırıttı.

"Bileğin acıyor mu bebeğim?" Bir minik kuş bir bebeğim. Ben bu adamın hiçbişeyi olmuyordum bile.

"Acıyıp acımamısı seni ilgilendirmez ve bir daha bana bebeğim deme."

"İlk olarak minik kuşumun canının acıyıp, acımamısı beni ilgilendirir ve tamam bebeğim." UYUZ! ANLAMA KITLIĞI FELAN MI ÇEKİYOR BU ADAM!? Sinirle başımı ona çevirdim.

"Anlama kıtlığı mı çekiyorsun sen?"
Dediğime gözlerini devirdi.

"Yavrum kalkacak mısın?" Doğru. Kalkmam gerekiyordu. Yavaşca ayağa kalktım. Bileğim deli gibi acıyordu ama yürüyebilirdim.
Beni baştan aşağı süzdüğünü hissettim.

"Telefonu alayım minik kuş." Evet Gece bütün oyunculuğunu göstermelisin.

"Telefonum yanımda değil."

"O zaman neden kaçtın?" Harika bir soru!

"Çünkü korkmuştum." Harika soruya muhteşem cevap!

"Keşke güzel olduğun kadar da dürüst olsaydın." Şimdi napacaksın Gece? Yüzüne bakıyordum ki birden cebimde olması gereken telefonum göz hizama girdi.

"Telefonumu bana geri ver!"

"Hayır." Telefonumu aniden yere attı. Lanet olsun! Acaba çalışıyor mu?

"Yürü bakalım minik kuş."
Adım atmamla ağzımdan acı içinde bir inleme kaçtı.

"Pekala anlaşıldı." Birden beni kucağına aldı. Ona sinirle bakıyordum. Sonra bişey oldu. Beklemeğim birşey...

Birden beklemediğim bir şey oldu. Dudaklarıma minik bir buse kondurdu.

"Ne yaptığını sanıyorsun sen?!" Cevap vermek yerine gözlerime bakıyordu sadece.

"Gözlerin Gece." Gözlerim mi? Ne alaka be? Yine ne saçmalıyor bu gerizekalı.

"Gözlerim ne? Ne saçmalıyorsun?"

"Gözlerinde boğluyorum Gece." Wow bunu gerçekten beklemiyordum işte.

"Gözlerin okyanus gibiler. Baktıkça beni derinliklerine çekiyorlar."
Eğer şartlar normal olsaydı gerçekten etkilenebilirdim. Bana bakıp gülümsedi ve yürümeye devam etti. Birkaç adım sonra ilerde beyaz bir ev belirdi. Tahminimce iki katlıydı. Arkasında kocaman bir orman vardı. Acaba ormanın sonuda ne vardı?

"Evimizi beğendin mi minik kuşum?" Cevap vermedim. Ev çok tanıdık geliyordu. Yorgundum ayağım acıyordu ve uykum gelmişti. Yanımda böyle bir psikopat olduğu sürece uyumam pek mümkün değildi. Yemek dahi yemezdim. İçine ilaç koyup bana bir şey yapmıyacağını bilemezdim.

Evin kapısını açtı ve içeri girdik. Sağ tarafımızda ki odaya doğru ilermeye başladı. Odaya hızlıca bir göz attım. Tam önümüzde olan gri koltuğa beni yavaşca bıraktı. Bana "uslu dur" dermiş gibi bakıp odadan çıktı. Bende etrafı incelemeye başlamıştım. Gözüme bir kapı takılmıştı. Oturduğum koltuğun karşısındaydı. Dur bir dakika. Bu balkon olabilir! Ordan atlayabilirdim.

"Aklından bile geçirme minik kuş." Bu adamın sesinden gerçekten iğreniyorum.

"Neyi?" Muhteşem bir oyuncuyum ya.

"Güzel numara ama yemedim." Bir şeyi de ye be adam!

Gözlerimi ona doğru çevirmiş dik dik bakıyordum. Gözlerim elindeki elastik bandaja kaydı. Sanırım benim içindi.

"Bileğini uzat bakalım minik kuş." Şuan inkar edebilecek bir durumda değildim. Kaçmak için sağlıklı bir ayağa ihtiyacım vardı. Bileğimi ona doğru uzattım.

"Bandajla sarınca biraz daha iyi olursun."

"O kadar iyisin ki sağ ol."

"Biliyorum bebeğim." Yürüyen ego!

"Karnın aç mı?" Kesinlikle kurt gibi açtım ama beni zehirleme ihtimali vardı.

"Makarna ister misin?" Zorluyor ama. Makarnaya hayir demek benim için çok zordu.

"Evet. Yani hayır!" Afferim Gece!

"Neli olsun minik kuş?" Hayır Gece kendine hakim ol.

"İstemiyorum." İşte benim kızım!

"Peynirli yapayım o zaman."

"Senin yaptığın birşeyi asla yemem."
Bana, tek kaşını kaldırmış bir şekilde 'açlıktan ölücek misin?' der gibi bakıyordu.

Bütün bunları bir kenara atıp soru sormalıydım. İlk soru gelsin.

"Beni neden kaçırdın? Para için mi?"

"Hayır."

"Neden kaçırdın o zaman."

"Seni istediğim için." Ne? Beni istediği için mi?

"Ne?"

"Seni cok uzun zamandır bekliyorum Gece. Dokuz yaşımdan beri seni bekliyorim. Hayatını ezbere biliyorum. On sekiz yaşına kadar teyzenle yaşadığını biliyorum. Geçen ay kendi evine çıktığını biliyorum. Evinin yerini biliyorum. En sevdiğin içeceğin kahve olduğunu biliyorum. Köpekleri sevdiğini, her haftasonu parka gidip akşama kadar oynayan çocukları izlediğini, yıldızlı gece lambanı, en sevdiğin rengin pembe olduğunu biliyorum. Seni biliyorum Gece. Ruhunu biliyorum." Bu anlattıkları tüylerimi diken diken etmişti. Böyle bir saplantı beklemiyordum. Bu ask değildi bu bildiğimiz saplantıydı. Korkunç bir saplantı.. Bu adam benii nerden görmüştü? Onu tanımadığımdan emindim.

"Polis karakolu." Ne?

"Babanı getirmişleri. Gözlerindeki o öfkeyi hâlâ görebiliyorum Gece. Babana 'Senden nefret ediyorum! Geber köpek!' diye bağrışın hâlâ aklımda." Gözlerimin dolduğunu hisettim. Daha yedi yaşındaydım. Babam annemin kafasını önüme atmıştı. Daha çok küçüktüm. Hayat bana kötü yüzünü erken göstermişti. O sahne gözümün önünde tekrar tekrar canlandı. Teyzemlerden kaçıp babamı öldürmeye gitmem. Karakola defalarca gitmiştim. Defalarca da teyzem ve eniştem tarafından karakoldan alınmıştım. Çocuk olduğum için babamı hâlâ karakolda sanıyordum. Daha yedi yaşındayken ailem yok olmuştu.

"Hâlâ o gün olduğun kadar güzelsin." Kelimeler ağzımdan çıkmıyordu. Adeta lal olmuştum. Sus demek istiyordum. Ama olmuyordu. Göz yaşlarım bir bir yanaklarımdan süzülüyordu.

"Ağlama minik kuşum ben burdayım." Bana sarılmak için haraket ettiğinde kendimi geri çektim. Bana anlamayan gözlerle bakıyordu.

"Bana sakın dokunma." Bu söylediğim onu üzmüş gibi görünüyordu ama bu benim gram umrumda değildi. O babam gibi kötü bir adamdı. Bende annem gibiydim. Tek fark sonum onun gibi olmayacaktı.

"Aç değildin dimi sen? Yemek yemesende olur. Gel odamızı gösteriyim sana." Kendi çapında beni böyle mi cezalandırıyordu? Neyse zaten yemiyecektim.

"Odamız derken?" Onunla aynı yerde kesinlikle uyumazdım.

"Evet, bizim odamız." Baska oda mı yok be.

"Başka yerde yat."

"Hayır. Huzurla uyumak istiyorum Gece ve sen benim huzurumsun." Beni gercekten şoka sokuyordu.

"Odamıza hoşgeldin."

Gözlerim kocaman açıldı. Duvarlarda benim resimlerim vardı. Mantar panoda karakoldaki fotoraflarım vardı. Kafamda bir acı hisetmemle kendimi yerde buldum. Beni kucağına alıp yatağa yatırdı.
Yorgundum ama uyuyamazdım. Başımda bir akıl hastası vardı ve bana gülümseyerek bakıyordu. Gözlerim yavaş yavaş kapanıyordu. Etraf karanlığa bürünüyordu. Gözlerimi açmak istiyordum ama göz kapaklarım ağır geliyordu. Uyku beni kollarının arasına alırken onu duydum.

"İyi geceler sevgilim."

"İyi geceler sevgilim."
Yanıma uzandığını hisettim. Gözlerimi hafif araladım. Elini yüzüme koydu.
"Muhteşem bir çift olacağız. On iki yıl sonra sana kavuştum sevgilim." Cevap vermedim konuşacak gücüm kalmamıştı. Kendimi rüya denizine bırakma kararı almıştım.

"Anne?"
"Efendim bebeğim."
"Nerdeyiz biz?"
"Güvendeyiz hayatım." Uzun bir zamandan sonra kendimi gerçekten güvende hisetmiştim. Bu hissi on iki yıldır hisetmiyordum ve ben güven hissini cok özlemiştim.
Etrafıma bakındım bir parktaydık.
"Babam nerde?"
"Geliyor bebeğim." Hayır, gelmemeliydi.
"O burada olmamalı anne." Yoksa güvende olmayız.
"Baban iyi biri hayatım. Onunla böyle konuşmamalısın yoksa baban üzülür."
Annemin yüzünde morluklar oluşmaya başladığını fark ettim.
"Anne yüzün!"
"Bir şeyim yok tatlım."
Ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Bunlara anlam vermeye çalışırken evimizde olduğumuzu fark ettim. Abim yanımda belirdi. Ona sarılmak istedim ama başaramadım.
"Uslu dur minik kuşum geri gelicem." Bu cümleyi daha önce duyduğumdan emindim. Abim kapıya doğru ilerliyordu.
"Abi nereye?" Bu sahne bana o kadar tanıdık geliyordu ki. Sanki daha önce bu anı yaşamıştım.
"Oğlum geri gel nolur!" Annemin ağlama sesiyla kafamı oraya çevirdim. Yerde oturup ağlayan annemi gördüğüm zaman içime bişey oturmuştu.
Annemin arkasında babam belirmişti. Gözlerimi kapatıp çığlık atmaya başladım. Babam yanıma eğilip saçlarımı okşadı.
"Herşey senin için hayatım." Babam birden kaybolmuştu. Bende çok geçmeden düştüğümü fark ettim.

"İMDAT"

"GECE !" Ses çok tanıdıktı.

"Gece uyan güzelim."

Gözlerimi yavaşca araladım. Elleriyle yüzümdeki ıslaklığı sildiğinde ağladığımı anladım. Bişeyler söylüyordu ama duyamıyordum. Gözlerime bakıyordu. Sanki bir şeyler görmek istiyordu. Baktı sadece baktı.

"Sana su getiriyim." En sonunda bir cümle duymuştum. Anlaşılan dışardan bakınca kötü gorünüyordum. Güçlü olmalıydım. Okuldaki öğretmenler çoktan polise haber vermişlerdir.

"Al." Su dolu bardak görüş alanıma girdiğinde düşüncelerden sıyrılmıştım.

"Saol." Bu adamla daha ne kadar kalacağımı merek ediyordum. Acaba ismi neydi?

"Adın ne?" Sorduğum soruya gülümsemişti.

"Neye gülümsüyorsun?" Ufak çaplı bir kahkaha attı.

"Altı saat, yedi dakikadır birlikteyiz ve sen bana adımı yeni soruyorsun." Altı saat mi? Dakikasını bile aklında tutuyor. Kim beni ne zaman bulucak bilmiyorum ama umarım biran önce bulurlar. Bu adam kimdi bilmiyordum ama beni korkutuyordu.
Gözlerimi ona doğru çevirdim. Gözlerine baktım. Boşluktan baska birşey göremedim. O benim aksime gözlerimde çok şey görüyor gibiydi. Bişeyler düşünüyor gibiydi. Ne düşündüğünü merak ediyordum ama sormayacaktım. Gözlerini tavana çevirdi. Tavana baktığımda şok oldum. Benim fotoğrafım vardı altında da "Ben Ayaz Kara, Gece Soyhan'a köpek gibi aşığım" yazıyordu.

"Ben Ayaz Kara." Gözlerimi şok içerisinde ona doğu çevirdim.

"Sen ne bicim bir psikopatsın!" Tavanda gördüğüm şey beni gerçekten deliye çevirmişti.

"Ben bir psikopat değilim minik kuş." Haklıydı. O bir psikopat değildi. O SAPLANTILI BİR AKIL HASTASIYDI!

"Haklısın. Sen bir psikopat değilsin. SEN SAPLANTILI BİR AKIL HASTASISIN!" Sinirlendiğini anlındaki damarın belirgenleşmesinden anladım.

"Ben akıl hastası değilim."

"Evet, sen saplantılı bir akıl hastasısın."
Kolumdan tuttu ve beni çekiştirmeye başladı. Bu sefer daha sıkı tuttuğundan kolumu çekememiştim.

"İlk ceza vakti." Ceza mı? Ne cezası?

"Napacaksın bana." Yalan yok biraz tırsmıştım. Bir psikopatın türlü türlü cezası olabilirdi.

"Merak etme canın acımayacak." Evden çıkmıştık ve evin yanında olan garaj gibi yere doğru ilerliyorduk. Garajın önüne geldiğimizde durduk.

"Hâlâ deli olduğumu düşünüyor musun?"

"Evet." Gözlerinde hem öfke hemde kırgınlık var gibi görünüyordu. Kolumdan tutup beni garajın içine itti.

"Napıyorsun sen!" Yere düşmüştüm ve dizim acımıştı.

"Ceza veriyorum minik kuş."

"Ne?" Bu yaşıma kadar hiç ceza almamıştım cezalar böyle mi oluyor? Bana gülümseyip kapıyi kapattı. İçeriye sadece kapının altından ışık yansıyordu. Etrafı görmeye çalışmama rağmen başaramadım. Burdan kaçmak için bir plana ihtiyacım vardı. Tahminen beni sabah çıkaracaktı. Belki sopa ya da taş gibi bişeyle kafasına vurursam kaçmak icin bir veya iki dakikam olurdu.

Dizlerimi kendime çekip kafamı dizlerime koydum. Gözlerimi bir süreliğine kapattım.
Yağmur sesleriyle gözlerimi açtım. Yağmuru hep çok sevmiştirim. Her yağmur yağdığı zaman zaman dışarıya çıkar şarkı söyler dans ederdim. Anlaşılan bu yağmurda dışarıya çıkamayacaktım.

♡
Evet bölüm hakkında ki düşünceleriniz neler? Hikayeyi oylamayı ve yorum yapmayı unutmayı unutmayın. Bir sonraki bölümde gorüşmek üzere

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

16okunma 1beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18