13. bölüm · Derinlerdeki Yaralar
12.BÖLÜM
"Vakti gelince gitmenin adıdır gün batımı
Ömürden,gönülden,günden..."
(Can Yücel)
(Melih'in Anlatımıyla)
Saat gece 01:00 suları.Ben ise hala uyumamış,yatağıma uzanıp Alin'in fotoğraflarına bakıyorum.Bu kadar güzel olabilir mi bir insan diyorum.Bu kadar
eşsiz bir güzelliğe sahip olabilir mi?Başka kızları bilmem ama Alin şu an benim için dünyanın en güzel kızıydı.Güzelliğinden ziyade gözlerinin
içinde hala yaşayan,görebildiğim cıvıl cıvıl bir çocuk vardı.O gülümsüyordu bana.İçindeki o küçük kız çocuğu.Yemyeşil gözleri beni benden alıyordu.
Koyu kumral saçları şu dünyada dokunduğum en güzel saçlar olabilirdi.Bir gönderisinde Fenerbahçe formasıyla bir fotoğrafını paylaşmıştı.Bir forma
insana bu kadar mı yakışır diyordum içimden.Yakışırmış demek ki.
Her ne kadar inkar da etsem,her ne kadar sevmiyorum da desem,ben bu kıza aşıktım.Deliler gibi,kör kütük.Artık buna ne denirse.Gözlerimi kapat-
tığımda gözümün önüne gelirdi.Kalp atışlarım bile"Alin"diye atıyordu sanki.Asya'dan sonra kimse için atmayan bu kalp şimdi yalnızca ona,Alin'e
aitti.Ve ben bir kez daha aynı şeyleri yaşamayacaktım.Evet,belki Asya'yı koruyamamıştım ama Alin'i son nefesime kadar korumaya hazırdım.Her
ne olursa olsun,o kıza bir şey olmasına izin vermeyecektim...
(Alin'in Anlatımıyla)
Sabah yine çok sevgili alarmımın çalmasıyla uyanmak zorunda kalmıştım.Neden hep aynı saatte çalıyordu bu.10 dakika geç çalsa bir sıkıntı olmazdı
bence değil mi?Ama işte gel de bunu ona anlat.Her sabah aynı şeyleri tekrarlasam da o hiçbir şey söylemeyip yüzüme bakıyordu.Bir şey demesini de
beklemiyordum zaten.Her neyse.
Alarma her ne kadar sinir olsam da gerçek anlamda mutluydum.Dün yıllardır görmediğim öz babamı görmüştüm.Ailem yanımdaydı.Ve bir de sev-
diğim adam.Yani Melih Demir.Hayatıma girdiği günden itibaren sebepsizce mutlu oluyor ve onun yanında kendimi güvende hissediyordum.
Şu ana kadar bir kaç kişiden hoşlandığım olmuştu.Fakat hiç biri Melih'in verdiği güveni vermemişti.Ve en fazla 2 hafta sürmüştü.1 sevgilim olmuştu
şu ana kadar.Yusuf.Onunla her buluşmamızda mutlaka kaçacak delik arardım.Çünkü hem her şeyime karışırdı,hem de sohbetleri fazlasıyla sıkı-
cıydı.Bir insan neden odasında gördüğü böceğin hoşuna gittiğini sevgilisine anlatırdı ki?Gerçekten bunun gibi çok saçma muhabbetleri vardı.
Ve aslında ona karşı hissettiğim şey de tam anlamıyla sevgi değildi belki de.Sadece ufak,geçici bir heves.Ama bu sefer farklıydı.Melih'e karşı olan his-
lerim gerçekten sevgiydi.Kaderimdi belki de bilmiyordum.Tek bildiğim şey aşıktım.Evet ben bu adama sırılsıklam aşıktım...
Durakta,otobüsün gelmesini bekliyordum.Çünkü hava fazlasıyla soğuktu ve ben donarak ölmek için çok gençtim.10 dakikalık bir bekleme süresinin
ardından otobüs de gelmişti.Cam kenarı bir yere oturmuştum.Otobüslerde genellikle cam kenarı yerleri severdim.Gerçi oraları kim sevmezdi ki...
Kulağımda kulaklık sevdiğim şarkılardan birini dinliyor ve camdan dışarıyı seyrediyordum.Bir anda kulağımdaki müzik sesi kesilmiş ve telefonum
çalmaya başlamıştı.Annem veya babamdır diye düşünmüştüm.Fakat arayan ne annem,ne babam ne de arkadaşlarımdı.Arayan kişi oydu.Melih Demir.
Ne alaka şimdi?Bu çocuk neden arayıp beni strese sokma girişiminde bulunuyordu ki.Ne gerek vardı?Ekranda gördüğüm bu isimle biraz afallasam
da daha fazla bekletmemek adına açmıştım.
"Alo,Melih?"
"Alin,günaydın güzelim.Neredesin?"
"Günaydın,otobüsteyim hava soğuk malum,yürümek istemedim."
"İyi yapmışsın.Üşümeni istemem.Ben geldim şimdi,bahçede bekliyorum seni.Beraber gireriz sınıfa."
Bu söylediğiyle kafam daha çok karışmıştı.Neden sınıfa girmek için beni bekliyordu ki?
"Neden beni bekliyorsun ki,sen gir.Benim gelmem uzun sürer.Bekleme soğukta."
"İşin ucunda sen varsan üşürüm de donarım da Alin.Bekliyorum."
"Peki,o zaman.Gelince görüşürüz."
"Görüşürüz güzelim."
Aramayı sonlandırdınız...
Müptelası olduğum o sesi sabahın ilk saatlerinde duyduğum için şanslıydım.Garip ve heyecanlı hissediyordum.Ve mutluydum.Gerçek anlamda mut-
luydum...
Konuşma bittikten sonra tekrar bir şarkı açıp içimden mırıldanarak dışarıyı seyrediyordum.O geliyordu gözümün önüne.Kafamı nereye çevirsem
o vardı görüş alanımda.Sürekli aklımdaydı.Ben bu düşüncelere dalarken bir anda bir ses gelmişti kulağıma;"Dikkatli olun,kimse korkmasın,hallede-
ceğim..."
Evet,otobüs şoföründen geliyordu bu ses.
Ve o sesten sonra yüksek şekilde çarpışma sesi.Ardından her taraf karanlık...
Kulağımda uğuldayan sesler.Her yer karanlık.Ve sonrasında uğuldayan o sesler de gitti.Önce görüş açım kayboldu,ardından sesler.Sonrası yok...
(Melih'in Anlatımıyla)
Bahçedeki banklardan birine oturmuş Alin'i bekliyordum.Aradığımda otobüste olduğunu söylemişti.Ve bunun üzerinden neredeyse 15 dakika geç-
mişti.Fakat hala ortada yoktu.Otobüsle bu kadar uzun sürmemesi lazımdı.Merak edip tekrar aramıştım.Fakat bir süre çalıp"Aradığınız kişiye şuan
ulaşılamıyor.Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz..."diyordu.Üst üste nerdeyse 5-6 kez aramıştım.Fakat her seferinde aynı şeyi diyordu.
Aramalara cevap vermeyince mesaj da atmıştım.Fakat hepsi"tek tik"olarak duruyordu.Tam o anda telefonuma bir bildirim geldi.Bildirimi açtığımda
ise şok olmuş bir şekilde gözlerimi açıp hemen habere tıklamıştım.Ve o acı verici cümle ile karşılaştım:
"SON DAKİKA!Ankara da korkutucu kaza.Saat 8:25 civarı yolcu taşıyan bir otobüs aracın kontrolünü sağlayamayıp yolun kenarındaki bariyerlere
çarptı.Araçta ağır yaralılar var."
Aşağıda bir video vardı.Tıkladığımda o görüntü ile karşılaştım.Ambulans görevlileri sedyede bir kızı taşıyordu.Ve o kişi Alin'di...
İnanamadım.Olmazdı,olamazdı.İkinci kez kayıp yaşayamazdım.Buna izin veremezdim.Hangi hastane olduğunu haberden öğrenip hızla olabildiğin-
ce kilometrelerce uzakta olan o hastaneye doğru koşmaya başlamıştım.Aklımda ona bir şey olmasın düşünceleriyle olabildiğince hızlı koştum.Koş-
tum,koştum,nereye gittiğimi bilmeden onlarca kilometreyi koştum...
