18. bölüm · Düşmanın Aşkı İsfad

18• ~Ben Ona Bunu Yapamam~

İsfad Tbd

Elim bir an havada kaldı. Tokayı Eleni çoktan almıştı ama ben hâlâ onların tarafına bakıyordum.
Ne demekti bu şimdi?
İso… neyi yapamazdı?
Birini mi koruyordu?
Yoksa birine bir şey mi yapması gerekiyordu?
Şerif’in adı geçince içim daraldı. O adamın adı geçen yerde hayır olmazdı zaten.
Ama asıl mesele şu…
İso’nun sesi.
Daha önce onu böyle duymamıştım. Sert değildi. Sinirli de değildi. Sanki… köşeye sıkışmış gibiydi.
Oruç bir şey daha söyledi ama bu sefer duyamadım. İso başını iki yana salladı. Çenesini sıkmıştı.
Ben hâlâ anlamaya çalışıyordum.
Neyi yapamazdı?
Kimi koruyordu?
Ve neden Şerif bu işin içindeydi?
İçimde garip bir huzursuzluk büyümeye başladı. Sanki evin içinde görünmeyen bir şey dolaşıyordu.
Bir şey olacak gibiydi.

Tam o sırada Oruç başını kaldırdı.
“İso, gel hele bi.”
İso kısa bir an durdu, sonra Oruç’un peşinden kapıya doğru yürüdü. İkisi de dışarı çıktı.
Kapı kapanınca ev bir anda sessizleşti.
Eleni koluma girdi.
“Gel mutfağa gidelum. Sana bir şey yapayım.”

“Yok, iyiyim.”
Ama iyi değildim.
Aklım az önce duyduğum cümlede takılı kalmıştı.
Ben ona bunu yapamam.
Ne yapamaz?
Kime yapamaz?
Şerif neden araya giriyor?
Tezgâha yaslandım. Eleni dolaptan bardak çıkarıyordu.

Eleni bir süre yüzüme baktı. Sanki aklımdan geçenleri okumaya çalışıyordu.
"Bre ne oldu sana? Geldiğimizden beri bir tuhafsın."
"Yok bir şey..." Gerçi boşuna oynuyorum karşımdaki Eleni beni en iyi tanıyan kişilerden biri o diğeri de abim.
"Yok bir şey değil. Sen bir şeye takıldın."
Bir an sustum. Söylemesem mi dedim ama dilim çoktan çözülmüştü bile.
"İso ile Oruç konuşuyordu… Şerif’in adını duydum."

Eleni’nin yüzü bir an gerildi.
"Şerif mi?"
Omuz silktim.
"Boş ver. O adamın adı geçen yerde hayır yok zaten."
Ama içimde bir şey rahat etmiyordu.
İso'nun söylediği o söz aklımdan çıkmıyordu.
'Abi… ben ona bunu yapamam.'
Kime neyi yapamaz?
Neyi yaparsa kim ölür?

Eleni mutfakta bana dönüp gülümsedi, ama gülüşü bile bana güven vermiyordu.
“Fadime, sen hâlâ bambaşka bir yerde gibisin. Ne oldu sana?”
“Yok… yok bir şey,” dedim ama sesi titriyordu.
Eleni yaklaştı, elimi tuttu. “Fadime, söyle… içinden ne geçiyor?”
‘Bilmiyorum… bilmiyorum…’ diye düşündüm. Ama tek bildiğim, İso’nun gözlerindeki çaresizlik ve Oruç’un sert tonu…
“Belki de… bir şey olacak,” dedim sonunda. Sesim neredeyse fısıltı gibiydi.
Eleni gözlerimi okudu ama hiçbir şey söylemedi. Sadece sessizce yanımda durdu, bana güven verdi ama içimdeki sorulara cevap vermedi.
Kapı arkasından bir gölge geçti; İso ve Oruç hâlâ dışarıdaydı. Konuşuyorlar mıydı? Tartışıyorlar mıydı? Bilmiyorum. Ama bir şeyler dönüyordu.

BÖLÜM SONU

Stok bölümler bitti yazabildiğim kadar hizlı yazmaya çalışıyorum 10 BEĞENİ GELİR Mİİ NE KADAR ÇOK ETKİLESİM DAHA HIZLI BÖLÜMMM 🩷 🥹 🩰 ✨ 🪷