1. bölüm · Eski ve yeni dertler
İlk bölüm- herşeyin başı
Her şeyin normal olduğu bu gündü, Asel normal bi şekilde okuluna gitmiş ve şimdi eve dönüyordu takı halasından o habere kadar...
Evin anahtarı elimde kapıyı tam açacakken telefonumun sesi beni durdurdu. Cebimden telefonumu çıkarıp kimin aradığına baktım, halam. Hemen açtım
Efendim hala
Kızım! Asel. Nerdesin?
Eve giriyorum şimdi noldu? İyi misin sen?
Tamam, tamam sakin ol. İyiyim. Annem ve baban beraber dışarı çıkmıştı ya
Eve, geç geliriz demişlerdi. Ne yani? Anlamıyorum.
Arabayla gelirken bı kaza geçirmişler, hastane deler.
Ne?! Kaza mı? İyiler mıymış?! Hangi hastane?!
Sakin ol kızım. Ben şuan oraya geliyorum, 2 dakka bekle senide alırım beraber gideriz hastaneye.
Tamam, tamam hala. Bekliyorum.
Telefonu kapattım. Annem babam... Umarım iyilerdi. Ellerim titriyor, basım dönüyordu evin kapisin önünde bı sağa bi sola dönerek iyi olmaları için dua ediyordum. Telefonumdan bı bildirim geldi, halam. 'Aşağıdayım' yazmış. Hemen asonsere binip indim, halamın arabası oradaydı.
"Hala!" Diyip koşup arabaya bindim.
" Durumları nasılmış, bı bilgin var mı?"
"İyi, iyiymiş. Öyle diyor doktorlar." Dedi halam kemerimi bağlamam için eliyle işaret ederek.
"Yoğun bakımdalarmış."
Kemerimi bağladım ve halamın dediklerini basımla onayladım. Halam arabyı çalıştırdı. Yol boyu konuşmadık, sonunda hastaneye vardık. Hastaneye giridik. Halam:
"Emine Kayaoğlu ve Hakan Kayaoğlu burda mi?!" Dedi. Çalışan kadın bişiler dedi ama sesten anlamadım. Halam duymuş olacakki elimden tutup beni sürükledi, sonra elimi bıraktı bende peşinden gittim. 2 üst kata çıktık, orda bı çalışana daha sordu ve sonra üstünde 'PF. DOKTOR FEHMİ KARA' yazan kapıyı çaldı, hemşire olduğunu tahmin ettiğim kadın kapıyı açtı. Masada oturan yaklaşık bi 50 yaşında duran adam ayağa kalktı ve konuşmaya başladı:
"Emine Kayaoğlu ve Hakan Kayaoğlu ters yönden gelen bu arabayla kafa kafaya çakışmışlar. Diğer arabanın sürücüsü hayatını kaybetti. Onların durumunda kritik." Dedi adam, soğukkanlılıkla. Bu nasıl doktordu?! Bu nasıl haber verme şekli?! Yumruğunu sıktım. Gözümden bu damla yaş süzüldü, ağlamamak için kendimi tuttum.
"Annem ve babam nerede?" Dedim elimden geldiğince normal bi şekilde.
" Yoğun bakımda. Ameliyat bı kaç saate biter. O zaman doktor size haber verir." Dedi adam ve sonra yerine geri oturdu. Ağzının ortasına bir tane cakasım geldi ama halam beni kolumdan tutup dışarı çıkarırdı. Sonra iki eliyle elimi tuttu:
"Sakin ol. Annem ve baban sağ salim çıkacak ordan. Şuan sadece bekleyelim." Dedi halam, belli etmemeye çalışıyordu ama oda ağlamamak için kendimi tutuyordu. Bir iki dakika onun söylediklerini düşündüm. Sonra aklıma arkadaşlarım geldi, beni en iyi onlar sakinleştirdi.
"Hala, ben biraz dışarı çıkacam. Sen herhalngi bı haber alırsan beni ararsın." Dedim.
"Tamam." Dedi "tamam halam. Sen çık ben buralardayım." Dedi ve ayrıldık. Hastaneden çıkar çıkmaz okuldaki arkadaş grubumu aradım. İlk katılan tabii ki Lina oldu:
Lina: Alooo!!! Ashel, naber? Nasılsın? Napiyosun?
Ben: Lina müsait misin?
Ardından Melis ve Rüya'da katıldı
Melis: Ali? Noluyo bakkalım?
Ben: kızlar, buluşabilir mıyız?
Rüya: tabii, nerede?
Ben: bizim oradaki kafeye, bekliyorum.
Herkes onayladı ve telefonu kapattım. Yakinlardan dolmuşa binip kafeye yakın bir yerde inip kafeye doğru yürüdüm. Tüm yol boyu sadece dua ettim, Allah'ım nolur iyi olsunlar... Kafeye varınca Rüya çoktan gelmişti.
Kafede bayağı boştu arkalarda birşeylee içen bi çift vardı sadece. Beni görünce Rüya ayağa kalktı
"Noldu niye çağırdın bizi? İyi görünmüyorsun?"
Masaya oturdum. Oda benle baraber oturdu.
"Annem ve babam..."
Sizce nasıldı? Devamını yazayım mi???
💙🩵
