1. bölüm / 1
DELİ VE DAHİ1. Bölüm
Bölümler 1Şu an: 1. Bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Saat 07:00 filozof arabalarla ilgileniyordu. Tamirhanenin sahibi kapıyı açtı. Filozofu arabanın altında gördü, çalışıyordu. Adam filozofun kim olduğunu merak ediyordu sadece lakabının filozof olduğunu biliyordu. Filozof ayağı kalktı hayırlı sabahlar dedi. Adamda sanada dedi.
"Açmısin filozof"
" Kahvaltı yapmam, sağol sorduğun için"
" Biraz konuşabilir miyiz?"
" Tabi"
" Kimsin, ismin ne, dükkanımda çalışan kişinin kim olduğunu öğrenmek hakkım değil mi?"
"İsmin Tahir soyadım Kara"
" Nerelisin"
"Van" dedi ama hayatında ilk defa Türkiye'ye geliyordu.
" AA bizim tanıdıklar da Van'da, sen neresindensin "
" Merkez"
"Hm yok bizimkiler ilçesinde kalıyor, yaşın kaç"
" Yaşım 21"
"Lise mezunu musun"
" Evet"
"Rahat uyuyamadın galiba"
"Yok uyku tutmadı"
" Hm tamam o zaman işimizin başına dönelim" filozof da kafa salladı. Gerçek de filozof kim, kimse biliyor. Türk ama Türkiye'ye ilk gelişiydi. Ülkesinde bir suç işlemişti. Ona göre suç değildi gerçek adalet. Bu bir cinayet falan değildi, kalbinde olan bir adaletti. Şu an filozof ve düşünceleri her zaman yalnız. Onu filozof lakabını koyan düşünceleri ve herşeyi bilmesiydi. En iyi okullarda, dâhi unvanını almıştı. Bilinen, sayılan biriydi. Şimdi ise tamirci çırağıydı. Aradan iki ay geçti filozof hala çalışıyordu. Kendine bir derme çatma ev tutmuştu. Yanında parası vardı gelirken ama yine de düşüncelerini susturmak için durmadan çalışıyordu. Saat 19:00 usta ile birlikte dükkanı kapattılar ve usta evine gitti, filozofsa sokakta yürüyordu hava kararmıştı, sokakta fazla kimse yoktu. Boğazın kıyısında ki bankta oturan birini gördü, yanına gitti.
"Oturabilir miyim, eğer rahatsız olmazsanız?"
Kişi kafasını sallıyordu. Sokakta yaşıyordu sanki üstü başı toz toprak içersindeydi. Sonra birden konuşmaya başladı arada kekeliyordu.
"Suu ne kadar dada çok, iç iç bitmez"
"Deniz suyu içilmez, vücuda iyi gelir ama içilmez, içinde sodyum klorür yani tuz , magnezyum, kalsiyum, lityum , çinko ve bir çok element vardır, bunlar vücuda iyi gelir" bir süre sessizlik çöktü sadece rüzgar sesi vardı. Filozof
"İsminiz nedir" diye sordu
"Dali, aama bana delli diyorlar"
"İnsanlar seninle aynı hayatı yaşamıyorsa eleştirmeye hakkı yoktur Dali, kimin ne dediğiyle ilgilenme"
" Sssenin adın ne"
" Filozof ama sen Zoro de"
" Ttamam Zoro" Dali koşa koşa gitti birden. Filozof da arkasından baktı koşarak gidiyordu yüzünü çevirdi Filozof karşıya bakarak "beynimi sustur Allah'ım" dedi ve birden arkasından birinin gözlerini kapattığını fark etti. Filozofun gözünün önüne yaşadıkları geldi, beyni ona tuzak kurmuş gibi her yerde karşısına çıkarıyordu.
"Kimim ben Zoro"
"Dali" dedi filozof,gülmeye başladı Dali karnı ağrıyana kadar güldü. Filozof sadece izliyordu. Dali ona baktığında hafif bir gülümsedi sonra tekrar denize doğru baktı, derin bir nefes aldı ve verdi. Saatler birbirini kovalarcasina hızlı geçiyordu. Kolundaki saate baktığında saat 05:17 di. Dali yanında sessizce oturuyordu yavaşça ayağı kalktı filozof Allah'a emanetsin dedi Daliye, dalide arkasında gülerek el sallıyordu. Sokaklar sessiz, hissiz ve boştu. Sokak lambaları karanlığını aydınlatıyordu fakat yürüdüğü yollar onu doğru yolu göstermiyordu. Evinin önüne geldi ayakkabılarını çıkarıp eve girdi. Kapının önündeki aynaya baktığında kendinden eser kalmamıştı. Odaya gidip üstünü değişip evden çıktı. Tamirhaneye geldi selam vermeden işe başladı. Beyni patlayacak gibiydi, artık çalışmak bile susturmuyordu iç sesini. Elindeki anahtar yere düştü, ustası filozof diye bağırdı, filozof duymadı. Usta tekrar filozof diye bağırdı, adamın sesi sokağın başından duyuluyordu resmen. Sonra usta filozofun yanına geldi "Tahir iyi misin oğul" dedi. Filozof ve usta bir kaç saniye göz göze geldi usta tekrar Tahir oğlum hasta mısın?.
" Hayır ustam değilim"
"Deminden beri sana sesleniyorum, duymuyor musun?"
"Kusura bakma usta dalmışım" usta dalga geçer gibi
"Bekleyenin mi var oğul"
Filozof "Yok ustam" dedi. Usta anlamıştı bir derdi olduğunu. Aradan üç ay geçmişti herkes filozofu tanıyordu. Gerçek hayatından eser olmayan Tahiri tanıyorlardı artık. Filozof da uyum sağlamıştı memleketi olan ülkeye. Günler hızlı geçiyordu geceler geçmese de. Yalnızlık sessizlik değildi, kafa dinlemek di belki de. Saat 19:00 olmuştu usta filizofa
"Oğul geç oldu yarın devam edersin"
"Tamam usta geliyorum" dedi ve montunu aldı çıktılar.
"İyi akşamlar usta"
"Sanada oğul". Ustanın da iki oğlu vardı, biri öğretmendi arada gelirdi tamirhane filozofla sohbet eder babasına yardım ederdi, büyük oğlu şehir dışında bir yerde mühendisdi. Filozof onu hiç görmemişti. İşin açıkçası merak da etmiyordu. Kaç gündür Daliyi görmüyordu. Bankın olduğu yere doğru gidiyordu oradadır belki diye. Uzaktan orada olduğunu gördü yavaş adımlarla yanına gitti, oturdu banka. Selam dedi filozof. Dalide selam dedi ama filozofa bakmıyordu yere bakıyordu. Filozof Dalinin yüzüne baktığında alnında bir yara gördü.
"Alnına ne oldu Dali "
"Çoc çoccuklar işte" hava tam kararmamıştı.
" Nerde o çocuklar" Dali kafasıyla arkayı gösteriyordu, uzaktaki çocuklar deli deli diyip dalga geçiyorlardı. Filozof arkasını döndü, çocuklara baktı. Çocuklardan biri filozof ve Dalinin yanına geliyordu. Filozof çocuğu izliyordu banktan. Çocuk uzaktan Deli gel oynayalım diye bağırıyordu. Dali bakmıyordu çocuğa, filozof Daliye baktı,
" Bu çocuklar mıydı Dali" Dali kafasını sallıyordu. Filozof ayağı kalktı çocuğun yanına gitti, küçük çocuğa
" Biraz konuşabilir miyiz" dedi çocuğa. Çocukta " olur" dedi. Filozof eğildi çocukla yüz yüze konuşmak için.
" Neden Daliye kötü davranıyorsunuz"
" Ama o deli"
" Bak küçük adam, kendinden zayıflara vurmak erkek adamlara yakışmaz, senin onu koruman gerekir anlaştık mı?"
"Anlaştık, senin ismin ne?, neden herkes sana filozof diyor?"
" Benim ismim Tahir, arkadaşlar filozof der. Senin ismin ne"
"Sami"
" Samicim arkadaşlarına da senin gibi olmalarını söyle olurmu ve şimdi Daliden özür dileyeceksin" onaylayarak kafasını salladı ve koşarak Dalinin yanına gitti. Daliden özür diledi, yarın oyun oynayacaklarını söyledi saat geç olduğu için evine gitti. Filozof Daliye doğru baktığında Dalinin de ona baktığını fark etti ama Dali çok tuhaf bakıyordu sanki bir şeyleri anlar gibiydi, filozof kafasını başka bir yere çevirdi, Dali filozofun yanına geldi ve oturdu. Filozofa bakıyordu Dali,
" Z Zoro "
" Efendim Dali "
" Se sen çoço çok farklısın didiğer insanlardan "
" Farklı insanlar toplum tarafından sevilmezler Dali, çünkü onlarla aynı düşünce yapısına sahip değilsin ve bu da onların canını sıkar "
" O yüzden mi bu burdasın Zoro" filozof bir iki saniye Daliye baktı ve öne döndü.
" Sayılır" dedi,hava kararmıştı. Karanlık çoğu pisliği gizlesede aydınlığa ulaşacağında ki kirliliği biliyordu,
Ve zaman çoğu şeyi değiştirsede geçmeyen acıları götürüyordu.
Dali el sallayarak gitti, filozofsa yine sessiz bir iç çekti. Gözünün önüne geçmişin bıraktığı perde inmişti yine. Kafasında dönen sesler sanki sokakta yankılanıyordu ayağı kalktı ve evine doğru yürüdü. Evine geldi kıyafetlerini değiştirip masanın üzerindeki kalemi eline aldı ,pek günlük sayılmazdı geçmişinden kesitler, buraya neden geldiğini anlatan sayfalar dolusu zamandan bir parçaydı. Kimliği değiştiği gibi tipi de değişmişti ve şu anda kimsenin tanıyamayacağı biri olmuştu. Masanın üzerinde evraklar ve gerçek kimliğini belli eden belgeler vardı, bilerek masanın üzerine bırakmıştı, kim olduğunu unutmamak için uzun uzun bakıyordu.
Bölüm etkileşimi
