1. bölüm / 4
Fırtına Kelebeği1. Bölüm
Bölümler 4Şu an: 1. Bölüm
- 1 1. Bölüm1.608 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2. Bölüm643 kelime
- 3 3. Bölüm483 kelime
- 4 4. Bölüm700 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Çok güzel bir rüyanın tam ortasında telefonumdan gelen alarm sesiyle gözlerimi araladım. Birkaç saniye tavana bakarak kendime gelmeye çalıştım. Devam eden alarm sesi yüzünden yüzümü ekşiterek telefonuma uzanıp alarmı kapattım. Kollarımı iki yana açıp esnedikten sonra kalkıp banyoya gittim. Ellerimi ve yüzümü durulayıp kuruladıktan sonra mutfağa gidip kendime bir sandviç hazırladım.
Sandviçimden bir ısırık alarak odama doğru ilerledim. Ekmeği masaya bırakıp dolabıma ilerledim. Dolaptan bugün için hazırladığım kombinimi alıp üzerimi değiştirdim. Sandviçimi ve çantamı alıp evden çıktım. İş yerine geldiğimde arabamı park etip binaya girdim.
Odama doğru ilerlerken asistanım Merve'nin bana doğru geldiğini gördüm. Samimi bir tebessümle bende ona doğru ilerledim. Yanıma geldiğinde "Günaydın Selin Hanım." dedi.
Tebessümüm sürerken bende ona "Günaydın Merve, evet ne yapıyoruz bugün?" diye sordum. Elindeki tabletten bugünün planlarına bakarak önemli olanları söyledi. Büyük bir ciddiyetle dinliyordum onu. O da bana aynı ciddiyetle anlatıyordu toplantıları. Sorduğum soruları da cevaplarken odama gelmiştik bile.
Ben çantamı bırakıp koltuğuma oturduğumda Merve sorduğum son sorunun cevabını söylemeye devam ediyordu. Benim sorularım onun da söyleyeceği şeyler bittiğinde "Tamamdır Merve'cim çıkabilirsin." dedim o da arkasını döndü. Tam çıkacakken "Merve" dediğimde tekrar bana döndü.
"Bana kahve getirebilir misin?"
"Tabii ki hemen getiriyorum."
"Teşekkür ederim canım." diyerek tekrar önümdeki kağıtlara döndüm. Yarım bıraktığım tasarımı bulup devam etmeye başladım. Yaklaşık on dakika sonra biri kapıyı iki kere tıklattı. "Gel" diye seslendiğimde kapı açıldı ve Merve elinde kahveyle içeri girdi. Yanıma gelip kahveyi bana uzattığında "Çok sağ ol." diyerek kahveyi elinden aldım.
"Rica ederim." derken yüzünde samimi bir gülüş vardı. Kahveden bir yudum alıp masama bıraktım. Merve'nin "Selin hanım," demesiyle bakışlarım ona döndü. "Yeni müdürümüz bugün şirkete geliyormuş." dedi. Anlamamış bi ifadeyle baktığım için "Haberiniz yok muydu?" diye sordu. Başımı iki yana sallayarak haberimin olmadığını söyledim. "Ahmet Bey şirketi oğluna devrediyormuş. Oğlu Ege Bey şirkete bugün gelmek ve çalışanlarla tanışmak istiyormuş. Birazdan burada olur kendileri. Geldiğini haber vermek istedim." diyerek açıklamasını yaptı.
Başımı aşağı yukarı sallayıp "Tamam." dedim. Hafif bir tebessümle odadan çıktı. Kapı kapandıktan sonra çizimime devam ettim. Çizim bittiğinde diğer tasarımları da inceledikten sonra son dokunuşları yaptım. Saate baktığımda, moda tasarım ekibiyle olan toplantı saatimin geldiğini fark ettim. Gerekli çizimleri alıp kapıya doğru ilerledim. Odadan çıkıp kapıyı kitlerken arkamdan birinin bana "Merhaba." dediğini duydum. Duyduğum ses bir erkeğin sesiydi. Kapıdaki anahtarı alıp arkama döndüm.
Soru soran bir ses tonuyla "Merhaba?" dedim. Bana bir adım daha yaklaşıp "Selin Sayer siz misiniz?" diye sordu. Başımı sallayarak "Evet benim, buyurun." dedim. Sağ elini uzatıp "Ege ben, Ege Alkan. Yeni müdürünüzüm." diyerek kendini tanıttı. Kim olduğunu anladığımda bana uzattığı elini kavrayıp aşağı yukarı sallarken "Merhaba. Selin ben de, Selin Sayer şirketin moda tasarımcısıyım." diyerek kendimi tanıttım. Ellerimiz birbirinden ayrıldığında ikimizinde vüzünde minik bir tebessüm vardı.
Kolundaki saate bakıp tekrardan bakışlarını bana çevirdi. Daha sonra da elimdeki çizimlerde gezindi mavi gözleri. "Moda tasarım ekibiyle toplantınız var diye biliyorum. Eğer bir sakıncası yoksa toplantıya katılabilir miyim?" diye sorduğunda bakışları bendeydi.
"Tabii, tabii buyurun beraber geçelim." diyerek toplantı odasına doğru yürümeye başladım. Toplantı odasının önüne geldiğimizde kapıyı açıp içeri girmesini bekledim. İçeri girdiğinde kapıyı kapatıp Ege Bey'in yanında durdum. Ege Bey bakışların ona döndüğünü fark edince "Merhaba arkadaşlar. Ben yeni müdürünüz Ege Alkan. Ahmet Alkan'ın oğluyum. Bugünkü toplantınıza ben de katılıyorum. İsterseniz çok vakit kaybetmeyelim başlayalım." diyerek kendisini ekibe tanıttı. Ekip başını sallayarak bu fikiri onayladı. Ege Bey masanın diğer ucunda ki sandalyeye otururken ben ise her zaman ki gibi yerimi aldım.
Elimdeki çizimlerin her birini ekibe dağıtıp konuşmaya başladım. "Bunlar bu sezonun koleksiyonu. Bu yıl yapılacak çekimde bu tasarımları kullanmak istiyorum. Eğer gözünüze çarpan ve değiştirilmesi gerektiğini düşündüğünüz bir detay varsa söyleyebilirsiniz." Çizimini bugün bitirdiğim özel tasarımı da Ege Bey'e verip "Bu tasarım çekimin star parçası olacak. Bunu sizin incelemeniz daha uygun olur diye düşünüyorum. Düşüncelerinizi çekinmeden dile getirebilirsiniz." diyerek ekibin ve aynı zamanda Ege Bey'in tasarımları incelemesini bekledim.
Ekibin her bir üyesi sırayla tasarımlarda ki kusurları ve eklenmesi gereken detayları fikir olarak sundular. Her birini ciddi ve dikkatli bir şekilde dinledim. Her tasarıma minik bir detay eklemeye karar verdik. Tasarımların kumaşlarını da kararlaştırdık ve konuşmaya devam ettik. Biz ekip ile tartışırken Ege Bey'in "Selin Hanım," demesiyle birlikte bakışlarımız ona döndü. "Çekimde bu tasarımı hangi manken giyiyor?" diyerek cümlesini tamamladı.
Mavi gözleri bir benim bir de elinde tuttuğu özel tasarımın arasında gidip geliyordu. "Henüz mankenler belirlenmedi. Öncelikle tasarımların tamamlanması gerekiyor." diyerek sorusuna gerekli cevabı verdim. Neyi merak etmiş olabilir ki? Bir tane manken giyecek işte, ne farkı var? "Neden sordunuz? Bir sorun yok değil mi?" diyip düşüncelerimi dile getirdim.
"Hayır, tasarımınız gayet güzel olmuş. Bence bu parçayı çekimde siz giymelisiniz. Sizde daha hoş duracağına eminim."
"Çok teşekkür ederim Ege Bey. Ancak her yıl çekimlerde manken kullanıyoruz. Yani daha önce hiç bir çekimde manken olarak bulunmadım. Yapabileceğimden emin değilim."
"Bence Ege Bey haklı Selin. Bu tasarımı en iyi sen taşırsın. Bir düşün derim." diyerek Mert'te konuya dahil oldu. Bütün bakışlar bana dönerken benim gözlerim sadece Ege Bey'in gözlerinin içine bakıyordu.
Daha sonra ekibin her bir üyesinde gezindi bakışlarım. Hepsi bana bakıyordu. "Arkadaşlar bakmayın öyle, yapamam ben." diyip tekrar red etmeyi denedim. Sanırım başarılı olamayacağım. Ekibin bakışları beni bütün elbiseleri giymeye ikna edecek türden bakışlardı. Özellikle Ege Bey'in. Onun bakışları karşısında hayır demek, imkansızdı sanki. Neden böyle hissettiğimi anlayamadım.
Tamam kabul. Ama sadece bu yıl olacak çekim için." diyerek bu bakışların son vermesini sağladım. Herkes beni alkışlamaya ve tebrik etmeye başladı. Ege Bey hariç. Çok önemli bir toplantısı iyi geçmiş gibi bir ifade vardı yüzünde.Büyük bir zafer kazanmıştı sanki. Ama anlamlandıramadığım bir şey daha vardı gözlerinde. Çok fazla sorgulamamak lazım. Sonuçta yeni tanıştık ve kendisi benim patronum.
Toplantıyı sonlandırmak adına "Evet arkadaşlar burada bitirebiliriz. Konuştuğumuz detayları da ekleyip tasarımların son halini gruba atarım. Bir sonra ki toplantıda görüşürüz." diyerek ayaklanıp çizimleri topladım. Ben tasarımları kontrol ederken ekip çoktan odadan çıkmıştı. Odada yalnız kaldığımı düşünürken yanımda hissettiğim bedenle bakışlarım o yöne döndü. Ege Bey odadan çıkmamış elimde ki çizimlere bakıyordu.
Ona baktığımı hissedince mavi gözleri kahve gözlerimle buluştu. O buluşma anında içimde garip bir his oldu ama ne olduğunu bimiyorum. İkimiz de sessizce birbirimize bakarken sessizliği bozan Ege Bey oldu.
Selin Hanım, bugün başka toplantınız var mı?" diye sordu gözlerini gözlerimden çekmeden
"Evet, sanırım dört tane daha toplantım var. Çekim hazırlıklarına başlanması gerekiyor. Bugün biraz yoğun bir gün yani." diye cevap verdim sorusuna karşılık olarak.
Başını anladım der gibi aşağı yukarı salladı ve "Toplantılara katılmamda bir sorun yok değil mi?" diye sordu. Bu adam niye benim toplantılarıma girmek istiyor? Daha bugün geldi yormasa kendini. Hem toplantılara girip ne yapacak ki?
Bir dakika ya! Ben niye bunları düşünüyorum? Yoruluyorsa yorulsun. Beni ilgilendirmez.
Düşüncelerim Ege Bey'in elini yüzümün önüne getirip, "Merhaba" der gibi sallamasıyla bölündü. Bakışlarımı toplantı odasının kapısından ona çevirdim. Kısa bir an bakıştıktan sonra "Toplantılara katılmak için benden izin almanıza gerek yok Ege Bey. İstediğiniz zaman istediğiniz toplantıya katılabilirsiniz. Ama daha yeni geldiniz. Kendinizi ik günden bu kadar yormasanız keşke." diyerek az önce kafamdan geçen saçma düşüncelerimi Ege Bey'in yüzüne karşı söyledim.
Merve'cim canım asistanım benim. Hadi gel ve bir şeyler söyle. Toplantılarımı hatırlat. Kurtar beni şu durumdan. Kapıya baktım, gelen giden kimse yok.
Tekrar Ege Bey'e baktığımda yüzünde gizlemeye çalıştığı bir gülümseme vardı. Gülümsemesini benden saklamak için yüzünü sağa çevirdi. Neden gülmek istiyorsunuz acaba Ege Bey? Komik bir şey mi var? Söyleyin bizde gülelim.
Ciddiyetini toplayıp tekrar bana çevirdi bakışlarını. "Dediğiniz gibi, yeni geldim. Hem işe hem de buradaki düzene alışmam gerekiyor. Bu yüzden biraz zamana ihtiyacım var." diyerek saçma düşüncelerime gerekli cevabı verdi. Yüzüne boş boş bakarken birinin odaya girdiğini hissettim. Bakışlarımı kapıya çevirdiğimde Merve'yi gördüm.
Merve çok teşekkür ederim. Sana fazladan izin günü yazacağım, İyi ki varsın benim canım asistanım.
İki saniyede Merve'nin yanına gidip "Merve, bugün yapılacak toplantıların saatini Ege Bey'e söyleyebilir misin? Kendisi bugün bana eşlik edecek. Sonra da bana bir kahve daha getir tamam mı?" dedim ve Merve tamam dedikten sonra hızlı adımlarla odama ilerledim.
Odanın önüne geldiğimde kapıyı açmaya çalıştım ama açılmadı. Kapıyı kilitledin çünkü Selin. Aklın nerede kızım? Anahtarı çıkarıp kapıyı açtım ve içeri girdim. Arkamda kalan kapı kapanınca çantamı masaya bırakıp koltuğa oturdum.
Kafamda cevabını bilmediğim çok fazla soru var. Biz az önce ne yaşadık? Ben neyden kaçtım? Ege Bey neden gülmemek için kendini tutuyordu? Gülünecek ne vardı? Onun iyiliğini düşünüyor olmamamı gülmüştü?
Birisi çıkıp bu soruların cevabını verebilir mi?
Alnımı masaya yaslayıp ellerimi de kafamın arkasında birleştirerek bir süre öyle bekledim. Kafamdaki soruları susturmak için herhangi bir şarkıyı mırıldanmaya başladım. Şarkının başından sonuna kadar hepsini iki kez söyledim ama yine de kafamdaki sesler susmadı.
Kapının iki defa tıklatılmasıyla başımı masadan kaldırıp kapıya baktım. "Gel." seslendikten sonra Mevre yine elinde kahveyle içeri girdi. Bana doğru yürürken "Dur Merve, dur." dediğim için olduğu yerden bana bakmaya başladı. Koltuğumdan kalkıp masanın önünde duran koltuklardan birine oturdum.
Merve ne yaptığımı anlamış olacak ki kahveyi önümde ki sehpaya koyup, tam karşımdaki koltuğa oturdu. "Selin Hanım siz iyi misiniz? Toplantı kötü mü geçti? Gerçi sizin toplantılarınız hep iyi geçer. Ege Bey'le mi bir sorun oldu?" dedi endişeli ve meraklı bir sesle.
"Merve, şimdi sana bir şey anlatıcam ve bana ne olduğunu söyleyeceksin. Anlaştık mı?"
"Anlaştık Selin Hanım. Dinliyorum." dedi. Toplantı odasında olanları, o an hisettiklerimi ve az önce kafamda dönen soruları ona anlattım. Ben anlatırken yüzündeki endişeli ifade şaşkın bir ifadeye dönmüştü.
"Selin Hanım!" dedikten sonra sağ elini dudaklarının üzerine kapattı. 'Ne var?' der gibi başımı iki yana salladım. Elini ağzından çekip "Siz Ege Bey'e aşık olmuşsunuz!" dedi tek nefeste.
Gözlerimi ve ağzımı şaşkınlıkla açıp öylece baktım. Az önce onun yapyığı gibi elimle ağzımı kapattım. Elimi hızla çekip "Saçmalama Merve. Olmaz öyle bir şey. Alakası yok. Ne alaka yani." diye söylenerek ayağı kalktım ve odanın etrafında saçma sapan dolanmaya başladım. bir yandan da Merve'nin söylediği şeyi inkar etmeye devam ediyordum.
Ben ve Ege Bey'e aşık olmak. İnanılmaz saçma. Niye olsun ki böyle bir şey?
Merve bana "Siz olmuşsunuz" bakışı atarken, duygularımın açığa çıkması beni birazcık mahçup etmişti.
Bölüm etkileşimi
