1. bölüm / 10
Felaket Ulakları1.BÖLÜM= LANET
Bölümler 10Şu an: 1.BÖLÜM= LANET
- 1 1.BÖLÜM= LANET1.887 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2.BÖLÜM= FELİT2.966 kelime
- 3 3.BÖLÜM= VEDA2.211 kelime
- 4 4.BÖLÜM= HAYAL3.357 kelime
- 5 5.BÖLÜM= BALASSAGOR3.407 kelime
- 6 6.BÖLÜM= MÜCADELE1.475 kelime
- 7 7.BÖLÜM= HAYDUTLAR3.826 kelime
- 8 8.BÖLÜM= ANLAŞMA3.662 kelime
- 9 9.BÖLÜM= YOLCULUK4.087 kelime
- 10 10.BÖLÜM= DİRENİŞÇİLER2.737 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yazar Notu= Selamlar. Felaket ulakları benim mümkün olduğunca özgün şekilde tasarladığım bir kitap. Her karakter benim için özel. Sizi sayfaları okuyorken bulmak çok güzel. Umarım bu hikaye size yeni bir şeyler katabilir.
Agiran'da sakin ve huzurlu bir hayat yaşayan Lori, oğlunun ne kadar farklı bir çocuk olduğunun farkındaydı. Yıllar önce ailesinden ayrılıp eşiyle beraber güney dağlarında yaşamayı seçmişti. Ona göre hayatının en güzel zamanlarıydı. Hiçbir derdi yoktu. Yaşadığı yerde mutluydu. Hiçkimsenin birbiriyle problemi yoktu. Seneler böyle geçip gitti. Lori eşini kaybetti. Fakat aynı sene Lori, oğlunu kucağına aldı. Kocasından kalan tek varlığı o oldu. Oğluna Raste adını koydu, eşinin ismini. O ve küçük oğlu, ahşap küçük evlerinde yaşamaya devam etti.
Aylar ve seneler geçti. Küçük Raste büyümeye başladı. İşte tam o anda Lori, oğlunun sahip olduğu tuhaflığı anladı. Bu çocuk sürekli kabus görüyordu, hem de sıradan çocuklardan daha fazla. Bir gün çocuk şiddetli bir sancıya yakalandı. Yatağında çırpınıyordu. Onu en yakın hekime götürdü kadın. Hasta değildi çocuk, soğukta almamıştı. Çaresiz kadın, başına düşündüğü şeyin gelmemesini diliyordu. Fakat felaketin çanları çoktan kapısına çalmıştı.
O günden sonra öğrendigi gerçeği herkesten sakladı. Buna mecburdu. Yaşadığı yerde, insanlar bu durumu öğrenirse onu dışlayabilirlerdi. Ama Lori asıl oğlu için korkuyordu. Onun başına gelecekler herşeyden daha fenaydı. Küçük çocuk hiçbir şeyi anlayamayacak yaştaydı. Lori oğlunu diğer insanlardan uzak tuttu. Onun tüm sorumluluğunu kendisi üstlendi. Ona hayatı öğretecekti. Dış dış dünya tahmin ettiğinden daha tehlikeliydi.
Küçük çocuk bir gün annesinin karşısına geçip, "Benim hastalığım ne?" diye merakla sordu. "Sorunum ne?"
Lori oğlunun simsiyah saçlarını okşadı. Başörtüsünü başına çekti, sonra ona en sakin ses tonuyla. "Sen hasta değilsin ki canım." dedi. Ama oğlunun o meraklı yeşil gözlerine bakınca, onun daha fazla şey öğrenmek istediğini anladı. Ama asla söyleyemezdi. Oğlu bu gerçeği öğrenecek yaşa henüz gelmemişti. Derince bir iç çekti. "Sen...Sen sadece farklısın.Diğer insanlardan epey farklısın." Bu vermesi gereken cevap değildi. Fakat şimdilik ancak bunları söyleyebilirdi.
Lori evinin problemleriyle ilgilenmeye başladı. Evini geçindirmesi gerekiyordu. Köydeki komşularıyla ortak şekilde hayvan alıyor ve oğlunun yardımıyla onlarla ilgileniyordu. Evinin tavanının bir kısmı sökülmüştü. Kendince tamir edebilmesi epey zamanını almıştı. Agiran soğuktu. Lori'nin yepyeni kiyafetler bulması gerekiyordu. İşte bu yüzden güneyde bulunanTalassa'ya uğruyor, ev için tüm gereksinimleri almaya çalışıyordu.
Seneler geçip gitti. Küçük Raste on iki yaşına bastı. Annesi hâlâ daha oğluna gerçeği söylememişti. Çocukta mümkün olduğunca çevresine normal gözükmeye özen gösterdi. Çoğu zaman annesine sorular sormaya devam ediyor ve bu sırra ortak olmak istiyordu. Lori hiçbir şey demeden lafı geçiştiriyor, hala bunun için zamanı olduğunu söylüyordu. Çocuk diğer çocuklarla çok fazla zaman geçirmemeye başladı.Ufak tefek bir çocuktu. Boyunun kısa olması onu içten içe üzer hale gelmişti. Oralıkta tek başına dolaşır hale geldi.Ama en büyük probleminin ne olduğunu bilmiyordu bile.
Lori oğlunu ahırlarda keçileri beslemekle görevlendirmeye başladı. Onun artık yavaş yavaş bir iş bulmasını istiyordu; On sekizine bastiğında onun Agiran'dan ayrılıp gerçekten bir işin peşinden koşması gerekiyordu çünkü. Raste işinden memnundu. Sabahları erkenden kalkıp keçilerin başına geçiyor ve bundan keyif duyuyordu. Hayvanlarla birlikte geçirdiği her vakit onları sevdiğini farkediyordu.
Zaman geçti. Lori oğlunu yakından takip etmeyi asla elden bırakmadı. Küçük Raste onbeşine bastı. Yine ufak tefek, sıska ve kıvır kıvır saçlı bir çocuktu. O büyük sırrını öğrenmeye biraz daha yaklaşmıştı. Annesini en çok korkutanda buydu.
Agiran'da işler zamanla zorlaşmaya başladı. Soğuk dağlarda artık geçinmek herkes için güç bir durumdu. Talassa'ya gitmek tek çareydi.Bu sıralarda Raste annesi ile tek başına kaldığı her vakit köyde duyduğu birkaç söylentiden bahsediyordu. "Bu ülke üçfelaket yaşadı derken ne demek istiyorlar?" diye sıkıntı içinde sordu annesine. Bu söylenti onu korkutmuştu.
"Evet bu doğru. Üç kötü gün. Halkımız için kara günlerdi." diyerek ağır ağır yanıtladı Lori.
Raste bir başka gün, başka bir soruyla geldi: "Anne, insanların ağıza alınmaz dediği kimseler kimler?" Lori işte bu soruya bir cevap vermemeyi seçti. Raste hayatta yaşayacaklarını bilmiyordu ama.
Bir gün Sonbahar zamanında güneyin tepelerindenkeçileri getiriyordu. Üzerinde kalın bir tünik vardı. Bir elinde birkaç parçalık ekmek kesesi, diğer elinde sobasıyla tepeden iniyordu. Yorgundu. Neyseki eve dönüş zamanı gelmişti. Keçileri yerlerine yerleştirdi ve evin yolunu tuttu. İşte tam yolda yürüyorken köydeki çocukların gülüşmelerini duydu.
Çocuklar etrafına toplandılar. Başlarında Awir denen uzun boylu çocuk vardı. Çocuğu görür görmez kaşlarını çattı. Adımlarını hızlandırdı. Raste'nin küçüklükten beri hoşlanmadığı biriydi. Ama onunla kavga etmek istemiyordu.
Awir elini omzuna attı. "Raste,köy kötü bir dönemde. Herkesçe altın para topluyoruz. Sende vereceksin." Yüzündeki ifade hiçte ciddi olmadığı yöndeydi.
"Üzgünüm.Gidip başkasından dilenin." Raste bu çocuğun dilenecek kadar fakir olmadığını biliyordu.
Çocuk Raste'yi bırakmadı. "Hadi borç ver o zaman. Ben sana öderim.Hadi!" diye sesini yükseltti. Raste üzerindeki elini itti. Çocuk kavga istiyordu. "Vermiyorum dedim!" diyerek uzaklaştı ondan Raste.
"Sana azıcık para ver diyorum." dedi iriyarı çocuk, yerinde şişerek. Raste mümkün olduğunca uzak durarak dövüşmemeye çalıştı fakat iriyarı çocuk saldırmayı seçmişti bile. Awir üzerine çullandı. Bu çocuk Raste'den epey uzun ve iriyarıydı. Çocuklar arkadan tezahürat ediyor, iki çocuğun birbirini yiyişini keyifle izliyordu. İriyarı çocuk, öfkeli haykırışlar arasında küfürler savuşturuyordu. Ama içten içe, tüm o meraklı yüzlerin arasında gösteriş yapmaktan keyif alıyordu. "Azıcık bizimle takılsana be!" diye Raste'ye bağırdı.
Bu zargana çocuğun kavgacı ortamında olmayı aklından bile geçirmedi Raste. "Rahat bıraksana beni!" diye çıkıştı. Awir denen zorba, arkadaki keyifli, nidaları duyunca kavgaya devam etti. "Seninde burada bir görevin var. Herkes zorunlu buna!"
"Size birşeyin sözünü bile vermedim!"
"O zaman gelde seninle top gibi oynayayım." O kalın parmaklarıyla Raste'yi omzundan yakaladı. Etraftaki heyecanlı bakışlardan cesaret almıştı artık. Gözleri neşeyle parlıyordu. Yüzleri birbirlerine iyice yaklaştı. Çocuğun ağzından kokuşmuş buharlar geliyordu. Raste, kendi zihninde tek başına kaldı. İstemiyorum, anlamıyor mu artık? Sizin gibilerden nefret ediyorum işte! Awir şimdi tepesindeydi. Gülüyordu,en candan şekilde hem de. Awir Raste'nin saçını çekti.
" Senin yerin cücelerin yaşadığı köyler!" diyerek kulağına haykırdı Awir.
Raste için artık iplerin elinden koptuğu an yaşandı. Çocuktan nefret ediyordu. Tüm öfkesi ve nefreti yüzünde doluverdi sanki. Öyle bir duyguya kapıldı ki, kaynayan sımsıcak su gibi köpürüyordu adeta. Awir sadece birkaç saniye içinde acıyla ellerini üzerinden çekti. Ellerini ovuşturdu. Gözleri çarpılmış gibi donakaldı. Öfkeli bakışları, çocuğa döndü. "Sen bana ne?..." deyip sustu. Yumruğunu kaldırdı. Gözlerini yumdu Raste. Sadece korunmak için. Çocuğun yumruğu üzerine inmemişti. Bir çığlık duydu. İriyarı çocuk aniden duvara tosladı, sonrada yerde yuvarlandı. Yerde acılar içinde haykırdı.Ayağa kalkamaz haldeydi. "Bacağım! Ahh!" diye söylendi. Çocuklar olanları korkuyla izliyordu. Raste ise kendi köşesinde bir şok içindeydi. Bunu Awir'e kendisi mi yapmıştı?
Çocuklar iriyarı çocuğu evine götürürken, Raste koşarak oradan ayrıldı. Lori oğlunun aceleyle eve koştuğunu gördü. Oğlu yatağına uzanmıştı. Bilmediği şey ise küçük sırrının yavaş yavaş gün yüzüne çıktığıydı.
Akşam saatlerinde evin kapısı çalındı. Lori kapıya baktı. Gelenler Awir'in anne ve babasıydı. Raste kendi köşesinde onların konuşmalarını duyabiliyordu. Sesleri öfke doluydu, ve tabiki korku. "Yıllardır aramızdaydı" dedi,sesi yırtılırcasına çıkan adam. "Sen bunu herkesten sakladın!"
Lori çaresiz kalmıştı ama sakin kalmaya ihtiyacı vardı. " Lütfen sakin olun. Yalvarırım."
"Sakin olamayız! Yıllardır aramızda bir tane varmış demek. Oğlumuzu neredeyse öldürecekmiş." Bu ses araya karışan kadından çıktı. Raste onları çok net duyabiliyordu. Adam elini havaya kaldırıp, "Tüm bu seyler yüzünden Wetanos tehlikede zaten!" diye hırladı. Lori kapıyı kapattı. Konuşmaların geri kalanı dışarda devam etti.
Çocuğun kafasını karıştıran konu, kendisine "şey" diye hitap edilmesi oldu. Neyi kastetmek için böyle konuşabilirlerdi ki?
Lori saatler boyunca dışarda aileyle beraber tartıştı. Awir'in ailesi öfkeliydi. Ama bunun nedeni oğullarının can güvenliğinden çok daha başkaydı.En sonunda Lori içeri girdi. Raste onun doğruca gözlerindeki yaşı sildiğini gördü. Ağlamıştı. Tek bir kelime etmedi. Zorlu günler başlıyordu işte. İnsanlar oğlunu kabul etmeyecekti. Ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Sessiz geçen uzun bir sürenin ardından Raste odasına kapandı. Dolabında duran not defterini eline aldı. Bu defterde kişisel notları vardı.
İçini açtı. Annesinden bahsettiği satırlara baktı. Onu ilk kez bu kadar güçsüz gördüğünü farketti. Acaba onunla mı ilgili diye düşündü. Sırf benim yüzümden mi bu kadar canı yandı? Bunu ona soramazdı. Bugün yeterince onun acı çekmesini sağlamıştı. Ama ben bunu asla yapmam diye içinden geçirdi. Haklıydı. Raste annesini üzecek biri değildi. Annesi onun sahip olduğu tek varlığıydı. Hiçbir zaman babasını görememişti. Onun adını taşıyordu, onun köyünde dünyaya gelmişti ama asla onu tanıyamamıştı. Bu yüzden annesinin varlığı çok önemliydi onun için, koruması gereken biriydi. Sonra olduğu yerde garip bir düşünceye daldı. Ya düşündüğüm gibi değilse. Buna inanmak istemiyordu. Annesini korumak ve üzmemek istiyordu ama belkide onu üzen kişi kendisiydi. Bu düşünce onu iyice rahatsız etti. Sayfaları çevirmeye devam etti.
Birkaç dakika sonra içeri Lori girdi. Yatağa geçti ve oğluna şöyle bir baktı. Gülüyordu, ama çok kırılgan bir gülümsemeyle. İşin buraya geleceğini hiç beklemiyordu. Oğlunun bu erken yaşında kendisi hakkındaki gerçeği öğrenmesini istemiyordu. Ama bugün olanlardan sonra durumpatlak vermişti. Birileri bunu öğrenmiş oldu. Lori onlarla kendi aralarında anlaşmıştı içi yinede rahatlamamıştı. Oğlunun artık bilmesi gerektiğine karar verdi. Tek sorun bunu nasıl anlatabileceğiydi.
Uzun süren sessizliğin ardından, "Yakında onaltına basacak ve gerçek bir erkek olacaksın." dedi. "Belki tüm ülkeye açılabilirsin ilerde. Tüm Wetanos'a." Bunları söylerken ciddiydi. Raste onun kendisiyle eğlenmediğinin farkındaydı. Lori saçını başörtüsüne soktu. Derin bir nefes alıp, "Raste, sen diğer çocuklardan farklı bir şekilde doğdun." diye konuştu. Ara verip soluklandı.
Raste başıyla onu onayladı. Pür dikkat onu dinliyordu. Sanki yıllar sonra ilk kez kendini tanıyor gibi hissediyordu.
"Senin farklı olduğunu beş yaşına bastığında anladım. Bak canım, sürekli kabuslar görüyordun ve hala görüyorsun.Çok fazla ağrıların vardı." Tüm bu söylediklerini çok iyi biliyordu çocuk. Raste'nin kabusları korkutucu derecede kötüydü. Çoğu gece uyuyamadığı olurdu. Küçükken çoğu kez acıdan uyuyamadığınıda hatırlıyordu. "Ve şimdide bugünkü olay."
"Awir'e öyle birşeyi bilerek yapmadım. Birden oluverdi."
"Bilerek yapmadığını bende biliyorum. Herşey içindekilerinbirden dışarı çıkmasıyla oluştu"
"Onu öldürebilirdim."
"İyiki durumu iyi. Ama Raste, küçüklüğünden beri sahip olduğunbu şey...insanlar için zararlı olabiliyor." Bunu söylerken zorlanıyordu. Söyleyeceği sözlerin karşısındaki çocuğu incitmesini isteyemezdi.
"İnsanlara zarar mı veriyorum?"
"Senin gibi insanlarda var. Senin gibi böyle nadir insanlar."
"Benim gibi insanlar mı? Bizim gibi insanların neyi nadir oluyor?" Raste annesine yaklaştı. Şimdi gözleri daha yakındı. Annesi gözlerini yere kaçırdı. "Senin içinde bir lanet var." diye aceleyle konuştu. Söylemişti işte en çok canını yakanı. Siyah saçlı çocuk uzun süre konuşmadı. Uzun yıllar boyu annesinden öğrenemediği gerçeği lanetli olmasıydı demek? Lori'nin gözleri yine yerdeydi. "İnsanlar, Wetanos insanları senin gibi farklı olan bu insanları lanetliler diye sevmiyor. Bunun nedeni halkımızın geçmişi. Geçmişteki kötü günleri hatırlıyorlar ve lanetle doğan insanlara kızıyorlar." Raste yatağına uzandı.
"Yani...insanlar benden nefretedecek ha?"
Lori hızlıca oğluna sarıldı. Yüzünde tebessüm vardı. "Sakın böyle düşünme, sana yasaklıyorum."
Lori ayağa kalktı. Yılların sırını azda olsa dile getirmişti. Rahatlamıştı, çünkü bunu yıllardır ondan gizli saklamak içini yakıyordu. Ama bir yandan korkuyordu, çünkü oğlu bu sırrı gerektiğinden erken öğrenmişti. Raste annesine baktı. "Yıllardır bunu bir tek sen biliyordun. Peki şu aile?"
"Onlar hala çok kızgın. Bir şekilde onlara sır tutmaları için yardım istedim." diyerek durumu anlattı.
Raste annesinin kendisi için tüm bu zorluklarla savaşmasını düşündü. Tüm bunlara kendisi için katlanmıştı.
"Hadi! Yarın Talassa'ya gidecek ve bize et alacaksın." Lori kapıyı kapatırken elini salladı.
Raste düşünceliydi. Bu dünyaya bir lanetle birlikte gelmişti demek? Peki bu ne tür bir lanetti. Benim gibi olan diğer insanlar diye düşündü. O gece Raste kendine artık eski gözle bakamadığını farketti. Az kalsın o zorbayı öldürebilirdi. İnsanlar onu öğrenirse herkes tarafından nefret edilecekti. İşte bu yüzden Raste annesine hak vermeye başladı: Kendisi çok farklı biriydi ve bu sırrını saklaması gerekiyordu.
Gece uyurken kabus gördü. Bu kabusların hepsi aynıydı. Raste kapkaranlık bir yerde uyanıyor ve vücudüna sancılar basıyordu. Geceleri çoğu kez ter içinde uyandığı oluyordu. Tüm bu kabuslara alışmış olmayı dilerdi fakat her kabus gecesinde sanki ilk kez kabus görüyormuş gibi sancılar çekerdi. Artık bu kabusun nedenini biliyordu. Tüm bu kabuslar bir lanet yüzündendi. Raste böyle doğmuştu. Bu onun doğuştan gelen bir özelliğiydi. Ve bu saatten sonra hep öyle olacaktı.
Bölüm burada bitti. Beğenmeniz veya yorum eklemeniz benim için çok önemli.
Bölüm etkileşimi
