Deniz Kadar Sessiz kitap kapağı

4. bölüm / 4

Deniz Kadar Sessiz

4. Bölüm - Buldum Seni

Vaveyla Yazarı: Rosy X

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 4. Bölüm - Buldum Seni

Sonra ki bir kaç günü tamamen bu ikili cinayet vakası üzerine yoğunlaşarak geçti. Ama emniyet müdürleri şuan bambaşka bir şeye takmış durumdaydı. Bu yüzden o sabah bu vakayı askıya aldıkları haberi üzerine ofise öfkeyle girdi.

"Bunların derdi ne ha?! Öldürülen bu iki adam önemli! Katili bulursak belki bir şeyler yapabiliriz! Dahası bu aptal Karga mafyası katilin peşinde olabilir! Nasıl vakayı askıya alabilirler?!" Aren öfkesini hırsla kustu.

Oturduğu yerden ani giriş ve öfke patlamasını şaşkınlıkla izleyen Kaan ensesine kaşıdı. Aren'in öfkesi alışkın olduğu bir şeydi. "Ah... haklısın başkomiser... ama şey... sanırım aynı anda 4 veya 5 kız çocuğu birden ortadan kaybolmuş. Bu yüzden herkesin ilgisini direk buna vermesini istiyorlar"

Aren biraz duraksadı ve omuzları gerildi. 4 veya 5 kız çocuğu birden mi? Öfkeyle kanı kaynadı. Başka genç kızların ve kız çocuklarının başına gelen tatsızlıklar aklına gelince midesi katıldı. "Bu p*çler- Beni delirtiyorlar!"

Kaan sessiz kalarak Aren'in ileri geri hırsla yürümesini izledi. Ona sakinleşene kadar vakit verdi. Aren sonunda yavaşlayıp dönen sandalyesine oturduğunda doğruldu. "Öfkeli olmanı anlıyorum, bende öfkeliyim. Ama burada yapmamız gereken şey odaklanmak ve elimizden geleni yaparak onları bulmak. Hadi biraz sakinleş olur mu? Kahve falan ister misin?"

Aren hafifçe yüzünü sıvazladı. Bir kaç saniye sonra sonunda boğuk bir sesle konuştu, "Kahve olur". Kaan başını salladı ve ona son temkinli bir bakış attıktan sonra odadan çıktı.

Aren hızla kendi masasına eğildi ve dosyaları karıştırdı. Aradığı dosyayı bulunca sayfaları inceledi. Pelin'den gelen son otopsi raporlarıydı. Bir kaç dakika sonra arkasına yaslandı.

Yüzükte her hangi bir iz yoktu, yağmur bütün DNA ihtimalini ortadan kaldırmıştı. Ama bahsettiği o plastik madde hakkında bir şeyler bulmuştu. Plastik madde bir şırıngaya aitti parçalardı. Olay yerinde bir iğne vardı ve kırılmıştı. Ama sıvılar arasında her hangi farklı bir şeye rastlanmamıştı. Yani bu durumda iğne de ne vardı? Kime enjekte edildi? Amaç neydi? Cesetlerde olsaydı otopsi raporunda rastlanırdı. Ama cesetler de her hangi enjekte edilen bir şey yoktu. Bu durumda katile mi? Bir zehir falan olabilir mi? Hastanelere bir ceset araması yapabilirlerdi.

Kapı açılınca başını kaldırdı. Kaan elinde ki Kahve bardağını masasına koydu, kendi bardağı ile masasına yönetirken Aren'e bir bakış attı. "Tekrar çalışmaya mı koyuldun? Bu iyi sanırım"

Aren belli belirsiz onaylar bir mırıltı ve baş sallaması ile cevap verdi. Kahvesinden bir yudum aldı, "sağol." Kaan hafifçe gülümsedi ve başını salladı, o da bilgisayarına gömüldü. Söz konusu ciddi şeyler olduğunda Kaan da tamamen işine gömülen ve önem veren biri olabiliyordu.

Aren bilgisayarını açtı. Geçtikleri günlerde olay yerine yakın her yola giden yerlerde ki kameraları kopyalayıp almış ve uzun uzun geceleri incelemişti. Bir süre klasörde ki yığınla kamera görüntüsüne baktı. En sonunda işlek caddeyi seçti. Mantıklı hareket eden bir katil bu yolu seçmezdi, bu yüzden Aren bu kamera görüntüsünü sona bırakmıştı. Ama her zaman bir şey bulunamayınca en umulmadık şeylerde cevap bulabilirlerdi.

Görüntüyü biraz hızlandırdı. Otopsi raporuna göre cinayet akşam vakti işlenmişti, hatta geç bir saat bile sayılmazdı. 17.00 ve 18.30 arasında işlenmiş olmalıydı. Ama hava yağmurlu olduğu için pekte açık sayılmazdı. Bir süre boş boş görüntüleri izledi.

Yağmur sebebiyle cadde de pek yaya yoktu. İnsanlar ya dükkanlara sığınmış ya da arabası ileydi. Zaten henüz iş saatleriydi. Ama sonunda bir farklılık olunca görüntüyü hemen normal hız ayarına aldı ve dikkatle izledi.

Genç bir kızdı. Siyah bir kapşonlu hırka, bol siyah bir pantalon giyiyordu. Dikkat çekiyordu çünkü dağınık kısa kesim saçları vardı ve dahası. Koşuyordu. Hemde normal bir şekilde değil. Acelesi olan biri gibi koşmuyordu. Kaçıyor gibiydi. Elinde bir şey vardı ama görüntü yeterince iyi değildi. Kamera görüntüsünden çıktığı zaman Aren yolun devamını gösterecek başka bir görüntü seçti ve saati hemen ayarladı. Kız köprüde arabaların hızla geçtiği yolun kenarında ki kaldırımdan koşuyordu. Ne yazık ki köprünün başında ki kamera dışında ortaları gösterecek bir kamera yoktu. Ama Aren yeterince şey gördüğüne inanıyordu. Kızın elinde ki şey bir bıçaktı.

Görüntüyü hızlıca bilgisayara ekibinden birine gönderdi. Bilgisayarı kapattı ve ayağa kalktı. Kaan'ın bakışları ona dönünce ona fırsat vermeden konuştu, "bir işim var. Beni merak etme"

Ceketini alarak odadan çıktı. Koridordan hızlıca geçti. Yanından geçtiği kişilere pek dikkat etmedi. Merdivenlerden hızla indi ve laboratuvara ulaştı. Kapıyı açınca içeri bakındı ve neyse ki Pelin buradaydı. Sessizce bir kaç kişiye başıyla selam vererek ilerledi.

"Pelin" Seslendiği zaman Pelin hafifçe irkildi. Koruyucu gözlüklerini çıkardı ve ona doğru baktı. Merakla tek kaşını kaldırdı, "Başkomiser Aren... Nasıl yardımcı olabilirim?"

Aren yanında durdu ve direk konuya girdi. "Şu iki mafya adamının öldürüldüğü olay. O olayda cinayet aleti ne olabilir?"

Pelin önünde ki makinaya bakarken biraz düşündü. Bilgileri hatırlamaya çalışıyor gibiydi, daha sonra konuştu, "bir mutfak bıçağı, pek keskin değil ve biraz paslı."

Aren başını eğerek gözlerine baktı. "Ne kadar uzunlukta?" Ciddi bir şekilde sordu. Bir süre kararsızlıkla ona bakan Pelin cevap verdi, "bıçak kısmı 7 veya 8 santim olmalı."

Aren bir kaç saniye sessiz kaldı, Pelin'in bakışlarını üstünde hissedebiliyordu. En sonunda kadına geri baktı. "Yüzüğe ihtiyacım var"

Pelin ellerinde ki eldivenleri çıkarırken bir süre sessiz kaldı, "Olay yeri kanıtlarından birini istiyorsunuz başkomiserim..."

Aren yüzünü sıvazladı. "Biliyorum Pelin, ama sadece ödünç almaya ihtiyacım var. Bu önemli. Akşam geri getireceğim"

Bir kaç saniye boyunca kararsız ve sessiz kalan Pelin çaresizce başını salladı. "Peki tamam, ama dikkatli olun lütfen. Şuan veriyorum çünkü kimse fark etmeyecek, vaka zaten askıya alındı. Ama yarına kadar geri getirmiş olun"

Aren başını salladı ve ona güvence verdi. Pelin kapıya getireceğini söylediği zaman Aren sessizce laboratuvardan çıktı. Sabırsızca ayağı ile ritim tutarak beklerken telefonu ile ilgileniyordu. Telefonuna indirdiği o bir kaç görüntüyü tekrar tekrar izledi. Daha sonra görüntüleri gönderip mesaj attığı genç polis memurunun aradı.

Bir kaç çalıştan sonra telefon açıldı. "Başkomiserim?" Karşı taraftan gergin sesi duyuldu. Yeni polis memurlarından olan ve bilgisayar alanı ile ilgilenen çaylakları Yusuf'tu, her zaman ürkek ve biraz tereddütlüydü ama çok zeki ve yetenekliydi. Aren'e göre giremeyeceği yer yoktu.

"Yusuf, gönderdiğim görüntüde ki kişiyi tesbit ettin mi oğlum?" Direk konuya girdi. Karşı taraftan klavye sesleri geldi ve gencin sesi tekrar duyuldu. "Evet başkomiserim... şimdi telefonunuza gönderdim." Kısa bir duraksama oldu ve sonra endişeli bir sesle ekledi, "Başım belaya girmeyecek öyle değil mi başkomiserim?"

Aren hızlıca cevapladı, "Evet merak etme, kimse bilmeyecek. Birine bir şey deme, gerekli bir bilgi değil zaten." Vedalaştı, teşekkür etti ve telefonu kapattı. Daha sonra telefonuna gelen mesajı kontrol etti. Kısaydı. Bir adres ve bir de isim. Deniz Yıldırım

Laboratuvar kapısı açılınca telefona fazla bakmadan kapattı ve cebine koydu. Pelin ufak siyah bir poşeti ona uzattı. "Sağol Pelin," poşeti cebine koyarken söyledi. Kadın biraz gergindi ama başını salladı. "Sadece dikkat edin başkomiser Aren..."

Aren başını salladı, "dert etme. Bu arada... ayakkabı hakkında ne demiştin?" Pelin fazla düşünme gereği duymadan söyledi, "38 numara yüksek tabanlı bir spor ayakkabı, muhtemelen Nike marka ama çakma. Ayrıca katil 1.60 ve 70 boyları arasında"

Aren başını salladı. Bir teşekkür ve iyi günler mırıldandıktan sonra merdivenleri hızlıca çıktı. Emniyetten çıkarak otoparka seri adımlarla ilerledi. Siyah arabasına bindi, gönderilen konumu telefonundan açarak telefon tutacağına yerleştirdi.

~~~~~

Arabayı park edip indikten sonra elleri ceketinin ceplerinde etrafa bakındı. Orta derece bir mahalleydi, bir tarafta site duvarı ve evleri varken diğer tarafta tek tük evler vardı. Pek eski değillerdi, bazılarının ufak bahçesi vardı. Parkın yanında ki evlerin numaralarına baktı. Doğru olanın önünde durdu ve bir an apartmana baktı. Daha sonra merdivenleri çıktı ve adreste ki katın ziline bastı.

Otomatik kapı açılınca, merdivenleri hızlı bir şekilde çıktı. Dairelerden birinin kapısı açıldı ve kenardan tülbentli bir kadın göründü, genç görünüyordu. Ama Aren onun aradığı kişi olmadığını daha tülbentten anladı.

"Rahatsızlık verdiğim için üzgünüm" Aren sakin ve otoriter bir sesle konuştu. Kadının önünde durunca cebinden cüzdanını çıkardı ve açarak polis kimliğini gösterdi. "Kim olduğunuzu sorabilir miyim?"

Kadın polis kimliğini görünce biraz endişeli ve gergin göründü, hafifçe doğruldu, "Gamze Yıldırım. Sorunun ne olduğunu sorabilir miyim memur bey?"

"Aren. Komiser Aren diyebilirsiniz." Aren ayakkabılığa doğru bir bakış attı. Bir kaç ufak çocuk ayakkabısı, kız ve erkek. Bir kaç erkek spor ayakkabısı, muhtemelen iki farklı numara. Bir kaç spor ayakkabı. Ama asıl dikkatini çeken iki spor ayakkabı oldu. Biri siyah, diğeri gri renkti ama ikisi de yüksek tabanlıydı. Gözlerini geri kadına çevirdi. "İçeri girebilir miyim?"

Gamze hanım başını salladı ve endişesine rağmen kenara çekildi. Aren ayakkabılarını çıkarmadan önce duraksadı ve eğildi. Ayakkabılıkta ki dikkatini çeken ayakkabılardan siyah olanını aldı. Daha sonra cebinden telefonunu çıkardı ve videodan çektiği resmi açtı. Kızın ayağında ki ayakkabıların rengi tam olarak belli olmuyordu ama siyah değildi. Ayakkabıyı geri koydu ve gri olanı aldı, çevirip tabanına baktı. Temiz sayılırdı, açıkça yağmurdan. Yanlarına baktığı zaman kaşlarını çattı. Kenarlarında lekeler vardı, çamura benziyordu... Ya da belki de... Kan.

Düşünceleri kafasından itti, ani kararlar vermemeliydi. Bu her zaman onu yanlış yola sürüklerdi. Ayakkabının altına tekrar baktı, 38 numara. Ayakkabıyı geri koydu ve sonunda içeri adım attı. Gözleri hızlı bir şekilde etrafı taradı. Daha sonra kadına baktı. "Endişeli olduğunuzu biliyorum ama strese gerek yok, sadece bir kaç soru soracağım. İçeri geçebilir miyiz?"

Gamze hanım onu salona doğru yönlendirdi. "Mazur görün lütfen, kapımda bir polis görmeye alışkın değilim. Olay nedir?"

Aren işaret edilen tekli koltuğa oturdu. Kadın diğer koltuğa oturunca ona baktı. "Evde şuan her hangi başka biri var mı?"

Gamze hanım belli belirsiz başını salladı. "Hayır... ama eşim birazdan çocukları okuldan getirecek" Aren başını salladı. "Kaç çocuğunuz var Gamze hanım? Yaşlarıyla birlikte"

Kadının endişeli halinin arttığını fark edince konuştu. "Lütfen sakin olun, şuan sadece bir vaka üzerine araştırma yapıyorum. Sadece tanıklar arıyorum"

Kadın usulca başını salladı, ellerini dizlerine koydu. "Yakın bir yerde bir olay mı?" Aren belli belirsiz başını salladı, o sözlü bir şekilde cevap veremeden zil çaldı.

"Eşim gelmiş olmalı" Gamze hanım biraz doğrularak söyledi. "Onu da İçeri alayım, sorularınızı ona da sorarsanız eminim o daha iyi cevap verecektir"

Aren kadının kalkıp kapıya gitmesini izledi. Bu fırsattan istifade hızlıca etrafa bakındı. Sade ama hoş bir şekilde döşenmişti salon, ama zenginlik akıyor da değildi. Etrafta çocuklara ait olduğu belli olan bir kaç şey vardı. Masada ki toka kutusu, sandalye üstüne asılı bir erkek çocuk tişörtü ve bir kenarda ki araba çıkartmaları olan kulaklık. Duvarda bir kaç çerçeve de dikkatini çekti ama onlara bakmaya fırsatı olmadan İçeri iki çocuk koşturdu.

İkiz gibi duruyorlardı. Biri kız biri ise erkekti. İkisinde de ilk okul forması vardı, kız beslenme çantasını takarken oğlan da sırt çantası vardı. Onu fark edince kız duraksadı ve erkek kardeşinin koluna hafifçe tutundu. Neyse ki Aren'in çocuklarla iletişim kurmasına gerek kalmadan Gamze hanım ve muhtemelen eşi olan adam İçeri girdi.

Adam uzun boylu ve biraz kalıplıydı, hafif kilosu vardı ama kesinlikle kaldırıyordu. Aren ayağa kalktı ve ona elini uzatan adamın elini sıktı. "Ben Mustafa Yıldırım, Komiser"

Aren başını hafifçe eğdi, "Komiser Aren. Memnun oldum Mustafa Bey, eşiniz ve sizinle konuşmak istiyordum"

Gamze hanım iki çocuğunu sessizce içeri yolladı ve Aren'e döndü, "Kahve veya başka bir şey ister misiniz?" Diye sordu. Aren hafifçe başını salladı, "bir bardak su yeterli, teşekkür ederim"

Tekli koltuğa geri oturdu. Mustafa bey de diğer koltuğa oturunca yavaştan konuya girdi. "Şuan da bir vaka üzerine çalışıyorum. Belki gazete ve haberlerde duymuş olabilirsiniz. İki adamın ölümünden bahsediyor, bir garajda. Görgü tanıkları ile görüşüyorum"

Mustafa bey hafifçe kaşlarını çattı ve başını iki yana salladı, "Dürüst olmak gerekirse ne televizyonla ne de gazete ile pek işim yok komiserim. Ama yine de görgü tanığı olarakta olsa pek bir bilgi verebileceğimi düşünmüyorum"

Gamze hanım bu esnada bir bardak su ile döndü, Aren'in önüne sehpaya koydu ve eşinin yanına koltuğa oturdu. Aren sudan bir yudum aldı ve başını çevirip resim çerçevelerinden birine doğru baktı. "Kaç çocuğunuz var Mustafa Bey? Ufaklıklar ikiz sanırım?"

Mustafa başını salladı, "Evet, Umut ve Yıldız. Ayrıca bir oğlum ve kızım daha var." Eşine doğru baktı, bunun üzerine Gamze konuştu, "ikizler 7 yaşındalar, onların büyüğü 15 yaşında, en büyükleri ise 18 yaşına gireli çok olmadı"

Aren başını salladı ve devam etti, "en büyüğü erkek sanırım?" Yanlış tahminler her zaman doğru cevaba yönlendirilirdi. Ve öyle de oldu. Gamze hanım hemen düzeltti, "Hayır, en büyükleri Deniz, kızımız"

Bingo.

Aren başını hafifçe eğdi. "Deniz Hanım? Güzel bir isim... genelde erkeklerde görülür"

Gamze hanım gülümsedi, "Deniz bizim ilk çocuğumuz, ona bu ismi o zamanlar denize olan sevgim sebebi ile verdim. Ayrıca bir arkadaşım, Umut, Bulut, Rüzgar ve Deniz benzeri isimlerin neden sadece erkeklere verildiği ile ilgili konuşmuştu, bunların sadece erkeklere verilmediğini söylemişti. Bunun da etkisi ile, sancılarımda denizde gelince kızımıza bu ismi verdik"

Bu bilgi Aren'in pek işine yaramazdı. Ama yine de şüphelileri tanımak asla fazla ve önemsiz olmazdı. Bu yüzden şikayet ediyor değildi.

"Artık sorunun ne olduğunu sorabilir miyim?" Mustafa beyin hafifçe gergin ve sert sesi üzerine Aren biraz doğruldu. Anlaşılan artık konuya girmeliydi.

"Kamera kayıtlarında biri dikkatimi çekti. Olay yeri için aldığım görüntülere yakındı. Biraz araştırma sonucu kamera kayıtlarında ki bu kişinin Deniz Yıldırım olduğunu öğrendim. Bu yüzden kızınıza bir kaç soru sormak istedim." Aren sakince açıkladı.

Mustafa beyin bedeni biraz kasıldı, Gamze hanımın yüzü ise soldu. Aren bir kaç saniye sindirmeleri için onlara vakit verdi. Ama Mustafa bey devam etti, "Tam olarak dikkatinizi çekmesine sebep olan neydi? Olaya nasıl bulaşmış?"

Aren bir süre kafasında tarttı. Onlara ne kadar gerçekleri vermeliydi? Ama adamın sert bakışları onların daha fazla şey bilmelerinin iyi olacağına karar vermesine sebep oldu. Sonuçta babası kızından daha rahat laf alırdı öyle değil mi?

"Yağmur da koşarken kameralara yansıdı, kaçıyor gibi görünüyordu. Elinde bir cisim dikkatimizi çekti, ne olduğundan emin değiliz ama cinayet aleti olabileceğine dair teorilerimiz var"

Gamze hanım geriye doğru yaslandı ve eli ağzı üstüne kapandı, rengi iyice solmuştu. Mustafa bey tek eliyle onun bileğini tuttu ve destek verircesine tuttu. "Deniz olduğundan emin misiniz?" Mustafa beyin sesi gergindi.

Aren başını salladı, "gerçekten üzgünüm Mustafa bey, ama bir kaç soruyu gerçekten sormam gerekiyor. Kızınız Deniz Hanım şuan nerede?"

Mustafa bey eşi Gamze hanıma doğru baktı. Kendine gelmeye çalışan Gamze hanım zar zor mırıldandı, "ben okuldan geldiğimde buz dolabına bir not bırakmıştı, Psikolog randevusu varmış"

Aren hafifçe kaşlarını çattı, "Neden psikoloğa gittiğini sorabilir miyim? Uzun süredir gidiyor mu?"

Mustafa bey biraz sert bir şekilde cevapladı. "Bir şeyi yok. Ergen öfkeleri, bunalımları falan. Tutturdu gideceğim diye, kendi kendine randevu aldı, vakti gelince de gidiyor"

Aren, Gamze hanıma doğru baktı. Kadın biraz kendine gelerek doğruldu. "Deniz... biraz hassas bir kız. Ailece zor dönemlerimiz oldu, çok şükür atlattık ama Deniz... toparlayamadı pek kendini. Hep gideceğim gideceğim diye tutturdu, 18 yaşına girince de kendi kendine randevu aldı"

Aren sehpada duran su bardağına bir süre baktı. Anne ve babanın kızlarına olan tavrı pekte iç açıcı değildi. Yine de onu pek ilgilendirmezdi. Resim o kadar da kötü durmuyordu. "Geçirdiğiniz zor dönemleri sorabilir miyim?"

Mustafa bey hafifçe ellerini ovuşturdu ve konuştu, "bir süre bir illete bulaştım" hafifçe alnını sıvazladı. Gamze hanım onun için tamamladı, "madde. Ama tedavi oldu ve 1 yıldır iyiyiz"

Aren'in kaş çatması biraz derinleşti ama bu konu hakkında başka bir şey sormaktan kendini alıkoydu. "Anladım, geçmiş olsun" demekle yetindi. Onlara yüzüğü gösterip göstermeme konusunda kararsız kaldı. Ama sonra... cebine uzandı, siyah poşeti çıkardı ve içinden şeffaf paketi çıkardı. Onlara doğru gösterdi. "Bu sizin için tanıdık mı?"

Gamze hanımın rengi soldu ve bir an bayılacak gibi göründü. Mustafa bey ise emin olamaz bir şekilde pakette ki yüzüğe baktı. Aren ise Gamze hanıma bakıyor, bir yanıt bekliyordu. Anneler çocuklarını daha iyi bilirlerdi. Ve sonunda Gamze hanımdan titrek cevap geldi, "bu nereden bulundu...?"

Tam bir cevap değildi. Ama yeterliydi. Yüzük sahiden de Deniz'e ait olmalıydı. "Olay yerinden," Aren sakince cevapladı. Gamze hanımın beti benzi iyice soldu.

Aren kalkıp ünitede dikkatini çeken kolanyayı alarak Mustafa beye verdi. "Eşinizle ilgilenin... izniniz olursa Deniz hanımın odasına bir göz atmak istiyorum"

Mustafa bey kolanyayı alırken tek kolunu eşinin omzuna sardı ve Aren'e baktı, "Koridorun sonunda solda ki oda. Kapısında tabela var"

Aren çifti kısa bir süre yalnız bırakarak koridora yöneldi. Koridorda ki çerçeveye baktı. Mustafa bey ve Gamze hanımın nişan ve düğün fotoğrafları vardı, ayrıca ufak iki çocuğun bir kaç resmi. Muhtemelen ilk çocukları, yani Deniz ve büyük oğulları.

Dikkatlice kızın, Deniz'in resmine baktı. Açık kumral neredeyse sarı gibi olan saçları vardı. Yüzünde parlak ışıl ışıl bir gülümseme, üzerinde toz pembe bir bluz ile buz mavisi İspanyol bir pantalon, elleri belinde bilmiş bir şekilde poz veriyordu. Yanında ki ufak bisiklette de ona benzeyen ama daha sarışın olan ufak erkek çocuğu vardı.

Tekrar ilerledi ve bahsedilen odanın önünde durdu. Sarı tabelada Konuşmama Kararı Aldım Teşekkürler yazısı vardı. Kapıyı yavaşça açtı ve içeri baktı. Bir genç kız odasıydı, açıkça.

Üç kapaklı ve iki çekmeceli beyaz bir dolap vardı, tek kişilik bir baza yatak. Yatak örtüsü sütlü kahve rengindeydi ve hafifçe dağınıktı. Çalışma masasında test kitapları, süslü bir kalem kutusu vardı. Kitaplık kitap doluydu ve rafta da içinde batmayan gemi figürü olan bir cam şişe süsü vardı, bir kaç tane de minyatür süs.

Gözleri odada dolaştı. Yanlış olduğunu biliyordu ama dolabı açarak sadece üstün körü kıyafetlere göz attı. Kot pantalonlar, kapşonlular, hoodiler ve bol tişörtler ile eşofmanlar. Dolabı geri kapattı. Cinayet esnasında giyilen kıyafeti dolabında tutması yüzde kaç ihtimaldi? Ya kirli sepetinde olurdu, ya da çöpte. Ama üstünden günler geçmişti, yani çoktan kurtulmuştur muhtemelen.

Odayı daha fazla incelemedi çünkü arama izni yoktu ve başını belaya sokması iyi olmazdı. Bu yüzden odaya attığı son bir bakıştan sonra kapıyı örterek çıktı ve salona geri döndü. Mustafa bey Gamze hanımı sakinleştirmişti.

Aren koltuğuna geri oturdu ve ellerini iç içe geçirdi, dirseklerini dizlerine koydu ve çifte baktı. "Deniz Hanım geçen hafta çarşamba günü saat kaçta eve geldi?"

Bir süre sessizlik oldu. Daha sonra Gamze hanım kararsız bir şekilde cevapladı, "emin değilim... Deniz genelde kütüphaneye çıkıyor, üniversite sınavına hazırlanıyor. Ayrıca devlet kurslarına gidiyor... Genelde akşam saat 6 veya 7 gibi eve gelir"

Aren başını hafifçe eğdi, bir süre kendi kendine düşündü. Parmakları cebinde ki pakete dokundu, ayağı ile hafifçe ritim tuttu. Ama Düşünceleri anahtar sesi ile dağıldı.

Başını kapıya doğru kaldırdı. Bir kaç saniye sonra içeri genç bir kız adımladı. Aren kesinlikle bunu beklemiyordu. Kızın 18 yaşında olduğunu ailesi söylemişti ama... Bu bilgi aklından çıkmış gibiydi. Çok... gençti... Gözlerinde bir şeyler vardı, Aren'in daha önce görmediği ama içinde bir şeyleri harekete geçiren bir şey.

Kızın gözleri anne ve babası üzerinde gezdi, bedeni gerildi ve sonra ona doğru baktı. Annesi ayağa kalktı ve bir şeyler mırıldandı ama fazla endişeli ve hatta kafası karışmış bir durumdaydı. Aren ayağa kalktı, öne doğru bir kaç adım attı ve kızın önünde durdu.

Kısa dağınık kesim saçlar, kumral ama boyalı tutamlar var, bol bir kot pantalon ve bir kapşonlu. Ela gözler meraklı ve tedirgin bakıyor.

"Ben Aren Kaya," Aren yavaşça söylüyor, gözleri kızın gözlerine kitleniyor. "Bir baş komiserin ve şuan bir vaka üzerinde araştırma yapıyorum"

Ve sözler anında etkisini gösteriyor. Kızın gözleri hafifçe açılıyor, gözlerinin yeşili ağır basıyor, bedeni geriliyor, çantayı tutan parmakları gevşiyor. Ve Aren kararını veriyor, adı kadar emin. Buldum seni. Katil kesinlikle Deniz Yıldırım'dı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18