Bölümler 5Şu an: ☆
- 1 RİSKLİ GÖREV863 kelime
- 2 Sen kimsin?1.123 kelime
- 3 ☆1.317 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Maske1.991 kelime
- 5 Bana güvenmemişti1.203 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Uzun zaman sonra selam 💌💌
Bu bölümü maç günü yazmıştım şimdi devam edelim 💌
----
Kaç saattir yoldaydık haberim yoktu. Zihinsel ve bedensel olarak bitmiş durumdaydım. Başladığım yere geri dönmüştüm. Savunmasız , ümitli zayıf ve yalnız bir çocuktum şimdide ondan farkım yoktu. Tek farkım ümidim yoktu ama planım vardı. Çocukken bile ağır şartlar altında büyümüştüm. Katı kurallar , ağır cezalar küçük bir çocuğun küçük yaşta büyümesine neden olmuştu. Canı yandığında çocuklar ağlardı ama bizim krallıkta bulunan çocuklar ağlayamazdı. Ağladığımda sadece kendi ismime haykırırdım. Sadece gizli yer dedikleri yerde ağlayabilirdim.
Eğitimde canım yanarsa gözyaşı dökmekle yetinirdim ve sadece beş yaşında bir çocuktum .
Bunu diğer çocukların yaşamaması için Krallığa karşı çıktım. Bedeli ne olursa olsun Krallığı yıkmaya yemin etmiştim. Planının ikinci kısmına geçiyorum. Yeni bir krallık ve yeni beceriler. Kardeşlerimi o zalim krallıkta bıraktığım için çok kötü hissediyordum . Gerçi kötü kelimesi bunun yanında bir hiç kalır. Hayatımda kötü kelimesi geçmez. Kötüden daha söylenmesi zor kelimeler vardı hayatımda.
Kardeşlerim ben yedi yaşımdayken gelmişti. En küçük olanı ise dokuz yaşımdayken gelmişti . Onlar benim kan bağım olmadan sahiplendiğim kardeşlerimdi . Onlar hayattaki tek sahip olduğum şeydi ama şimdi yanımda yoktular. Başladığım yerdeyim . Tek başıma . Hayatımın sonuna kadar krallığın verdiği saçma kurallarla yaşayamazdım. Bir dönem yine acı çekecektim ama bu kuralları yıkacaktım. Sadece tek başıma yapacaktım. İnsan küçükken ne yaşamışsa büyüdüğünde yaşadığını yaşatır. İnsanda tüm özellikler bulunur. Yaşamımız boyunca o özellikler ortaya çıkar kimisi körelir kimiside değişir. İnsan neden farklıdır hiç düşündünüz mü ? Aslında bir çok sebep var ama en önemlisi her insanın yaşadığı şey farklıdır ve yaşadığı şeye göre insan şekillenir. Bizi biz yapan yaşadıklarımızdır. Yaşadığımız zorluklar vardır ya işte onlar bizi güçlendirir ve geliştirir. Her şey güzel olacak diye bir şey yoktur. Kötüsü de vardır . Biz o kötüyü nasıl fırsata çeviririz diye düşünmeliyiz. Benim hayatımda iyi olan tek şey kardeşlerimdi onun haricinde her şey kötüydü. Ben o kötü şeylerle güçlendim ve şimdi kötülüğü yok etmeye gidiyorum. Krallığa geldiğimizde bizim krallığın aksine duvarları daha renkliydi . Krallık sembolü hilal ay şeklindeydi. Bunun anlamı krallıktaki çocukları ay gibi parlatmak demekti. Bizim krallık ise kalpleri temizlemek demekti, yalanları batsın biz ona kalpleri sökmek diyoruz çünkü krallığımızın sembolü kalp şeklindeydi . Göz boyamak onlar için oyun haline gelmişti.
Her krallığa ait anahtar kolye ve küpe bulunurdu. Bu hangi krallığa ait olduğunu gösteriyordu.
Ava denen kız bana krallığı anlatıyordu. Araçtan indiğimizde ayağımdaki sandalete benzeyen savaş ayakkabı mı zemine koydum.
Merlin sırtımın acısını hafiflettiği için yürüyebiliyordum. Acıma rağmen dik bir pozisyonda . Üstümdeki yaradan dolayı kana bulanan elbisemin berbat göründüğünü bilmeme rağmen pozisyonumu bozmadım. Dik bir şekilde gözlerimi önüme çevirdim. Krallığın bizim krallığın aksine daha ferahlatıcı bir havası vardı. Gözlerim krallığın kapısında dikili duran iki adama kaydı. Yanındaki Merlin denen kızın abisi onları görünce selamlaşıp sarıldılar sanırım bu ekipteydiler. İki adamdan biri beni göstererek:
" Bu kişi misafirimiz mi? Bize tanıştırmayacak mısın Alfredor ? " dedi. Merlin'in abisinin adı Alfredor'muş. Kendisi gibi sert ve havalı bir isimdi.
" Kendisi şu an tanışamayacak kadar yorgun siz arabayı içeri alın. " deyip anahtarı atarak bana doğru geldi.
" Pardon Alfredor Bey siz benim adıma nasıl karar veriyor sunuz ? " dediğimde konuşmam onu rahatsız etmiş gibi kasları çatıldı.
İki adam halen gitmediği için kendimi gösterip onun yanından uzaklaşarak
" Ben namı değer Elion Krallığı ' nın en başarılı aynı zamanda hain olarak adlandırılan Estelia . Açıklamam yeterliyse Krallığınızı gezmeye gidiyorum . "İkisi bana şaşkın bakarak sarı saçlı çocuk :" Ben Steven buranın güvenliğinden sorumluyum . "Bahsettiğiniz hain kelimesi bizim için iyi mi? " diye sorarken araya onun boyunda koyu kahve saçlı çocuk girerek
" Ben de Bernard "dedi. Steven'e dönerek: "Hadi ama Steven kapa çeneni bizim ekip bilmiyor mu bunu " diyerek kapıyı açtılar . " Burada kalacağınız için sana bu anahtarı veriyoruz " dedi elindeki ay şeklindeki anahtarı göstererek. "Ayrıca" diyerek konuşmaya devam etti. Bernard denen çocuk. " Bu misafir anahtarı . Rütbeye göre farklı anahtar bulunuyor ve bunun gibi misafirin özel olması durumuna göre yine farklı anahtar-" derken
" Bernard gereğinden fazla detay vermeyi kes! Misafirimiz oldukça yorgun " dedi Alfredor . Bu adam fazla olmaya başlamıştı.
" Anahtar için teşekkürler. Bu krallıkta bana yardımcı olabilecek biri göndermeyi aklınızdan çıkarın ben kendime yetebilirim" deyip . Krallığa girmeyi başarmıştım. Alfredor denen kişi gerçekten fazlasıyla hadsiz di. Asla birlikte olamayacağım erkek tipi ayrıca gücü olan erkek müdür dışında böyle genç erkekler görememiştim. Buradaki herkes yakışıklıydı. Dünyada ajanlık yaptığım erkeklerden daha fazla yakışıklı vardı. Ben cennete mi düştüm? dediğim gibi ağrım artmıştı . Hadi ama buradayken olamaz. Krallık girişinde ortada kocaman yuvarlak havuz ama balıkların olduğu ortasında Krallık sembolü bulunan yapıt vardı. Bizim Krallık ' ta buna benziyordu. Yıllardır müdürün sakladığı rakip Krallık Lexa Krallığı imiş. Rakip oldukları yapıtlar dan belli burası evimi aratmıyor ama kardeşlerim olmadığı için kendimi buraya ait hissetmiyordum.
Ben buraya girince herkes bana bakmaya başlamıştı. Arkadan beni kurtaran ekip girdi. Konağı anımsatan yan yana dizili odalardan anahtarının üstündeki numarayı bulmaya çalıştım.
En üstte idim. Altıncı kattaydı. Kapının motifleri çok güzeldi. Asansör kısmını bulmak için odalara yaklaştım . Odamın katına gitmek için asansörü bulmalıydım hadi ama asansör neden gözükmüyordu. Anlaşılan bizim Krallık bunu kopyalayamamıştı. Ekip arkamda mı diye baktım. Bunlar nereye gitmişti . Ne ! Onlar daha şimdi arkamdaydı . Nasıl beşinci kattaydı. Ama asansör yok. Sanırım rezil olmuştum . " Asansör şu" diye göstererek kumandaya bastı Bernard. ve Krallık duvarı kılıf gibi ayrıldı. Nee ! Yanımda beliren benim boyumun iki katı olan ağır parfüm kokusuyla buradayım diye bağıran Alfredor " Asansörü sevdin mi?" şok olmuş bir şekilde ." Sevmekden öte gibi . İlizyon mu bu? " dedim
"Bizde her şey ilizyon " Bernard ' daki kumandayı kapatarak kendi kumandasını cebinden çıkarıp ev yazan tuşa bastı. Önümde iki katlı ev belirdi ihtişamlı duruyordu. İnsan topluluğu gitmişti bomboş bir arazi ve ev vardı.
" Burada eğitim almış herkesin evi vardır . Evim nasıl?" dedi. Şaka mı? Bu bizde neden yoktu." Baya güzel ama benim evim olsaydı daha güzel olabilirdi . " dedim ." Var mısın? " anlamadığım için " Neye ? " dedim.
" Bir hafta içinde ev yaptırma hakkını kazanırsan kimin evi daha güzel olacağına." dedi.
" Ben buraya ait bile değilim nasıl ev yaptırma hakkını kazanabilirim ki ?." dedim .
" Sende boş değilsin müdüre güçlerini ve becerilerini göstermen yeterli tabi iyi hissedince ." dedi.
" İyi hissetmem için bir hafta yetmez bir ömür bu. Geçmeyen bir şey ."dedim.
" Biz elimizden geldiğince bunu azaltmaya çalışacağız sizin Krallık taki kara güçleri kötülere kullanıyoruz ama bunu bozmak için elimizde bir şey yok . " dedi. Sert ve ciddi adamın bana merhamet etmesine şaşırmıştım. Bana merhamet edilmesini sevmezdim.
"Bir ömür bunu çekebilirim zaten böyle büyüdüm benim için normal ." deyip asansöre doğru gittim. Asansöre bindim. Hangi tuşa basacağımı bilemediğim için gözlerimi tuşlar da bir süre gezdirdim derken bir el tuşa basıp içeri girdi . Siyah saçlarıyla uzun boyuyla karşımda duruyordu.
" Ben Alfredor bizimkilerden duymuş olsan da buranın en ünlü isimlerinden biriyim ." dedi Alfredor kendini beğenmiş bir edayla .
" Sen kibirli misin? Buradaki müdürün oğlu , torunu yada veziri misin " dediğimde gülmeye başladı .Gülmesi bitince
" Hayır burada on yaşında eğitime başladım çalışıp çabalayarak buralara geldim . " dedi.
"Ben de bir zamanlar böyleydim . Güzel bir his." dedim.İstedigi cevabı alamamış olacak ki cevabı tatmin etmemişti.Bu erkekler başarısıyla övünüp kızları etkilemeyi ne zaman bırakacaklardı. Kata geldiğimde sayının dört olmasından dolayı asansörde kalmaya devam ettim.
" Ne oldu ?"dedi. Kaşlarımı çatarak
"Anahtar da beşinci kat yazıyor burası dört. " dedim.
"Sana bizim katı göstereyim " dedi.
" Odanı göstermeden odama çekilmek istiyorum." dedim. Onu asansörden iteleyerek çıkartıp beş numaraya bastım. Canım kimseyle konuşmak ve tanışmak istemiyor . Tek istediğim rahat bir uyku . Anahtarı gösterip kapıyı açtım. Odayı inceleyemeden yatağa girip battaniyeyi üstüme çekerek gözlerimi kapattım.
-------
Bu bölümü de teslim ettiğime göre ne şartlar altında yazdığımı söyleyebilirim ben bölümün yarısına kadar güzelce yazıyordum yine annem küçük kardeşimi bakmam için getirdi ve kardeşim masamı dağıttı. mücadele ederek yazmaya çalıştım umarım karşılığını alırım oy vermeyi ve takip etmeyi unutmayın 💌💌
Bölüm etkileşimi
