2. bölüm / 2
Düşman çocuğu2. Bölüm
Bölümler 2Şu an: 2. Bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalar
Kendimi hastana koridorunda buldum. Ateş beni korumak için üstüme kapandığında sırtından vurulmuştu hala ameliyattaydı.
Bende ablası Işıl'ı aramıştım. Onlarında bilmeye hakları vardı ama aileden arayabilcegim tek kişi Işıl ablaydı çünkü abimle önceden sevgililerdi ama aileler düşman olduğu için imkansız aşka dönüştü.
Benim aşkım böyle olsaydı ben pes etmezdim sonuna kadar giderdim of ben ne saçmalıyom yine kendi kendime.
Işıl ablam babası (Metin Koral) ve annesi ( Leman Koral) gelmişti. Yalan yok bu aileden sadece Işılı seviyom. Koral ailesi koridorun kapısından girdiği an Işıl ablam bana sarıldı, beni baştan aşağı süzdükten sonra bişeyimin olmadığını anladı. Ardından Leman hanım bana hızlı adımlarla yaklaşırken gözünün yaşlı olduğunu fark ettim ama tepki vermedim. Karşımdakı Işıl ablayı ittirdikten sonra bana elini kaldırdı tam yanağıma tokat atıcakken eli yukardayken bileğinden tuttum "sakın, bana bi daha elini kaldırmadan önce bi kere daha düşün dua et oğlun ameliyatta yoksa olacaklardan ben sorumlu olmazdım." Dedim
Leman bana öylece bakarken Metin bey onu omzundan tutup geriye çekti ve arkasına aldı. Kulağıma eğilip "Senin yüzünden oğluma bişey olursa senin cesedini tanınmayacak hale getiririm" dedi. Tam cevap vercekken doktor ameliyat kapısından çıkıp Ateş beyin durumunun iyi olduğunu söyledi.
Metin bey bana ters bakışlarına sürdürürken üstüne yürüdüm " Duydun oğlun iyi şimdi al karını havlamayi bırakın" dedim.
Koral ailesi, Ateşin kaldığı odaya doğru yürümeye başladılar, bende tam işim bittiğini düşünerek hastaneden çıkmak için ayaklandığımda Işıl durdurdu "Gitme Ateş seni görmek istiycektir" dedi.
Beni kurtardı teşekkür etmem gerekiyordur diye düşünerek tamam dedim. Işıl da ailesinin arkasından Ateşin odasına gitti bende koridordaki sandalyeler den birine oturup beklemeye başladım. Işıl ve ailesi odadan çıktı çok çabuk çıkmışlardı Işıl hemen yanıma gelip Ateş senle yanlız konuşmak istedi dedi ve gülümsedi. Bende hızlı adımlarla Ateşin odasına girip kapıyı kapattım.
Alara: "Ateş beni niye kurtardın." En son ben buraya teşekkür etmek için gelmiştim ardından düzelttim "Teşekkür ederim"
Ateş: "OOO Alara hanım kibarlık yapıyo."
Alara: "Sus şimdi beni niye çağırdın."
Ateş: "Kibar dedik iki dakikada nazar değdi. Neyse konumuza dönüyorum saldıran kişileri araştırdın mı?"
Alara: "Adamlarım araştırıyor." Babam en son benim Ateş'i öldürmem için emir vermişti ama ben yapamazdım sanırım ne kadar öldürmek istesemde adam beni koruyordu ve yalan yok yakışıklıydı o kehribar gözleri, buğday teni, kahverengi saçları... Ateş'in bişey söylemesine izin vermeden odadan çıktım.
Hastaneden de çıktım.
3 gün sonra...
Ateş Koran anlatımıyla
Taburcu olup hastaneden çıkmıştım, artık iyiydim işlerin başına dönebilirdim.
Babam ben hastanede olduğum için depo baskınını ertelemişti. Benim ısrarlarımla depo baskınına gitcektik bu akşam ne olduğunu öğrenmem gerekiyordu.
Ama önce Alara'yı aramam lazımdı o günden sonra hiç haber almadım ondan. Neden onu merak ediyorum bilmiyorum ama onu öldürmem gerekiyodu nasıl öldüre bilirdim ki ben Alara'yı beline kadar gelen dümdüz kumral saçları, mavi okyanusa benzeyen gözleri, dolgun dudakları, çok güzeldi. Ben bu düşman kızıyla napcaktım.
Alara'nın Anlatımıyla
Odamda oturmuş boş boş duvara bakıyordum, yine düşüncelerimle savaşıyodum.Ama aklıma başka bişey takılmıştı Ateş bu ara o da çok düşüncelerime giriyor fena çocuk değil aslında ama olsun. Ne saçmalıyorum yine ben ya neyse ben bugün depoya gitcem yerini buldum bakalım nolcak benim için kim neden ölüyo hepsini öğrencem.
Depoda saat 19.00 da bütün korumalar yemeğe ayrılıyodu akşam saati kim naocak diyip çıkıyorlardı çünkü babam öyle demişti. Bu benim için iyi oldu o saatte gitcektim. Bu insanlarda bi garip asıl baskın akşam yapılır.
Saat 18.00 olmuştu bende hazırlanmaya başladım saçımı hafif dalgalı yaptım.
(Kombinim böyle)
Evden çıkıp korumalara gözükmeden arabama bindim. Deponun kapısının önüne geldiğimde saat 19.00 olmuştu. Etrafa biraz daha bakıp korumaların olmadığını anladım ve rahat rahat içeri girdim. Kapıdan girer girmez karşıma sandalyeye bağlı iki adam çıktı. Annemin bahsettiği adamlar bunlar olmalıydı.
Yanlarına yavaşca gittim. Adamların ağzını açtım ve bakışmaya başladık.
Bende içimden böyle olmaz diyip birinin yanağına yumruğumu geçirdim.
Ateş'in anlatımıyla
Deponun önüne gelmiştik 20 kişi felandık ama depoya gelirken birinin daha bizi takip ettiği düşündüm bence son olaylardan sonra bana öyle geliyordu. Deponun önünde kimse yoktu bizde direk içeri girdik karşimda iki adam ve başlarında bu kadın vardı. Alara Vardar. Alara bizim geldiğimizi fark etmiş olacaktı ki silah doğrultmuştu. Ben olduğumu görünce silahını bana doğrultmuştu.
Alara'nın Anlatımıyla
Ateşi görünce silahımı ona doğrulttum. Yüzüme alaycı bi gülümseme yerleştirip "bu işte seninde parmağın var dimi" dedim
Anlamsız gözlerle bana baktı bu adamlar benimle alakalı bişey biliyor ama herkes benden gizliyo.
Tam ağzımı açtım konuşmaya devam edecektim ki kapıdan duyduğum silah sesleriyle belimde hissettiğim elin beni kocaman bi vücudun arkasına alması bir oldu. Önündeki kocaman dağ ayısı Ateşti.
Şaşkın gözlerle ona bakarken o eline silahı almış Ateş ediyordu;
Ateş: Ne bakıyon düşman kızı.
Alara: Ben sana niye bakiyim etrafı izliyorum.
Ateş: Etrafta izlemek için çok müsait zaten.
Yüzüne hafif gibi gülümseme yerleştirdi. Gülmek ona çok yakışıyordu neyse bunlari şuan düşünemem çantamdan silahımı alıp bi kaç el ateş ettim. Sonrada adamlar gitti zaten. Ama giderken bi adam gözüme çarptı adamın yüzünü gördüğüm an gözlerimi Ateş'e dikmiştim o da aynı adamı görmüş olacak ki bana aynı şekilde bakıyordu. Ateş'le aynı anda aynı şeyi söylemiştik.
"TURGUT KESKİN"
Bölüm etkileşimi
