1. bölüm · DOĞAYA DÜŞEN CEMRE
1. BÖLÜM
Bayrağa sahip olmak kolay olmasa da onu korumak ve dalgalandırmak çok daha zordur.
1999 - ŞIRNAK
Havanın buz kestiği sis yüzünden gözün gözü görmediği bir akşam vaktiydi. Yaklaşık 4 saattir tek milim dahi kıpırdamadan gözünü tek noktaya dikmiş avını bekliyordu komutan Aslan Güneş. Ömrünü bütün hayatını mesleğine adamış binlerce yiğitten biriydi. Ama bu gece onun için bambaşka bir geceydi. Çünkü bu gece yıllardır hayalini kurduğu her gece dualar ettiği kızı dünyaya gelecekti. Eğer şuan ki ani çıkan görev olmasaydı eşinin yanında olacaktı kızını birlikte karşılayacaklardı. Ama olsun dedi içinden sağlıkla dünyaya gelsin ona yeterdi.
Derken bir hareketlilik oldu. Saatlerdir gözlemlediği mağaranın içinden sesler yükselmeye başladı. Dışarıdaki nöbette bekleyen 3 terörist önce birbirlerine bakıp anlamaya çalıştı ama anlayamayınca içlerinden biri yanındakine ne olduğunu öğrenmesi için işaret verdi ardından diğer terörist içeriye girdi. Büyük ihtimalle tartışmaya girmişlerdi. Bu durum Aslan Güneşin işine gelirdi. Hem bir an önce görevini tamamlar hem de kızını görmeye gidebilirdi.
Telsizine dokundu ''Gölge bir avcı görüşün nedir? '' diye sordu. O sırada sesler iyice artmaya başlamıştı. Bulundukları mevki merkeze oldukça yakın bir civardaydı. Fazla ses çıkarmadan temiz bir şekilde halletmeleri gerekiyordu.
''Gölge bir dinlemede olumlu komutanım'' . Aldığı cevapla hafifçe gülümsedi Aslan Güneş. ''Üç deyince gördüğünü indir avcı başlıyoruz Allah yardımcınız olsun'' dediği gibi timdeki diğer bütün askerleri hazırdı. ''üç'' dediği anda avcı saniyesinde dışarıda bekleyen ikisini indirdi. Mağaranın etrafını saran tim dikkatli bir şekilde alanı daraltmaya başladı.
Sesleri duyan mağaranın içindeki teröristler telaş ve panikle etrafına bakmaya başladı. Tabi daha ne olduğunu anlamadan bütün adamlarını yerde gören uyuşturucunun da babası olarak bilinen Ensar Şam öylece ortada kalakalmıştı. Kaçmaya çalışmaya dahi kalkmadı çünkü biliyordu ki bir Türk askeri kendisine verilen görevi canı pahasına yerine getirirdi. Ki bu bir bordo bereli ise kaçmak demek tam bir aptallık olurdu.
Görev başarılı bir şekilde tamamdı. Ensar Şam denen terörist canlı bir şekilde ele geçirilmişti. Üst teğmen Aslan Güneş artık eşine ve kızına kavuşabilirdi. Karargaha bilgi verdikten sonra timi de toplayarak merkeze doğru gitmeye başladılar.
''Baba oluyorsun ha sonunda? '' diyen Mesut'a gülümsedi Aslan. Az kalmıştı ama bir türlü bitmiyordu şu yol uzadıkça uzuyordu sanki. '' E sende dayı oluyorsun '' diye cevap verdi Aslan. Evet o da dayı oluyordu gözünden sakındığı tek kız kardeşi can dostu sırdaşı olan Aslan ile veliydi Zeynep. Hayalini kurduğu kız çocuğunu kucağına alacaktı. ''Doğmuştur demi saat kaç oldu hem saten kaç saat sürer ki bir şey olmamıştır demi ha ikisi de iyidir uyanmış mıdır ki Zeynep kızım nas-'' '' Lan bir sus sakin olun taramalı tüfek gibi başladın gidiyorsun annem var hem yanında iyilerdir Allah'ın izniyle merak etme ararız sorar öğreniriz saten '' demesi ile susması bir olmuştu Aslan'ın. Heyecandan delirmek üzereydi.
Karargaha varır varmaz operasyon bilgisini hızlı bir şekilde bildirip çıkmışlardı. Hastaneye varmak üzereydi. Arabayı kullanan Mesut yanında oturan Aslana bakıp bakıp gülüyordu. Hayatında onu ikinci defa böyle görüyordu çünkü. İlki Zeynep'i istemeye gelecekleri gündü heyecandan eli ayağına karışmış stresten yolda gelene kadar çikolatanın yarısını yemişti çünkü.
Araba hastanenin önünde durduğu gibi hemen inip koşarak içeriye girdi Aslan. Oda numarasını öğrendiği gibi Zeynep'inin ve kızının yanına koştu. Kapıyı elleri titreyerek açtı ve karşısındaki manzara nutkunun tutulmasına neden oldu. İlk aşkı tek sevdası Zeynep'i kucağında kundakta sarılı kızıyla birlikte tam karşısındaydı. Yavaşça içeriye girdi.
Eşinin geldiğinin gören Zeynep hem sağ salim görmenin mutluluğu hem de yeni doğum yapmasının nedeniyle gözyaşlarına hakim olamadı. Aslana doğru uzattı kucağındaki Allah'ın ona verdiği mucizeyi. İlk başta korktu Aslan dondu bir anda ama sonradan ufacık kızının yüzünde yakaladığı saniyelik gülümseme ile kolları arasına aldı kızını. Kokusunu doya doya içine çekti. Binlerce kez şükretti. Defalarca kokladı izledi kucağındaki mucizesini. Zeynep'ine döndü Aslan ''İsmi Cemre olsun mu ? '' dedi Aslan Ruhuna ve ömrüne baharı getiren kızına baktı tekrar. ''Cemrem güzel kızım '' diye seslendi Zeynep.
Aslan nazikçe kızının kulağına doğru adını okudu ''Ömründe hep baharlar açsın doğaya düşen ilk Cemre gibi sende benim ruhuma düştün canım kızım.''
Cemre babasının ruhuna nasıl bir bahar gibi doğup düştüyse başka yüreklere de su misali damla damla merhamet olarak insanlık olarak düşecekti. Belki de SEVDA olarak birinin yüreğine düşecek ve bahar da açan ağaç misali kurumuş dallarını yeşertecekti.
Kendi baharı solmuş olsa da başka bir şekilde yeniden yeşerecekti...
###############
HER AĞLAYAN GÜÇSÜZ DEĞİLDİR,
TIPKI HER GÜLENİN MUTLU OLMADIĞI GİBİ.
2004-HAKKARİ
Ruşen' e bağıran Nazire'nin sesi dolduruyordu küçük salonu. Önündeki çayı ve vazgeçilmez olduğu kabak çekirdeği 'aslında Cemre için ayıklanan' çekirdek ile büyük bir dikkatle izliyordu Gülizar sultan diziyi. Anneannesinin vazgeçilmezi olan bir nevi de yalnız kaldığında vakit geçirdiği tek aktivitesi de denebilirdi. Neydi o tabi ki Yabancı Damat!
Babasının işleri çok olurdu Cemrenin öyle söylemişti annesi. ''Eğer baban işe gitmezse biz de dahil çoğu insan rahat uyuyamaz güzel kızım'' demişti annesi. Ne demek istediğini elbette anlamadı Cemre ama babasının çok değerli ve özel bir insan olduğunu düşünmesi onu mutlu etmişti.
Anneannesi bakıyordu Cemreye. Asker bir baba ve hemşire bir annenin kızıydı. Annesi aslında Hatay da bir hastanede daha rahat şartlarda çalışabilirdi ama eşi Aslanın görevinden dolayı ondan ayrı kalmak istememişti. Hem insanların burada ona daha çok ihtiyacı vardı hem de eşinin özlemine dayanmak daha zor olurdu.
Bu yüzden Cemreye anneannesi bakıyordu. Gülizar hanımında yaptığı büyük fedakarlıktı aslında. O da eşini bırakıp torunu için gelmişti. Ama bir yandan diğer evladı Mesutta Aslan ile aynı görevi yapıyordu. Vatan için bayrak için savaşıyorlardı.
Elinde tuttuğu aslında daha çok koltuk altına sıkıştırdığı küçük, kafası kel, yeşil elbiseli bebeği ile salonun ortasında dönüp kendi kendine konuşarak oyunlar oynardı Cemre. Odasında bulunan binlerce oyuncak ve bebeğe rağmen elinden hiç düşürmediği tek bebekti kel bebeği. Adı bile vardı üstelik anlaşıldığı gibi kel bebekti ismi de. Babası almıştı onu o yüzden asla yanından ayırmaz nereye gitse onunla giderdi.
Annesinin çalıştığı hastaneye yakın olsun diye lojmanda değil küçük bir evde kalıyorlardı. Merkeze yakın fazla kalabalık olmayan bir mahalleydi.
'' Anneanne annem ne zaman gelecek? babam da yok saten hiç aramıyor da ne zaman gelecekler?'' diye huysuzlaşan torununa döndü Gülizar Sultan. Hem kızı hem oğlu böyle seslenirdi onunda hoşuna giderdi. '' Annen gelir birazdan kuzum çıkmak üzeredir aradım ben gelecek merak etme'' dese de huzursuzdu yüreği.
Her ne kadar eve yakın olsa da tekin yerler değildi buralar. Hele de bir kadın için. Yalnız gelmiyordu aslında Zeynep hastaneden bir arkadaşı ile birlikte geliyorlardı ama hastane çok yoğun olduğu için genelde hep geç geliyordu.
Telefonda gördüğü isim ile heyecanla eline aldı ve ayağa kalkarak cevap verdi. Arayan evladından asla ayırt etmediği damadı Aslandı. Mesut ile birlikte aynı timde aynı birlikte görev yapıyorlardı.
'' Alo annem hayırlı akşamlar nasılsın iyi misin inşallah?'' diyerek büyük bir sevinçle cevap geldi. '' İyiyim yavrum çok şükür asıl sen nasılsın nasılsınız iyi misiniz? kötü bir şey yok inşallah?'' .
Korkuyla ve heyecanla açardı telefonu hep Gülizar sultan. Allah'ın taktiri bilinmez ama yüreği en çok korkudan çarpardı ve bir de bilinmeden ani çalınacak kapıdan. '' Merak etme annem iyiyiz çok şükür hepimiz Mesutta burada bak selamı var. Annem Cemrem uyudu mu? . Bir sesini duysam dedim'' Özlemişti kızını hem de çok özlemişti gamzeli Cemresini.
''Yok yavrum uyur mu hiç annem nerde kaldı diye başımın etini yedi burada. Dur vereyim.'' diyerek kel bebeğinin kafasını boyamaya çalışan küçük torununa seslendi. '' Kuzum bak kim var telefonda gel bak koş.'' demesi ile Cemrenin bebeğini bir tarafa fırlatıp gelmesi bir oldu. Biliyordu çünkü arayanı anneannesinin halinden anlamıştı. Ne zaman telefonu heyecanlı açsa ve ayağa kalkarak konuşmaya başlasa ya babası ya da dayısı arardı.
Telefonu alarak '' Babammm seni çok özledim. Neredesin?, ne zaman geleceksin?, Annem de gelmedi hala.'' diye söylenerek salunda etrafında dönmeye başladı. Telefonda konuştuğu zaman fır dönerdi etrafında. '' Gamzelimm Cemremm bende seni çok özledim babam. Ama işlerim var güzel kızım benim. Sen şimdi anneaneyi üzme güzelce yat uyu seni de çok sevdiğimi sakın unutma tamam mı gamzeli kızım benim'' dedi.
Bir ay olmuştu kızını görmeyeli kokusunu doyasıya içine çekmeyeli. Çok özlemişti sesini, yüzünü, hele yanaklarındaki o gamzelerine bakmaya doyamazdı. Ama görev ve vatanı her şeyden önceydi. Saten çocuklar için değil miydi bu görev bütün masum insanlar içindi. Her şey her can bu ülke bu vatan şanlı al bayrak içindi.
'' Tamam babammm bende seni çok seviyorum kocaman öpüyorum seni yakala öpücüklerimi tamam mı?'' diyerek ellerini iki yana açıp telefonu kulağına sıkıştırarak öpücükler yolladı babasına. ''Tamam canımın içi Cemrem ''. Telefonu kapatıp anneannesine verdi Cemre. Çok özlemişti babasını. O kadar içli söylerdi ki babam kelimesini Aslanın içi giderdi kızına. Hatta bazen bu baba kız seslenmesine Zeynep bile imrenerek bakardı.
Babasıyla konuştuktan sonra annesini beklerken uyuya kaldı Cemre. Gülizar sultanın içi rahat edemiyordu ama bir türlü. Oğlu Mesutla da konuşmuştu kızı Zeynep ile de ama bir huzursuzluk vardı için de bir sıkıntı çökmüştü yüreğine.
Cemre uyuduktan sonra üzerini örtüp ayaklandı yaşlı kadın. Abdestini aldı, namazını kıldı, kuranını aldı. Elinden gelen tek şey buydu yaşlı kadının dua edip Allaha sığınmak.
&&&&&&&
Yorgunluktan bitap düşen Zeynep son hastanın da serumunu kontrol ettikten sonra artık işi bitmişti. Bir an önce kızına kavuşmak için hızla üzerini değiştirdi. Her zaman birlikte gidip geldiği arkadaşı Aslı bugün izin almıştı ve yoktu. Tek başına gitmek istemediği için bir saat sonra nöbeti bitecek olan Ayşe'yi beklemeye karar verdi. Hemşire odasına doğru gidecekti ki koridorda bir hareketlilik fark etti. Ne olduğunu anlamak için acile doğru yöneldi.
Koridoru geçip acilin kapısına yaklaştığında duyduğu şeyler ile başından aşağı kaynar sular döküldü. İdrak edemedi önce inanmak istemedi ama duydukları doğruydu. Acilin kapısından sedyeyle giren kişi hayat arkadaşı canı evladının babasıydı.
Yüzünün her tarafı kan içinde kalmış sağ göğüs boşluğun da saplı bir halde duran demir parçası vardı. Daha yaşadığı şoku atlatamadan acilin kapısından giren diğer sedyeye kaydı gözü. İnanmak istemiyordu gördükleri gerçek olamazdı. Diğer sedyede yatan diğer yarısı olan abisiydi. Onunda sol bacağı sıkı bir şekilde sarılmış muhtemelen beyaz olan bez şimdi abisinin kanından kıpkırmızı olmuştu.
Birisi onu kolundan tutup kenara çekti bir şeyler söylüyordu ama duymuyordu Zeynep. Bir uğultu vardı etrafında anlamıyordu. Kabusun içinde miydi yoksa kabusu bizzat yaşıyor muydu? Sesler netleşmeye başladı eli ayağına dolansa da hemen sedyede yatan abisine koştu. İkisi de yan yana sedyelerde kan revan içinde bilinçleri kapalı bir şekilde yatıyordu.
Tıpkı yarım saat önce sırt sırta çarpıştıkları gibi. Bir el uzandı yine Zeynep'e geriye doğru çekmeye çalıştı ama çakılıp kalmıştı Zeynep. İki sedye arasında bir eşine bir abisine bakıyordu sadece. '' Şok cihazı çabuk'' diye bağıran doktora baktı. İki kişi güçlükle geriye doğru çekti Zeynep'i.
Bir defa iki defa on defa yüklendi şok cihazı ama monitör den çıkan ses hep aynıydı. Son kez dedi doktor. Tekrar yüklendi ve son kez bu sefer bir hayatın son bulmasıyla bitti. Diğer sedyedeki Mesut aynı yola baş koyduğu kardeşini bırakmadı ve ebedi olarak sonsuzluğa uğurlandı. İki kelime iki hayatın bitişini özetledi. ''Hastayı kaybettik''. Elinden hiç bir şey gelmeyen Zeynep için gerisi kocaman bir karanlıktan ibaretti.
&&&&&
Önündeki dosyadan kafasını kaldırıp sıkıca gözlerini kapattı Aslan. Bir dosya daha kapanmıştı. Devletine milletine zarar veren bir ihanet eden bir dosya daha. Ayağa kalktı sıcaktan buhar olmuş camı elinin tersiyle sildi ve karşısına baktı. Rüzgarın etkisiyle dalgalanan bayrağına onuruna şerefine baktı ve bir kez daha gurur duydu.
Odanın kapısı tıklatılınca içeriye Mesut girdi. İkisi de yorgundu uzun bir görevdi ama çok şükür kimse zarar görmeden başarıyla tamamlamışlardı.
'' Dışarısı fazla sessiz, Sevmedim''. dedi Mesut. Normal hayatında neşeli cana yakın bir adamdı. Her girdiği ortam da sohbete dahil edilir etrafına neşe saçardı. Ama görevinde tam tersiydi. Bakışlarıyla laf söylemesine gerek kalmazdı.
'' Kızımı özledim, Cemremi'' diyerek cevap verdi Aslan. Bir gariplik vardı o da sezmişti ama şuan tek aklı kızındaydı bir de Zeynep'inde.
''Aynı sana benziyor. Kardeşimi aldığın yetmedi yeğenimi de kendine benzettin.'' Somurtarak söylendi Mesut. Cemre babasının kopyasıydı gerçekten. Annesinden aldığı tek özelliği yeşil gözleri ve uzun gür kirpikleriydi.
Gülümsedi Aslan '' Bana benzeyecek tabi kimin kızı? Sana mı benzeyecekti?''
''E tabi çocuğun anne tarafı maşallah güzel olunca ortaya böyle bir sanat eseri çıkıyor'' diyerek tabi ki kendini övmeyi de unutmadı Mesut.
'' Çık git lan odamdan başlarım sana da egona da'' demesiyle önündeki kalemi Mesut a fırlatması bir oldu. Ama garip olan bir şey vardı ki Aslan'ın attığı kalem camı parçalayacak şiddetinde değildi.
''HASS- yat lan yat çabuk''. Sessizlik hiç bir zaman hayır getirmezdi buralarda bunu herkes çok iyi bilirdi.
''Yuva saldırıya uğradık çok kalabalık acil destek ACİL DESTEK'' Çevreyi sarmışlardı karargahın kapana kısılmışlardı ve şimdiden kurşunlar yağmur misali yağıyordu.
'' SON BEŞ''. dedi Mesut.
Aynı şekilde Aslanında mermisi çok az kalmıştı. Hareket edemiyorlardı çünkü tek hamlede mermiyi yerlerdi bunu biliyorlardı.
''SIRA BİZİM DEMEK HAA NE BÜYÜK ŞEREF''. Gülerek söylediği sözler karşısında acı bir gülüş belirdi dudaklarında.
''ÖYLE GÖZÜKÜYOR. SON 2!''
''HAKKINI HELAL ET KARDEŞİM''
''ANANIN AK SÜTÜ GİBİ HELAL OLSUN SEN DE HAKKINI HELAL ET''
'' HELAL OLSUN''
Son cümleler ve şehadetten önceki son nefesti.
MERHABA ARKADAŞLARRRR YENİ BİR KURGU İLE KARŞINIZDAYIM DAHA ÖNCE YAZDIĞIM AMA YAYINLAMAYA CESARET EDEMEMİŞTİM. UMARIM BEĞENİRSİNİZ.
LÜTFEN YORUM VE OYLARINIZI ESİRGEMEYİN. HEMEN ARDINDAN İLK BÖLÜM KARŞINISDA OLACAK. ŞİMDİDEN HEPİNİZE TEŞEKKÜR EDERİM.😊
