2. bölüm · EKŞİYEN ONUR

TOPRAK

Melisa Akbalık

Cenaze , Bordeaux’nun üzerine çöken kurşunî bir sis altında kalktı. Mezarlıkta sadece toprağa vuran kürek sesleri ve uzaktan gelen bir çan sesi vardı.
Adrien, babasının mezarı başında bir heykel gibi dimdik duruyordu; ancak içindeki fırtına dışarıdaki sessizlikten çok daha gürültülüydü. Tam o anda, soğuktan uyuşmuş elinin üzerinde sıcak, tüy kadar hafif bir dokunuş hissetti. Başını çevirdiğinde Eléonore’u gördü. Kızıl saçları siyah yas örtüsünün altından asil bir başkaldırıyla sarkıyordu. O bembeyaz, naif eliyle Adrien’ın parmaklarını sıktı. Hiç konuşmadı; ama o merhametli bakışları "Yalnız değilsin," diyordu. Adrien, o an ilk kez nefes alabildiğini hissetti.
Birkaç adım ötede ise Marcel vardı. Gözleri yaşlıydı ama bu babasına duyduğu özlemden değil, içine düştüğü durumun korkusundandı. Kardeşinin cenaze boyunca etrafı süzmesi, insanların ona bakışından duyduğu huzursuzluk Adrien’ın dikkatinden kaçmadı. Marcel için bu ölüm bir son değil, sadece kapanması gereken kötü bir defter gibiydi. Kendisini suçlamıyor sanki bu olanların onunla ilgisi yokmuş normal ani gelen bir ölüm gibi gördüğünü herkes anlayabilirdi.

Cenaze töreni kısa sürmüştü mezarın başında sadece Marcel, Adrien ve Eléonore kalmıştı , sevdiği adamın ellerini bir kez olsun bırakmamıştı. Tüm benliğiyle acısını paylaşmak için çabalıyordu.
Adrien , Marcel’e hem öfkeleniyor hem de yanında olmak için çabalıyordu , Marcel ise bu durumla alakası yokmuşçasına davranıyor bundan sonrası için planlar kuruyordu .
Bir kardeş bu kadar bencil olabilir miydi ?
Marcel’in geçmişten beridir asiliği ve öfkeli tavırlarından dolayı sevilen biri hiçbir zaman olmamıştı. Abisi Adrien ise tam tersi saygılı ve sevilen biriydi bu durum her zaman aralarındaki uyuşmazlığı tetikliyor Marcel bu yüzden kendini herkesten soyutluyordu abisinden bir adım geride oluşu ve sevilmeyişinin verdiği hırsla yapabileceklerinin sınırı yoktu.