EFSUNKAR kitap kapağı

1. bölüm / 1

EFSUNKAR

1.Bölüm: Üniversite

Vaveyla Yazarı: Sadece NRK

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: 1.Bölüm: Üniversite
  1. 1 1.Bölüm: Üniversite4.623 kelime · Okuduğun bölüm

Evet!.

Yeni hikayemizin ilk bölümüne hoşgeldiniz!.

Böyle bir hikaye yazmak nedensizce aklıma geldi.

Dedim ki, o zaman yaz be nisa.

O halde kaç kitaplık bir seri olduğuna henüz karar vermediğim , Kampüs Günlükleri serisinin ilk kitabı Efsunkâr'a hoşgeldiniz!.

Kitap hakkındaki şarkılara biomdaki spotify linkinden ulaşabileceğinizi unutmayın olur'mu?..

O halde her birinize
keyifli okumalar dilerim 🖤.

❄️

Umay Yılmaz

Kader...
Beş harfli bir kelimeydi.
Fakat o beş harf bazılarına uğurlu geliyorken , bazılarına tek bir gün bile uğurla gelmiyordu.

Ben Umay Yılmaz'dım...
Kötü hatta bana göre tam bir cellat olan bir adam yüzünden insanlığa kırgın olan o kızdım.

İnsanlar hatta daha dar bir açıdan değerlendirmem gerekirse annem...

Kendi öz annem , beni yedi yaşından beri tek bir başına büyüten kadın artık beni dünyadaki yabancılarla tanıştırmak istiyordu.

Fakat ben vaktimi, başka insanlar ile tanışmakla harcamak yerine kitaplarıma harcamayı ve tek yakın dostum bilge ile harcamayı tercih ediyordum.

Zaten annemi hiç anlamıyordum.
Annem türkiyenin en kapsamlı üniversitesine tam burslu yerleştiğimi öğrendiğinde bana verdiği ilk tavsiye ' yeni dostlar edin ve sosyal ol. ' olmuş olması benim sinirimi bozmuştu.

Ne vardı yani, hiç bir tane bile sevgilim olmadıysa veya tek bir kere bile bir erkek ile konuşmadıysam?

Sonuçta bu dünyadaki çoğu kadın hayatını tek başına geçiriyordu. Bende öyle olsam , ne olurdu ki?..

Bilmem kaçıncı kağıdımı çöp kutusuna tam nişan alarak attığımda gece lambamı açmış ve kulaklığımı masamın üstüne koymuştum.

Defterimi ve kalem kutumu da kulaklığımın yanına yerleştirdikten sonra yatağımın içine girmiş ve başımı yastığımın üstüne koymuştum.

Elimi kalbimin üstüne bastırıp derin bir nefes alıp vermiş ve sadece tek bir dilek dilemiştim. ' umarım bu üniversite benim sınırlarımı ezip geçmez.'

Telefonumun zil sesi kulağıma doğru geldiğinde elimi telefonuma doğru götürmüş ve alarmı kapatmıştım. Oflayarak yattığım yerden doğrulmuş ve ellerimi yatağa bastırıp ayağa kalkmıştım.

Yavaş ve sarsak adımlarla lavaboya doğru yürümüş ve suyu açmıştım. Yüzüme bir kaç defa su çarptıktan sonra kenarda asılı duran gri havlumu alarak yüzümü kurulamıştım.

Havluyu yerine astıktan sonra gardırobumun önüne gelerek üniversiteye özel olan formalarımı askısından çıkartmıştım.

Hızlıca üstümdekilerden kurtulup formayı üzerime giydiğimde makyaj masamın yanına doğru gitmiş ve saçımı at kuyruğu yapmıştım.

Hafif bir makyaj yaptıktan sonra çantamın içine kulaklığımı , hikayelerimin taslağını bulunduran defterimi ve kalemliğimi atarak çantamın içini son defa kontrol etmiştim.

Herşeyin eksiksiz olduğunu gördüğümde akıllı saatimi bileğime takmış ve boynuma ay simgeli gümüş kolyemi takmıştım.

Ona uyumlu küpelerimi de kulağıma taktıktan sonra favori parfümümü üstüme sıkmış ve çantamı aldığım gibi odamdan ayrılmıştım.

Annemin çoktan işe gittiğini fark ettiğimde bende spor ayakkabılarımı ayağıma giymiş ve evden dışarıya çıkmıştım.

Can dostum bilgeyi beni dışarıda sabırsızlıkla beklediğini fark ettiğimde hızlı adımlarla yürümeye başlamıştım.

Bilge yanına ulaştığımda kafasını hızlı bir şekilde sallamıştı. Sanki benim hiç bir zaman değişmeyecek bir kız olduğumu bilmiyormuş gibi...

" yarım saattir seni burada bekliyorum. Hadi ama kızım! Bu üni deki ilk günümüz. Bari! Bugün yapmasaydın." Sızlana sızlana bunları söylediğinde gözlerimi devirmiş ve onunla birlikte durağa kadar yürümeye başlamıştık.

Durağa geldiğimizde yaklaşık bir on dakikanın ardından otobüs gelmişti bizde hemen otobüse binerek akbili basmış ve boş bir iki kişilik koltuğa oturmuştuk.

Bilge oturduğumuz anda küçük aynasını çıkartıp yüzündeki bir kilo makyaja bakıyor ve kendi kendine bir şeyler söylenip duruyordu.

Onun bu haline daha fazla bakmamak adına bakışlarımı akıp giden yola doğru çevirmiş ve hayatımın dönüm noktası olacak yere gitmeyi beklemeye başlamıştım.

Bilgi Üniversitesinin önüne geldiğimizde otobüsten aşağıya inmiş ve o büyük demirden sarmaşıklı kapıyla duraksamıştık.

Bilge dirseğiyle beni dürtüklediğinde ben yüzümün yarısını ona doğru çevirmiştim. " hazır mısın? Ha! Sakın bana korktuğunu söyleme. "

" ben değil , bu okuldakiler benden korksun bilge. " kendimden emin bir şekilde kurduğum bu sözlerle kapıya doğru yürümüş ve kapıdan geçerek üniversite ye doğru yürümeye başlamıştım.

Bilge ardımdan bana yetişmeye çalışıyorken ben çoktan üniversite nin kapısına ulaşmıştım bile.

Bilge bana yetişmeye çalışırken bir anda bir kıza çarpmış ve o kız bilgeyi gördüğü anda bilgenin yüzüne tokadı yapıştırmıştı.

Ben anında bilgenin yanında soluğu aldığımda okuldaki herkes etrafımızı sarmış , sonraki gerçekleşecek anı beklemeye başlamıştı.

O zengin olduğu her haliyle belli olan kızın yanında bir kız ve iki erkek geldiğinde o kız işaret parmağını bilgeye doğru kaldırmıştı.

" sen ne yaptığını bilmiyorsun kızım! Bu üstümdeki elbiseyi alacak paran mı var ki senin de gelip bana çarptın?! " Onun kulaklarımı sağır edecek sesine daha fazla katlanamadığım için bir adım öne doğru atılmıştım.

" bakın , bir hata oldu. Görünüşünüze bakılacak olursa , o elbiseden bir tane daha almak sizin için kolay olacaktır... Lütfen , bu konu burada kapansın." Son cümleyi ondan özür dilercesine kurduğumda o kız gözlerini kısarak beni baştan aşağıya süzmüştü.

Ben o beni süzerken bilgeye bakıyor ve omuzlarını sıvazlıyordum. İşte tam o sırada, o zengin kız bu konuyu kapatmak yerine üstüme, dökülen kahvenin aynısını dökmüştü ve ben o anda aynı süt dökmüş kediye dönüşmüştüm.

" şimdi konu kapanabilir işte. Seni budala kız!." dedikten sonra beni öylece herkesin ortasında bırakıp arkadaşları ile birlikte buradan ayrılmıştı.

Ben dolan gözlerimle çantamın kolunu sıkarak lavaboyu aramaya başlamıştım. Bilge de benim peşimde dolanıp duruyorken , ben sonunda lavaboyu bulmuş ve içine girmiştim.

Çantamdan çıkarttığım ıslak mendil ile kıyafetimi silmeye çalışıyorken bilge de bana yardımcı olmaya çalışıyor ve ikimiz birlikte lekeden kurtulmaya çalışıyorduk.

Zavallı annem...
O kadar zorlukla kazandığı parayla aldığı kıyafet , ne hale gelmişti.

Zilin sesi etrafımızı sardığında ıslak mendil paketini çantama atmış ve bilgeyle birlikte sınıfımıza doğru yürümeye başlamıştık.

Sınıfa girdiğimizde o zengin kız ile arkadaşlarını görmüş olmak beni dumura uğratmıştı.

Ne yani?!.
Onunla aynı sınıfta mıydık?..
Allahım!.
Sen yardımcı ol bana...

Yavaş adımlarla boşta duran ön sıraya doğru yürümeye başladığımda herkes benim hakkımda konuşmaya başlamıştı.

Bilge sıraya oturduğumuzda dudaklarını kulağıma doğru yaklaştırmıştı. " sen onları takma sadece hocaya ve bana odaklan oldu mu? " dediğinde kafamı sallamakla yetinmiştim.

Dersin öğretmeni sınıfa girdiğinde ben defterimi ve kalem kutumu sıraya çıkartıp koymuştum.

Hoca konuyu slayt üzerinden anlatmaya başladığında sınıfın kapısı ardına kadar açılmış ve içeriye giren kişiyle herkes konuşmaya başlamıştı.

Sınıfa giren çocuğun, aynı kitaplardaki gibi zengin ve oldukça şımarık bir velet olduğunu anlamamak benim gibi bir kitap kurdu için tam bir aptallık olurdu.

O keskin yüz hatlarıyla , kahverengi gözleriyle ve siyah dağınık saçları ile birlikte en az 1.90 boyuyla tam bir kitap başrolü olabilecek bir erkekti.

Ama hayatla - kitap arasındaki en büyük fark şuydu , böyle görünüşteki bir erkek yalnızca kitaptayken başrol kızı aldatmazdı.

Hayattayken net bir şekilde, aldatırdı. Eğer aldatmazsa zaten akıl hastanesinde yatmaya ihtiyacı olurdu.

Onun keskin bakışları üzerime doğru çevrildiğinde benim bakışlarım çoktan hocaya doğru çevrilmişti.

O yanımdan geçip en arkadaki sıraya doğru gittiğinde ben hocanın anlattığı konuyu defterime geçirmeye başlamıştım bile.

❄️

Üçüncü derste sona erdiğinde bugün kü derslerim sona ermişti. Bende defterimi son bir kez daha kontrol ettikten sonra çantamın içine yerleştirmiştim.

Yanımda duran bilgeye doğru yüzümü çevirdiğimde onun bakışlarıda üzerime doğru çevrilmişti. " bak eminsin değil mi? İstersen bende geleyim. " Tereddütlü tavrımdan artık bıkmış olmalıydı ki, derin bir nefes alıp vermişti bakışlarını tavana doğru kaldırıp.

Çantasını koluna asıp ayağa kalktığında telefonu tutan elini bana doğru doğrultmuştu. " kesinlikle eminim ve sen de her zaman ki gibi, beni takip etmiyorsun. Tamam mı? " dediğinde çoktan sınıftan ayrılıp gitmişti bile.

Ben onun ardından öylece bakıyorken derin bir iç çekmiş ve çantamın içinden kulaklığımı çıkartıp kulağıma takmıştım.

Telefonumdan spotify'a girerek playlistimden gracie abrams -
I love you , I'm sorry şarkısını açmıştım.

Oturduğum sıradan ayağa kalkıp sınıfın kapısına doğru yürümeye başladığımda telefonumdan gelen bildirim ile bakışlarımı telefonumun ekranına doğru çevirmiştim.

İşte tam o anda kapının önünde bir adamla çarpışmış ve onun önünde diz çökmüş bir şekilde onun kollarımdan tutmasına izin vermek zorunda kalmıştım.

Onun bakışları benim koyu kahverengi gözlerimde takılı kalmışken o bookboy la çarpışmak ile hayatımın bilmem kaçıncı hatasını yaptığımı bir kere daha fark etmiştim.

Ben anında olduğum yerden doğrulduğumda o bookboy un bakışları bir an bile yüzümden ayrılmıyor ve beni iyiden iyiye rahatsız etmeye devam ediyordu.

Ben anında oradan koşarak uzaklaştığımda otobüs durağına kadar bir an olsun bile durmamış ve nefes almamıştım.

Durağa geldiğimde derin nefesler alıp vermiş ve otobüsün gelmesini beklemeye başlamıştım.

Otobüsün gelmesini bekleyene kadar da başımın arkasını demir direğe yaslamış ve kitaplarımı düşünmeye başlamıştım.

Ben kitaplarımı düşünürken durduğum kaldırımın önünde bir siyah bmw durmuş ve tüm dikkatimi üzerine doğru çekmişti.

Benim tarafımdaki siyah renkli cam aşağıya doğru indiğinde o bookboy olduğunu görmüş olmak beni sinir etmişti.

Ne halt vardı da bu kadar karşıma çıkıyordu bu ibne!.

" senin gibi bir kız burada beklemek yerine çoktan gitmek istediği yerde olmalıydı. Gel hadi..." dedikten sonra yanındaki boş deri koltuğun üstüne elini koyarak bir kere koltuğa vurmuştu.

Onun bu kendini beğenmiş ukala haline gözlerimi devirmiş ve gelen otobüse binmek üzere arabanın önüne geçmiştim.

Otobüs tam önümde durduğunda otobüsün içine binmiş ve akbili basıp boş bir koltuğa geçerek oturmuştum.

Az önceki saçmalık ötesi olayı kafamdan silip attıktan sonra kendimi yeniden kitaplarımın arasına daldırmış ve akıp giden yolu izlemeye başlamıştım.

Otobüs evimin sokağının başındaki durakta durduğunda aşağıya inmiştim.

Eve doğru yaklaşmaya başladığımda bilgeyi evin önünde otururken görmek, beklediğim bir şey değildi
şu anda.

Bilgenin yanına geldiğimde onun ağladığını yeni fark etmiştim. Dizlerinin üzerine yasladığı yüzünü başını tutarak havaya doğru kaldırdığımda bilge dolu gözleriyle bana doğru bakmıştı.

" ne oldu sana canım? Ne yaptı sana o ibne? Biliyor musun..." dedikten sonra onun akan gözyaşlarını parmaklarımla silmiş ve çöktüğüm yerden doğrulmuştum.

Bilge benim durağa doğru bir hışımla yürümeye başladığımı gördüğünde anında olduğu yerden kalkarak koşmaya başlamıştı.

Ben daha durağa yetişemeden bilge önüme geçmiş ve iki kolunu havaya doğru kaldırmıştı.

" çekil önümden hemen. O şerefsizin ağzına etmeden bugün bana rahat yok. " Oldukça sert olan sesimin tonumun desibelini yükselterek sözlerime son vermiştim.

Bilge dolu gözlerini elinin tersiyle sildikten sonra sert bir şekilde yutkunmuş ve başını hafifçe sallamıştı.

" bak kızım. Boşver gitsin. " dediğinde kaşlarımı çatabildiğim kadar çatmış ve bir elimi omzunun üzerine koyarak onu sol tarafa doğru ittirmiştim.

Bilge son derece kararlı olduğumu anladığında derin bir iç çekerek benim bu halime kafasını sallamıştı.

Ben yeniden durağa doğru yürümeye başladığımda bilge beni bileğimden tutarak yerimde sabitlemişti. Bileğimi tutan eline omzumun üstünden baktığımda bilge işaret parmağını havaya doğru kaldırmıştı.

" eğer tek bir adım dahi ileriye doğru atarsan , benimle olan arkadaşlığın o andan itibaren sona erer. " Son derece ciddi olan tavrıyla söylediği bu sözlerin ardından ellerini aşağıya doğru indirmişti.

Onun bu haline yapma dercesine başımı hafifçe eğerek baktığımda bilge kollarını göğsünde bağlayarak meydan okurcasına suratıma bakmaya başlamıştı.

Onun bu kararlı haline ellerimi teslim olurcasına havaya doğru kaldırmıştım. Bilge işte böyle dercesine kaşlarını oynattığında kolunu koluma geçirip fısıldamıştı.

" söyle bakalım. O senden gözünü çekemeyen yakışıklı ya eniştem demeye başlayayım mı? " Benim eglenen bu haline kafamı sen iflah olmazsın dercesine sallamış ve eve doğru yürümeye başlamıştım.

Evin kapısını kilidimle açtığımda ayakkabılarımızı dışarıda çıkartıp içeriye girmiştik. Ben kapıyı üstüne vurduğumda bilge çoktan salona girmişti bile.

Bende onun peşinden salona girdiğimde o çantasından çıkarttığı sigara paketinden bir dal sigara çıkartıp çakmağıyla yakmıştı bile.

O sigarasını işaret ve orta parmağının arasına alıp sigaranın dumanını odaya verdiğinde yüzüme gelen duman yüzünden yüzümün hizasında elimi sallamıştım.

Bilge onun yüzüne yargılayıcı bakışlarım ile baktığımı fark ettiğinde tek bir kaşını havaya doğru kaldırmıştı.

" cevap vermedin. " dediğinde o gereksiz soruya cevap vermek yerine kafamı sallamakla yetinmiş ve elime telefonumu almıştım.

Ben ig ye girdiğimde bilge anında telefonumu eline alarak bir şeyler yazmaya başlamıştı.

Ne yazdığını merak ettikçe etmiş ve görmek için başımı bir o yana bir bu yana savurup durmuştum.

Sonunda telefonumun ekranını bana doğru çevirdiğinde Google a girdiğini fark etmiştim.

Arama motoruna Koralp Kandemir yazdığını fark etmiş ve telefonu elime almıştım.

Ben onun hakkındaki bilgileri okumak adına ekranı aşağıya doğru kaydırdığımda bilge yanıma oturmuştu.

O kendini beğenmişliğin insan haline sahip olan adamın okuduğum üniversite nin sahibinin oğlu olduğunu gördüğümde neden bu kadar egolu olduğunu tam anlamıyla anlamıştım.

O anlayışımın hemen ardından telefonumu kapatmış ve masanın üzerine gelişi güzel fırlatmıştım.

Bilge benim bu tavrıma karşın dudaklarının arasındaki sigara dalını çekip dumanını yüzüme doğru bırakmıştı.

Elimi yumruk yaparak onun koluna hafifçe vurduğumda bilge kahkaha atmıştı.

" sende tutuldun ona değil mi? " diyerek sigarayı tutan parmaklarıyla beni işaret etmiş ve kahkahasına kaldığı yerden devam etmişti.

Ben oturduğum yerden ayağa kalktığımda bilge beni bileğimden tutmuş ve yeniden sigarayı tutan eliyle beni işaret etmişti.

" kabul et! Aşık oldun. Aşık Umay! Aşık umay! "

" siktir git bilge. Oldu mu?." diyerek bileğimi elinden koparttığımda onu ardımda bırakıp çantamla telefonumu almıştım.

Bilge benim odadan dışarıya çıktığımı gördüğünde oturduğu koltuktan ayağa kalkıp benim ardımdan yatak odama doğru girmişti.

Ben çantamla telefonumu yatağın üstüne bıraktıktan sonra dolabıma doğru yürümüş ve bir pijama takımı çıkartmıştım.

Bilge sigarasını bitirdikten sonra çantasından çıkarttığı kapaklı küllüğe bastırmış ve sigarasını söndürmüştü.

Ben üstümdeki formadan kurtulduktan sonra bilge " doğruyu söyle umay. Öyle bir çocuktan bile biraz olsun etkilenmedin mi? " meraklı bakışları ile bana bu soruyu yönelttiğinde üstüme pijama takımının üstünü geçirmiştim.

" etkilenmedim çünkü o tam bir egolu sapığın ta kendisi. "

" nasıl? egolu bir sapığın ta kendisi derken , ne demek istiyorsun? " diyerek bacak bacak üstüne atan bilgeye pijama takımının altını giydikten sonra bakmıştım.

" o etkilendiğin çocuk..." diyerek yatağımın üstüne oturmuş ve ellerimi geriye doğru yatağın üstüne yaslamıştım.

" beni arabasıyla gideceğim yere kadar bırakmak istedi. Beni ya?!. Beni!."

Bilge gözlerini duyduğu şeylerden sonra kocaman açmıştı. Ne diyeceğini bilemeyecek hale gelen bilgeye gördün mü dercesine kaşlarımı oynatmıştım.

Bilge ellerini yanaklarına vurduktan sonra sol ayağını altına alarak oturuşunu düzeltmişti.

" ben şok ben iptal kızım. "

" tabi şok olursun. Sonuçta duruşuyla karakteri aynı olmayan bir adamı daha gördük. " kendimden emin bir şekilde kurduğum bu cümlelerin ardından bilge halen daha düşünceliydi.

Parmaklarımı yüzünün önünde şıklattığımda bilge kendine gelmiş ve yüzünü telefonuna doğru çevirmişti.

Öylece telefonunun ekranına doğru bakıyorken ben telefonunu almış ve arkama saklamıştım.

Bilge bu yaptığım hareketin ardından kaşlarını çatmış ve dudaklarını bir şeyler söylemek için aralamıştı.

" bence sen aptalsın kızım. " Ciddi bir tavırla bana bunu söylediğinde bende kaşlarımı çatmıştım.

" ne alaka be? " diyerek cırladığımda bilge arkamda tuttuğum telefonunu benimle savaş vererek aldığında bu sefer karşıma değil , yanıma oturmuştu.

" ne mi alaka? Kızım çocuk bildiğin tutulmuş sana ve sen tam bir aptal gibi davranıyorsun!." Beni bir çocuk gibi azarlayan bilgeye şok geçirmiş gibi bakmaya başlamıştım.

Bilge omuzuma işaret parmağını bastırıp beni biraz olsun geriye doğru ittirdiğinde benim bakışlarım zerre kadar değişmemişti.

Bilge benim bu değişmeyen halime karşın telefonuna dönmüş ve ekranını açtıktan sonra bana son bir kaç zamandır konuştuğu çocukla olan mesajlaşmalarını açmıştı.

Ben bana açtığı mesajlara öylece bakıyorken o kaşlarıyla bana gösterdiği mesajları işaret ediyor ve bana bir şey anlatmak istiyordu.

Fakat benim gibi kalın kafalı birinin bunu anlamasını beklemek zerre kadar mümkün değildi.

Sonunda olduğumuz bu durumdan dolayı pes etmiş ve ağzımı açmıştım. " ne demek istiyorsan , konuşmaya başla bilge yoksa yemin ediyorum atarım seni bu evden..."

Bilge nasıl anlamazsın dercesine suratıma bakıyorken anlamıyorum diyerek kaşlarımı oynatmış ve kollarımı göğsümde bağlamıştım.

Bilge bir of çektikten sonra telefonunu kapatıp yatağın üzerine koymuştu. " bak umay..." dediğinde iki eliyle bir elimi sımsıkı sarmış ve kollarımı göğsümden ayırmıştı.

" seni anlıyorum. " dediğinde kaşlarımı hafifçe çatmıştım. O anda hayır ! beni anlamıyorsun. demek isterdim fakat sözlerinin nereye gideceğini merak ettiğim için susmaya karar vermiştim.

Bilge nin bakışları zeminden yavaşça yüzüme doğru çıktığında bakışlarımda her ne gördüyse, ondan ötürü sert bir şekilde yutkunmak zorunda kalmıştı.

" baban olacak adam yüzünden bütün erkek cinsinden nefret ediyorsun. Hatta sadece erkeklerden değil, bütün yabancılardan. Ama..." diyerek duraksadığında beyninin içinde sözlerini birleştirmeye çalıştığını biliyordum.

" hayatta böyle yol kat edemezsin. Bak... yeni bir yola girdik. " derken dudaklarında kocaman umut dolu bir tebessüm var olmuş ve benim bu kalbim sızlamıştı.

" neden eskileri başa sarıp
duralım ki? Hı? Haksız mıyım?.."

Bilge'nin bakışlarında gördüğüm o umudu andıran yıldızlarla o anda ona haklısın demek isterdim lakin zihnim kalbimi kesin bir dille red ediyor ve benim susmamı sağlıyordu.

Bilge benden herhangi bir cevap alamayacağını anladığında ellerini dizlerine vurup oturduğu yerden ayağa kalkmıştı.

Ben aklım ve kalbimin arasındaki o nihai savaşın ortasında bilge'nin o üzgün halini seyrediyorken bilge çantasını koluna asıp telefonunu yatağımın üstünden almıştı.

Telefonunu aldığı gibi odamın kapısına doğru yürüdüğünde benim bakışlarım kucağımda birbirine kilitlediğim titreyen ellerime dönmüştü.

❄️

" Umay! Kızım! Hadi yemek hazır. " diye bana bağıran annemin sesini kulağımda kulaklık olmasına rağmen duyduğumda kulaklığımı çıkartmış ve defterimi kapatmıştım.

Telefonumu elime aldıktan sonra oturduğum yerden ayağa kalkmış ve odamın kapısını giderek kapımı açmıştım.

Mutfağa girdiğimde annemin masaya çoktan oturduğunu görmüştüm. Bende bir boş sandalye çekip masaya oturduğumda annem telefondan başını kaldırmıştı.

" nasıldı kızım? "

" ney nasıldı anne? " diyerek sorduğu şeyi bilmemezlikten gelmiştim. Annem tek bir kaşını havaya kaldırıp gözlerini bana inanmadığını belli edercesine kıstığında ben tabağıma baget tavuk ile pilav koyuyordum.

" üniversitenden bahsediyorum kızım. Nasıl geçti ilk günün?. "

Ben kaşıkla ağzıma yemekleri dolduruyorken annem soruyu yeniden büyük bir sabırla tekrarlamıştı.

Bende kafamı iyi geçti dercesine sallamış ve elimle okey işareti yapmıştım.

" yalan söylüyormuşsun gibi geldi ama , neyse... inanalım bakalım. " dedikten sonra annemde baget tavuk ve pilavdan tabağına koymuştu.

Annem yemek yerken telefonuna bakıyorken ben öylece tabağımla uğraşırken annemi seyrediyor ve hislerinin ne kadar doğru olduğuna anlam vermeye çalışıyordum.

Annem ile ben yemeğimizi bitirdikten sonra ben annemi salona göndermiş ve masadaki kirli bulaşıkları makineye dizmiştim.

Masayı ıslak bezle sildikten sonra annemle kendime bir Türk kahvesi yapmıştım. Cezvedeki kahveyi fincanlara boşalttıktan sonra kahve yanı bardaklarına soğuk su koymuştum.

Su bardaklarını ve kahve fincanlarını dolaptan çıkarttığım tepsinin üstüne koyduktan sonra tepsiyi alarak mutfaktan ayrılmıştım.

Salona girdiğimde annemin koltukta uzandığını ve televizyon da netflix'ten bir diziyi izlediğini fark etmiştim.

Cam sehpalı masanın üzerine tepsiyi koyduktan sonra anneme kahvesini ve su bardağını uzatmış, bende tekli koltuğa geçip oturmuştum.

Annem kahvesinden bir yudum aldıktan sonra suyundan da bir yudum almış ve diziyi dikkatli bir şekilde izlemeye kaldığı yerden devam etmişti.

Bende elime telefonuma alarak ig ye girmiş ve keşfette takılmaya başlamıştım. Keşfette videoları kaydırıyorken karşıma çıkan videoyla küçük dilimi yutmuştum.

O egolu sadist herif büyük bir parti organize etmiş olmalıydı ki, etrafındaki kızların arasına girmiş bir şekilde deli gibi dans ediyor ve sahte gülücükleriyle olduğu durumdan mutluymuş gibi davranıyordu.

Bir dakika.
Benden empati yapmıştım ki?.
Neden...
Bırak ne hali varsa görsün...
Sana ne kızım...
Sanane?!.

Videoya daha fazla maruz kalmamak için kaydırdığımda diğer videoların onunla ilgili olmaması en azından moralimi yükseltmişti.

Annem saat on iki olduğunda yatmaya gitmiş ve bende kahve fincanları ile su bardaklarını makineye koyup yatmaya gitmiştim.

Yatağımın üstüne oturduktan sonra kulaklığımı kulağıma takıp , kitabımın taslağını yazdığım defterimi elime almıştım.

Defteri elime alıp açtığımda eski yazdığım yerleri yeniden okumuş ve düzenlenmesi gereken yerleri düzeltmiştim.

Düzeltme işlemimi bitirdikten sonra hikayemde nerede kaldıysam , kaldığım yerden devam etmeye başlamıştım.

Aralıksız iki saat boyunca yazdıktan sonra saate bakmış ve saatin iki buçuğu gösterdiğini görmüştüm. O anda aklıma sabah erken saatte dersim olduğu gelmişti.

İşte bu yüzden defterimi kapatmış ve kulaklığımı kulağımdan çıkartmış ve halen daha çalmakta olan şarkıyı telefonumdan durdurmuştum.

Telefonumu yatağımın yanı başındaki prizde takılı halde duran şarj aletime taktıktan sonra kulaklığımla, defterimi masamın üstüne yerleştirmiştim.

Yatağımın üstündeki pikeyi kaldırıp içine girdikten sonra gözlerimi kapatmış ve uykunun beni esir almasını beklemeye başlamıştım.

Tam derin uykuya dalacağım esnada telefonumun sesi odamı doldurmuş ve beni zorla ayağa kaldırmıştı.

Ben sırtımı yatağımın başına yasladıktan sonra bilmem kaç defa çalan telefonumu sonunda elime almıştım.

Arayan kişinin rehberimde kayıtlı olmadığını gördüğümde çattığım kaşlarıma aramayı yanıtlamıştım.

" beni bu kadar beklettiğin için seni cezalandırmam gerekiyor fakat bunu sonraya saklayacağım. " dediğinde ilk başta kim olduğunu anlamamıştım ta ki o iğrenç gülüşünü duyana kadar...

" neden cevap ver-" dediğinde anında lafını keskin bir bıçak gibi kesmiş ve laflarını yutmasına neden olmuştum.

" sana karşı biraz saygım vardı fakat artık onu da mahvettin. Sen varya..." dedikten sonra boğuk ve ağlamaklı çıkan sesimle sözlerime son vermiştim.

" sen babamdan bile kötü bir adam çıktın..."

Onun bu sözlerime tek bir kelime bile etmesine izin vermeden anında telefonu kulağımdan çekip aramayı sonlandırmıştım.

Telefonun ekranını yatağa bastırdıktan sonra kollarımı kendime sararak sessizce içli içli ağlamaya başlamıştım.

❄️

Sabaha kadar o şerefsiz yüzünden ağladığım için zorda olsa kendimi yataktan kaldırmış ve çekmecele -
rimden bir tanesini açmıştım.

İlaçlarımın bulunduğu kutudan psikiyatri ilacımla , arvelesimi almış ve suyla birlikte ikisini aynı anda içmiştim.

Arvelesin baş ağrımı geçirmesini umarak kıyafet dolabıma doğru yürümüştüm.

Formalarımın dün gece yaptığım temizleme işleminden sonra yeni gibi olduklarını gördüğümde üstümdeki pijamalardan kurtulmuştum.

Üniformalarımı giydikten sonra saçımı öylesine bir at kuyruğu yaparak yüzüme su vurmaya gitmiştim.

Yüzüme su çarptıktan sonra kenarda asılı duran gri havlumu alarak yüzümü kurulamış ve havluyu yerine asmıştım.

Çantamın içindekileri kontrol ettikten sonra kitaplarımın taslağını barındırdığım defterimi masamın üstünden almıştım.

Defterimi ve kalem kutumu çantama yerleştirdikten sonra kulaklığımı kulağıma takmış ve telefonumdan spotify'a girmiştim.

Amy Winehouse 'un Back To Black parçasını seçtikten sonra telefonumu cebime koyarak odamdan dışarıya çıkmıştım.

Spor ayakkabılarımı ayağıma giymek üzere evden dışarıya çıktığımda yeniden çantamın içini kontrol etmiştim.

Hiç bir sorun olmadığını gördüğümde kafamı hafifçe sallamış ve ayaklarıma spor ayakkabılarımı giymiştim. Evin kapısını kilidimle kilitledikten sonra binadan dışarıya çıkmıştım.

Durağa yaklaşık bir kaç dakikanın ardından ulaştığımda otobüsün gelmesini durakta oturup beklemeye başlamıştım.

Ta ki, siyah renkli bir ferrari
Tam önümde durana kadar...

Ferrari nin önümde durmasıyla
şoför koltuğunun kapısının açılması bir olunca, gelen kişinin dün gece beni arama cürretine giren şahıs olması, beni sinirden deliye döndürmüştü.

O pezevenk yüzüne vuran rüzgar yüzünden dalgalanan saçlarıyla adeta özgüven kokan haliyle tam karşıma geçmişti.

Ve bir de üstüne beni bileğimden tuttuğu gibi ayağa kaldırmıştı.

" sen... dün gece, nasıl olurda , telefonu benim yüzüme kapatırsın?! "

Bu sözlerinin ardından bileğimi elinden kopartmış ve yüzüne sağlam bir tokat atmıştım.

Onun yüzü sol tarafa doğru kaydığında işaret parmağımı suratına doğru kaldırmıştım.

" bir daha... Sakın! Bana! Dokunma?! duydun mu beni ,seni adi herif! "

O şerefsizin dudaklarında bu sözlerimin ardından kitaplardaki gibi
bir piç smile tebessüm var olduğunda ona adeta inanamayarak bakmaya başlamıştım.

Gerçekten...
Bu herifin aklında bir sorunu vardı.
Yoksa...
Neden gülsündü ki , benim bu lafıma.

O kaymış yüzünü bana doğru çevirip hafifçe benim yüzüme doğru eğdiğinde ben bu hareketine karşın yerimde kalakalmıştım öylece.

Ben öylece onu seyrediyorken o
bir elini kaldırıp yüzüme vuran
saç tutamına dokunmuş ve parmaklarıyla saç tutamını hafifçe büktükten sonra geriye doğru atmıştı.

Bunu yaptıktan sonra ise yüzüyle yüzüm arasındaki mesafeyi sıfıra indirgemiş ve dudaklarını yanağıma dokundurmuştu.

" babana dua etsen iyi olur kar tanesi çünkü ben görüp görebileceğin tüm erkeklerden daha akılda kalıcıyım... Ve herkeste olduğu gibi, sende bunu anlayacaksın."

Bunları söylerken ki ses tonu resmen beni kitaplardaki başrol kadın karaktermişim gibi hissettirmişti fakat sadece hissettirmişti.

O adi herif bunları söyledikten sonra aramıza bir adımlık mesafe koymuştu ve tam da o anda benimde zihnim gerçek dünyaya geri dönüş yapmıştı.

O piç gülüşüyle bir adım daha geriye doğru attığında bu sefer ben aramızdaki mesafeyi sıfıra indirmiştim.

İki elimi ceketinin yakalarına götürdükten sonra sımsıkı sıkmış ve tam gözlerinin içine bakmıştım.

" sen sıradan bir erkek değilsen , bende sıradan bir kız değilim. Bunu o algılamakta kıtlık çeken beynine sok. Oldu mu?!" dedikten sonra onu yakalarından tuttuğum gibi geriye doğru ittirmiş ve gelen otobüse binmek üzere yola çıkmıştım.

Otobüs tam önümde durduğunda otobüsün içine binmiş ve akbili basıp boş bir koltuğa geçerek oturmuştum.

Otobüsün üniversite ye ulaşması zaman alacağı için kendimi müziğe kaptırmış , dirseğimi koltuğun koluna koyarak çenemi avucumun içine bastırmıştım.

Ben akıp giden yolu müzik ile birlikte seyrediyorken otobüs ne ara üniversite ye gelmişti zerre kadar anlamamıştım.

Otobüsten aşağıya doğru indiğimde okulun bahçesinde toplanan onca öğrenciyi görmek beni dumura uğratmıştı.

Ben ne olduğuna bakmak adına öğrencilerin arasından geçip gittiğimde gördüğüm manzara karşısında küçük dilimi yutmuştum.

Aynı zengin kız bilgeyi rehin almış ve üstündeki kıyafetleri zorla çıkartmaya uğraşmıştı. Uğraşmıştı diyorum çünkü ben araya girerek böyle bir şeyin olmasına izin vermemiştim.

O zengin kız benim onun sözde eğlencesini bozmamdan hiç mutlu olmamış olmalıydı ki, yüzüme sert bir tokat geçirmişti.

Bununla birlikte üstümdeki kıyafeti ortadan ikiye büyük bir kuvvetle ayırmış ve beni herkesin önünde rezil rüsva etmişti.

Ben olduğum bu duruma daha fazla dayanamadığım için ayrılmış kıyafetimin uçlarını birbirine bastırmış ve koşarak oradan uzaklaşmak istemiştim.

Ben buradan okulun içine doğru koşuyorken bir anda yolumu o zengin kızın erkek arkadaşları kesmiş ve beni dumura uğratmıştı.

Ben onları nasıl atlarım diye düşünüyorken kıyafetimi mahveden o zorba kız beni omuzumdan tuttuğu gibi kendisine doğru çevirmiş ve ayakkabılarıma nereden alındığı belli olmayan kahvenin tamamını dökmüştü.

Ben sonunda daha fazla dayanamayıp yerimde diz çöktüğümde Allah'ıma bana yardımcı olması için dua etmeye başlamıştım.

İşte tam o anda...

" ne yaptığını zannediyorsun sen arya?! " diye bağırıp ortalığın altını üstüne getiren o adi herifle duamın kabul olduğunu görmek beni mutlu etmişti.

Arya denen o kız ve arkadaşları,
o adi herifin sesini duydukları anda ne yapacaklarını bilemeyerek korkuyla birbirlerine bakmaya başlamış ve yanyana dizilmişlerdi.

O arkadaşlarının beni düşürdüğü hali gördüğünde kaşlarını çatabildiği kadar çatmış ve beni yerimden kaldırmadan önce ceketini çıkartıp yırtılmış üniformamın üstüne örtmüştü.

Ben gözlerimden akan yaşlarla birlikte onunla beraber okula doğru yürüdüğümde sadece az önce başıma gelen şeyleri düşünüyordum.

O bizi boş bir sınıfa soktuğunda bilgede bizimle birlikte içeriye girmiş ve çantasından çıkarttığı yeni üstlük ile benim hayatımı kurtarmıştı.

" al hadi giy bunu. " diyerek bana üstlüğünü uzatan ve bu şekilde benim hayatımı kurtaran arkadaşıma sımsıkı sarılmış ve binlerce kez teşekkür etmiştim.

Bilge benim üstümü değiştirmem için dışarıya çıkmaya yeltendiğinde o zengin züppe zerre kadar oturduğu yerden kımıldamamış , tam tersine büyük bir keyifle beni seyretmeye dalmıştı.

Bilge ona kaş göz işareti yaparak onu çıkartmasını söylediğimde o anında onun yanına doğru giderek onu kolundan çekiştirmeye başlamıştı.

O zengin züppe zor da olsa oturduğu sıradan ayağa kalktığında ben öylece üstümdeki ceketiyle ayakta bekliyordum.

Ben öylece çekip gideceğini zannediyorken o adımlarının yönünü değiştirmiş ve tam karşımda dikilmişti.

Ben dikkatli bakışlarımla ile ona doğru bakıyorken o ellerini ceketine uzatmış ve üzerimden çekmek üzere ellerimden kopartmaya çalışmıştı.

Ben ellerimi zerre kadar çekmeden onun ceketinin üzerimden çekilmesine zerre kadar izin vermemiştim.

O benim bu halime karşın dudaklarında piç smile bir tebessüm oluşturmuştu. Aynı şekilde ceketindeki ellerini de aşağıya indirmiş ve tek bir kaşını alaycı bir tavırla havaya doğru kaldırmıştı.

" anlaşılan ceketimi çok sevdin. Pekala... al senden bana hatıra kalsın kar tanesi..." pekala kelimesini dudaklarını büzüştürüp söyledikten sonra geri kalan sözcüklerini aynı dudak şekliyle devam ettirmişti.

Onun bakışlarındaki rahatsız edicilik bütün bedenime uyarı sinyali vermiş ve bütün tüylerimi bir dikene çevirmişti.

O yaylana yaylana bu sınıftan dışarıya çıktığımda bilge de onun peşinden sınıftan ayrılmış ve beni burada yapayalnız bırakmıştı.

Ben üstüme ceket yüzünden sinen o mükemmel erkeksi parfümle derin bir iç çekmiş ve bir süre sonra ne yapıyorum ben diyerek ceketi üstümden atmıştım.

Üstümdeki kıyafeti çıkardıktan sonra çantamın içine sıkıştırmış ve dostum bilgenin verdiğini üstlüğü düzgünce üzerime giyinmiştim.

Hazır olduğumda kapıya doğru ilerlemeye başlamıştım ta ki, o zengin züppe nin bana verdiği ceketi hatırlayana kadar...

Yüzümü sıranın üstünde öylece duran o lüks cekete doğru çevirdiğimde kafamı hafifçe sallamış ve cekete doğru yürümüştüm.

Ceketi iki elimin arasına alarak sıktığımda kapıya doğru yürümüş ve sınıftan dışarıya çıkmıştım. Dostum bilge yi burada yalnız gördüğümde ceketle koridoru işaret etmiştim.

Bilge ne demek istediğimi bir süre sonra anlayınca eliyle koridoru işaret etmişti. " o çoktan sınıfa gitti. Ve biliyor musun? Bizimde acilen gitmemiz gerekiyor umay. " Aceleyle bunları söylediğinde bende sınıfa doğru koşmaya başlamıştım.

Bilge de benimle beraber sınıfa kadar koştuğunda sonunda kapının yanına varabilmiş ve içeriye girmek için üst baş kontrolü yapmak zorunda kalmıştık.

Bilge hadi tıklat artık dercesine suratıma bakmaya başlayınca ben gözlerimi kapatıp açmış ve kapıyı tıklatmıştım.

Hoca girebilirsiniz diye bağırdığında bilge ve ben içeriye girmiştik. Herkesin alaycı ve yargılayıcı bakışları bizim üzerimizdeyken, biz usulca sıramıza doğru yürümeye başlamıştık.

Sıramıza oturduğumuzda derin bir
iç çekmiştim. Ve bununla birlikte de defterimi ve kalem kutumu çantamın içinden çıkartmıştım.

Kalemliğimden uğurlu kalemimi de çıkarttıktan sonra defterimin kapağını kaldırmış ve pür dikkat hocayı dinlemeye başlamıştım.

Blok dersimiz yaklaşık bir buçuk saatin ardından sona erdiğinde araya girmiş olmayı nedensizce hiç istememiştim.

Bilge anında eline telefonunu aldığında bende kulaklığımı kulağıma takıp telefonumdan spotify'a giriş yapmıştım.

Favori şarkıcım miley cyrus'tan nothing breaks like a heart parçasını açtığımda sıramın üstüne kolumu koyup başımı kolumun üstüne yaslamıştım.

O anda düşündüğüm tek şey vardı.
O da , bu üniversite nin benden değerlerimi söküp alacağıydı ve de sadece bununla da kalmayıp benim bütün kurallarımı yerle bir edeceğiydi...

❄️

Evet!

Kitabımızın ilk bölümü
sona ermiş bulunmaktadır,
sevgili okuyucularım...

Ya da benim küçük kar tanelerim...

Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi Benimle paylaşmayı mutlaka unutmayın, olur mu?..

O halde bu yazar sizi,
sevgiyle ve saygıyla
selamlayıp, kaçıyor!..

İG: nisakopuz
X ( Twitter ) : NisanurKopuz0
Spotify : NRK / EFSUNKAR

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

132okunma 38beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18