10. bölüm · Fırtınaya inat

Bölüm 7 💘

Bahar 🤍

Bölüm şarkısı ; Mabel Matiz öyle kolaysa 🌸
Bölüm sözü yada şiiri ; 🌸
Bir an sustu Dünya ,
O yerde kalınca.
Ben ellerimi ağzıma kapattım ,
Korkum gözlerimden taştı.
Adını söyleyemedim...
Ya bir daha duyamazsam diye.
Havva Soydan
Düğünden sonra bahar ile birlikte ailesiyle eve geçtik. Baharın öğrnediklerinden sonra yalnız kalmasını istemediğim için onunla kalmak istemiştim ama redettmişti benim inatçı arkadaşım.
Odama geçtikten sonra yorgun olduğum için üstümü değiştirip yatağa geçtim.
Uyandığımda çok susadığım için mutfağa gitmek için çıktım odadan.
Evin hiçbir ışığı yanmadığına göre herkes uyumuştu.
Mutfak kapısını açınca karşımda arkası dönük bir adam görmeyi beklemiyordum.
İki seçeneğim vardı,
Birincisi ya çığlık atıp tüm evi buraya toplayacaktım ,
İkincisi ise elime ne geçtiyse adamın kafasına geçirecektim.
İkinci seçeneği seçip, etrafa bir göz atınca masanın üstünde duran vazoyu görünce elime alıp sessizce bir şekilde adama yaklaştım ve vazoyu kafasında kırdım.
" Ahh "
Adamdan gelen tanıdık sesle kaşlarımı çattım.
Daha ne olduğunu anlamdan adam yere yığıldı. Elimde son parçası kalan vazoyu yere bırakıp, adama eğilip ters çevirdim.
Gördüğüm tanıdık yüzle, ellerimi ağzıma kapattım.
Resmen Rüzgara vurmuştum.
Misafir olduğum evde baharın küçük abisini bayıltmıştım.
" Of ne yapıcam ben şimdi "
Bir kaç dakika daha başında durduktan sonra bunun uyanacağı yok diye tezgahın üstündeki sürahinden bir bardak su alıp yine basının önüne geldim.
Bardaktaki tüm suyu üzerine döktüm. Gözleri aniden açılınca korkup bir adım geri gittim. Rüzgar önce başının üstündeki bana sonra yerdeki haline baktı.
Galiba şuan yerde ne işi olduğunu hatırlamaya çalışıyordu yoksa niye hayalet görmüş gibi baksın ki bana dimi,
" Rüzgar ! İyi misin ? "
Ayağa aniden kalkınca başındaki ağrı ile ağzından bir kaç küfür savurdu.
" Ne yaptın kızım sen bana "
" Şey ben karanlıkta arkası dönük birisi görünce hırsız sandım " dedim
Hala bana şaşkın şaşkın baktığı için daha detaylı açıklama yapmaya karar verdim.
" Seni hırsız sandığım için vazoyla kafana vurmak zorunda kaldım "
" zorunda kaldın ? "
Beni niye tekrar ediyor ki bu manyak adam
Diyen iç sesimi görmezden gelip, tekrar rüzgara döndüm.
" Evet "
" Kızım sen manyakmısın , madem hırsız sandın diğer kızlar gibi çığlık atsana, vazoyla vurmak ne. Ya gerçekten hırsız olsaydı o zaman ne yapacaktın "
O kadar sıkıcı ve uzun konuşmustu ki verdiğim tek cevap ;
" Diğer kızlara benzemediğmi söylemiş miydim ? "
" Ya sabır ya sabır tüm dediklerimden sonra dedigin bunu gerçekten. Ha gerçekten soruyorsan , bu günden sonra kimseye benzemediğini anlamış oldum. "
" Ya bana niye kızıyorsun ki, hem ne işin var gece gece mutfakta bide ışıklar kapalıyken "
Dediklerimden sonra bir kadını kaldırıp konuştu.
" Hesap mı vericem ? "
" Evet , gerekirse hesapta vereceksin"
" Veririz güzelimm "
Dediğinden sonra ben ona saf saf bakarken dediğinin yeni farkina varmiş gibi gözlerini kaçırıp yerden kalktı.
Yüzümü kızardı onun , yoksa ben mi yanlış görüyorum
Yanlış görmedin iç ses bende gördüm.
İyice alıştın sen bana , artık cevap vermeler falan
İç sesim diyene kadar ona cevap verdiğimi sonradan anladım. Ona göz devirip rüzgara baktım.
Eliyle ensesini kaşıyıp , yere bakıyordu.
Daha fazla bu saçma şeyin sürmemesi için ışığı açıp rüzgarın karşısina geçtim.
" Evet seni dinliyorum "
" Niye "
" Hesap vericektin ya onu diyorum "
" Haa evet , uyku tutmadı bende kendime kahve yapıyordum. Sayende başımda ağrıyor kahve yerine ilaç içmem gerek "
" Kusura bakma ama ilaç içemezsin"
" Ne "
" Şimdi söyle ki başına darbe aldığın için ilaç içemezsin bide 3 - 4 saat uyuyamazsım "
" Ne diyorsun kızım sen , ne yapıcam ben 4 saat ayakta "
" Birincisi 4 saat demedim, 3 yada 4 saat dedim. İkincisi ben ne bilim ne yapıcaksın. İstediğin şeyi yap banane , uyuma yeter. "
İlk defa bu kadar uzun konuştuğum için yorulmuştum.
" Ha 4 saat ha 3-4 saat ne fark eder. Sonuçta o kadar saat boyunca uyumayıp , ayakta kalıcam. "
Bir süre sonra tekrar konuştu.
" Hem senin yüzünden uyuyamıyorum banane diyemezsin "
Benim gibi öz ve az konuşan bir kıza göre o kadar uzun konuşuyordu ki konusmasının ortasında başını , sonunda ise ortasını unutuyordum.
Ayakta yorulduğum için bir sandalye çekip oturdum ve ve konuşmaya başladım.
" Benim yüzümden olmadı. Hepsi senin suçun "
" Ben mi , tabi vazoylada zaten ben vurdum kafama "
" Vazo benim elimde olabilir, ama suç senin "
" Allah'ım sen bana sabır ver "
Dediğinde pişkin pişkin " Amin 🤲 "
Diyince öyle baktı ki az kalsın korkup kacacaktım.
" Madem ben uyuyamıyorum, sende benle beraber uyumayacaksin "
" Neeee "
Öyle bir bağırmıştım ki önümde diz çöküp eliyle ağzımı örttü.
" Ne bağırıyorsun kızım tüm evi başımızamı toplayacaksın ? "
Gözümle elini işaret ettiğimde , elini çekti.
" Ben niye uyuyamıyorum , hem ben duramam ki o saat kadar ayakta "
" Şimdi ben ya uyuyakalırsam ve sabah uyanamayıp, ölürsem ne yapican , vicdan azabı çekmezmisin ? Sen yanımda kalıcaksın ki uyuya kalmayayım hem sıkılmış olmam hemde seni vicdan azabından kurtarmış olurum "
Bir an dediklerini düşündüm. Eğer uyursa beyin kanaması geçirebilir. Hem ölmesini istemezdim bu yüzden ;
" Tamam " dedim
" Şimdi iki kahve yapta içelim, uykunda kaçar. "
" Kahveyi niye ben yapıyorum "
" Hani sen vazoyla vurdun ya kafama, ayakta fazla kalamıyorum"
Üçtür hatırlatıyordu , bir defa daha tekrar ederse burda bırakıp giderdim o gün görecekti ölmek neymiş.
" Rüzgar "
" Hımm "
" Kahve makinası varmı ? "
" Bilmiyorum ki , hem kahveleri cezveyle yap diğer türlü içemiyorum"
" Ama "
Sustuğumda önumden kalkıp karşımdaki sandalyeye oturdu.
" Noldu ? "
" Ben cezveyle kahve yapmayı bilmiyorum ki "
Öyle bir güldü ki ona ters ters baktığımda gülmeyi bırakıp konuşmak zorunda kaldı.
" Tamam tamam gülmüyorum , kahveyi de ben yapıcam desene "
Ayağa kalkıp kahve yapmaya başladım. İşini bitirdikten sonra kendi önüne fincan , benim önüme ise kupa koyunca bu kaşımı kaldırıp ona baktığımda.
" Senin daha çok ihtiyacın var "
Cevap vermeyip kupayı elime aldım. " Yemek yapmayı biliyormusun "
Ciddi sorunca , alay etmeyeceğini anlayınca cevap verdim.
" Biliyorum tabiki o kadar değil "
" Mesala hangi yemekler "
" Ee makarnanın her çeşidini yapabiliyorum mesela "
Rüzgar yine gülünce çıldıracaktım az kalsın, bira daha gülseydi çarpacaktım ağzının ortasına.
" Maşallah sana, peki mıhlama yapmayı bilmiyor musun ? "
" Hayır , hem her kız mıhlama yapmayımı bilecek ? "
" Rizeli olduğun için sordum "
" Rizeli olduğumu nerden biliyorsun ? "
" Bahar söylemişti bir ara aklımda kalmiş "
" Hımm anladım, her Rizeli mıhlama yapmayı bilmek zorunda değil "
" Haklısın " dediğinde ben bile kendime hak vermiyorken onun bana haklısın demesi biraz garibime gitmişti.
Daha fazla rezilliğim hakkında konuşmak istemediğim için konuyu değistirdim.
" Bahardan niye sakladın gerceği ? "
" Hangi gerçeği "
" Ateşin nişanlanmasını diyorum. Sende ne unutkan çıktın arkadaş "
" Kusura bakma yaa az önce kafamda bir vazo kırılınca pek mantıklı düşünemiyorum "
" Rüzgar bak bu dört ettu daa , özür diledik işte daha ne isteyusun ve adam "
" Özür mü diledin alla alla ben niye duyamadım acaba , hem sen az önce şiveyle mi konuştun ?"
" Neyse ne sen soruma cevap ver "
Rüzgar ciddileşip tekrar konuştu.
" Bahar gerçeği öğrendiğinde düğüne gelmeyecekti, gelmeyi kabul etti diyelim bu sefer daha çok üzülecekti ve eğlenemiyecekti "
" Ama yine üzüldü ve eğlenemedi ki "
" Öğrenecegini düşünmedim. Ateşle nişanlısını uyarması için konuştum ama fayda etmedi. Bilseydim böyle olacağını en baştan ben analtırdım, en azından bana kırılıp, küsmezdi "
" Gönlünü ne zaman alıcaksın peki ?"
" Yarın sabah. Bu akşam pek üstüne gitmek istemedim. Yalnız kalması gerkiyordu "
" Tamam "
Bir yarım saat sonra uykum geldiği için gözlerim kapanacakken başımın altında hissetiğim eller ile daha fazla mayıştım ve uykuya daldım.
İlahi bakış açısı
Rüzgar Havva uykuya tam daldıktan sonra onu kucağına alıp odasına götürdü. Havvayı yatağına bıraktıktan sonra yanına oturup 3 saat boyunca izledi tabi bu koskoca 3 saat rüzgara on dakika gibi gelmişti. Saat geç olduktan sonra ayağa kalkıp gidicekkken, havvanın telefonundan gelen bildirim ile durup sessize aldı telefonun. Uyanmasını istemezdi bir bildirim yüzünden. Rüzgar odasina geçtikten tam bir saat sonra ise bahar evden ayrıldı. Eğer ki rüzgar havvanın telefonunu sessize almasaydı belki Havva bildirimi sesini duyup , baharın gitmesine engel olabilirdi.
Ama ne Havva duydu ne de birisi bahara engel oldu.
Bu bölümde bu kadarcık diğer bölümde görüsmek üzere hoşcakalın ballarımm. 🌸🤎
Diğer bölümde de ise yıllar önce ateş ve güneş nisanlanmasına sebeb olan anlaşmayı daha detaylı bir şekilde okuyacaksınız. 😘🩵