2. bölüm / 2
-ESİR-~1. BÖLÜM ~
Bölümler 2Şu an: ~1. BÖLÜM ~
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Akıl neydi ki? Geçmişi unutmak mı? Belki. Peki geçmiş unutulabilir miydi? Zamanla unutulabilirdi. Peki zaman geçer miydi? Evet,geçerdi. Peki herkes geçmişi unutabilirmiydi?
Belki hayır. Belki evet.
Geçmişin ismi geçmekten geliyordu ama bazen geçmiyordu. İzler bırakıyordu her yerde. Bazen kalıcı hasarlar...
Benim kalıcı hasarım çoktu. Hayır, kalbimde veya vücudumda değil. Aklımda. Benim aklım hasarlarla doluydu. Bir türlü paslanmayan, çürümeyen,kararmayan anılar hep oradaydı.
Unutulmak şöyle dursun,unutulmamak için yemin etmiş günler hep ordaydı. Peki o günlerde kim mi vardı?
Babam.
Babam benim ilk ve tek dönüm noktamdı. Onun varoluşu benim dönüm noktamdı. Babam benim çocukluğumu zehirleyen adamdı...
Bense bana panzehir olacak kişiyi bekliyordum
Kuzenimin odasında oturmuş,onunla birlikte sohbet ederken bir anı canlandı gözümde. Kuzenim bana ben duvar boşluğuna bakarken anılar tek tek gözlerime ilişti.
7 sene önce...
14 yaşındaydım. 11 yaşındaki kuzenim Detay'ın odasında, yatağın üzerine yüzümüz dönük bir şekilde uzanmış film izliyorduk. Bilgisayardan izlediğimiz filmi beğenmemiştim çünkü Detay seçmişti. Detay'ın seçtiği filmleri beğenmezdim çünkü hep deniz kızları,periler ve prensesler açardı. Bense o üzülmesin diye filmi izler ve beğenmiş gibi yapardım. İzlediğimiz filmde bir peri vardı ve senelerdir esir tutulduğu için kendi adını kendisi Esir koyuyordu. Bunu duyan kuzenim ellerini birbirine çarptı ve bana baktı.
"Bak onun da adı Esir. Senin ismini kim koydu?" diye sorduğunda duraksadım. Yavaşça ona döndüm ve tebessüm ettim. "Annem"diye cevapladım sorusunu. "Hımm,peki ismin neden Esir, teyzem neden sana bu ismi verdi."dediğinde donakaldım. İlk defa birisi ismimin nereden geldiğini soruyordu. 8 yaşında anneme neden bana bu ismi verdiğini sorunca söylemişti. Biliyordum ismimin nereden geldiğini,ne kadar acı olsa da...
Yeni doğmuşum ben. Doğalı daha iki saat olmadan kaçırılmışım. Annem hastane odasındaymış,babam da yanında.
Bir hemşire girmiş odaya hızla. Elinde iğne varmış, sakinleştirici iğne. "Size bir şey söylemem gerekiyor, hanımefendi ama sakin kalmalısınız." Babam hemşireye ne olduğunu sorunca hastanede olmadığımı kaçırıldığımı söylemiş. Annem çıldırmış,koluna sakinleştirici yapmışlar. Bayılmamış, gözlerinden sessizce yaşlar akıtmış. Fısıldamış babama doğru senin yüzünden diye. O an anlamış babamın yine kumardan kaybettiğini. Kumarı kaybetmiş borcunu ödeyemeyince adamlar beni kaçırmış. Bir hafta geçmiş aradan annemi eve almışlar. Evimiz küçük bir villaydı o zaman, ben yedi yaşına kadar bu böyle devam etmişti. Evet paramız yoktu o zaman ama dedemden kalan villada yaşıyorduk
Zaten hep soğuktu o evimiz,hiç sevmezdim o yüzden. Annem bir hafta boyunca uyumamış hep ağlamış.
Daha beni görmeden,kokumu içine çekmeden ben daha annemin kokusunu almadan kaçırılmışım.
Bir hafta esir tutulmuşum daha sonra beni kapının önüne bırakmışlar, zili çalmışlar ve gitmişler.
Annem beni görünce sevinçten havalara uçmuş. Yüzüme bakmış, öpmüş, kokumu içine çekmiş doya doya sarılmış.
Bu yüzden ismimi Esir koymuş. O daha beni görmeden esir tutulmuşum diye...
Ben kuzenime böyle anlatmadım tabii. Tebessümümü yüzümde korudum ve saçımı kulağımın arkasına sıkıştırdım. "Annem bir film izlemiş,filmdeki kızın ismi Esir'miş, çok beğenmiş bu yüzden ismimi Esir koymuş." "Anladım."
Sessizce önüme döndüm, filmi izlemeye devam ettim.
Şimdiki Zaman...
Uzun süre dalgın kalmış olmalıyım ki kuzenimin sesini yeni yeni duymaya başlamıştım. "Esir beni duyuyor musun?"diyerek omzumu sarsmasıyla kendime gelebilmiştim.
"Duyuyorum, dalmışım kusura bakma."
"Sorun değil."
Gözlerimi dikip kuzenime bakmaya başladım.
Kuzenimin kahverengi ve hafif dalgalı saçları vardı. Gözleri açık kahveydi. Buğday bir teni vardı. Kalın dudakları hafif çekik gözleriyle çok güzeldi. Kemersiz burnu ve kısa boyuyla fazla sevimli ve tatlı görünüyordu. Fiziksel bakımdan enişteme daha çok benziyordu. 18 yaşında en yakın arkadaşım aynı zamanda kardeşim gibi gördüğüm tek kişi oydu.
Televizyondan gelen son dakika haberiyle ikimizde televizyona döndük. Evet ikimizin odasında da televizyon vardı.
Spiker kadın büyük bir heyecanla konuşmaya başladı.
"Sayın seyirciler sizin de bildiğiniz üzere son bir aydır tecavüzcüler öldürülüyor. Kimliği belli olmayan birinin bunu yaptığını biliyoruz ancak hepsini öldürenin tek bir kişi olduğu da söz konusu."
Ürperdim.
"Arkasında hiçbir iz bırakmadan öldüren suikastçı herkesi tedirgin ediyor."
Nabzım hızlandı.
"Bu sabah İstanbul/Sultanahmet'te bulunan Soğuk Çeşme sokağında bir ölü daha bulundu. Öldürülen kişinin daha önce bir psikolog olduğu sonrasında işine son verildiği bilgisine ulaşıldı. Taciz sebebiyle yargılanan psikoloğun resmini ekranlara getiriyoruz."
Donakalmıştım. Kadının son söyledikleriyle nefesimi tuttum. Bekledim.
"İşte öldürülen vakanın resimleri."
Şoktaydım. Şoktaydık. Bu nasıl olabilirdi. Eski terpistim Selim ölmüştü. Daha doğrusu öldürülmüştü.
Teyzem onu polise verdiğinde her şeyi inkar etmişti. Ordaki çalışanlarda dahil. Bu nedenle sadece işine son verilmiş serbest bırakılmıştı.
"Kuzen" kuzenim şaşkın gözleriyle bana döndü.
"Bu senin o pislik terapistin değil miydi?"
Kuzenime döndüm. "Evet."
Şok içindeydim ne yapacağımı ne düşüneceğimi bilmiyordum. İçimden bir ses 'oh öldü çok iyi oldu rahatladım' erken diğer taraftan 'ölmesine gerek var mıydı' diye sorguluyordum.
İçeriden kısık bir seviç çığlığı yükseldi. Teyzemdi. Yaklaşık 15 saniye sonra odanın kapısı açıldı. Teyzemin gülen yüzüyle karşılaştım.
Mutluydu çünkü kızı gibi gördüğü birine askıntılık yapan birini hapse attıramamıştı ama başka biri onu öldürmüştü.
Hızla karşıma geçti.
"Haberi gördünüz mü?"
Kuzenim cevapladı.
"Gördük anne."
"Bu nasıl olabilir?"diye mırıldandım.
"Bu olay çok fazla kişinin kulağına gitmedi ki."diye fısıldadım.
Teyzemin önce gülümsemesi soldu. Sonra yeniden daha geniş bir şekilde gülümsedi."Şimdi öğrendiler işte."Kaşlarını kaldırdı.
"Ya öyle ya böyle adam öldü mü? Öldü . Ben ona bakarım. Gerçi o pisliği ben öldürmek isterdim ama öldürenin eline sağlık."
Afallamış bir şekilde teyzeme baktım. Sırıttı.
Kuzenime döndüm. O da gülümsüyordu.
"Bence bir terapi de size lazım şu hale bak neredeyse kına yakıp oynayacaksınız."
Kahkaha attılar.
Dayanamyıp bende güldüğümde sinirlerim bozulmuştu.
"Delisiniz."
"Evet öyleyiz."
Daha çok güldüm.
*****
Günün geri kalanını kuzenim ve teyzemle geçirmiştim.
Birlikte film izlemiş ve yemeğimizi yemiştik. Şimdi odamda oturmuş kitabımı okuyordum. Telefonumun kenarına basıp saate baktım. 18.23'tü.
Ben kitap okurken bazen yaşadığımı bile unuturdum. Kendimi kitaba çok kaptırırdım. Teyzem bu konuda şikâyetçidi ama ne yapayım ben ilacımı kitaplarda buluyordum. Kendimi hayattan soyutlayınca kitaplara yumulurdum.
"Esir bir gelir misin kızım?" teyzemin seslenmesiyle başımı kaldırdım.
"Geliyorum teyze."
Kitabın içine ayracımı yerleştirip hızla oturma odasına girdim. Eniştemde burdaydı.
Eniştem esmerdi. Kahve gözleri ve hafif kemerli bir burnu vardı. Çok yaşlı değildi 42 yaşındaydı. Boyu 1.84 civarlarındaydı. Teni de kuzeniminki gibi buğdaydı.
Kuzenimin aksine teyzemin yeşil gözleri buğday teni ve açık kahve gür ve uzun saçları vardı. 39 yaşındaydı.
"Hoş geldin enişte."
"Hoş buldum kızım,geç otur şöyle."
Teyzemin yanındaki tekli koltuğa oturdum. Bir kaç saniye sonra kuzenimde geldi ve eniştemin yanına oturdu.
Eniştem bir süre bana baktı. Sonra söze girdi.
"Bugünki haberi görmüşsünüzdür,eski terpistin öldürülmüş."
"Gördük"
Derin bir nefes verdi.
Eniştemin istediğiyde buydu çünkü teyzem her şeyi ona anlattığında delirmişti. O an anlamıştım ki eniştem de beni kızı gibi gördüyordu.
"Uzun süredir sana yeni bir terapist arıyorum."
Bir aydır eniştemin bana iyi bir terapist aradığını biliyordum.
"Birini buldum."
İçli bir nefes verdim.
"Bir yıldır bu işi yapıyor ama işinde iyi biri."
Hiç kimseye bir şey anlatamıyordum. Hiç kimseye güvenemiyorumdum.
Yengemlere güvensem bile onlara da anlatmıyordum.
Bir şeyler beni susmaya itiyordu. Sebebini bilemiyorum.
"Yeni terapistinle bir hafta sonra seansın var ."
"Gitmesem olmaz mı?"
"Gitsen olmaz mı?"diye araya girdi teyzem. Üzgündü.
O zaten benim için hep üzülürdü. Başımı ellerimin arasına alıp öne doğru eğildim.
"Yapamıyorum teyze."başımı iki yana salladım.
"Yapamıyorum."diye fısıldadım. Tekrar başımı iki yana salladım."Olmuyor."Gözlerim dolmuştu.
Teyzem yanıma geldi ve karşımda diz çöktü. Ellerimi başımdan aldı ve sıkıca tuttu. Çenemi tutup başımı kaldırdı. "Olmuyor değil oldurmuyorsun,kendine güvenmiyorsun." Başını salladı."Başkalarına güvenmekten öte kendine güvenmiyorsun." Haklı mıydı haksız mıydı bilemiyorum. "Hay-"diye araya girmiştim ki beni susturdu. "Korkuyorsun." Onun da gözleri dolmuştu.
"Geçmişinle yüzleşmekten korkuyorsun."
Korkuyor muydum? Bilmiyorum. Kendime güvenmiyormuydum? Sanırım. Sebebin ne olduğunu neyden kaynaklandığını bilmiyorum. Bilmiyorum hiç bir şeyi bilmiyorum ama artık rahatlamak istiyorum.
Başımı çevirip eniştemlere baktığımda kuzenim babasına sarılmış,eniştem de onun saçlarını okşuyordu,bizi izliyorlardı.Kuzeniminde gözleri dolmuştu.
Üzdüğümü farkettim. Bana bu kadar destek olan insanları üzdüğümü farkettim. Bencillikti bu. Ben bencil miydim? Hayır,bencil olmak istemiyorum.
Teyzeme döndüm,hala beni izliyordu. Kendi kendime düşündüm ve içimden geçirdim. Güçlüyüm ben, korkmuyorum,kendime güveniyorum ve ben bencil biri değilim. Biliyorum. Ne yapacağımı biliyorum. Gerekeni yapacağım.
Önce dik durdum hep yapmam gerektiği gibi. Burnumu çektim. Ellerimi gözümü ovuşturdum ve başımı kaldırdım.
Önce eniştemlere baktım sonra boşluğa. Kısa bir an daldım. "Enişte."
"Söyle kızım."enişteme baktım. Tem gözlerinin içine baktım. Yapmam gerekiyordu değil mi? Zor bir şey değildi bu. Bir kere daha denemeliyim.
"Tamam gideceğim."önce kısa bir sessizlik oldu sonra teyzemin "Ne?" diyen sesini duydum. Bu sefer teyzeme baktım. Gözlerindeki heyecan parıltılarını gördüm. Gülümsedim. "Oraya gideceğim teyze tedavi olacağım."
Bunları söylediğim an teyzem boynuma atıldı. Sıkı sıkı sarıldı.
Bende kollarımı ona dolayınca kuzenim ve eniştemin gülümsediğini gördüm. Tek bir sözüm onları ne kadar da mutlu etmişti. Çünkü onlara zorluk çıkarıp hiç gitmeyeceğimi düşünüyorlardı.
Teyzemle sarılma faslımız bitince birbirimizden ayrıldık.
Hemen enişteme döndüm.
"Destek Merkezinin adı ne?"
"Tutsak Psikolojik Destek Merkezi "bir an affalladım. Gideceğim merkezin isminin benim ismimin eş anlamlısı olmasına yani aynı olmasına şaşırmıştım.
"Yaaa ne güzel "
"Evet gördüğümde ben de şaşırmıştım, bu arada terpistin hakkında bilgi vermemi ister misin ?"
Ne kadar merak etmesem de onayladığımı belirten mırıltılar çıkardım. Eniştem bana bir kağıt uzattı.
"Al bakalım burada terapistin hakkında her şey yazıyor"
Kağıdı aldım ve incelemeye başladım aslında bakmayacaktim ama teyzemlerin hatrına kağıda baktım.
DÜZEN KARAN.
Evet yeni terpistimin ismi buydu ismini anlamsızca sevmiştim. Halbuki ismi o kadar abartılacak bir isim değildi.
•Yaş-27
•Durumu-Uzman Psikolog
•Türk
•A.B.D Stanford Universty
.
.
.
Bir sürü bilgi vardı ama ben sadece bir kaçına baktım. Aralarında gözüme çarpanlara. Sanırım bu kadarı yeterliydi. Ama bir konu beni yine biraz şaşırtmıştı.
Terapistim 27 yaşındaydı normalde geride bıraktığım psikologlarım hep 35-45 yaş aralığında olduğu için genç biri beni biraz şaşırtmıştı.
Neyse onu da zaten bir haftaya görecektim.
Zaten kendisini pek merak etmiyordum.
Onunla da iyi anlaşamayacağıma eminim.
Bölüm etkileşimi
