4. bölüm · GECE YARGICI
İLK TANIŞMA
Elisa ile otelden eşyaları alıp eve geçmiştik.
Onun yerleşmesine yardımcı olmuştum bir süre zarfında.
O şimdi mışıl mışıl uyuyordu.
Ben ise asıl planımı devreye sokmuştum.
Buradaydım Valdora'da ,garson kılığına girmiştim.
Mini bu etek ve beyaz bir gömlek. Eğilsem herşeyim ortaya çıkacaktı böyle kıyafetin ben geçmişini sikeyim.
Hedefim oradaydı,
tam karşımda.
Şerefsiz nasıl da bakıyor kadınlara.
Masaya yaklaşırken adımlarımı saydım.
"Hoşgeldiniz"sesim sıradan dı.
Ne fazla sıcak ne fazla soğuk.
Masadakiler bı saniye bile olsun gözlerini kaldırıp yüzüne bakıp geri önlerine döndüler.
Yüzümde sadece bir kişinin bakışları kaldı,Doğucuk'un.
Onu hemen tanıdım zaten gördüğüm yüzü birdaha unutma şansım çok azdı.
"Ne alırsınız?"dedim.
Siparişler geldi. Mekanikti , ezberdi ama ondan hiç ses çıkmamıştı.
Bardağı masaya bırakırken bilerekten yavaşladım.
Camın sesi masada yankılandı.
"Siz?"dedim, gözlerim hayla not defterindeymiş gibi.
"Bir kahve"sesi sakindi.
Ama içinde birşey vardı,merak mı temkin mi ...
Yoksa ikisi birden mi?
Başımı kaldırdım ilk kez doğrudan baktım.
Siyah gözleri ile karşılaştım.
O,an tanıştık.
"Şeker"diye sordum.
Bir an düştü.
Sonra dudaklarının kenarı belirsizce kıpırdadı.
"Hayır"dedi.
"Olduğu gibi kalsın"
Gülümsedim.
Ama bu bir tebessüm değildi bir karar anıydı.
Not defterini kapattım.
"İyi seçim"dedim,
"Bazı şeyler... değiştirilmemeli"
Doğucuk kaşlarını derince çattı.
Masadakiler konuşmaya devam ediyordu ama biz çoktan ayrı masadaydık.
Arkamı dönerken onun bakışlarını sırtımda hissede biliyordum hayla.
Kim olduğumu bilmiyordu,
Ama farkında olmadan, hayatındaki en yanlış tanışmayı yapmıştı.
DOĞU YUNİS
Esin mutfağa doğru yürürken gözlerimi ondan ayırmadığımı fark ettim.
Normalde fark etmezdim. Bir garson gelip geçerdi.
Ama bu kadın geçmedi aklımda kaldı.
"Ne oldu lan" dedi Cesim dirseğiyle hafifçe dürterek.
"Bakışların dondu kaldı"başımı masaya doğru eğdim. Sesimi alçattım.
"Birşey var bunda"Cesim kaşını kaldırdı.
"Kimse?"
"Garsonda, az önce sipariş alan"
Cesim arka mutfak kapısına baktı.
"Esin mi? Ne var onda?"işte sorunda buydu herkes için Esin'di.
"Bakışı,"dedim,"insanlar bakar ya bu öyle değildi"Cesim güldü.
"Ne yani sana mı bakıyordu,ki eğer öyleyse bu çok normal değil mi oğlum taş gibi adamsın."
"Hayır"dedim,"beni tartıyordu"
Bu cümle ağzımdan çıkınca içimde bir rahatsızlık oluştu. Çünkü doğruydu. Cesim sandalyesine yaslandı
"Abartıyorsun garson sonuçta"
Keşke öyle olsaydı.
"Kendini tanıttığında,"dedim.
"İsmi sanki biliniyormuş gibiydi.Ne tereddüt etti ne de açıklama yaptı"
Cesim bu kez gülmedi.
"Belki özgüvenlidir"
Başımı iki yana salladım.
"Hayır. Özgüven değildi o. Kontrol"
Masaya baktım. Kahvem soğumuştu,ama asıl içimi tuhaf bir şekilde ürperti sardı.
-Beni tanımıyordu ama benden korkmuyordu.
-Ama tanıyor gibi
"Bir de" dedim, sesim neredeyse fısıltıya dönmüştü.
"Bana 'bazı şeyler değiştirilmemeli' dedi"
Cesim alnını kırıştırdı.
"Bu ne demek oluyor"
"Bilerek seçilmiş bir cümle" dedim"devamı var gibi"
İçimden bir ses konuşmaya başladı. İstediğim bir ses.
-Eğer bu kadın sıradansa neden aklında kaldı?
-Eğer sıradan değilse neden seni buldu?
Mutfak kapısı açıldı,bir an için içimi yine bir ürperti kapladı.
Ama çıkan Esin değildi.
Cesim derin bir nefes aldı
"Belki de" dedi
"Sen son zamanlarda fazla tetiktesin"
Haklı olabilirdi,ama iç güdülerim nadiren yanılırdı.
Bakışlarımı mutfağa çevirdim. Kapalıydı,ama orada biri vardı.
İZEM YILMAZ
Yakup'un beni izlediğini zaten biliyordum.
Bir oruspu çocuğundan ne bekliyorsun ki.
Mutfağı terk edip bodrum kata indim.
Dardı koridor,arkamdan gelen adımlar tanıdığım adımlardı.
Adımlarını yavaşlatığını duydum.
Arkamdan geldiğini biliyordum ama dönmedim.
"Esin",
Durmadım
" Bir dakika"
İşte buuuu
Bir ismi çağırmak değil sınamak.
Durdum. Topuğumun üzerinde ona döndüm.
"Bu isim"dedim.
"Sadece bakmak için" sessizlik oldu. Yakup'un nefesi değişti.
"Ne demek istiyorsun" diye sordu.
Ahhh bu kadar mal olmayın.
"Esin"dedim.
"İşe yaradığı sürece var"
Bir adım yaklaştım. Mesafeyi yine ben seçtim.
"Beni masadan izledin,
Sorular sordun,
Takip ettin. "
Başını dik tuttu
Güzel ama bu cesaret değil, geç kalmış bir dikkat.
"Sen garsonsun" gülümsedim,bu gülümseme Esin'e aitti son kez.
"Hayır. Garson saklandığım yer"
Bakışları sertleşti .
Artık konuşmuyordu,hesaplıyordu.
"Adın ne?" Diye sordu.
Hahhh jeton şimdi düştü.
“Esin,” dedim.
“Senin için.”
Bir an duraksadım.
Sonra ekledim:
"Kuklacı benim için"
O an yüzünde gördüğüm şey korku değildi.
Kabullenişti.Sessizlik çöktü.
Duvarlar yakındı.
Çıkış uzaktı.
“Şimdi ne olacak?” diye sordu.
Yanından geçtim.
Omuz hizasında durup fısıldadım:
"Cezanı çekeceksin Yakup Özel"
Bağıracaktı ama bağırsa da kimse onu duymazdı.
Ağızını sıkı bir şekilde kapatıp iğneyi boynuna sapladım,5-10 dakika ellerimde debelendi ama sonuç onu bayılttım.
Sandalyeye bağladım.
10 dakika sonra
Siktiğim daha yeni yeni ayılıyordu.
"Ayıl ayıl öyle oynayalım sıkıcı oluyor böyle özel" korkmuyormuş gibi bakmaya çalışıyordu ama ben korkunun kokusunu çoktan almıştım. Deri eldivenlerimi taktım, saçlarımı sıkı bir topuz yaptım.
"Eeee başlıyalım artık özel"ağızı bağlı olduğu için kafasını çıldırmış gibi sağa sola sallıyordu ve bu beni fazlasıyla eğlendiriyordu.
Elime aldığım baltayla yanına döndüm.
-işimizi çabuk bitirmemiz lazım İz
Tamamdır iç ses.
Baltayı sertçe sağ koluna geçirdim.
Kan yüzüme sıçradı,tek hamle tek darbe.
Acı ile inliyordu ama boşunaaaa
"Hadi ama Yakup sızlanma işimizi çabuk bitirmem lazım"
Baltayı sertçe sol bacağına geçirdim iki vuruş ile tamamen kopmuştu.
Ardından sol kolu ve sağ bacağına geçirdim onlarda koptu.
"Ya yazık öldü" kopan parçaları ip yardımı ile tek tek tavana astım.
İç organı olan kalbini ve beynini çıkardım yerinden aynı şekilde onlarida astım.
Kafa tasını yardığım için açık bir şekilde duruyordu.
Ben Valdora’da bir üyeyi öldürdüm.
Çünkü bazı yapılar düşmanla değil,
içindeki tereddütle çöker.
