5. bölüm / 4
Gece ve GündüzKIRILMA
Bölümler 4Şu an: KIRILMA
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hastaneden çıktığımda hava çoktan kararmıştı.
Gece… sessizdi.
Ama benim içim öyle değildi.
Adım attıkça kalbim biraz daha hızlanıyordu. Sanki her adım beni istemediğim bir yere yaklaştırıyordu.
Eve.
Hayır…
Ev değildi orası.
Orası sadece… dönmek zorunda olduğum yerdi.
Yürümeye devam ettim. Ama bilerek yavaşladım. Adımlarımı küçülttüm.
Biraz daha geç gidersem… belki daha az kızar…
Bu düşünce bile ne kadar saçmaydı.
Hiçbir zaman daha az kızmıyordu.
Bir an durdum. Sokak lambasının altında kaldım. Sarı ışık yüzüme vuruyordu.
Gitmesem…?
Nereye gidecektim ki?
Kimim vardı?
Kendi kendime acı bir şekilde gülümsedim.
Kimsem yoktu.
Başımı eğip tekrar yürümeye başladım.
Her şey çok yavaştı.
Ama zaman… çok hızlıydı.
Nasıl olduğunu anlamadan sokağa girdim.
Evin ışığı yanıyordu.
Kalbim sıkıştı.
Kapının önüne geldim.
Durduk.
Ben ve korkum.
Elimi kaldırdım.
Kapıya vuracaktım.
Ama…
yapamadım.
Parmaklarım havada kaldı.
Ya çok sinirliyse…
Daha kötüsü… ya sarhoşsa…
Gözlerimi kapattım.
Nefes al…
Ver…
Tam arkamı dönüyordum ki kapı bir anda açıldı.
Kalbim yerinden çıkacak sandım.
Babam.
Karşımdaydı.
Gözleri…korkutucuydu.
Kızarmıştı. Ama sadece alkolden değil. İçinde bir şey vardı.
Öfke.
Kontrolsüz… ağır… tehlikeli.
“Demek geldin.”
Sesi sakindi.
Ama ben o sakinliğin ne anlama geldiğini biliyordum.
Bir adım geri attım.
“Ba—”
Sözüm bitmeden kolumdan sertçe tuttu.
Canım yandı.
“Konuşma.”
Beni içeri çekti.
Kapı arkamdan kapandı.
O ses…
bir şeylerin başladığını anlatıyordu.
Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki kulaklarım uğulduyordu.
“Ben sana ne dedim?”
Cevap veremedim.
“NE DEDİM!”
Sesim zorla çıktı.
“Özür dilerim…”
Yüzüme yaklaştı.
Nefesi… midemi bulandırdı.
“Sen beni bekletmezsin!"
Tıpkı bir hayvan gibi kükredi.
Sözleri ağırdı.
Omzumu sıktı.
Çok sertti.
Ama ses çıkarmadım.
Çünkü alışmıştım.
Acıya…
İnsan hiç acıya alışır mıydı?
sessiz kalmaya?
yok sayılmaya?
Ama sonra—
Bir şey değişti.
Elini yakama attı.
Kumaş gerildi.
Kalbim durdu sandım.
Bir saniye…
iki saniye…
Sonra—
yırtıldı.
O ses…
içimde bir şeyleri de yırttı.
Gözlerim büyüdü.
Nefesim kesildi, Gözlerim büyüdü.
Bana bakıyordu… ama o bakış bir babaya ait değildi.
Bir adım geri atmak istedim ama atamadım.
İçimde bir şey… çığlık atıyordu.
Bu… olmamalıydı.
Gözü dönmüştü, bunu da yapacaktı bana. Hissettiklerim garipti;
Bu korku değildi.
Bu… başka bir şeydi.
İçimde yükselen bir şey.
Bastıramadığım.
Anlamadığım.
Daha fazla düşünmedim ve babamı sertçe ittirdim.
Sadece yaptım olacakları düşünmedim.
Babam önce sendeledi, daha sonra dengesi bozuldu ve geriye düştü.
Koltuğa çarptı…
ve kaldı.
Hiç hareket etmedi.
Sessizlik.
Sadece benim nefesim vardı.
Hızlı… parçalanmış… düzensiz…
Ben… ne yaptım?
Geri çekildim.
Ellerim titriyordu.
Kalbim göğsüme sığmıyordu.
Sonra…
Tek sığınağıma odama doğru koşmaya başladım.
Merdivenleri çıkarken ayaklarım birbirine dolandı.
Ama durmadım.
Odaya girdim.
Kapıyı kilitledim.
Sırtımı kapıya yasladım.
Gözlerimi kapattım.
Nefes alamıyordum.
Yavaşça dizlerimin üstüne çöktüm.
Ellerimi sertçe saçlarıma yerleştirdim,
“Ben…”
Sesim parçalandı.
“Ben böyle değilim…”
Ve o an—
Bir fısıltı.
Zaten değilsin.
Başımı kaldırdım korkuyla etrafıma bakındım.
Kimse yoktu.
Ama ses…
çok yakınımdan geliyordu.
O seni böyle yaptı!
Ellerimle daha fazla tutabilirmişim gibi saçlarımı yoluyordum.
Delirmiş miydim?
Akıllı olduğumu kim demişti ki?
“Sus…”
Sen böyle yaşamayı hak etmiyorsun!
“Kes!”
Sesim titredi.
Ama o hak ediyor!
Kalbim sıkıştı.
Konuşan kişi haklı geliyordu bana, bu olmamalıydı!
“Hayır…”
Onun gibiler yaşamamalı!
Gözlerimi daha sıkı kapattım.
Güçlü olmak zorundasın!
“Ben…"
Kimse seni ezmemeli!
Ellerim daha da sıkılaştı.
Yoluna çıkanı yok et!
“Yeter!” diye bağırdım.
Ve…
her şey sustu.
Aniden.
Sanki hiç olmamış gibi.
Sanki zaman durmuş gibi.
Sadece ben vardım.
Ve kalbim.
Yavaşça başımı kaldırdım.
Gözlerim aynaya takıldı.
Kendime baktım.
Saçlarım dağılmıştı.
Yüzüm solgundu.
Ama gözlerim…
Gözlerim bana ait değildi.
Daha sertti.
Daha karanlıktı.
Bir yabancı bana bakıyordu.
Geri çekildim.
“Bu ben değilim…”
Ama içimde bir şey fısıldadı:
Artık sensin.
Telefonumun ekranı parladı, irkilerek baktım.
Ekranda bir isim vardı;
Arda abi.
Uzun süre baktım.
Parmağım ekranın üzerinde durdu.
Aramak ile aramamak arasında kaldım.
İnsan…
ilk defa gördüğü birine nasıl güvenir ki?
Ya güvenmek zorunda kalırsa?
Ya artık canı… çok da önemli değilse?
Derin bir nefes aldım.
Ve aradım.
Telefon çaldı.
Bir.. ve anında açıldı telefon.
Telefonun arkasindan sakin sesini duydum.
Ben sakin değildim, olamazdım.
“Efendim prenses?”
“Ben…”
Boğazım düğümlendi.
Ağlamak üzereydim.
Ama kendimi tuttum.
“Seninle… buluşabilir miyiz?”
Sesim zayıftı.
Ama kaçmıyordu.
Kısa bir sessizlik oldu.
“Bir şey mi oldu?”
Gözlerimi kapattım, yaşların akmamasını başarabilmiştim.
“Ben… sadece… buluşmak istiyorum.”
Bu sefer sesim daha netti.
Ama içim…
paramparçaydı.
“Konum at.” dedi.
Hiç düşünmeden.
Telefon kapandı.
Ekrana baktım.
Uzun süre.
Ve o an şunu fark ettim—
Bazen insan…
kime güvendiğini bilmez.
Ama yine de gider.
Çünkü bazı geceler…
Yalnız kalmak,
yanlış birine gitmekten daha tehlikelidir...
VEEEEEEE BÖLÜMMMM SSSSOOONNNUUUU
Aslında daha erken gelmeliydi hatta baya erken gelmeliydi ama atamadım bir an depresyona girdim
"Kim okicakki senin yazdıklarını" diye düşündüm daha sonra kimse okumasada yinede yazmaya karar verdim ama bölümler geç gelecek galiba bilmiyorumm
Ve sizce kitap nasıl ilerler?
Bölüm hakkındaki yorumlarınızı alayiiimm!
Arda nasıl biridir sizce?
Düşünceleriniz benim için önemli.
Aklınıza takılan yerleri buraya yazabilirsinizz👉🏻👉🏻
BİR DAHAAAAKKKİİİ BÖLÜME KADAR BAAAYYYYYYSSSSUUUU
ÖPÜLDÜNÜZ😘🫀
Bölüm etkileşimi
