5. bölüm · GARDENYA

IV-KIYAMETE DOĞRU

njanesty `'•

Tiktok kullananlar için : reoneliaa
Tiktok kullanmayanlar için YouTube: Reonelia

Keyifli okumalar, yorum yazıp oy vermeyi unutmayınızzzz🫶

IV-KIYAMETE DOĞRU

(Bölüm şarkısı Murat Dalkılıç - Bir Hayli)

Karanlığına alış sevgili okur.

Umutsuzluğun ortasında bile umut vardır. Bazen karanlığın bile olmadığı bir yola saparız mesela. O yolun sonu vardır elbet, ama gittiğin yön yanlışsa kaybolursun. Işıklı yollarda bile, yanlış yöne saptığın anda karanlığa düşersin.

Karanlık sana temkinli olmayı öğretir.

Ama ışık varsa güven de vardır.

Yüzümün yarısını kaplayan mavi kırmızı ışıklardan karşımda duran adamlara kadar ben karanlığa batmıştım. Işık için çabalarken bile sonda karanlığın kucağına düşmem irademi zorluyordu.

Kaldırımın bir köşesinde oturmuş, dizlerimi kendime çekmiş, olanları sindirmeye çalışıyordum. Kurşun azıcık bile titreseydi şu anda burada oturuyor olmazdım. Bunun farkındalığı bile bana yetiyordu.

Arya ve Arkadi polislerin yanında durmuş ifade veriyorlardı. Kenan ölmüştü. Toplantının ortasında adamın kafasının masaya düşmesini aşamışyordum. Dosyaları kendine boyayan kırmızı sıvı. Kan.

Aynı görüntü gözlerimi her kapattığımda bana uğruyordu.

Ellerimle yüzümü kapattığımda sırtımda bir el hissetmiştim. Kafamı kaldırdığımda karşımda Melike duruyordu. Gözlüklerini takmıştı. Kızıl tutamlarının ardından yeşil hareleri beni süzüyordu.

"İyi misin?" dedi ılımlı bir ifadeyle. Kafamı sallamakla yetinmiştim. İyi miyiz?

Biz uzun süredir iyi değiliz be, Kris.

Raul benim yapamadığımı yapmış, kalp krizi geçirmişti. O an yanında duran arkadaşının ölümünü kaldıramamıştı. Oda ölmüştü.

Bu gün iki ölümle bitmişti.

Ve bu gün, Türkiyedeki ikinci günümdü.

Saçlarımı çekiştirdiğimde Arkadi bana doğru döndü. Binanın önünde onlarca araba vardı. Olay yerini incelemek için bütün şirketi boşaltmıştık. Bu fazla gerekli değildi ama Arkadi şüpheli görünmememiz için her şeyi en ince detayına kadar incelemelerine izin vermişti.

Arya'nın beyaz gömleğinde kan damlaları vardı. Bundan tiksinsede durumu zorlaştırmamıştı. Zaten yeterince sorunumuz var diyerek beni geçiştirmişti.

Arya kandan korkardı oysa. Şu an göğüs kafesine serpilmiş kana bakamıyordu bile. Arkadi sık sık onu gözetliyor, yaşayacağı her hangi kriz durumuna karşı temkinli davranıyordu. Kafamı dizlerime gömerek nefeslerimi düzene sokmaya çalışıyordum.

"Ne demek şüpheli?!" Arya birden bağırmaya başladığında kafamı kaldırarak onlara baktım. İki polis memuruna doğru bağırdığını gördüğümde yerimde rahatsızca kıpırdanmıştım.

Arkadi memurların önünü keserek bana bakmalarını önledi. Arya ellerindeki dosyaları onlara doğru sallıyordu. "Siz kafayı mı yediniz?!"

"Hanımefendi izin verin işimizi yapalım,"dedi memurlardan biri. Arkasındaki arkadaşına gel işareti verdiğinde Arkadi önlerini kesmişti yeniden. "Durumu zorlaştırmayın lütfen"

"Kris kaç!" Arya bir anda bana doğru bağırdığında yerimden kalkmak için bir hamlede bulundum ama alnımda hissettiğim soğuk metal yerime sinmeme sebep olmuştu.

Melike elindeki silahı şakağıma dayadığında diğer elinde açık duran kimliğini bana doğru uzatmıştı.

Alyona Olga Vlada, KDP, ikinci dereceli ajan.

Neye uğradığımı şaşırdığımda sertçe yutkunmuştum.

"Bunu yapmak istemezsin" dedi Melike, yani Alyona deminki ılımlı havasını kaybeden sesiyle. Kimliğini eteğinin kumaşına sıkıştırdığında eliyle polislere arabayı gösterdi. "Siz önden gidin"

Polisler bir bir arabalarına geçerken ben zihnimi dolduran sislerden kurtulamıyordum. Rosalia'nın yazdığı başlıklardan birinde KDP hakkında bilgiler vardı. Bize anlatmıştı hepsini.

Bir gün onlardan biriyle tanışacağımı, hatta onlardan birinin kafama silah dayayacağını hiç düşünmemiştim.

Arya eliyle ağzını kapattığında bana doğru bir adım attı ama Arkadi onu durdurmuştu "Tehlikeli, yaklaşma" demişti sadece.

"Sanırım yeniden tanışmamız gerekiyor, Kristina Petrova," dedi Alyona silahını geri çektiğinde. Polisler çoktan burayı terk etmişti. Demin bana doğru silah tutan eli şimdi bana sıkmam için uzatılmıştı. "Ben Alyona Olga Vlada, işte şimdi tanıştığımıza memnun oldum,"

"...Dedektifler bir nevi işte, polislere ve devlete çalışıyorlar. Sadece tehlikeli olaylara karışıyorlar. Başlarında kendini çok iyi gizleyen birisi var. İşin içinde tehlike yoksa onlarla karşılaşman imakansızdır. Hep onlardan biriyle karşılaşmak istemişimdir..." Rosalia'nın sesi kafamın içinde dönüp duruyordu.

"...Onlara KDP diyorlar, beş derece var aralarında. Daha fazlasını bilmiyorum, çok tehlikeliler ve tam üç gündür üstünde çalıştığım başlığı sildirdiler bana. Sırf onların radarına girmemek için silmişler resmen tüm emeğimi..."

Eve gidebilirsem Rosalia'nın alnından öpecektim. Şu an nerede olduğumu, kime götürüldüğümü bile bilmiyordum. Önümüzde yürüyen kadının da kim olduğunu bilmiyordum. Bu kadar belirsizliğin içinde ufak bilgilerin bile olması iyi hissettiriyordu. Bunu Rosalia'ya borçluydum.

Arya koluma girmiş kimseyi bana yaklaştırmıyordu. Arkadi önümüzde yürüyor, Alyona bizden birkaç adım uzakta ilerliyordu.

Bize tek bir açıklama bile yapmadan arabaya bindirmişti resmen. Arya olay çıkartınca hepimizi almak zorunda kalmıştı. Olanları hala kavrayamıyordum.

Ben şu an neredeydim?

Sadece işleri yürütmek için gelmiştim buraya ama daha şimdiden iki ölüm görmüştüm. Şu anda tüm ülkeyi eline almış KDP örgütünün ikinci dereceli ajanı tarafından bilmediğim bir yere götürülüyordum.

İsmini bile daha yeni öğrendiğim adamı öldürmek suçuyla hemde. Ellerim terden sırılsıklamdı. Arya'nın elleri hep olduğu gibi bumbuzdu yine.

Kafam o kadar karışıktı ki neye dikkat edeceğimi, kimi gözetleyeceğimi bile bilmiyordum.

Alyona durduğunda biz de durmuştuk.

Onu sessizce takip etmemiz biraz saçma değil mi?

Yönünü bize doğru çeviren Alyona hepimizi tek tek süzdü. "Petrova yanlız geliyor,"

"Hayır, gelmiyor" dedi Arya biraz daha bana tutunarak. Beni bırakmayacak gibiydi. Arkadi önümüze geçtiğinde kendi fikrini açıkça belli etmişti.

"Sizi içeri alamam, lütfen sorun çıkartmayın," eliyle kenarda duran adamlara bizi gösterdiğinde Arkadi belindeki silahı çıkarmıştı. "Silahını geri sok, çocuk. Üstünüzü aramamış olmamızın sebebi size güvenmemiz değil," eliyle gelişi güzel ertafı gösterdi. "Burada yetişen tetikçileri öylece altedemezsin"

"Ya hepimiz, ya da kimse," dedi Arkadi çenesini kaldırarak. "Nişanlımı öylece tanımadığım birisiyle göndermem"

"Vlada, bırak. Hepsi gelsin" içeriden gelen kalın erkek sesiyle sırayla hepimiz Alyona'nın karşısında durduğu kapıya bakmıştık. Alyona sadece kafasını salladığında Arkadi silahını beline yerleştirmişti.

"Biz neden herşeyi bu kadar çabuk kabulleniyoruz?" dedi kısık bir sesle Arya. Temkinli gözleri etrafı tarıyordu. "Bir KDP ajanına karşı gelebileceğini sana düşündüren ne?" Arkadi aniden ona cevap verdiğinde Arya göz devirmekle yetindi.

Aynı sırayla Alyona'yı izleyerek odaya girmiştik. Oda ahşaptan yapılan tavan ve aynı tonlarda duvar boyasıyla süslenmişti. Kenarda duran iki çekmece ve lavabo olduğunu varsaydığım küçük bir kapı vardı. Ortada duran yuvarlak masayı saymazsak oda neredeyse bomboştu.

Bakışlarımı nihayet masaya çevirdiğimde herkesin beni izlediğini gördüm. Arya tırnaklarını koluma geçirirken ben yutkunmakla meşguldüm. Alyona kendi evindeymiş gibi çaprazımızda duran sandalyeye geçmişti.

Masanın başında orta yaşlı bir adam oturuyordu. Otuzlarının başında gibi duruyordu. Siyah tutamları aynı rengi paylaşan gözleriyle bütünleşmiş gibiydi. Üzerindeki siyah takım elbisenin sol kısmında altı köşeli yıldız amblemi vardı.

Onun sağında oturan adama baktığımda kahverengi saçlarını geriye iterek bizi izliyordu.

Onun önünde bir kadın oturuyordu. Sarı saçlarını tek omuzuna toplamıştı. Yeşil hareleri sıcak bir ifadeyle bakıyordu.

Onun yanında oturan adama baktığımda onun bizi izlemediğini görmüştüm. Diğerleri bize bakarken o masaya bırakılan dosyayı inçeliyormuş gibi yapıyordu. Yeşil hareleri sanki bir şey okuyormuş gibi sayfalarda geziniyordu. Kısa kesim siyah saçları kaş hizasına kadar geliyor, gözlerini gölgede bırakıyordu.

Onu uzun süredir kestiğimi ismimi duyunca anlamıştım. "Kristina Petrova," masanın başında oturan adam bana seslendiğinde bakışlarım ona doğru kaymıştı. "Buyrun geçin, ayakta kaldınız" eliyle önümüzü gösterdi.

Bakışlarım Arya'ya kaydığında onunda beni izlediğini görmüştüm.

Ne yapacağız?

Ben ne bileyim ya.

Oturalım mı ki?

Bakışlarım Arkadi'ye kaydığında kaskatı bir ifadeyle onları süzdüğünü gördüm.

Derin bir nefes alarak karşımdaki sandalyeyi çekip oturdum. Bu bir kabullenişti. Bu herşeyin başlandığı yerdi. Benim sandalyeyi çekip oturmam bir şeyleri kabul ettiğim anlamına geliyordu.

Her ne kadar neyi kabul ettiğimi bilmesemde.

Arya sağıma, Arkadi soluma geçtiğinde artık ilk adımı atmıştık. Derin bir nefes alarak omuzlarımı düz bir hizaya getirdim.

"Öncelikle bahsi geçen kişi, yani Kenan Yılmaz. Kendisini hayatım boyunca ne duydum ne de gördüm. Bu gün ilk kez kendisiyle tanıştım. Üzerime atılan hiçbir iftirayı kabul etmiyorum," dedim bakışlarımı tek tek hepsinin üzerinde gezdirirken.

Bu açıklamayı yapmak istemiştim nedense.

Masanın diğer tarafında oturan altın rozetli adam kafasını olumlu anlamda salladığında geriye yaslanmıştı. "Sizi buraya bunun için çağırdık bayan Petrova, ama bu sizi suçladığımız anlamına gelmez," hafifçe gülümsediğinde gamzesi belirginleşmişti. "Sizi buraya yardımınız için çağırdık"

"Nasıl yani?" bunu soran Arya olmuştu. Bu sorusunu destekleyerek adama baktım.

"Şöyle ki," adam yerinden kalktığında ne zamandır orada olduğunu bile bilmediğim televizyonun yanına geçti. "Hedef Kenan Yılmaz değildi"

Elindeki kumandaya bastığında ekrandan hışırtılı sesler yükselmeye başladı. Bir süre karanlığı izledik sonra görüntüye bir yüz eklendi. Tanıdık yüzü gördüğümde dosyayla oynayan adama bakmıştım. Görüntüde olan adam oydu.

Saçları dağınık, yeşil hareleri yorgundu. Yüzünde kan vardı. Çenesindeki kesik izlerini gördüğümde elim kalbime gitmişti.

Arya kanı gördüğü an kafasını masaya çevirdi.

Görüntü ekranın yarısı kadar küçüldüğünde diğer tarafta altın rozetli adam belirdi. Etrafı bilgisayarlarla donatılmış bir yerdeydi. Eli kulağındaki kulaklıkta ekrana bakıyordu. Diğer taraftaki yüzü kanlı adam koşuyordu sanki.

"Neler oluyor, Taha?" altın rozetli adam bilgisayaraya biraz daha yaklaşarak diğerine bu soruyu yönlendirdi. "Her kes iyi mi?"

Taha olduğu varsaydığım adam zar zor biryere girdiğinde kesik nefesler alıyordu. "Kahretsin!"

"Yaralandın mı?" dedi yeniden kulaklığını çıkarıp takarken. "Cevap ver artık!"

"Tetikçi öldü, ama bir sorunumuz var," dedi saklandığı yerden kamerayı dışarıya doğrulturken. Manzara tanıdıktı. Petrov şirketinin karşısında duran binanın yukarı katıydı bu. Kameranın çektiği aralıktan uzaktan da olsa bizi görebiliyordum. Bina tamamen camdan olduğu için bizde açık hedef halindeydik.

"Kız kurtuldu ama piç kurusu son anda tetiği çektiği için Kenan Yılmaz olduğunu düşündüğüm adam öldü..." yeniden sessizliğe boğulduğunda kolundaki yarayı daha yeni farketmiştim.

"Ne demek öldü?!" altın rozetli adam bağırarak elini masaya vurdu. "Bunun ne demek olduğunu biliyorsun değil mi?!"

"Şu anda karşı taraftan ateş ediliyor, yanlız değilmiş," dedi Taha yarasını sıkarak etrafına baktığında. "Kapatmam gerek,"

Görüntü silikleşerek kapandığında televizyonun yanında duran adam bize doğru döndü. "Hedef sizdiniz"

Bu üç kelime beni dumura uğratmıştı. Hedef bizdik. Ölmesi gereken bizdik. Bizim yüzümden iki kişi bu gün hayatına veda etmişti.

Ellerimle yüzümü kapattığımda duyduklarımı, izlediklerimi hazmetmeye çalışıyordum. Tetikçi her kimse bizi öldürmek istemişti. Bunun için Türkiyeye gelmemi mi bekliyordu?

"Bu bugün çekilen görüntülerdi," adam yeniden konuştuğunda parmaklarımı aralayarak ona baktım. Devamı da mı vardı? İç sesimi duymuş gibi kafasını sallamıştı. "Devamı da var"

"Bu görüntüleri çektiyseniz bu saldırıdan haberiniz vardı," Arya aniden araya girdiğinde bütün gözler onu bulmuştu. "Neden bunu engellemediniz?"

Bu soruyla herkes sessizleşmişti. Arya çok güzel bir yere değinmişti. Aynı sorgulayan ifadeyle onlara baktığımda Alyona uzun süre sonra masaya doğru eğilip bize baktı. "Bizi az çok tanıyorsunuzdur, KDP emin olmadığı halde hamle yapmaz."

"Ölebilirdik," dedi Arya kısık bir sesle. "Tek bir hatanızda hepimiz ölebilirdik!" bu kez bağırmıştı.

"Sakin ol çilli, şu an ölmediysen bile bunu bize borçlusun" bunu söyleyen rozetli adamın sağında oturan adamdı.

"Görevinizi yaptığınız için size teşekkür etmeyeceğiz," dedi Arkadi sert bir ifadeyle. "Ona bir daha öyle seslenirsen, seni çilleri göremeyeceğin bir hale getiririm ajan"

"Sakin ol, Taras," adam Arkadi'nin soyismine bilerek vurgu yaptığında pişkince gülümsemişti. "Demedik bir şey çilline"

Adam Arya'ya daha yakın oturduğu için ona bakmıştı. Gözleri yüzüne serpilen çillerde gezindiğinde gülümsemesi daha da derinleşmişti. Elim masada yumruk halini aldığında Arya bir anda yerinden kalkarak Alyona'nın arkasından geçti ve adamın kafasını masaya yasladı.

Ellerine doladığı saçlarını çekiştirdiğinde adamın yüzündeki pişkin gülümseme kaybolmuştu. "Taras sadece uyardı," dudaklarını adamın kulağına yaklaştırdığında kafasını yavaşça kaldırmıştı. "Ama ben eylem insanıyımdır"

Bu kez gülümseyen Arkadi olmuştu. Bir tek kalkıp alkışlaması eksikti. Arya adamın kafasını sertçe masaya iteklediğinde yeniden yerine oturmuştu. Adam artık bize ölümcül bakışlar atıyordu. Özellikle Arya'ya.

"Dua et kadınsın..." dedi tükürürcesine ama bu sefer onu susturan yanında oturan sarışın kadın olmuştu. Adamın kafasına vurduğunda kaşlarını çatarak gözlerini kıstı. "Kadınsın derken?"

Alyona elinin tersiyle adamın omuzuna bir tane geçirdi "Bokunu çıkarma istersen"

Arya onları umursamadı bile. Kollarını göğsünde birleştirdiğinde geriye yaslanmıştı. Kısık gözlerle altın rozetli adamı izliyordu. "Devam edin lütfen"

Adam biz süre diğerlerini izledi daha sonra kafasını sallayarak kumandaya bir kez daha bastı. Bu kez görüntüye giren ilk şey kar olmuştu. Bembeyaz örtü gözlerimi kamaştırdığında uzakta görünen kırmızı kabana bakıyordum. Bir kadın vardı görüntüde.

Kamera biraz daha yaklaştığında gördüğüm tanıdık görüntüyle sertçe yutkundum. "Mila abla..." sesim fısıldar bir tondaydı. Görüntüde Mila ablam vardı. Yerimden kalktığımda görüntü yönünü değiştirdi. Tanımadığım bir adam kadroya girdiğinde çatallı sesi duyulmuştu.

"Tetikçi ortadan kaldırıldı efendim," adam eliyle arkasını, Mila ablamın olduğu yeri gösterdi. "Hanımefendi güvende"

Görüntü yeniden kapandığında bir süre siyah ekranı izledik. Sonra tamamen farklı bir kayıt açılmıştı. Bu sefer güneşli bir yer görünmüştü. Burayı hatırlıyordum.

Geçen yıl çekilmiş bir kayıtdı bu. Bu sefer hepimiz birlikteydik. Mila ablam, Dicle ablam ve ben. Bahçemizde piknik yapmış sonra havuza girmiştik. Bütün o saatler boyunca izlendiğimizi asla hissetmemiştim. Benim yüzümden hepsi tehlikeyle burun buruna gelmişti. Hemde bir çok kez.

Kayıtta üçümüz de zıplayarak dans ediyorduk. Mutlu olduğum anlardan birisiydi. Yine deminki adamı gördüğümde kamerayı kendinden uzaklaştırarak eliyle arkayı göstermişti. "Bu artık yedinciydi efendim, tek bir ayda tam yedi tane. Tetikçi ortadan kaldırırldı," gözlerini kıstı. "Umarım hanımfendiler güvendedir"

Demin eminken bu sefer artık sadece güvende olmamızı diliyordu. Titrediğimi bile farketmemiştim. Yedi kez, belkide onlarca kez. Tüm ailem tehtid altındaydı. Sevdiklerim ölümle burun buruna yaşıyordu.

Görüntü yeniden kapandığında bu kez tamamen farklı bir yeri izliyorduk. Görüntüde bahçesindeki çiçekleri sulayan bir adam vardı. Gözlüklerini elinde tutuyordu. Onu tanıyamadığımda Arya birden ayağa kalkmıştı. "Baba..."

Şaşkınlıkla ona baktığımda görüntüyü acıyla izliyordu. "Babam iyi mi?" sorusunu altın rozetli adama vermişti. Adam kafasını salladı. "Güvende"

Yeniden kamera çevrildiğinde bu kez tamamen farklı bir adam vardı görüntüde. "Adam güvende, tetikçi susturuldu"

Bir kez daha karanlığı izlediğimizde kimi göreceğimizi bekliyorduk. Terleyen avuçlarımı pantolonuma sürttüğümde kayıt açılmıştı. Uzun saçlarını savurarak arkadaşlarıyla yürüyen kızı gördüğümde ağzım açık bir şekilde olanları kavramaya çalışıyordum. "Kardeşim lan o benim!" Arkadi ayağa kalktığında sandalyesi yeri boylamıştı.

Kayıtta gülerek arkadaşlarına birşeyler anlatan kız Arkadi'nin kız kardeşi Lara Volkova'ydı.

Görüntüye bir kadın girdiğinde etarfına kısaca bir bakış atmıştı. "Kız güvende, tetikçi ortadan kaldırıldı"

Yeniden karanlık geldiğinde üçümüzde ayakta durmuş sıradaki kurbanı bekliyorduk. Hepimizin ailesi tehlikedeydi. Tek bir kurşun bizden tüm hayatımızı alabilirdi.

Bu son olmalıydı çünkü adam kumandayı masaya bırakarak ellerini ceplerine yerleştirdi. "Gördüğünüz gibi, hepiniz tehlikedesiniz." Kravatını düzelterek yerine geçti. "Biz size yardım etmek ve sizin de yardımınızı almak için bu toplantıyı yapmaya kararı verdik"

"Oturun, tanışalım" eliyle yeniden yerimizi gösterdiğinde onu dinleyen olmamıştı elbette. Sadece kafasını salladı ve geriye yaslandı. "Ben, Karan Vasilyev, altıncı dereceli KDP ajanı"

Sarışın kadın sıranın kendisine geldiğini anladığında bize bakmıştı "Sera Çelik, birinci derece"

Demin Arya ile tartışan adam bize bakmıyordu bile. "Arda Çelik, birinci derece"

Alyona zaten bildiğimiz ismi bir kez daha söylemişti. "Alyona Olga Vlada, ikinci derece"

Deminden beri susan, yüzümüze bile bakmayan adam kafasını kaldırdığında çenesindeki yarayı görmüştüm. Daha saatler önce elinde silahla birini vurmuştu ama bunu hiç belli etmiyordu. "Yiğit Taha İlhan, beşinci derece"

Onları bir bir aklıma kazıdım. Bu gece iki ölüm gerçekleşmişti. Sebebi bizdik. Ailelerimiz tehlikedeydi. Sebebi bizlerdik.

Bize yardım etmek istiyorlardı. Onlara izin verecektik.

Beni büyüten, yeri geldiğinde annem olan Mila ablam için bu yola başlamak benim için bir sorun değildi.

Umutsuzluğun ortasında bile umut vardı. Bizim umudumuz karanlığın içinde bir ışığın açmasındaydı. Yıllardır sakin bir şekilde yaşadığımızı sanarken aslında tehlikenin tam da kucağındaymışız.

Sevdiğim her kes soğuk namlunun ucundaydı.

Bunu yaptıran her kimse o namluyu alnına yaslamak için bu yol beni her nereye götürüyorsa boyun eğecektim.

Karanlık bir yola sapmıştık ve artık ne ışığın ne de yolun bir önemi yoktu. Bizi pekiştiren ve devam etmemizi sağlayan tek şey ailelerimizdi.

Sevdiklerimizdi.

Geçmişimizdi.