Bölüm 1: Yanlış Zamanda Uyanmak

Vaveyla Yazarı: İsmail Kabuklu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: Bölüm 1: Yanlış Zamanda Uyanmak

“Eğer bunu okuyorsan, demek ki hâlâ yakalanmadın.”
Bu cümleyi yazmak bile riskli. Çünkü burada bazı şeyler konuşulmaz. Bazı şeyler yazılmaz. Hatta bazı şeyler düşünülmez bile. Kralların olduğu bir dünyada, düşünceler bile iz bırakabilir.
Ama artık fark etmez.
Çünkü biz zaten yokuz.
Şatoların gölgesinde bir dünya var.
Yüksek taş duvarlar, gökyüzüne saplanmış kuleler, rüzgârı bile kontrol eden bayraklar… İnsanlar buna “düzen” diyor. Güven diyor. Huzur diyor.
Biz ise buna başka bir isim veriyoruz:
Av.
Kralların en sevdiği şey düzen değil.
Kontrol.
Ve kontrol edemedikleri tek şey biziz.
Elementliler.
Bize çocukken anlatılan hikâyeler vardı.
Ateşin içinde doğan çocuklar.
Suyun içinde kaybolmadan yürüyenler.
Toprağı çıplak elleriyle bükebilenler.
Ve rüzgârla konuşanlar.
Bunların hepsi masal dendi.
Ama masallar genelde, bir şeyi gizlemek için anlatılır.
Ben ilk kez bir elementliyi gördüğümde, dünya değişmedi.
Ben değiştim.
Ve bu farkı anlamak önemlidir.
Çünkü dünya her zaman kendini aynı gösterir.
Ama sen artık aynı değilsindir.
O sabah şatoların arasındaki sis, normalden daha yoğundu.
Gökyüzü griydi ama bu sıradan bir gri değildi. Sanki renkler bile konuşmak istememişti.
Şehrin sokakları doluydu.
İnsanlar yürüyordu.
Tüccarlar bağırıyordu.
Zırhlı askerler köşelerde bekliyordu.
Ve herkes, hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu.
Ama hiçbir şey olmamış değildi.
Bunu sadece bazıları hisseder.
Bazen kalabalığın içinde yürürsün ve herkes normaldir ama sen değilsindir. Sanki görünmez bir çizgi vardır ve sen o çizginin yanlış tarafında kalmışsındır.
İşte o sabah, ben o çizginin üzerindeydim.
Kapüşonumu daha da çekip sokaktan geçtim.
Taş zemin soğuktu. Ama soğuk, sadece ayaklarıma değil, içime de işliyordu.
Bir şey olacaktı.
Bunu bilmiyordum.
Ama bedenim biliyordu.
Şatoya baktım.
Yüksek kuleler… kralların gözleri gibi.
Herkesi görür ama asla yakalanmazlar.
En azından öyle sanırlar.
“Hey!”
Arkamdan bir ses geldi.
Dönmedim.
Çünkü bazı sesler sana ait değildir.
Ama ses tekrar geldi.
“Dur diyorum!”
Bu kez durdum.
Yavaşça döndüm.
Bir asker.
Zırhı parlak değildi. Kirliydi. Sanki uzun zamandır gerçek bir savaş görmemiş ama görmek için hazırlanıyormuş gibiydi.
Gözleri yüzümü taradı.
Bir saniye.
İki saniye.
Ve sonra hiçbir şey demeden yanımdan geçti.
İşte bu dünyada en tehlikeli an budur.
Hiçbir şey olmaması.
Çünkü hiçbir şey olmadığında, aslında her şey oluyordur.
Şehrin merkezine doğru yürüdüm.
Orada kalabalık daha yoğundu.
Bir şeyler oluyordu.
Ama kimse yüksek sesle söylemiyordu.
Çünkü kralların dünyasında, yüksek sesle konuşanlar ya kaybolur… ya da hiç bulunamaz.
Ve sonra hissettim.
Bu his… açıklanamaz.
Sanki hava bir anlığına ağırlaştı.
Sanki dünya nefesini tuttu.
Sanki biri… beni fark etti.
Başımı kaldırdım.
Şatoların arasındaki boşlukta bir şey vardı.
Bir insan gibi.
Ama insan gibi değildi.
Hareket ediyordu ama yürümüyordu.
Rüzgâr onun etrafında değil, onunla birlikte hareket ediyordu.
Kalbim ilk kez gerçekten hızlı atmaya başladı.
Kaçmak istedim.
Ama ayaklarım hareket etmedi.
Çünkü bazı şeyler senden önce karar verir.
O şey başını çevirdi.
Ve bana baktı.
Bunu nasıl anlarsın biliyor musun?
Bakış gözle değil, içeriden hissedilir.
O an dünya sustu.
Gerçekten sustu.
Kalabalık yok oldu.
Sesler yok oldu.
Şehir yok oldu.
Sadece o vardı.
Ve ben.
Bir adım attı.
Toprak altında titreşti.
Hayır… bu toprak değildi.
Hava bile korkuyordu.
Koşmam gerekiyordu.
Ama koşmadım.
Çünkü ilk kez bir şeyi anlamıştım:
Kaçmak, seni kurtarmaz.
Sadece geciktirir.
O şey yaklaştı.
Yüzünü daha net gördüm.
İnsan yüzüydü.
Ama insan gibi değildi.
Çünkü gözleri yaşanmamış yıllarla doluydu.
“Sen…” dedi.
Sesi rüzgâr gibi değildi.
Daha çok… kırılmış bir şey gibiydi.
“Uyandın.”
Ne dediğini anlamadım.
Ama bedenim anladı.
Çünkü dizlerim çözüldü.
Ve o an, ilk kez fark ettim:
Ben bir şey görmemiştim.
Ben görülmüştüm.
Şatoların ışıkları uzaktan parlıyordu.
Kralların dünyası hâlâ normaldi.
Ama benim dünyam artık yoktu.
Ve eğer bunu okuyorsan…
Sana tek bir şey söyleyebilirim:
Krallar seni aramaya başlamadan önce şanslısın.
Ama aramaya başladıklarında…
Artık şans diye bir şey yoktur.
Çünkü bu dünyada iki tür insan vardır:
Gizlenenler.
Ve silinenler.
Ve ben artık hangisi olduğumu bilmiyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18