2. bölüm / 3
GADDAR1. Çatışma
Bölümler 3Şu an: 1. Çatışma
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Çağatay'ın gözleri beni buldu.
"Sonunda geldin diken" evet, benim lakabım ise diken'di.
"Ne istiyorsun Gaddar!" Çatık kaşlarla ilerleyip karşısında durdum. "Aydan seninle bir meselemiz vardı, hatırlatırım!" ona kafa tutmam sinirlendirmişti.
"Çağatay o hesabın kapanmadığını biliyorum ancak bilirim ben seni sen başka bir şey için gelmişsin buraya" gözlerinin en derin noktasına bakarak.
Onu çok iyi tanıyordum o'da beni çok iyi tanıyordu. Zaten bu bizim en büyük sorunumuzdu birbirimizi tanıdığımız için nereden vuracağımızı biliyorduk.
"Tamam itiraf ediyorum beniçok iyi tanıyorsun ama unutma ben'de seni senden iyi tanıyorum"
Eli önüme düşen perçemime gitti işaret ve orta parmağının arasına sıkıştırıp kulağımın arkasına yerleştirdi.
"Evet Çağatayseni dinliyorum niye buradasın" çağatay bir az daha yüzümü inceledi. "Aydan duydum ki belgeler için evime hain sokmuşsun" doğruydu belgeleri ve bilgi toplaya bilmesi için Çağatay'ın evine hain sokmuştum.
"Ve sende..." Ne diyeceğini bilsemde sözünü devam ettirmesini sağladım.
"Ve bende onu öldürdüm" beklediğim gibi, bu yüzden şaşırmamıştım. "Güzel" tek kelime etmiştim.
Onunla aramda çok sert bir sevgi vardı. Bir irimize temas ediyorduk ama bunu hiç bir zaman aşmadık veya hiç başka bir duygu hissetmemeiştik. Nede olsa onunla büyümüştüm ister istmez temaslarımız oluyordu.
Elinin yavaşça silahına gittiğini fark ettim. Bu yüzden benimde hemen belindeki silaha gitti. Aynı anda silahları birbirimize doğrultmamızla onun anneve babası beni, benim anne ve babam çağataya bağrıyordu.
Çağatayın kız kardeşi "abi dur yapma lütfen" Anna, Anna benim en yakın arkadasımdı her ne kadar abisiyle düşman olsamda çiçek teyze ve Kadir amcayla aram çok iyiydi onlar benim ikinci annem ve babamdılar.
İkimizde gözlerimizi ayırmıyorduk tam o an bir silah sesi patladı.
İkimizde tetiğe basmamıştık ses başka yerden gelmişti kafamı çevirdiğimizde gelen kişi mehmet'di.
Mehmet ikimizin ortak düşmanıydı. Silahlarımızı hemen indirdik ve belinize koyduk.
Etrafımızı Mehmet'in adamları sardı. Annem ve çiçek teyze yapmayın diye bağrıyordu ama kimse onları dinlemiyordu. Çağatay'ın iki dostu hatta kardeşi gibi olan adamlar bize gülümseyerek bakıyordu.
Sanki onlar halleder der gibi. Onlarıda tanıyordum ben küçüken onlarla takılıyordu çağatay.
Bir anda çağatayla sırtlarımızı birbirine dayadık. "Diken yapabilecek misin?" Dedi emin olmak ister gibi. "Beni o ezik itlerle karıştırma gaddar" gözlerim kaç adam olduğunu saydı.
"Sen istedin bunu diken üç diyince oradı sende" toplam 40 adam vardı yirmisi benim yirmisi onundu.
Çağatayın üç demesiyle ben sağ tarafa o sol taraftaki adamlara daldı. İlk adamın yüzüne yumruk atacaktım ama yumruğumun altından geçince ensesinden tutup boynunu kırdım.
İkinci adam üstüme yumruğuyla gelince kolunun altından geçip dirseğinden yakaladım. Gözlerim çağatayı buldu "gaddar arkama bak!" dememle arkasına dönüp adam tekme atıp bayılttı.
Tehlikeli bir şekilde birbirimize bakarak gülümsedik. Dirseğini tutuğum adama beş yumrukla bayılttım.
Bir kaç dakika sonra çoktan çağatay bütün adamları bayıltmış beni izliyordu. Benim ise sadec bir adamla dövüşmem gerkeiyordu.
Adam üstüme koştuğunda sağ kaçıp ıskaladım ve hançerimi çıkarttığım gibi arkasından boynunu kestim. Kanlar elime ve yüzüme bulaştı.
Gözlerimiz kesişti çağatay'la. En sonunda kanlı bıçağı hafifçe yukarı kaldırarak mahmet'e döndüm. "Peki şimdi ne olucak?" Bıçağı yere atarak. Mehmet silahını bir anda çıkararak çağataya doğrulturdu ve tetiği çekti.
Bir anda bütün sesler kesildi kuşlar uçmaya başladı. Herşey yavaşladı sanki o an çocukluğumuz geldi gözlerimin önüne yaşadağımız onca anılar.
Gözlerim doldu ama hemen geri yollayarak çağataya döndüm. Bana bakıyordum dişlerini sıkıyordu düşmemek için direniyor, eli karnının sağ kısmına tutmuştu.
Düşeceğini anladığım gibi ona koştum ve sıkıca tutum. Yavaşça yere doğru yatırdım ve kafasını kucağıma koydum. Bir elim yanağına bir elim yarasını bastırdım.
"Şu oraspu çocuğunu yakalayın" Mehmet korkudan kaçmaya başlamıştı bile, adamlarımın hepsi Mehmet'i kovalamaya başladılar.
Tekrar kucağımdaki çağataya döndüm. "Ölmessen olmaz mı?" Sesim çok masum çıkmıştı. "Ne o sen değilmiydin beni öldürmek isteyen?" Dediğinde bir anda içimde pişmanlık oluştu.
"Çağatay" diyebildim sadece son takatiyle "hmm?" Dedi bana kısık gözlerle bakarken "eğer ölürsen seni dirildip dirildip öldürürüm" diye endişemi sinirle kapatmaya çalışıyordum.
Ancak o beni iyi tanıyordu direk ne hissetiğimi anlamıştı. "Unutma aydan seni ben çok iyi tanırım benden saklayamazsın duygularını" dedi ve gözleri kapandı.
Çiçek teyze bağırarak ağlıyordu.
"Oğlum!" Hemen bizim yanımıza geldi hepsi ancak hiç birine dokunmasına izin vermedim.
Parmağımı yarasına sokup mermiyi tutuyordum. "DOKUNMAYIN!" Diye bağırmamla hemen bir kaç adım geri gittiler. Çiçek teyze beni dinlemeyip "oğlum, oğlum!" Çağatayı tutup sarsacaktı ki onu geri ittim.
"Dokunma ona!" Dediğimde gözü döndü. Ambulans geldiğinde hemen ilk yardım yapmaya başladılar. Yavaşça adamlara döndüm "parmağımı çıkaramam mermi içeride haraket ederse iç kanamadan ölür.
İlk başta bana inanmadılar ama kontural edince doğruluğunu kabul ettiler ve benimle beraber çağatayı haraket ettiriyorlardı. Ambulansa bindiğimizde kapıları kapattılar ve ilk yardımı yapmaya başladılar.
"Çok kan kaybetmiş acil kan lazım" dedi hemşire "benim kanım uyuyor" dediğimde bakışlar bana döndü "Aydan hanım kimliklerinin lazım" hemen kimliğimi çıkarıp çağatayın cebinden kimliğini çıkardım ve hemşireye verdim.
A Rh pozitif (A eraş pozitif) ti ikimizin kanı. Hemşire kafasıyla onaylayıp "size damar yolu açmamız gerek" dediklerinde iğneden nefret etsemde kolumu sıyırıp uzattım.
Hemşire koluma iğneyle deldi ve diğer hemşire'de çağatayın kolunu deldi. kanımı üç şırınga içine doldurmuşlardı, hemen kanımı cağataya enjekte ediyorlardı.
Ancak hemşire "yetmiyor biraz daha lazım" dediğinde benden neden almadığını anlayamamıştım "benden alın işte!" Diye bağrınca hemşire "bayıla bilirsiniz beş tüp kan verdiniz!" Dediğinde ölümüm son düşündüğüm şey bile değildi.
Hemşire kolumdan beş tüp kan daha alınca sonunda çağataya yetti. Ambulans sonunda çağatayın Hastanesi'ne ulaşınca hemen bizi indirdiler. Parmağımı Bir gram dahi titretmiyordum.
Acil bölmüne sedyeyle getirdiklerinde hemen doktorlar ilgilenmeye başladılar ve ameliyat haneye aldılar. Başım dönüyordu fazla kan alınmasından kaynaklıydı.
Duvara tutundum. Gözlerim acil kapısından giren Çağatayın ailesi ve benim ailemdi. Çiçek hanım hemen öfkeyle benim karşıma geçip kollarımı tutup sarstı. "Senin yüzünden oldu bu senin yüzü den naptın oğluma söyle!" Dedi ve Tokat atmasıyla gözlerim karardı ve bayıldım.
&
Yazar anlatımı...
Bir kaç saat geçmişti, çağatay uyanmış normal bir odaya alınmıştı. Aydan uyandığında çağatayı görsün diye çağatayın odadındaki serumlu bir şekilde koltukta yatıyordu.
Çiçek hanım kendini ağlaya ağlaya suçluyordu çünkü aydan'a vurmak onu çok pişman etmişti. Zaten aileler düşmandı şimdi daha da kinlenmişlerdi.
Doktor içeri girip çağataya baktı.
"Günaydın çağatay bey, sanırım Aydan hanım daha uyanamadı" dediğinde çağatayın gözleri aydanı buldu. "Ne oldu ona?" Diye sordu doktora çağatay
Doktor derin bir nefes alıp.
"Çağatay bey şöyleki siz vurulmadan önce sanırım dövüşmüş aydan hanım ve hemen sonrasında sizin vurulmanızdan kaynaklı panik yapmış zaten yorgunluktan kalbi hızlıyken daha da hızlanmış. Siz vurulduğunuzda yaranıza parmağını sokup mermiyi tutmuş acile gelene kadarda bir gram oynatmamış bile."
Doktor konuşmaya devam etti.
"Ambulans dayken kana ihtiyacınız varmış kanlatınız Aydan hanımla uyuştuğu için Aydan hanım kan vermiş" çağatayın gözleri aydan'a kaydı yine.
"Nirmalde bir insandan Max 5 tüp kan alabiliyoruz ancak size 5 tüp yetmeyince Aydan hanım'da durmayıp tehtid etmiş ondan kan alnaları için yani tam 5 tüp daha kan vermiş toplam 10 tüp kan vermiş size zaten herşey üst üste yaşandığı için bilinci ve direnci azalmış çiçek hanımında Tokat atmasıyla son direnci bitip bayılmış"
Çağatay şokla annesine döndü ona Tokat mı atmıştı diye düşünüyordu "anne!" Dedi çağatay sert bir sesle.
Çiçek "oğlum çok özür dilerim ben bir anlık sinir-" diyecektiki çağatay bağrınca "anlık sinirle mi? O kız benim hayatımı kurtardı sen nasıl benim canıma böyle bir şey yaparsın?" Çiçek daha da pişman oldu.
&
Gözlerimi bir anda açtım. Etrafa baktığımda gözüm çağatayı buldu. Hemen süzdüm onu bir şeyi var mı diye.
"Çağatay bey gayet iyi bence siz kendinizi düşünün" bu doktorun sesiydi hemen kaşlarım çatıldı. Kolumdaki serumu söktüm ve ayağa kalkacaktım ki herkez beni bir anda tuttu kalkmamam için.
"Hayır otur lütfen kalkmak yasak"
"Bırakın onu!" Çağatayın bağırmasıyla herkes beni bırakıp uzaklaştı. "Gitme" dedi çağatay o an kalbim tekledi sanki.
Sesli bir nefes verdim. "Tamam, gitmiyorum" dediğimde kimse bu kadar hızlı ikna olmamı beklemiyordu. Hemen telefonumu çıkarttım.
"Yapın!" Tek bir emir verdiğimde Osman "eyvallah patron" dedi ve telefonu kapattım.
Arkama yaslanıp kollarımı önümde bağladım. Ne yaptığımı herkes merak etsede tek kelime etmedim. Gözlerim çiçek hanımı buldu, çiçek hanım gözlerini kaçırıyordu sanki pişman olmuştu hemen bir adım öne çıkıp göz yaşlarını sildi.
"Kızım ben çok özür dilerim biranda kendimi kaybettim. Sana Tokat atmasaydım böyle olmayacaktı" pişmanlıkla konuşuyordu ancak ben hiç bir şey söylemedim.
İçeri iki kişi girdi biri eylül'dü. Eylül Çağatayın asistanıydı ancak eylül çağatya aşık olsada çağatay hiç o gözle bakmamıştı ona.
"Çağatay iyi misin ölüyordum korkudan" çağatayın yanına gidip ona sarılacaktı ki çağatay ellerini tuttu. "Dokunma bana, senin ne işin var burada?" İkinci giren kişi hemşireydi doktorun yanında durdu.
Eylül çağataydan uzaklaşıp bana nefretle baktı. Kadir amca "Çok sağol kızım 10 tüp kan vermişsin, dile benden ne dilersen" dediğinde. Gülümsedim ve kafamı hayır anlamında salladım.
"Ben karşılık için yapmadım" dedim Kadir amcaya tebessüm ederek.
Hemşire sohbete dahil olup "Ee bir yanlış anlaşılma olmuş 10 tüp kan değil 13 tüp kan verdi yalnız ameliyatta da ihtiyaç olunca üç tüp kan daha verdi"
Gözlerimi kaçırdım. "Bir dakika acile girdikten hemen sonra bayıldı nasıl kan versin ki?" Dedi doktor şaşkınca hemşire hanım "Şey biz hemşireler kan lazım diye konuşurken bilinci yerine geldi bir an bizi tehtid etti ondan kan almamız için bizde aldık malesefki"
Bir anda eylül "sen nasıl bir piskopatsın ya" dediğinde sinirli bakışlarım ona döndü. "Kapa çeneni!" Hemen gözlerini kaçırdı.
Bir anda kapı açıldı içeri giren mehmet'di...
Bölüm etkileşimi
