1. bölüm / 1
DUATANITIM #
Bölümler 1Şu an: TANITIM #
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sonunda o ibneleri atlatmıştım! Bu bana bayağı pahalıya patlamıştı, lakin torba sağlamdı!
Önemli olan da oydu ya!
Ben işin sonunda alacağıma bakardım! Gerisi kuru laftı benim için!
Torba demişken uyuşturucu baronunun nirvanası olan torbacımızdan behsetmezsek olmazdı değil mi?
O nirvanadaki torbacı ben oluyordum.
Yıllardır bu camiadayım. Ve yakalanmayan sayılı torbacılardan biriyim.
Normalde piyasayı iyi kapatabiliyorduk, Soner Başkomisere kadar sürmüştü bu durum, lakin yeni gelen başkomiser bizim işimizi baltalamıştı!
Onun yüzünden şuan çoğu torbacımız ceza evindeydi!
Ne sanıyorlardı ki, bu işe kendi isteğimizle bulaşacak kadar kansız mıydık? İşin ucunda gençliğinin baharında olan gencecik çocuklardık!
Tabii ya, çocuktuk...
Bunu unutmuş çocuklardık hem de!
Bunu unutturmuş ve ensemize çökmuşlerdi, cehennem mahlukları!
Daha geçen gün 14'ünde gencecik bir çocuk, çocuklar için olan cezaevini boylamıştı. Ve o daha çocuktu!
Bu işe engelli annesine ve ayyaş babasına çare olmak için başlamıştı, derdi boyundan büyüktü, ama kendisi küçücüktü...
Adalet denen meret işleseydi eğer, o çocuğa yakalandığı gibi iğrenç bir mahlukat gözüyle bakan polisler yerine bu işe bulaşmasına neden olan sebepleri araştırıp ona yeni bir yuva açan polisler var olurdu çevrede.
Gerçi sözde yuva olan yetimhanelerde bile elli vukuat oluyordu ya, bunu bilen bilirdi.
Yaşayan da anlatır...
Kardeşim dediğim Sude, yetimhaneden kaçıp da bu barona yakayı kıstıran zavallı bir çocuktu.
Yaşadıkları onu çocukluğundan uzaklaştırmıştı, soyutlamıştı, utandırmıştı!
Ama bunu yapanlar utanmamıştı!
Şimdi o komiseri çağır da, gel bunları anlat değil mi?
Ona yakalansam bana da yakalanan 14'ündeki o zavallıya baktıkları gibi bakmayacak mıydı?
Adımı sormayı bile tenezzül etmeyip "Alın bu torbacıyı!" demiyecek miydi?
Bu sahneleri daha dün o çocuk sayesinde izlememiş miydim?
Evet evet, izlemiştim!
Ona ettikleri hakareti, ona edilen bedduaları, "Çocukları zehirliyor bu lanet!" safsatalarını yine bir çocuğa söyleyenleri...
Hepsini ama hepsini görmüş, bununla yetinmeyip duymuştum da!
O çocuğa pişman mısın diye sorsalar, değilim derdi.
Ve onlar neden böyle dediğine bakmaksızın onu ve onun gibileri kendi mahkemelirinde cani ilan ederlerdi.
Onun pişman bile olamayacak kadar pişman edildiğini bilmeyerek, bilmek istemeyerek hem de...
O komiser mesleğine 16 yıl sonra dönen evlat acısı yaşamış bir adamdı. İstihbaratım sağlam olmakla birlikte bu adam hakkında pek çok şey biliyordum.
Kızı doğumda vefat etmiş lakin yıllar sonra bilinmez bir nedenden dolayı mezarı açılınca boş olduğu öğrenilen mezarla birlikte bir gizem olarak kalmıştı.
Komiserimiz ise bu gizemi çözmek için tamı tamına 16 yıl sonra göreve dönmüştü, zaten 16 yıl önce de çocuğu için, onun kaybıyla görevi bırakmıştı ya!
Bu komiserle aramızdaki fark, ben onunla empati yapabilecek kadar cesurdum, ona ve kızına üzülebilecek kadar insandım, lakin o insan olmayı bırak, bu kavramdan uzak bir canavardı!
Benim bu yollara zorla sokulduğumu, okulundan koparılan bir can olduğumu anlatamayacağım kadar da cani!
Ben Dua Korkmaz, Soner Sanaç'a olan savaşıma, bu gün de ondan kaçarak galip gelmiştim!
Tabii o daha beni, daha doğrusu yenilgi manyağı olmasının sebebi olan beni, gerçek adım da dahil olmak üzere bilmiyordu!
O beni Sevde Duran olarak bilebilirdi, ben bu kadarına onun sarsılmaz egosu için izin veriyordum. Bu camiada herkesin bir lakabı olurdu zaten, tabii benim gibi akkıllılar gidip sahte kimlik çıkartırdı, orası ayrı!
O beni arasın dursun, ben de gidip onun selasını okuyayım, değil mi?
***
Kardeşini uyuşturucu illetiyle kaybeden bir Adet Soner, ve onun öz ve öz kızı Dua'nın hikayesi...
Bu bölümde Dua'yı tanıdık, iyi de oldu bence! Çok içime sindi bu tanıtım bölümü!
Umarım siz de beğenmişsinizdir:)
Sizce onlar nasıl karşılaşacaklar?
Teorileri alalım!
Bu arada bu kurgumuzda da abiler mevcut, ek olarak üçüzler ve kardeşimiz de var!
Desteklerinizi ve yorumlarınızı bekliyorummm:)
Görüşmek üzere, sevgi dolu satırlarda...
Bölüm etkileşimi
