3. bölüm · DOĞU TÜRKİSTAN
Uygur Kağanlığı ve Türk Dünyası
Doğu Türkistan'ın tarihini anlamaya başladığımızda karşımıza çıkan en önemli devletlerden biri Uygur Kağanlığı'dır. Ancak Uygurların tarihi yalnızca bu devletin kuruluşuyla başlamaz. Uygur adı ve Uygur toplulukları, Orta Asya'nın uzun tarihinin farklı dönemlerinde karşımıza çıkar.
MS 744 yılında Uygurlar, II. Göktürk Kağanlığı'nın ardından Orta Asya'da güçlü bir siyasi yapı kurdu. Bu devlet tarih kaynaklarında Uygur Kağanlığı olarak bilinir.
Kağanlığın merkezi bugünkü Moğolistan topraklarında bulunan Orhun Vadisi çevresindeydi. Bu nedenle Uygur tarihinin önemli bir bölümü doğrudan bugünkü Doğu Türkistan sınırları içerisinde geçmemiştir. Ancak Uygurların Orta Asya'daki siyasi, kültürel ve ekonomik etkileri bölgeyle yakından bağlantılıydı.
Uygur Kağanlığı kısa sürede güçlü bir devlet hâline geldi. Çin'deki Tang Hanedanı ile ilişkiler kuruldu; ticaret gelişti ve Uygurlar bölgedeki siyasi dengelerde önemli bir güç hâline geldi.
Bu dönemin en dikkat çekici özelliklerinden biri kültürel gelişmeydi.
Uygurlar, farklı topluluklarla kurdukları ilişkiler sayesinde çeşitli yazı sistemlerinden, dinlerden ve kültürel geleneklerden etkilendiler. Özellikle Maniheizm, 8. yüzyılın sonlarından itibaren Uygur devlet hayatında önemli bir yere sahip oldu. Daha sonraki dönemlerde Budizm ve İslam da Uygur tarihinin farklı bölgelerinde etkili oldu.
Bu çeşitlilik, Orta Asya'nın o dönemki yapısını anlamak açısından önemlidir.
Çünkü Orta Asya hiçbir zaman tek bir kültürün tamamen kapalı olduğu bir bölge olmadı. Türk toplulukları; Çinliler, İranî halklar, Soğdlar, Moğollar ve başka topluluklarla ticaret, savaş ve kültürel alışveriş içerisinde yaşadı.
Uygurlar özellikle yazı ve kültür alanında önemli izler bıraktılar. Uygur yazısı, daha sonraki dönemlerde farklı Türk ve Moğol toplulukları tarafından da kullanıldı. Uygurların şehir kültürü ve ticaret faaliyetleri ise Orta Asya'nın ekonomik hayatında önemli bir rol oynadı.
Fakat güçlü devletlerin de zayıf dönemleri olur.
840 yılında Uygur Kağanlığı, Kırgızların saldırısı sonucunda yıkıldı. Bunun ardından Uygur topluluklarının önemli bir bölümü batıya ve güneye doğru göç etti.
Bu göçler Uygur tarihinin yeni bir dönemini başlattı.
Uygurların bir kısmı bugünkü Gansu çevresine yerleşirken, önemli bir kısmı Doğu Türkistan'a yöneldi. Burada zaman içerisinde Koço Uygur Krallığı gibi yeni siyasi ve kültürel merkezler ortaya çıktı.
Turfan ve çevresindeki vahalar bu dönemde büyük önem kazandı.
Çünkü çölün ortasında su kaynaklarına sahip vahalar, yalnızca insanların yaşayabilmesini değil, ticaret yollarının devam etmesini de sağlıyordu. Böylece Uygur şehir kültürü gelişmeye devam etti.
Yüzyıllar içerisinde bölgedeki siyasi dengeler yeniden değişecekti.
Karahanlılar döneminde İslamiyet Uygur dünyasında giderek daha güçlü hâle geldi. Özellikle Kaşgar, İslamî ilimlerin ve Türk-İslam kültürünün önemli merkezlerinden biri oldu.
Böylece Doğu Türkistan'da yeni bir dönem başladı.
Eski Türk kültürü ile İslam'ın birleşmesi, bölgede kendine özgü bir Türk-İslam medeniyetinin gelişmesine katkıda bulundu. Dil, edebiyat, mimari, eğitim ve şehir hayatı bu süreçten etkilendi.
Ve Doğu Türkistan, yüzyıllar boyunca değişen devletlerin arasında varlığını sürdüren güçlü bir kültürel mirasın merkezlerinden biri hâline geldi.
Fakat ilerleyen yüzyıllarda bu topraklarda yalnızca kültür değil, büyük siyasi mücadeleler de yaşanacaktı.
Bir sonraki bölümde, Karahanlılar dönemini ve İslamiyet'in bölgedeki yayılışını daha yakından inceleyeceğiz.
