2. bölüm / 2
Deneme YanılmaYanılmanın Tatlı Sürprizi
Bölümler 2Şu an: Yanılmanın Tatlı Sürprizi
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
O akşam canım çok sıkılmıştı.Telefonum elimdeydi. Sosyal medyada dolaşıyor, hiçbir şeyden keyif almıyordum. Her şey aynı geliyordu.Bir süre sonra uygulama mağazasını açtım.Karşıma rastgele bir sohbet uygulaması çıktı. İnsanların anonim olarak konuştuğu, birbirine mesaj attığı bir yer.Biraz düşündüm.Sonra indirdim.“En fazla birkaç dakika oyalanırım,” diye düşündüm.Uygulamayı açtım.Karşıma birkaç kullanıcı çıktı.İçlerinden birine mesaj attım.
Ben:
Merhaba.
Bir süre cevap gelmedi.Telefonu kenara koydum.Tam kalkacakken ekran ışığı yandı.
Anonim:
Merhaba.
Cevabı görünce tekrar telefona uzandım.
Ben:
Sanırım sen de sıkılanlardansın.
Anonim:
Belki.
Ben:
Belki mi?
Anonim:
Belki de merak edenlerdenim.
Mesajı okuyunca hafifçe gülümsedim.
Ben:
Neyi merak ediyorsun?
Anonim:
Seni.
Bir an durdum.
Ben:
Beni tanımıyorsun bile.
Anonim:
Doğru.
Ama konuşursak tanıyabilirim.
Telefonu elimde çevirdim.
Ben:
Peki o zaman.
Sor.
Anonim:
İsmin ne?
Ben:
Beren.
Mesajı gönderdikten sonra birkaç saniye ekrana baktım.
Anonim:
Memnun oldum Beren.
Ben:
Sen?
Anonim:
Emre.
Adını okuyunca nedense garip bir his oluştu.Basit bir isimdi.Ama sanki tanıdık gelmişti.
Hemen profiline tıklayıp
Ben:
Kaç yaşındasın?
Emre:
27.
Sen?
Ben:
24.
Emre:
Sıkılmak için genç bir yaş.
Gülümsedim.
Ben:
Sıkılmanın yaşı yok.
Emre:
Haklısın.
Bir süre mesaj gelmedi.Ben de yazmadım.Sonra tekrar bildirim geldi.
Emre:
Beren.
Ben:
Efendim?
Emre:
Bu uygulamayı neden indirdin?
Cevabı basitti.
Ben:
Canım sıkılmıştı.
Emre:
Demek benimle konuşman tamamen tesadüf.
Ben:
Evet.
Emre:
Güzel tesadüf :)
Telefonu elimde tutup birkaç saniye düşündüm.
Ben:
Peki sen neden buradasın?
Emre:
Bazen insan yeni insanlarla konuşmak ister.
Ben:
Yeni insan mı yoksa yeni hikâyeler mi?
Emre:
Belki ikisi de.
Sohbet yavaş yavaş akmaya başlamıştı.
Emre:
Beren sana bir şey sorabilir miyim?
Ben:
Sor.
Emre:
Hiç yanlış bir şey yapıp sonradan iyi ki yapmışım dediğin oldu mu?
Soruyu görünce düşündüm.
Ben:
Belki de şu an oluyor.
Emre:
Nasıl yani?
Ben:
Bu uygulamayı indirmek.
Mesajı gönderdim.Bir süre cevap gelmedi.Sonra ekran tekrar aydınlandı.
Emre:
O zaman ben de aynı şeyi söyleyebilirim.
Ben:
Neyi?
Emre:
Bu hatayı iyiki ben de yapmışım ;)
Ben:
Hayatında kaç defa bir kızla konuştun?
Emre:
Annem dışında sadece bir kızla o da sen oluyorsun :)
Ben:
Bu yalandı mesela
Emre:
İstersen sosyal medya hesaplarımı vereyim kendi gözlerinle gör?
İçten içe sevinmiştim bu cümlesine
Ben:
Yok yasa sağ ol o kadarına gerek yok inandım.
Emre:
Eeee, şey Beren yanlış anlamadan eğer... Nerede yaşıyorsun?
Ben:
Dünyada
Emre:
Ha ha çok komik
Gerçekten soruyorum
Nerede yaşıyorsun?
Ben:
Sinop
Ya sen?
Emre:
Bayburt
Ben:
Aramızda sekiz saat varmış
Az önce öğrendim.
Emre:
İsterse 1000 saat olsun
Bana fark etmez
Ben:
Eee biz konuşuyoruz
Ama...
Emre:
Ama?
Bunu söyleyip söylememek arasında kaldım ama daha sonrasında vazgeçtim sanki başka bir şey soracakmışım gibi;
Ben:
Senin hayatında
Başka birisi var mı?
Emre:
Neden olsun ki?
Ben:
Yanlış anlamanı istemem
Hayatında başkası varken
Başka insanlarla konuşanlar var ve
Durdum parmaklarım daha fazlasını yazmama izin vermedi resmen tanımadığım birini belki de hiç olmamış bir şeyle suçluyordum.
Yazıyor...
Çevrimiçi
Yazıyor...
Emre:
Sana ne yaşattılar?
Şunu bilmeni isterim ki
Ben o kanı bozuk insanlar gibi değilim
Anlamış mıydı? Tabii ki de anlamıştı.
Ben:
Ya şey... Kusura bakma
Ben öyle demek istememiştim
Emre:
Sorun değil
Sen de haklısın
Güven bir kere kırılınca
Geri inşa etmesi çok zor oluyor
Gecenin ilerleyen saatlerinde durum biraz daha yumuşadı birbirimizi daha iyi tanıyabilmek için sorular sorduk cevaplar aldık. Kafanız uyuşmaya başladı gece saat kaçlara kadar konuştuk bilmiyorum ama bayağı bir yorulduğumu göz kapaklarım bir perde görevi görüp gözlerimin üstüne yavaşça süzülerek ilerlediğinde uyumak üzere olduğumu fark ettim.
Saatler sonra...
Kabustan çığlık atarak uyandım boğazım kurumuş ve terlemiştim. Gerçi kabus da sayılmazdı uyku ve uyanıklık arasında bir çizgideydim bedenim uyanık ama beynim hâlâ uyuyordu hareket edemiyor konuşamıyordum sadece gözlerimi kırpabiliyordum hareket etmeye çalıştığımda aşırı zorlandığımı hatta neredeyse başaramadığımı hatırlıyorum. Yataktan kalktım direkt mutfağa yöneldim tereğin üstündeki sürahiyi elime aldım ve terekteki bardağın içine sürahideki suyu dökmeye başladım. Ardından o suyu kana kana içtim...
Tekrar odama gittim kafamı dağıtmak için telefonda rahatlatıcı bir müzik aramaya başladım. Buldum telefonu yatağımın yanındaki ikili komodinin üzerine koydum ve sesi biraz yükselttim. Artık huzurlu bir uykunun kollarına kendimi bırakabilirdim.
Ertesi sabah uyandığımda odama dolan güneş ışığı, gece gördüğüm o ağır karabasanın kasvetini dağıtmıştı. Komodinin üzerindeki telefonumda müzik çoktan durmuştu ama ekranında bir bildirim ışığı yanıp sönüyordu. Gözlerimi ovuşturup uzandım.
Emre: Uyuyakaldın sanırım. İyi uykular Beren, umarım güzel rüyalar görüyorsun. (03:42)
Emre: Günaydın. Umarım günün, geceki o uykusuzluğunu unutturacak kadar güzel başlar. (08:15)
Mesajları okurken yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu. Garip bir histi bu; dün geceye kadar varlığından bile haberdar olmadığım birinin sabahımı düşünmesi, sanki hayatımda uzun süredir varmış gibi bir samimiyet kurması hem şaşırtıcı hem de ürkütücü derecede etkileyiciydi.
İlk Kahve ve İlk Mesaj
Mutfağa geçip kendime sert bir kahve hazırladım. Telefonu tezgaha koyup parmaklarımı ekranın üzerinde gezdirdim. Yazıp yazmamak arasında gidip geliyordum. "Acaba fazla mı hızlı gidiyoruz?" diye düşünmeden edemedim ama sonra dün geceki o dürüstlüğü hatırladım.
Ben: Günaydın Emre. Evet, gece bir noktadan sonra gözlerim bana ihanet etti. Ama mesajlarını görmek güzel bir sürpriz oldu.
Cevap neredeyse anında geldi. Sanki telefonu elinde, benden bir işaret bekliyormuş gibiydi.
Emre: Sonunda! Bir an acaba uygulamayı sildin mi diye düşünmedim değil. Korkutucu bir sessizlikti.
Ben: Hemen pes etmem, merak etme. Sadece gece biraz... karışıktı. Bir ara uyandım, garip bir rüya gördüm ama şimdi iyiyim.
Emre: Karabasan mı? Sesin soluğun kesilmiş gibi hissettirdiysen korkma, bazen çok yorulunca beyin vücuttan önce uyanıyor. Şimdi nasılsın? Eğer istersen anlatabilirsin, dinlerim.
Onun bu empatik tavrı, aramızdaki o "yabancılık" duvarını biraz daha inceltti. Gün boyu işlerin, koşturmacanın arasında sürekli birbirimize kısa mesajlar attık. En sevdiği yemekten, nefret ettiği insan tipine; çocukluk hayallerinden, şu anki monoton hayatına kadar her şeyi konuştuk. Bayburt’un soğuğundan bahsetti, ben de Sinop’un dalgalı denizinden.
Bölüm etkileşimi
