2. bölüm · Gece Kadar Aydınlık
Bölüm 2:Karanlığın Da Aydınlık Tarafı Vardır
"Anlayan olmadığı sürece, konuşmanın bir anlamı yok."
Hiç kimse, hiçbir şey yoktu. Geçmişimin bende bıraktığı hasarlardan biri de paranoya. İlaç kullanmam gerekiyormuş ama ilaçlar beni daha kötü hissettiriyor. Eğer kullanmazsam daha kötüye gidebilirmiş. Elbette bu, sadece psikolog ve psikiyatristin duymamı istedikleri şeydi. Ben ilaçlarla olduğumdan daha berbat hissediyordum. Ruhunu kaybetmiş, aramak için gücü olmayan bir beden gibi…
Sınıfta sadece ben ve o gizemli kâğıt kalmıştık. Korku içinde titreyen bedenimi yavaşça umursamazlık hissi sardı. Kâğıdı cebime atıp sınıftan çıktım. Okulda bir tek ben kalmıştım. Çantamdan, her zaman benimle olan, her anıma şahit olmuş kulaklığımı çıkardım. Benim için anlamı olan bir şarkıyı açtım. Gerçi hepsi anlamlıydı — her birinin bir hikayesi, geçmişte yaşadığı bir hayatı vardı. Kulaklığı kulağıma taktığım anda, sanki uzun süredir nefessiz kalmışım da birden nefes almışım gibi hissettim.
Ağır adımlarla merdivenlerden indim, okulun bahçesine çıktım. Her gün geçtiğim ama sanki her defasında yeniden yürüdüğüm o yollardaydım. Anılarım olmayan ama her okul çıkışımın geçtiği, tek başıma aşmaya çalıştığım yollar...
Eve dönerken kedileri ve köpekleri sevmeyi, onlarla oynamayı unutmadım. Beni terk etmeyen tek dostlarım onlardı. Kimseye kin, nefret ya da kötülük duyamazlar... Onların sadece sevgiye ihtiyacı vardı. Benim de.
Otobüs durağına vardığımda, güneşin batmak için hazırlanan ışıkları gözlerime vurdu. Düşüncelerim arasında kaybolmuşken omzumda bir dokunuş hissettim. Ters bir bakışla arkamı döndüm. Sınıftaki o garip çocuktu. — Gerçi benden daha tuhaf olması pek mümkün değildi. —
“Ne var?” der gibi kafamı sallarken kulaklığın tekini çıkardım.
“Okuldan geç çıktığını gördüm, nedenini merak ettim de,” dedi. “Konuşmak ister misin? Hem durakta sadece ikimiz varız.”
Ne dememi bekliyordu? Hadi gel kankito kankito konuşalım falan mı? Daha ismini bilmiyordum. Sınıftan arkadaşım yoktu - olmak isteyen de-. Benimle konuşmayanla ben de konuşmam matematiğine kafamı takmıştım galiba. Kafamdan binlerce düşünce geçerken çocuğun sorusunu unutuyordum.
“Neden? Yani neden benimle konuşmak istedin?” Kıvırcıkla dalgalı arası saçlarım rüzgarın esintisiyle savrulurken mimiklerini izledim. İnsanları dış dünyalarından içlerini çok iyi görebiliyordum.
“Sınıfta yalnız olduğunu gördüm, yani genel olarak yalnızsın sanırım. Ben de öyleyim. Asosyaller birbirleriyle sosyalleşebilmeli. Bir sorunun varsa benimle paylaşabilirsin, seni anlarım... ya da en azından anlamaya çalışırım.”
Ne saçmalıyordu bu çocuk.
“Daha ismini bilmediğim biriyle bırak dertleşmeyi, konuşmam bile. Hem derdim olduğunu da nereden çıkardın?” Gayet neşeli olduğumu göstermek — rol yapıyordum — için minik bir kol hareketiyle ‘iyiyim’ işareti yapacaktım ki otobüs göründü.
“Ve konuşma biter, mutlu son... En azından denedin.” Lafım biter bitmez hemen söze atladı. Otobüse bir adım atarken,
“Denemek başarmanın bir aşamasıdır,” dedi.
Ne saçmalıyordu bu çocuk. Arkamdan otobüse bindiğini gördüğümde hızla arka taraflara doğru ilerledim, yer bulup oturdum. Tam kulaklığın diğer tekini de takacaktım ki gelip yanıma oturdu.Benim yanıma oturdu. Onca boş koltuk varken mi? Şimdi de böyle mi sınanıyordum?
“Selam, ben Korhan. Aynı sınıftayız, artık tanışmamız gerektiğini düşündüm.”
Başka sorunlarım yokmuş gibi bir de yeni biriyle tanışmak mı? Yok, almayayım teşekkürler.
“Ben de İklim. Yeni kişilerle tanışmayı sevmiyorum, teşekkür ederim. İzninle kulaklığımı takıp yol boyunca şarkı dinleyeceğim. Ha, bu arada tanıştığıma memnun da olmadım.”
Kendi sesimi biraz olsun duyabilmek için şarkıyı açıyordum ki Korhan denen garip çocuk, sohbet başlatmak istercesine gözlerime bakmaya başladı.
“Eee, nasılsın?”
Bir anda karşıma çıkıp kendisini tanıtıp nasıl olduğumu mu soruyordu? Bu komikti gerçekten. Dudaklarım gülümseyip gülümsememek arasında kalmış olacak ki cama yansıyan tuhaf bir sırıtışım vardı. Gözleri, neden güldüğümü sorarcasına gözlerime kaydı.
“Nasıl olmamı bekliyorsun? Bir anda sınıftan tanımadığım biri, kırk yıllık arkadaşımmış gibi davranıyor.” Sinirlenmeye başlamıştım.
“Bak, gerçekten kötü bir niyetim yok. Sadece tanışmak istedim. İkimiz de sınıfta yalnızız. Yalnız, yalnızın dostudur ha?” dedi.
Sinirim bozulmaya devam ediyordu ve karşısında öfke patlaması için hazır bir İklim duruyordu. Sakin ol İklim, bir şey yok... Derin nefes al. Derin bir nefes aldım ve kulaklığımı taktım, sakince nefesimi verdim.
Derin bir nefes al.
Nefes alamıyorum...
