Vaveyla Kitaplığı
FEODAL SİSTEM
- Bölüm
- 2
- Kelime
- 1.369
- Okunma
- 22
- Beğeni
- 0
- Kütüphane
- 0
- Yorum
- 0
Bölümler 2Okumak istediğin bölümü seç.
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hikâyeye ilk bakış
Kitap Hakkında
Karaçay köyü Toros dağların ardında saklı küçük bir köydür. Evleri taş ve kerpiçten yapılmış dar sokakları ise birbirine yaslanıyordu. Tepesine kurulmuş konağın gölgesi köyün üzerine düşmekteydi. Sabahın ilk ışıklarında bile taşları duvarları titrerdi.
Bu köyün ağası da Mirza Ağaydı. Köyün kaderini belirleyen kişi de son sözü de söyleyen yine mirzan ağaydı. Köy halkı sabahın ilk ışıklarında kalkardı. Tarlaya gidip koyunlarını otlatırdı. Ama ne kadar çalışırsa çalışsınlar bu köydeki toprağın yarısı hep Mirzan ağaya vermek zorundaydılar. Geriye kalan ile de hayatta kalmaya çalışırdılar. Toprağın sahibi imse onun sözü geçerdi. Bir yanlış adım, bir söz hayatlarının sınırlarını çizerdi.
… O Sabah rüzgâr çok sert esti. Taş evlerin arasından geçip dar sokaklarda savruluyordu. Kuru otların ve toprak kokusunun içine karışıyordu. Sessizlik bu köyde yılların korkusunu gibiydi. Konuşanlar ya da susturuluyordu ya da köle gibi çalıştırılıyordu.
Karaçay köyünde bu sabah meydanın tam ortasında birkaç yaşlı adam toplanmıştı. Hasan, Mehmet ve Ali Dede, kahvenin tam önünde oturuyordu. Ellerinde ince belli bardaklar vardı ama kimse bardaktaki çaya bile dokunmamıştı. Gözleri konağa kayıyor, Mirzan ağanın adamlarını inceliyorlardı.
“ Bu yıl vergi de bu deyyuzlar iki katından alacaklar”, dedi hasan sessizce.
“ Duydum, dedi Mehmet başını hafifçe sallayarak. Dün Mirzan Ağanın adamları aşağı köye gitmişler. Yeni kurallar getirecekler.
Ali Dede bastonuna basarak konuştu:
“ Bu düzen böyle gitmez. Deyyuzlar her yıl yeni bir şeyler çıkarıyorlar başımıza. Dayanacak gücümüz kalmadı.”
O sırada genç bir delikanlı meydana yürüyerek geldi. Bu delikanlı yirmili yaşlarda adı Diyar idi. Diyar uzun boylu, sert bakışlı bir gençti. Babası yıllar önce Mirzan ağaya başkaldırdığı için vahşice katledilmiş ve suçunu ise gariban birine atılıp suçunun üstünü kapatılmıştı.
Karaçay çocukları, o sabah yine tarlada çalışacak olan ailelerini izliyor, yüzlerinde hem korku hem de merak vardı. Tarlada çalışan herkes biliyordu ki bir yanlış bir söz Mirzan Ağanın gözünden kaçmazdı.
Kava, Diyarın çocukluk arkadaşı, meydanın diğer ucunda belirdi. Kava on sekiz yaşında zeki ve akıllı bir kızdı. Güzelliği ile Karaçay köyünün belki de en güzel kızıydı. Ama aynı zaman da bu durum Mirzan Ağa’nın da dikkatinden kaçmıyordu. Mirzan Ağa’nın adamları onu hep uzaktan izler, köylüler arasında fısıltılar dolaşırdı.
“ Mirzan Ağamız, Kava’yı istiyor.”
Diyar bunu duyduğunda içini bir öfke kaplardı. Kava sadece bir kız değildi, aynı zamanda bu köyün geleceğin sembolleri arasındaydı. Eğer ki Mirzan ağa Kava’yı almak diye bir niyeti olursa bu sadece zorla bir evlilik değil, köylülerin üzerine kurulan korku düzeninin somut göstergesi olacaktı.
Meydanın tam ortasında uzunca bir süre sessizlik hâkimdi. Rüzgâr, taş evlerin arasında uğuldayarak geçiyor, köyün üzerinden yıllardır çökmüş olan korkuyu taşıyordu. Diyar, gözlerini küçücük gibi parlayan öfkeli gözlerle dikti. Babasını öldürüldüğünü bildiği halde anasına verdiği söz için susmak zorundaydı. Ama diyar ne zaman Mirzan Ağayı görse içindeki intikam ateşi alevleniyordu.
Tam da o sırada Mirzan Ağa’nın adamları ufuktan görünmeye başladı. İki uzun adam, ellerinde sopalar ve ellerindeki küçük silahlar ile meydanın tam ortasında durdular. Köy halkı diz çöktü, başlarını öne eğdi. Sessizlik ise daha da ağırlaştı.
Diyar, Kava’nın hemen önünde durdu. “ Sana bir şey olmasına izin vermeyeceğim.” Dedi
Adamlar yaklaşırken Diyar’ın bakışları da meydandaki herkesi delip geçiyordu. İlk kez bir genç, Mirzan Ağa’nın gölgesinde dimdik duruyordu. Bu sadece basit bir duruş değildi bu Karaçay’a yıllardır süregelen sessizliğini bir kıvılcım gibi başlamanın adıydı
Ve o an feodal sistemin sert kuralları, köylülerin boyun eğmekten başka çare bulamadığı düzen ilk çatladığını vermeye başlamıştı.
Rüzgâr, taş sokakların arasından uğuldayarak geçiyor. Sanki gelecekteki isyanın habercisi gibi köyün üstünde dolaşıyordu.
