3. bölüm · EFDAL
EFDAL 3.BÖLÜM-ZEHİR
Alaz o gece eve erken gelmişti.
Bu, onu tanıyan herkes için kötü bir işaretti.
Ev sessizdi. Fazla sessiz.
Salonun ortasında küçük oyuncaklar duruyordu; renkli, masum, gereksiz. Alaz ayağıyla birini kenara itti. Oyuncak duvara çarpıp yere düştü.
Odadan küçük bir öksürük sesi geldi.
Alaz durdu.
Gözlerini kapattı.
“Zayıflık,” diye mırıldandı kendi kendine.
“Her şeyin sonu zayıflık.”
Öykü yatağında oturuyordu. Küçük elleri göğsündeydi. Nefes alışı düzensizdi ama yüzünde bir gülümseme vardı. Babasını görünce gözleri parladı.
“Baba…”
Alaz bir an tereddüt etti.
Sadece bir an.
Sonra cebinden küçük bir şişe çıkardı. Renksizdi. Kokusuzdu. Doktorların bile ilk bakışta ayırt edemeyeceği türden.
“Bunu içmen lazım,” dedi.
“Seni iyileştirecek.”
Öykü başını salladı.
Babalar yalan söylemezdi.
İlacı içtiğinde yüzünü buruşturdu.
“Acı…”
Alaz gözlerini kaçırdı.
“Geçecek.”
Dakikalar sonra Öykü’nün nefesi hızlandı.
Sonra yavaşladı.
Sonra… durur gibi oldu.
Alaz geri adım attı.
“Yeter,” dedi kendi kendine.
“Bitti.”
Ama bitmemişti.
Aynı anda, apartmanın karşı sokağında bir araba duruyordu. Farları kapalıydı. İçindeki kadın binaya bakıyordu. Elindeki dosyada aynı isim yazıyordu:
Öykü.
4 yaş.
Kalp hastası.
Kadın telefonunu kulağına götürdü.
“Başladı,” dedi.
“Süreç işliyor.”
Karşıdan gelen ses sakindi.
“Ameliyata yetişir mi?”
Kadın gözlerini binadan ayırmadı.
“Eğer ölmezse,” dedi.
“Evet.”
Telefonu kapattı.
Bu kadın Asu’ydu.
Ama o an kimse bunu bilmiyordu.
Öykü yere düştüğünde Alaz’ın eli titredi.
Küçük beden hareketsizdi. Gözleri yarı açıktı.
Alaz dizlerinin üzerine çöktü.
Kalbine bastırdı.
Atmıyordu.
Kapı çalındı.
Alaz başını kaldırdı.
O an ilk kez korktu.
Kapıyı açtığında karşısında iki kişi vardı. Biri sağlık görevlisi, diğeri yüzü gölgede kalan bir kadındı.
“Geç kaldınız,” dedi Alaz.
Kadın ona baktı. Uzun uzun.
“Hayır,” dedi. “Tam zamanında.”
Ambulans sirenleri geceyi yırttı.
Öykü sedyede hareketsizdi.
Alaz arkasından baktı.
İçinde ne pişmanlık vardı ne acı.
Sadece boşluk.
“Bir sorun kalmadı,” diye düşündü.
“Artık zayıflık yok.”
Hastanede ameliyathanenin kapısı kapandığında Alaz dönüp gitti. Arkasına bakmadı.
Ama içeride biri vardı.
Steril kıyafetli kadın, camın arkasından küçük bedeni izliyordu.
Gözleri sertti ama elleri sakindi.
“Şimdi,” dedi fısıltıyla.
“Gerçek kurtarma başlıyor.”
O gece kayıtlara şunlar geçti:
Hasta ameliyatta kaybedildi.
Ama Asu, küçük kalbin yeniden atışını izlerken başını eğdi.
“Kimse seni aramayacak,” dedi.
“Bu dünyada artık görünmezsin.”
Alaz ise şehrin ışıkları arasında kaybolurken tek bir şeyden emindi:
Bir daha asla odaya oyuncak girmeyecekti.
